T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/350
Karar No : 2024/3130
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-... Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ: Av....
2-... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/3188, K:2023/4092 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabililim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, Fakülte Yönetim Kurulunda boşalan profesör temsilciliği için yaptığı adaylık başvurusunun, hekimlik mesleğini serbest olarak icra ettiğinden bahisle kabul edilmemesine ilişkin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığının ... tarih ve ...-... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun... tarih ve ... oturum sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/09/2023 tarih ve E:2023/3188, K:2023/4092 sayılı kararıyla;
Dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen Danıştay Sekizinci Dairesinin 10/03/2022 tarih ve E:2017/7162, K:2022/1544 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2023 tarih ve E:2022/2155, K:2023/299 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak işin gereğinin görüşüldüğü,
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kısmi ve tam zamanlı çalışma esasına göre belirlendiği, bunlardan profesör ve doçent olanların kısmi statüde çalışabilmelerine olanak sağlanmışken, söz konusu maddede 30/01/2010 tarih ve 27478 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5947 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerle, profesör ve doçentlerin kısmi statüde çalışmalarına son verildiği, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının tamamının üniversitelerde devamlı statüde çalışmalarının öngörüldüğü, ancak Anayasa Mahkemesinin 16/07/2010 tarih ve E:2010/29, K:2010/90 sayılı kararı ile bu düzenlemelerin bir kısmı iptal edilmiş, böylece tam zamanlı olarak çalışan öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında olmak kaydıyla, istedikleri takdirde, serbest meslek faaliyetinde bulunmaları veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün hale geldiği,
Anılan karar üzerine, öğretim üyelerinin kendilerine özgü konumları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından, 26/08/2011 tarih ve 28037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni bir düzenleme yapıldığı, bu düzenleme ile öğretim elemanlarının 657 sayılı Kanun'un 28. maddesi hükmüne tabi oldukları kuralına yer verildiği, bununla birlikte öğretim üyeleri açısından ayrıksı bir düzenleme yapılarak, öğretim üyelerine Kanunda belirtilen şartları sağlamaları koşuluyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilme ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilme imkânı getirildiği ve bu kişilerin belli idari görevlerde bulunmalarının yasaklandığı, ancak bu kuralın da, yukarıda belirtildiği üzere Yetki Kanunu kapsamında olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği,
Son olarak, kanun koyucu tarafından, 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar dışında, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları ve belirli idari görevlerde bulunmalarının yeniden yasaklandığı ve bu kuralın Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygun bulunduğu,
Diğer taraftan, aynı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 64. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verildiği ve bu maddenin de Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile iptal edildiği,
Anılan kararda yer verilen gerekçeler dikkate alındığında; Geçici 64. maddenin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihinden önce, mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları çerçevesinde oluşan hukuki durumun müsaade etmesi sebebiyle ve yargı kararlarına güvenerek halihazırda mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinde, var olan durumun devam edeceğine dair beklenti ve kanaat oluştuğu, bu beklentinin, mevzuatta oluşan belirsiz durumlar nedeniyle öğretim üyelerinde, faaliyetlerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin korunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğu, dolayısıyla 18/01/2014 tarihi itibarıyla usulüne uygun olarak muayenehane işletmekte olan veya özel sağlık kuruluşunda çalışmak suretiyle serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin haklı beklentileri korunarak faaliyetlerine devam edebilecekleri,
Yukarıda aktarılan süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 2547 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca öğretim üyelerinin 36. maddenin 6 ve 7. fıkralarında sayılan şekilde özel hastanelerde veya vakıf üniversitesi hastanelerinde görev icra edebileceği, bunun dışında -Geçici 64. maddeden kaynaklanan ayrıksı durum haricinde- mesai saatleri dışında muayenehane faaliyeti yürütmek suretiyle serbest meslek icra edemeyecekleri sonucuna varıldığı,
Kanun koyucunun Kanun'un 36. maddesinde, öğretim üyelerinin hangi şartlarda mesai saatleri dışında çalıştırılabileceğini açıkça hükme bağladığı, muayenehane faaliyetinin bu çalışmalar arasında sayılmadığı, aksine 657 sayılı Kanun'un 28. maddesine atıfla yasaklandığı,
Bu haliyle, rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, ana bilim ve bilim dalı başkanı ve başhekim gibi idari görevlerin niteliği, ehemmiyeti, bu görevler için ihtiyaç duyulacak mesai, zaman gibi faktörler dikkate alındığında; tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarından profesör ve doçent kadrosunda görev yapıp sözleşme ile özel hastahane veya vakıf üniversitesi hastanesinde çalışanlara idari görev verilmeyeceği kuralının mesai saatleri dışında mesleğini serbest icra edecek olan ilgililer yönünden evleviyetle uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinin 7. fıkrasında, mesai saatleri dışında ilgili maddenin getirdiği koşullar kapsamında özel hastaneler veya vakıf üniversiteleri hastanelerinde çalıştırılmasına olanak tanınan öğretim üyelerinin 6. fıkrada sayılan idari görevlerde bulunamayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemede mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerine yönelik bir kısıtlama getirilmediği, kendisinin de serbest meslek faaliyetinde bulunmayan hekimler gibi tam gün çalıştırıldığı, bu nedenle tüm özlük haklarından yararlandırılması gerektiği, aksi uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2023 tarih ve E:2022/2155, K:2023/299 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/09/2023 tarih ve E:2023/3188, K:2023/4092 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.