T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1502
Karar No : 2025/857
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. ...
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5878, K:2023/7940 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/01/2021 tarih ve 31380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Bazı Alanların Yayla Alanı Olarak İlan Edilmelerine İlişkin Ekli Listede Tarih ve Sayıları Yazılı Bakanlar Kurulu Kararlarında Yer Alan Hükümlerin Yürürlükten Kaldırılmasına" ilişkin 3461 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5878, K:2023/7940 sayılı kararıyla;
Davacı Oda'nın dava açma ehliyeti bulunmadığı yolundaki Dairelerinin 24/11/2021 tarih ve E:2021/4463, K:2021/5631 sayılı kararının temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/06/2022 tarih ve E:2022/1493, K:2022/1989 sayılı kararıyla bozulması üzerine işin esasının incelendiği,
Anayasa'nın 169. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 1. fıkrasına yer verilip Devlet Ormanlarındaki Yayla Alanlarının Tespiti ve İdaresi Hakkında Yönetmelik’in 1. ve 2. maddesi ile 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendine atıf yapılarak,
Dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan düzenlemelerin, yayla alanlarının yerleşim yeri olarak kullanılmasından ileri gelen kanuni problemlerin (kaçak yapılaşma gibi) giderilmesi ve sosyal sorunların çözümlenmesi amacıyla getirildiği,
Davalı idarelerin savunmalarında, dava konusu yayla alanlarında sabit kıymetlere alınan bina ve tesisler hakkında kiralama talebi olmadığı, bu nedenle söz konusu bina ve tesislerin yıkılarak bu yayla alanlarının iptal edilmesi zarureti doğduğunun ifade edildiği; bu haliyle yayla alanlarının yerleşim yeri olarak kullanılmasından kaynaklanan tespit ve değerlendirmeler sonucu işlem tesis edildiği,
Öte yandan, 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre, dava konusu alanların yayla alanı olmaktan çıkartılması halinde Devlet ormanı vasıflarının değişmeyeceği, zira, Kanun uyarınca Devlet ormanlarındaki belirli şartları sağlayan yerlerin yayla alanı olarak ilan edildiği ve yayla alanı ilanının iptali halinde bu alanların asıl kullanım vasfını geri kazanacağı,
Bu durumda, gerek 6831 sayılı Kanun'un 17/1. maddesi gerekse anılan maddeye dayanılarak çıkartılan Yönetmelik doğrultusunda tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu, 6831 sayılı Kanun'a göre yayla alanı olarak ilan edilen yerlerin, yaylak olarak kullanılması ya da yılın belirli zamanlarında yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan yerlerden olması gerektiğinden, yayla alanı ilan edilen yerlerin bu vasıflarının iptal edilebilmesinin de usulde paralellik ilkesi gereğince ancak anılan şartların kaybı halinde mümkün olacağı, yayla alanı ilanının iptali için gerekli şartların oluşup oluşmadığının tespiti içinse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup Cumhurbaşkanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 27/12/2023 tarih ve E:2022/5878, K:2023/7940 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 17/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin 1. fıkrasında "Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır. Ancak, Devlet ormanlarında 31/12/2011 tarihinden önce toplu yerleşimin bulunduğu; yaylak ve otlak olarak kullanılan alanlar içindeki yerler ile yılın belirli dönemlerinde geleneksel yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan alanlar kullanım bütünlüğü de dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilir. Tespit edilen bu alanlardan uygun görülenler Cumhurbaşkanı kararı ile yayla alanı olarak ilan edilir. İlan edilen yayla alanlarında 31/12/2011 tarihinden evvel yapılmış, hakkında müsadere kararı bulunanlar da dâhil her türlü bina ve tesisler mevcut haliyle vaziyet planında gösterilerek Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetlerine alınır. Yayla alanlarında bulunan bina ve tesisler orman idaresi tarafından işletilir, işlettirilebilir veya kiraya verilebilir. Elde edilen gelirler Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesine gelir kaydedilir. Giderler ise Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesinden karşılanır. Bu alanlardaki bina ve tesislerin kullanıcıları orman idaresince tespit edilir, ilgili kaymakamlık ve muhtarlıklar vasıtasıyla bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içinde yapılan itirazlar bir ay içinde orman idaresinde mevcut bilgi ve belgelere göre, bunun mümkün olmaması hâlinde başvuru sahiplerinin elindeki bilgi ve belgelere göre sonuçlandırılarak ilgililere bildirilir. Kullanıcısı tespit edilen bina ve tesisler vaziyet planına göre kullanıcısına, tespit tarihinden itibaren bir yıl içinde talebi hâlinde rayiç bedel üzerinden 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kiraya verilebilir. Kullanıcıları tarafından kiralanmayan bina ve tesisler ise yıkılır. Kiralanan bina ve tesislere ilişkin, ilgili kurumlarca orman idaresine bildirilen eksikliklerin tamamlanması yönünde kiracıya tebligat yapılarak en geç bir yıl içinde eksikliğin giderilmesi istenir. Eksikliklerin giderilmemesi hâlinde yapılan kiralama işlemi iptal edilir. İlgili mevzuattan doğacak her türlü zarar ve hukuki sorumluluk kiracıya aittir. Yayla alanı olarak ilan edilen yerlerde orman idaresince nüfus yoğunluğu, yöresel ihtiyaç ve sosyal problemler dikkate alınarak gerekli her tür ve ölçekte planlar Orman Genel Müdürlüğünce yapılır veya yaptırılır. Yapılan bu planlar Orman ve Su İşleri Bakanlığınca onaylanır. Yayla alanlarında mevcut bina ve tesislerin kiralayan tarafından iki yıl içinde planlara uygun hale getirilmesi istenir. Uyumlu hale getirenlerin kira sözleşmeleri yenilenir. Aksi halde kira sözleşmesi iptal edilir. Yayla alanlarına ilişkin iş ve işlemler yönetmelikle belirlenir." hükmü bulunmaktadır.
Devlet Ormanlarındaki Yayla Alanlarının Tespiti ve İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde yayla alanının, Devlet ormanlarında toplu yerleşimin bulunduğu yaylak ve otlak olarak kullanılan alanlar içerisindeki yerler ile geleneksel yaylacılık alanlarından, Genel Müdürlük tarafından tespit edilerek uygun görülen ve Bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilen alanları ifade ettiği belirtilmiştir.
Mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, Devlet ormanı sınırları içerisinde toplu yerleşimin bulunduğu yerlerin, yaylak olarak kullanılması ya da yılın belirli zamanlarında yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan yerlerden olması halinde yayla alanı olarak ilan edilebileceği anlaşılmaktadır. Buradan hareketle, Devlet ormanındaki bir yerin yayla alanı olarak ilan edilebilmesi için belirli şartların gerçekleşmesinin gerektiği açıktır.
İdare Hukukunun temel prensiplerinden biri olan usulde paralellik ilkesi, bir idari işlemin geri alınmasının, kaldırılmasının ya da değiştirilmesinin, o işlemin tesisinde izlenen yönteme göre yapılması gerekliliğini ifade eden ve yargısal içtihatlarda da kabul gören bir ilkedir. Buna göre, bir işlem hangi yöntem ve süreç izlenerek yürürlüğe konuluyorsa, o işlemin geri alınması ya da değiştirilmesinin de, aynı yöntem ve sürece bağlı olması gerekmektedir.
Davalı idarelerce verilen savunmalarda, dava konusu yayla alanlarında sabit kıymetlere alınan bina ve tesisler hakkında kiralama talebi olmadığı, bu nedenle söz konusu bina ve tesislerin yıkılarak bu yayla alanlarının iptal edilmesi zarureti doğduğu, bununla beraber söz konusu alanların orman vasfı ile yayla olma özelliğinin ortadan kalkmadığı savunulmaktadır.
6831 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 17. maddesine göre, dava konusu alanların yayla alanı olmaktan çıkartılması halinde Devlet ormanı vasıflarının değişmeyeceği açıktır. Zira, Kanun uyarınca Devlet ormanlarındaki belirli şartları sağlayan yerlerin yayla alanı olarak ilan edildiği, yayla alanı ilanının iptali halinde bu alanların asıl kullanım vasfını geri kazanacağı tabiidir.
Bununla birlikte, Kanuna göre yayla alanı olarak ilan edilen yerlerin, yaylak olarak kullanılması ya da yılın belirli zamanlarında yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan yerlerden olması gerektiğinden, yayla alanı ilan edilen yerlerin bu vasıflarının iptal edilebilmesi de usulde paralellik ilkesi gereğince ancak anılan şartların kaybı halinde mümkün olacaktır.
Bu bakımdan, dava konusu yayla alanlarının halihazırda yaylak olarak kullanılıp kullanılmadığının ya da yılın belirli zamanlarında yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan yerlerden olup olmadığının tespit edilebilmesi, başka bir ifadeyle yayla alanı ilanının iptali için gerekli şartların oluşup oluşmadığının tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın, bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.