T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1629
Karar No : 2025/780
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Gübre Fabrikaları AŞ
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF : I-(DAVALI):... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
II-DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Sanayi Ticaret AŞ
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2019/10900, K:2023/6978 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 06/04/2017 tarih ve 30030 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2017/17 sayılı Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tescilli tüm ürünlerin" ibaresi ile 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tescilli tüm ürünlerini" ibaresinin, patlayıcı olmayan gübre çeşitleri yönünden iptali ile anılan Tebliğ uyarınca tesis edilen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2019/10900, K:2023/6978 sayılı kararıyla;
Usul yönünden:
2017/17 sayılı Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in 06/04/2017 tarih ve 30030 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bir yılı aşkın bir süre sonra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin tesis edildiği, Gübre Takip Sistemine ilişkin uygulamaya ise aşamalı olarak geçildiği, davacı adına Gübre Takip Sistemi gereğince ilk faturalandırmanın 01/08/2019 tarihinde gerçekleştirildiği, bu faturanın bireysel işlem kabul edilmek suretiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca altmış gün içinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazının yerinde görülmediği,
Esas yönünden:
2017/17 sayılı Tebliğ'in dava konusu ibarelerinin incelenmesi:
4703 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası (sonradan yürürlüğe girse de dava konusu düzenlemeleri destekler nitelikteki 2. fıkrası) ve 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri incelendiğinde; bitkisel üretimde girdi olarak kullanılan ve verimin artırılmasında önemli bir rolü bulunan, aynı zamanda içerikleri itibarıyla hayvan ve insan sağlığı ile doğrudan ilgili olan gübrenin uygunluğunu ve standartlarını belirleyip takip ve denetimini yapmak, süreç ve girdiler dahil olmak üzere bir bütün olarak bitkisel üretim ile ilgili bilgi sistemleri kurmak ve kullanılmasını sağlamak ile görevli bulunan davalı Bakanlığın, anılan konularda görevinin gereklerini yerine getirebilmek için idari düzenlemeler yapabileceğinde, bu kapsamda tebliğ ile Gübre Takip Sistemine ilişkin kurallar getirebileceğinde duraksama bulunmadığı,
Dava konusu Tebliğ ile getirilen Gübre Takip Sistemi ile piyasaya arz edilen belirli gübrelerin paketleme aşamasından son kullanıcıya kadar takibinin sağlanmasının amaçlandığı,
Tarımsal faaliyetlerde verimin artırılmasında önemli etkenler arasında yer alan gübrelerin, tarım dışı olarak el yapımı patlayıcı (EYP) yapımında da kullanıldığının bilindiği, bu açıdan Gübre Takip Sisteminin, gübrelerin el yapımı patlayıcı yapımında kullanılmasının önlenmesi ve böylece kamu güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesine ilişkin bir işlevi olduğu kadar tarımsal üretimde verimin artırılması bakımından da önemli bir işlevinin bulunduğu, tarımsal üretimde verimin artırılması için hangi tür gübrenin kullanılacağının toprak analizlerine göre belirlendiği, toprağın ihtiyacına göre doğru gübre kullanılmasının, böylece tarımsal üretimde verimin artırılmasının, gübre desteğinin amaca uygun olarak gerçekleştirilmesinin ve gübre üretim ve ithalatının doğru planlanabilmesinin Gübre Takip Sisteminden elde edilecek verilere dayanılarak yapılabileceği noktasında bir duraksama bulunmadığı,
Bu nedenle, tarım arazilerinden nitelik ve nicelik yönünden en üst düzeyde verim alınabilmesi, ayrıca el yapımı patlayıcıların kamu güvenliğine yönelik tehditlerinin engellenebilmesi bakımından, kamu idarelerince çok yönlü yapılan çalışmaların ardından davalı idarece oluşturulan Gübre Takip Sisteminin hazırlanmasında ve uygulanmasında tarımsal üretimde verimliliğin artırılması ve kamu güvenliğinin sağlanması yönünden kamu yararı bulunduğu sonucuna varıldığı,
Bu durumda, ilgili mevzuat kapsamında, Bakanlık yetkisi dahilinde, millî güvenlik, kamu sağlığı ve kamu yararı gözetilerek çıkarılan Tebliğ'de hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı,
Tebliğ uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin incelenmesi:
2017/17 sayılı Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in uygulanmasını gösteren ve anılan Tebliğ uyarınca tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemde de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı,
Nitekim, 06/04/2017 tarih ve 30030 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2017/17 sayılı Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in ve anılan Tebliğ uyarınca tesis edilen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan bir başka davada, Dairelerinin 08/10/2020 tarih ve E:2018/3874, K:2020/3574 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/01/2022 tarih ve E:2021/788, K:2022/229 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Tebliğ'in Anayasa ile koruma altına alınmış olan birçok hak ve hürriyete aykırı olduğu, hakkında henüz bilimsel bir kanıt olmayan silika türevi enkapsülasyon bileşenleri ve sentetik DNA’nın insan sağlığını tehdit etme riskinin mevcut olduğu, teknik düzenlemeleri yapacak olan kurumun usulüne uygun olarak belirlenmediği, takip sisteminin tüm gübre türlerini kapsamasının sistemin amacını aştığı, 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, Tebliğ ile belirlenmiş faaliyetler bakımından tek bir şirketin yetkilendirilmesinin haksız rekabet oluşturacağı, ticari faaliyet hakkının kısıtlanacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idare tarafından, Terörle Mücadele Yüksek Kurulunun 12/09/2007 tarihli toplantısında alınan kararla Bölücü Faaliyetlere Yönelik Eylem Planına "Patlayıcı Özellikli Gübrelerin Kontrolü" konulu 62 no'lu tedbir maddesi eklendiği, bu kapsamda Bakanlığa verilen görev çerçevesinde ilk olarak Nitrat Azotu İçeren Gübrelerin Kontrolü Genelgesi'nin (2008/3 sayılı) yayımlandığı, sonra buna yönelik proje hazırlansa da maliyet nedeniyle gerçekleştirilemediği, 2015 yılında artan terör olayları ve sonrasında yaşanan hendek operasyonları sürecinde, el yapımı patlayıcılarla mücadele ile ilgili olarak El Yapımı Patlayıcılarla Mücadele Kurulu oluşturulduğu ve etkin tedbirler alındığı, ayrıca 2008/3 sayılı Genelge'nin daha güçlü bir yasal zemine oturtulması için Nitrat Azotu İçeren Kimyevi Gübrelerin Satışı, Nakli ve Stok Bildirimlerinin Kontrolüne Dair Tebliğ'in yayımlandığı (2015/42), 2015 ve 2016 yıllarında Ankara ve İstanbul'da yaşanan terör olayları üzerine nitratlı gübrelerin tamamen yasaklanması kararı alındığı, El Yapımı Patlayıcılarla Mücadele Kurulu ve Devlet Denetleme Kurulunca da Gübre Takip Sistemi kurulması bakımından olumlu görüşlere yer verildiği, Başbakanlık tarafından hazırlanan eylem planı kapsamında, GTS kurulması görevinin kendilerine verildiği ve sonuç olarak dava konusu Tebliğ'in hazırlandığı, sadece nitratlı gübrelerin izlenmesi görevi değil, etkin gübre kullanımı ve kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla sistemin kurulması görevinin verildiği, mevzuat hükümleri doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu, sistemin çevreye ve insan sağlığına zarar vermediği, temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare yanında müdahil ... Havacılık Savunma Sanayi Ticaret AŞ tarafından, teknik düzenleme yetkisi ve yetkilendirme sürecinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Gübre Takip Sistemi kapsamında kullanılan DNA barkod teknolojisinin, gübrelerin izlenebilirliğini ve güvenliğini sağlamaya yönelik olarak geliştirildiği, gübrelerin paketleme aşamasında biyoteknolojik olarak uygulanan DNA barkod ile karekod/barkod etiketlerin eşleştirilmesinin, yalnızca güvenli ve izlenebilirliği artırma amacı taşıdığı, kar amacından önce milli menfaatlere uygun projeleri işletme ve bu projeleri ülkenin hizmetine sunmanın birinci öncelikleri olduğu, şirketin, dava konusu projeden ticari olarak zarar ettiği, hiçbir kamu kaynağı kullanılmadığı ve tüm maliyete kendilerinin katlandığı, her üreticinin tamamen kendi kontrolündeki GTS sipariş sistemi ile hangi üründen ve ne kadar üretecek ise ona bağlı olarak maliyetlerini görüp planlamasını yaptığı, üretim esnasındaki bütün kayıtların Tarım ve Orman Bakanlığı veri bankasına anlık olarak GTS üzerinden internet tabanlı olarak aktarıldığı, Bakanlığın onayından geçmemiş herhangi bir fiyatlandırma yapılmasının mümkün olmadığı, sentetik DNA'nın ülkemizde üretilen yerli ve milli bir ürün olduğu, sentetik DNA’nın insan sağlığına zararlı olmadığının da bilimsel olarak ispatlandığı, gübrelemenin amacının toprakta eksikliği tespit edilen bitki besin maddelerini toprağa ilave ederek, mümkün olduğu kadar yüksek bir bitkisel üretim ve kaliteli ürün elde etmek olduğu, yüksek verim ve kaliteli üretim için hangi bitki besin elementinin kullanılacağının net şekilde hesaplanmasının gerektiği, bu kapsamda yerli ve milli Gübre Takip Sistemi ile verimliliğin artacağı, toprak, bitki ve insan sağlığına verilen zararların önüne geçileceği, gübre takip sistemini sadece nitratlı gübreler bakımından ele almanın tarım alanındaki planlama ilkelerine ters düşeceği, Daire kararının hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 16/11/2023 tarih ve E:2019/10900, K:2023/6978 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 09/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.