T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/512
Karar No : 2025/834
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri Yrd. ...
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2021/2096, K:2023/4260 sayılı kararının, esas, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönlerinden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2015 yılı rütbe terfi sözlü sınavında davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme dayanılarak terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin ve bu sınavın dayanağı olan 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 28. maddesinin 2 ve 3. fıkralarının; 29. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan ''sözlü sınavda en az elli puan almış olmak kaydıyla,'' ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2021/2096, K:2023/4260 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6. maddesinin 5. fıkrasında yer alan konu ile ilgili kural aktarılarak,
Dosyada, posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle 110,00 TL posta ücretinin tamamlanması gerektiği hususunun 14/07/2020 tarihinde tebliğ edilen 08/07/2020 tarihli yazı ile davacı vekiline bildirildiği halde noksanlığın süresinde tamamlanmadığı, 14/03/2021 tarihinde tebliğ edilen 08/03/2021 tarihli yazı ile bildirimin tekrarlandığı, ancak otuz gün içinde belirtilen noksanlığın davacı tarafından giderilmemesi üzerine Dairelerinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/2096 sayılı kararıyla dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilerek kararın tebliğinden başlayan üç ay içinde noksanı tamamlanmak suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun 06/03/2023 tarihinde davacıya tebliğ edilmesine rağmen eksikliğin tamamlanmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, esas, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönlerinden hukuka uygun olmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalılardan Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmakta olup diğer davalılarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4. maddesinde, "Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir." hükmü yer almakta olup Kanun'un 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; 48. maddesinin 3. fıkrasında, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4. maddede belirtilen mercilere verileceği, 7. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığının anlaşılması halinde, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesince veya kurulunca, temyiz isteminin reddine kesin olarak karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 8. maddesinde ise, bu Kanun'da yazılı sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, ancak, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Aktarılan hükümlere göre, temyiz istemi için öngörülen otuz günlük sürenin hesabında, temyiz dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 48/3. maddesinde bahsedilen mercilerin kaydına girdiği tarihin dikkate alınması gerektiği, dilekçelerin postayla gönderilmesi durumunda, PTT'ye evrak teslim tarihi esas alınarak süre hesabı yapılmasının olanaklı olmadığı değerlendirilmiştir.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, temyiz edilen kararın bizzat davacı imzasına 16/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, otuz günlük kanuni temyiz süresi içerisinde en geç, 16/12/2023 tarihinin tatil günü olan Cumartesi gününe rastlaması sebebiyle bu günü izleyen çalışma günü olan Pazartesi gününe isabet eden 18/12/2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, bu tarih geçirildikten sonra 22/12/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine,
2. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
3. Kesin olarak, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
X- Davacı, temyiz dilekçesini 2577 sayılı Kanun'da öngörülen yerlere süresi içerisinde vermemiş, Kanun'da belirtilmeyen PTT'ye ise 18/12/2023 tarihinde temyiz süresi içerisinde vermiştir.
Uyuşmazlıkta, otuz günlük hak düşürücü süreden dolayı davacının temyiz yani mahkemeye başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Temyiz dilekçesi 2577 sayılı Kanun ile öngörülen yerlere verilmemiş olsa da, sonuçta dilekçenin Danıştay'a verilmek üzere kamusal kimliği belirgin olan PTT'ye süresinde verildiği ve PTT aracılığı ile gönderilen dilekçenin mahkemelerce de kabul edildiği hususları dikkate alındığında dilekçenin süresinde verilmiş olduğunun kabulü; hakkaniyet ve Anayasa'nın 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1. maddesi gereklerinden olmaktadır.
Kaldı ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 28/10/1998 tarih ve 28090/95 başvuru numaralı Perez De Rada Cavanilles/İspanya kararının 43-50 paragraflarında da benzer görüşe yer verilmiştir.
Açıklanan gerekçe ile davacının temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle reddine dair karara katılmıyorum.