T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2409
Karar No : 2024/3137
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 14/11/2023 tarih ve E:2021/1486, K:2023/6833 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin; 14. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan ''oy birliği'' ibaresi ile 5. fıkrasının son cümlesinin, 24. maddesinin 8. ve 9. fıkralarının ve 26. maddesinin 6. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 14/11/2023 tarih ve E:2021/1486, K:2023/6833 sayılı kararıyla; Dava konusu düzenlemelerin iptali yolunda verilen Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 27/11/2018 tarih ve E:2017/936, K:2018/7865 sayılı kararının Yönetmeliğin 26. maddesinin 6. fıkrasının iptaline ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2020 tarih ve E:2019/741, K:2020/2066 sayılı kararıyla bozulması, dava konusu diğer kısımları yönünden onanması üzerine, bozma kararına uyularak işin gereğinin görüşüldüğü,5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. ve 97. maddelerine atıfta bulunularak,Davalı idarenin, fatura denetimi konusunda kriterler koymak, alternatif geri ödeme modelleri oluşturmak, bu konularda tespit ve denetimler yapmak veya yaptırmak hususunda yetkili olduğu,
5510 sayılı Kanun'un 103. maddesinin 3. fıkrasında, Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayıyla altı ayı geçmemek üzere, inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesi, tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak durdurulabileceği, altı aylık süre içinde inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise durdurma kararının kendiliğinden kalkacağı ve bu tarihten itibaren muaccel olan alacakların ödenmeye devam olunacağı, altı aylık süre sonuna kadar ödemesi durdurulan alacaklar ise inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ödenmeyeceği, ancak, sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel olan alacaklarının her biri için 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının 2. ve 3. bentlerinde sayılanlar kapsamında teminat verilmesi hâlinde durdurma kararının bu kararı uygulayan Kurum ünitesi tarafından kaldırılacağı ve Kurum nezdindeki alacakların ödeneceğinin düzenlendiği,
08/03/2017 tarih ve 30001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesinde, Kuruma iletilen şikâyet ve ihbar sonucu yapılan denetimler ile Kurum tarafından yapılan planlı denetim, inceleme ve soruşturmalar doğrultusunda, sağlık hizmeti sunucularının mevzuata aykırı fiil ve eylemlerinin tespit edilmesi halinde, konunun ilgili sağlık hizmeti sunucusu hakkında karar alınmak üzere Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna iletileceği, Yönetmeliğin 26. maddesinde ise, Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonunun oluşumu, toplanma ve karar alma nisabı ile alınan kararlara karşı başvurulacak itiraz yoluna ilişkin hususların düzenlendiği ve dava konusu altıncı fıkra ile de, ödemesi durdurulacak tutarın üst sınırının, her bir ay için aylık fatura tutarının %80'ini geçmeyecek şekilde komisyon tarafından belirleneceği kuralına yer verildiği,
Buna göre, Kurum müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, sağlık hizmeti sunucusunun, Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesinin durdurulabileceği ve bahse konu durdurma yetkisinin, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı ile, altı ayı geçmemek üzere inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ve tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak kullanılabileceğinin açık olduğu,
Yönetmeliğin 26. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan düzenleme ile Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna verilen yetkinin, sağlık hizmeti sunucularının Kurum nezdindeki alacaklarının ödenmesinin durdurulmasına ilişkin değil, 5510 sayılı Kanun'un 103. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı ile durdurulacak ödemelerin üst sınırının belirlenmesine ilişkin bir yetki olduğu,
Dolayısıyla, 5510 sayılı Kanun'un 103. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen komisyona verilen, sağlık hizmeti sunucularının, Kurum nezdindeki alacaklarının durdurulması yetkisinin, dava konusu düzenleme ile Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna verildiğinin kabulüne imkan bulunmadığı,
5510 sayılı Kanun'un 73. maddesinin onikinci fıkrası ile fatura denetimi konusunda kriterler koymak, alternatif geri ödeme modelleri oluşturmak, bu konularda tespitler ve denetimler yapmak veya yaptırmak hususunda yetkili kılınan davalı idarenin, sağlık hizmeti sunucularının, Kurum nezdinde bulunan ve ödemesi durdurulacak alacaklarının üst sınırını belirleme yetkisinin bulunduğu ve bu yetkisini de Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonu eliyle kullanabileceği sonucuna varıldığından dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin 5510 sayılı Kanun ile üst hukuk normlarına aykırı olduğu, mülkiyet hakkını ihlal ettiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/11/2020 tarih ve E:2019/741, K:2020/2066 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 14/11/2023 tarih ve E:2021/1486, K:2023/6833 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.