T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1843
Karar No : 2025/833
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Polis memuru olarak görev yapan davacının, 2012 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı sonucuna göre yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu denetmen yardımcılığı yazılı ve sözlü sınavında başarılı olduğundan bahisle anılan göreve atanmak üzere muvafakat verilmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Mahkemelerinin davanın reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onaltıncı Dairesinin 07/10/2015 tarih ve E:2015/7026, K:2015/5966 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak,
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 24. maddesinde yer alan "nakil" ibaresinden, memurun başka kurumlarda durumuna uygun bir kadroya sınava tabi tutulmaksızın naklen atanmasının anlaşılması gerektiği, yarışma sınavı sonucuna bağlı olarak belli kadrolara ve sınava bağlı kariyer görevlere yapılması gereken nakillerin ek 24. maddede belirtilen "nakil" kavramı içinde değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla çalışanların belli bir yarışma sınavı sonucuna göre kurumların muvafakatlarıyla başka kurumlara naklen atanmalarına olanak bulunduğu,
Kamu hizmetinin bütünlüğü ve devamlılığı ilkesi gereğince kamu görevlilerinin özel koşullarına göre verimliliklerinin en yüksek olduğu ve hizmetlerinden en yüksek oranda yararlanılacak bir birimde çalıştırılmalarının kamu yararına uygun düşeceği, bu itibarla davacının yaptığı görev ile KPSS sonucunda aldığı puana dayalı olarak yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu denetmen yardımcılığına yerleştirilmesi üzerine atanacağı görevin nitelikleri dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2021/2432, K:2023/4433 sayılı kararıyla;
Lisans mezunu olarak kamu personeli seçme sınavında Bakanlıkça belirlenecek taban puanı almış olanlardan yönetmelikle belirlenecek şartları taşıyan ve sınavda başarılı olanların, 3201 sayılı Kanun'un ek 24. maddesi gereğince polis memuru olarak atandıktan sonra, altı yıl süreyle emniyet teşkilatında görev yapması gerektiği, bu süre boyunca lisans mezunu oldukları alan dahil olmak üzere başka bir kamu kurumuna naklen atanmalarına olanak bulunmadığı, anılan maddede, yarışma sınavı sonucuna bağlı olarak belli kadrolara ve yine sınava bağlı kariyer görevlere yapılan atamalar konusunda da herhangi bir istisnaya yer verilmediği,
3201 sayılı Kanun'un ek 24. maddesinin 5. fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yolu ile yapılan iptal başvurusunun, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2010 tarih ve 28157 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2011 tarih ve E:2010/25, K:2011/136 sayılı kararıyla reddedildiği,
Somut uyuşmazlıkta, ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ilk kararın Danıştay (kapatılan) Onaltıncı Dairesince, 3201 sayılı Kanun'un ek 24. maddesinin 5. fıkrası hükmünde yer alan "nakil" kavramı değerlendirilerek, çalışanların belli bir yarışma sınavı sonucuna göre kurumların muvafakatlarıyla başka kurumlara naklen atanmalarına olanak bulunduğu sonucuna varılıp dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu ve Mahkemece bozma kararına uyularak işlemin iptaline karar verildiği, bu kapsamda, bozma kararına uyularak verilen kararın temyizinde usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağının irdelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gerektiği,
Usuli kazanılmış hak ilkesinin, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun temyiz merciince değiştirilememesini ifade ettiği, bu ilkenin, bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmekle birlikte Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılmasının, söz konusu tarafın, bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı durumlar için geçerli olduğu, aksi durumda yargılama devam ederken, diğer tarafın ileri sürdüğü ya da resen tespit edilen delillerin, hukuk kurallarının ya da iddia ve savunmaların temyiz mercii tarafından değerlendirilmesine ve hükme esas alınmasına engel teşkil edebileceği, dolayısıyla, bir aşamadan sonra yargılanmanın taraflarından birinin diğerine göre zayıf duruma düşmesine yol açılmaması ve adil yargılanma ilkesine aykırı bir durum yaratılmaması gerektiği,
İçtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaz ise de, bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzer uyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gerektiği, aksi halde, aynı somut olay ve hukuksal durumdaki farklı kişilerce açılan davalarda birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması, başka bir anlatımla, aynı uyuşmazlıklar için, aynı temyiz yerince farklı kararlar verilmesinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine de ters düşeceği,
3201 sayılı Kanun'un ek 24. maddesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararlarının da, "polis meslek eğitim merkezindeki eğitimlerini tamamlayarak aday polis memuru olarak göreve başlayan davacıların, yukarıda anılan yasal düzenlemede yer verilen altı yıllık zorunlu süresini tamamlamadıklarından bahisle, yarışma sınavlarına bağlı olarak yerleştirildikleri kurumlara atanmalarına muvafakat verilmemesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." şeklindeki Danıştay İkinci Dairesi kararları doğrultusunda oluştuğu (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/02/2020 tarih ve E:2020/13, K:2020/56 sayılı kararı),
Bu durumda, polis meslek eğitim merkezindeki eğitimini tamamlayarak 17/07/2007 tarihinde aday polis memuru olarak göreve başlayan davacının, yukarıda anılan kanuni düzenlemede yer verilen altı yıllık zorunlu hizmet süresini tamamlamaması karşısında, Sosyal Güvenlik Kurumu denetmen yardımcılığına atanmasına muvafakat verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davada yargılama aşamalarında verilen kararlar hakkında bilgilere ve Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararı gerekçesinde yer bulan "usûli kazanılmış hak" müessesesine ilişkin tespitlere yer verildikten sonra, ilk bozma gerekçesine uygun olarak verilen karar herhangi bir kanun değişikliği veya kamu düzenini ilgilendiren bir husus olmaksızın tekrar bozulduğundan, olayda davacı lehine "usûli kazanılmış hak" oluştuğu ve bu kuralın uygulanma olanağının bulunmadığı istisnai durumların da söz konusu olmadığı anlaşıldığından, bozma kararına uyularak verilen kararın yeniden bozulmasının bu ilkeye aykırı olduğu sonucuna varılması nedeniyle işlemin iptaline ilişkin ilk kararda ısrar etmek gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki önceki kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 3201 sayılı Kanun'un ek 24. maddesinin gerekçesinde, emniyet teşkilatının artan polis ihtiyacının karşılanması amacıyla 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlara en az 6 ay polis meslek eğitimini verecek polis meslek eğitim merkezlerinin açılmasının, bu birimlerde polis meslek eğitimi verilecek adayların bir an önce emniyet teşkilatına kazandırılmasının ve emniyet teşkilatının personel ihtiyacının kısa süre içerisinde karşılanmasının amaçlandığının belirtildiği; Anayasa Mahkemesince maddenin 5. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verildiği; davacının tekrar muvafakat verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin bir başka yargı kararıyla iptal edilerek kesinleştiği; davacının işlem tarihinde emniyet teşkilatında altı yılını doldurmadığı; işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yukarıda "Yargılama Süreci" bölümünde özetlenen yargılamanın seyri dikkate alındığında görüleceği üzere, ... İdare Mahkemesinin davanın reddine ilişkin ilk kararı, o tarihte temyiz incelemesi ile görevli Danıştay Onaltıncı Dairesince esastan incelenmiş ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 24. maddesinde yer alan "nakil" kavramı değerlendirilerek, çalışanların belli bir yarışma sınavı sonucuna göre kurumlarının muvafakatlarıyla başka kurumlara naklen atanmalarına olanak bulunduğu sonucuna varılmış, davacının yaptığı görev ile KPSS sonucunda aldığı puana dayalı olarak yerleştirilmesi üzerine atanacağı görevin nitelikleri dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının temyiz istemi kabul edilerek, bozulmuştur.
Temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması hâlinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararda ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararda ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi hâlinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır.
Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal düzenlemeyle farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir.
İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır. Nitekim, 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." kuralına yer verilerek, bu husus kanun hükmü hâline getirilmiştir.
Bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yüksek yargı içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasının somut norm denetiminin yapıldığı Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararının "Anlam ve Kapsam" kısmında şu şekilde ifade edilmiştir:
"12. Bu itibarla kural, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun -söz konusu tarafın bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı sürece- temyiz merciince değiştirilememesini ifade etmektedir. Dolayısıyla kural, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen heyet oluşumunun değişmesi, heyetin görüş değiştirmesi ya da aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlaması gibi nedenlerle bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmektedir."
Bakılan uyuşmazlıkta ise, Danıştay İkinci Dairesi, Danıştay Onaltıncı Dairesince verilen ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararı, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlamak suretiyle, bu uyuşmazlıkta daha önce temyizen inceleme sonucu verilmiş bir karar yokmuş ve uyuşmazlık, ilk kez temyizen inceleniyormuşcasına değerlendirerek, aksi bir gerekçeyle bozmuştur.
Her ne kadar, Danıştay İkinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2021/2432, K:2023/4433 sayılı bozma kararında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer konudaki 24/02/2020 tarih ve E:2020/13, K:2020/56 sayılı bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkında kararına işaret edilmekteyse de; usûli kazanılmış hak ilkesinin, belirlilik ve öngörülebilirliği sağlamak, yargı kararlarına olan güveni ve bu kararlardan doğan haklı beklentileri korumak, davaların daha az giderle ve makul bir süre içinde kesin hükme bağlanmasını sağlamak suretiyle Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin gerekleri olan hukuki güvenliği ve kamu yararını gerçekleştirme şeklindeki meşru amacı gözetildiğinde; bu davada gelinen aşamada verilen karar ile işin esasına ilişkin olarak başka davalarda farklı yorumla verilen kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkındaki kararın aksi yolda olmasının, yargı kararlarındaki istikrarı bozucu bir etkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda, ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onaltıncı Dairesinin 07/10/2015 tarih ve E:2015/7026, K:2015/5966 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın yeniden bozulmasına ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2021/2432, K:2023/4433 sayılı kararı, usûli kazanılmış hak ilkesiyle sağlanmaya çalışılan amaca aykırı olması nedeniyle usule uygun bulunmadığından, anılan karara uyulmayarak Mahkemece dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ve temyizen incelenen ısrar kararı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Usûli müktesep hak ilkesine göre, temyiz incelemesi sonucunda bir mahkeme kararı işin esasına ilişkin olarak bozulduğunda, mahkemenin ilk kararda ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi hâlinde, temyiz merciinin bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemesi gerekmekle birlikte; mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usuli müktesep hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta ise; Danıştay İkinci Dairesi, Danıştay Onaltıncı Dairesince verilen ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararı, konu ile ilgili olarak verilen, Kurulumuzun 24/02/2020 tarih ve E:2020/13, K:2020/56 sayılı bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkında kararına da yollama yapmak suretiyle, bu husustaki yargı içtihadını esas almak suretiyle inceleyerek bozmuştur.
Bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkında verilen kararların kesin oluşu ve yargı yerlerine yol gösterici mahiyeti bulunması sebebiyle maddi olayda bu kararın usûli müktesep hak ilkesinin bir istisnası olarak kabulü gerektiğinden, davacı lehine oluşmuş bir usûli müktesep haktan söz edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay İkinci Dairesinin 03/10/2023 tarih ve E:2021/2432, K:2023/4433 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.