T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2675
Karar No : 2025/105
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI):...
VEKİLİ: Av. ...
2-(DAVALI): ...Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/3110 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından; 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin 30. maddesinin üçüncü fıkrasının, 33. maddesinin birinci, ikinci, dördüncü, beşinci ve sekizinci fıkralarının, geçici 9. maddesinde yer alan "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla..." ve "aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre yazılı sınavdan başarılı sayılanlar bu yazılı sınav notu geçerli olmak üzere..." ibarelerinin; vergi müfettişliği yeterlik sınavının yazılı aşamasında başarılı olmasının ardından katıldığı, 14 Ekim - 13 Aralık 2019 tarihleri arasında yapılan sözlü aşamasında aldığı puan sonucuna göre, yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin, dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin ise iptaline, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek, davacı tarafından yatırılan 390,70-TL yargılama giderinin yarısı olan 195,35-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 195,35-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yatırılan 24,00-TL yargılama giderinin yarısı olan 12,00-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 12,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 9.500,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine dair verdiği 14/12/2022 tarih ve E:2020/738, K:2022/6468 sayılı kararın iptale ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2023 tarih ve E:2023/758, K:2023/2066 sayılı kararı ile bozulması üzerine, Danıştay İkinci Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/3110 sayılı kararıyla anılan bozma kararına uyularak;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesinde, söz konusu Kanun'a hâkim olan temel ilkelere yer verildiği; bu ilkelerin ise, sınıflandırma, kariyer ve liyakat olarak belirtildiği, anılan Kanun'da, liyakat ilkesinin, kamu hizmetlerine girmede, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmede ve göreve son vermede liyakat sistemine dayanılması, işin ehline verilmesi ve bu sistemin eşit olarak tüm Devlet memurlarına uygulanmasını sağlamak olarak ifade edildiği,
Kamu görevine girme ve yükselmede liyakat ilkesi çerçevesinde, mevzuatımızda genel olarak yazılı sınavların yanında sözlü ve/veya mülakat sınavlarına da yer verildiği, görsel, işitsel ve anlık gözlemlere yönelik değerlendirmeler içeren sözlü ve/veya mülakat sınavlarının da objektif nitelikte olmasının zorunlu olduğu,
Diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi, sözlü sınav işlemlerinin de, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğunun denetiminin yapılmasının gerektiği,
Ancak, niteliği itibarıyla (görsel, işitsel ve anlık duruma ilişkin tespitler içermesi) sözlü sınav ve mülakatların objektifliğine ilişkin yargısal denetimin bilirkişi incelemesi gibi metodlarla yeniden değerlendirilmesini imkansız kıldığı,
İdari işlemlerin hukuka uygun olduklarına dair bir yargı kararına gereksinim duymadan hukuka uygun kabul edilerek ilgililer üzerinde hukukî sonuç doğurması olarak tanımlanabilen “hukuka uygunluk karinesi”ne göre, idarenin yaptığı işlemlerin -bu bağlamda sözlü ve mülakat değerlendirmelerin de- aksi kanıtlanıncaya kadar hukuka uygun kabul edileceği,
Sözlü sınavların yargısal denetimine ilişkin olarak; Kurulumuzca, adayların girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiği, bu durumun sözlü sınavın nesnelliği ve yargısal denetimin gerçekleştirilmesini sağlayacağının içtihat olarak benimsendiği,
Diğer taraftan, davacının vergi müfettiş yardımcılığına giriş aşamasında başarılı olarak vergi müfettiş yardımcısı olarak atanmasından sonra, yardımcılık sürecindeki çeşitli değerlendirmelerden almış olduğu notların davacıya yalnızca yeterlik sınavına girme hakkı verdiği, söz konusu değerlendirmelerden alınan olumlu notların doğrudan yeterlik sınavında verilecek notların değerlendirmesinde bir karine olarak esas alınamayacağı ve yeterlik sınavında verilen notları hukuken sakatlamayacağı; zira, aksi yorumun giriş sınavlarında ve vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yaptığı süreçteki -yeterlik sınavı öncesi- bir takım değerlendirmelerde başarılı olan tüm vergi müfettiş yardımcılarının doğrudan mesleğe kabullerini gerektireceği; bunun ise, müfettiş yardımcılarının, yardımcılık/yetişme sürecinden sonra müfettişliğe atanabilmeleri için öngörülen "yeterlik" sınavlarının getirilmesindeki amaç ile bağdaşmayacağı,
Somut olayda, davacının da katıldığı yeterlik sözlü sınavı öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlandığı ve tutanağa bağlandığı, her adaya sorulan soruların kayda geçirildiği ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterildiği, yeterlik sözlü sınavının objektif bir şekilde gerçekleştirilmediğine yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının, vergi müfettişliği yeterlik sınavının sözlü/mülakat aşamasında aldığı puan sonucuna göre yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
gerekçesiyle, bireysel işlemin iptali istemi hakkında davanın reddine, dava; kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından yatırılan 440,70-TL yargılama giderinin yarısı olan 220,35-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 220,35-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yatırılan 44,00-TL yargılama giderinin yarısı olan 22,00-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 22,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, bakılan davanın kesinleşen kısmı için davacı ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, komisyon üyelerinin takdir ettiği notların objektif olmadığı; yeterlik sınavının sözlü aşamasında sorulacak soruların tamamının önceden hazırlanmadığı; sınava iştirak eden kurul üyelerinin isimlerinin sınav tutanağında yer almadığı, sadece paraflarının yer aldığı; sınavın objektif ve nesnel nitelikten ve hukuki denetime elverişlilik unsurundan yoksun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacıya ilk karar uyarınca ödenen yargılama gideri ile vekalet ücretinin iadesinin gerektiği, idareleri aleyhine yargılama giderine hükmedildiğinden, Daire kararının yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının esasa ilişkin temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2023 tarih ve E:2023/758, K:2023/2066 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Davalı idarenin yargılama gideri ile vekalet ücretine yönelik temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Danıştay İkinci Dairesinin, dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığı, bireysel işlemin ise iptali yolunda verdiği 14/12/2022 tarih ve E:2020/738, K:2022/6468 sayılı kararın, iptale ilişkin kısmına karşı davalı idarece temyiz isteminde bulunulması üzerine karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş; iptale ilişkin kısmı ise, Kurulumuzun 25/10/2023 tarih ve E:2023/758, K:2023/2066 sayılı kararı ile bozulmuş, Dairece anılan bozma kararına uyularak verilen temyize konu karar ile de bireysel işlem yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dairenin 14/12/2022 tarihli kararının temyiz edilmeden kesinleşen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmında, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek bu kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedildiği; dolayısıyla karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın bu kısım yönünden davanın reddi anlamına gelen bir karar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararının "Karar Sonucu" bölümünün ikinci sırasında, "dava; kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından yatırılan 440,70-TL yargılama giderinin yarısı olan 220,35-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 220,35-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yatırılan 44,00-TL yargılama giderinin yarısı olan 22,00-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 22,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine", üçüncü sırasında ise "Bakılan davanın kesinleşen kısmı için davacı ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine" yönelik hüküm kurulmuştur.
Daire kararının temyiz edilmeksizin kesinleşen ve davanın reddi anlamındaki karar verilmesine yer olmadığı kısmı yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedildiği, Dairece bireysel işlem yönünden bozmaya uyularak davanın reddine karar verildiği dikkate alındığında, sonuç olarak davanın tamamının davacı aleyhine sonuçlandığının kabulü ile yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılması ve iptale ilişkin kısmın bozulması ve bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi sebebiyle, bu davada davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine olanak bulunmamaktadır.
Daire kararının aksine, ortada "davanın kesinleşen kısmı için davacı lehine hükmedilen" bir vekalet ücreti de bulunmamaktadır. Dairenin 14/12/2022 tarihli kararının iptale ilişkin kısmı ve buna bağlı olarak iptal kararı dolayısıyla davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti Kurulumuzun 25/10/2023 tarihli kararıyla bozulmuştur.
Bu durumda, temyize konu Daire kararının "Karar Sonucu" bölümünün ikinci sırasının "Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına;" şeklinde, üçüncü sırasında yer alan "Bakılan davanın kesinleşen kısmı için davacı ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine" ifadesinin ise, "Bakılan davada daha önce davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden ve bu kısım kesinleştiğinden bu aşamada davalı idare lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine;" şeklinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle bireysel işlem yönünden reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/3110 sayılı kararının, temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Daire kararının, "Karar Sonucu" bölümünün ikinci sırasının "Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına;" üçüncü sırasının "Bakılan davada daha önce davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden ve bu kısım kesinleştiğinden bu aşamada davalı idare lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine;" şeklinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca düzeltilerek ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 27/01/2025 tarihinde, davacı istemi yönünden oybirliği, davalı istemi yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, temyize konu Daire kararının davalı idare aleyhine hükmolunan yargılama giderlerine ilişkin kısmı anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, konu hakkında davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay İkinci Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Uyuşmazlıkta ilk olarak, Danıştay İkinci Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2020/738, K:2022/6468 sayılı kararıyla, dava konusu düzenleme yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlemin ise iptaline, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükümleri yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek, davacı tarafından yatırılan 390,70-TL yargılama giderinin yarısı olan 195,35-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 195,35-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yatırılan 24,00-TL yargılama giderinin yarısı olan 12,00-TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan 12,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 9.500,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. Anılan kararın bireysel işlem yönünden verilen iptale ilişkin kısmının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2023 tarih ve E:2023/758, K:2023/2066 sayılı kararıyla iptale ilişkin kısmın bozulmasına karar verilmiş, sonrasında, Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/3110 sayılı kararıyla bozulan kısım yönünden, bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum, bakılan davanın nihayetinde, 22/05/2024 tarihinde tümüyle davalı idarenin lehine sonuçlandığı görülmektedir. Her ne kadar davalı idareye 2022 yılı Tarifesine göre 9.500,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; 2024 yılında davalı idare lehine verilen karardan dolayı, vekilin emeğinin bu tarihe kadar devam ettiği hususu da göz önüne alındığında, mükerrerliğe yol açmayacak şekilde, ilk kararın verildiği 14/12/2022 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile son kararın verildiği 22/05/2024 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen tutarlar arasındaki farkın davalı idare vekiline ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, temyize konu Daire kararının, davalı idare lehine fark vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.