T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2024
Karar No : 2024/3136
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2021/416, K:2023/6669 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığının aile hekimliği uzmanlarının özel tıp merkezlerinin acil ünitelerinde çalışamayacakları yolundaki... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in 11/07/2013 tarih ve 28704 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik Ek-5’in III. fıkrasında yer alan "klinik olmayan uzmanlık dallarından" ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2021/416, K:2023/6669 sayılı kararıyla; Dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 26/09/2018 tarih ve E:2017/609, K:2018/6467 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2020 tarih ve E:2019/718, K:2017/1734 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak işin gereğinin görüşüldüğü,
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. ve 9. maddelerine atıfta bulunularak,
Dava konusu Yönetmelik kuralı ile, Yönetmelik kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunun acil ünitesinde en az ne kadar sayıda ve hangi hekimlerle (pratisyen veya uzmanlık dalları itibarıyla) faaliyette bulunabileceğinin düzenlendiği, buna göre dava konusu düzenlemede yer almayan uzmanlık dallarındaki hekimlerin sağlık kuruluşlarının acil ünitelerinde çalışamayacağı sonucunu doğurmadığı,
Öte yandan, özel sağlık kuruluşlarında acil ünitelerinde bulunması gereken asgari hekim sayısı düzenlenirken, idarenin yargı kararıyla aile hekimliği uzmanlık dalına da yer vermeye zorlanmasının hukuken mümkün olmadığı,
Diğer yandan, davalı idarenin dosya kapsamında yer alan savunmalarında belirtildiği üzere, ülkemizin tamamında sürekli, eşit ve verimli sağlık hizmeti sunumunu sağlayacak düzeyde yeterli uzman hekimin bulunmaması nedeniyle, sağlık hizmetinin mevcut hekimlerle verimli şekilde sunulması ve etkin bir genel sağlık sigortasının uygulanabilmesi için aile hekimliği uygulamasına geçilmesinin zorunlu olması nedeniyle, aile hekimlerinin özellikle ve öncelikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde istihdamının gerektiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, aile hekimi uzmanlarının asıl ve öncelikli istihdam sahası olan aile hekimliği sistemine kanalize olması gerektiği, bu yönüyle de dava konusu düzenlemede ve bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu değişiklik öncesi aile hekimlerinin özel sağlık kuruluşlarının acil ünitelerinde çalışabildikleri, ancak değişiklikle birlikte bu olanağın hukuka aykırı biçimde ellerinden alındığı, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde benzer düzenlemeye karşı açılan davada, yürütmenin durdurulması kararı verildiği, bu karara istinaden aile hekimliği uzmanlarının özel hastanelerde çalışabildiği, ancak, özel sağlık kuruluşlarının acil ünitelerinde çalışmalarının mümkün olmadığı, aile hekimleri uzmanlarının temel tıp eğitiminden sonra üç yıllık uzmanlık eğitimi aldıkları, acil servis ünitelerinde çalışabilecek eğitim, bilgi, tecrübe ve donanıma sahip oldukları, çalışma özgürlüğünün anayasal bir hak olduğundan, bu hakkın yönetmelik ile engellenemeyeceği, ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2020 tarih ve E:2019/718, K:2020/1734 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 08/11/2023 tarih ve E:2021/416, K:2023/6669 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.