T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/53
Karar No : 2024/67
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 23/02/2024 tarih ve E:2024/21, K:2024/21 sayılı kararıyla;
Davacı ... Derneği vekili Av.... tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 06/09/2023 tarih ve E:2023/2504, K:2023/2306 sayılı kararı ile Bursa Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 19/04/2023 tarih ve E:2023/651, K:2023/571 sayılı ve Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 12/04/2022 tarih ve E:2022/489, K:2022/366 sayılı kararları arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle,
Aykırılığın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi ...'ün açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve kanuni düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'a 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile eklenen 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, "Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek" bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 5. fıkrasında ise, dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemlerin, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletileceği; ilgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verileceği; aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddenin gerekçesinde de, bölge idare mahkemesi dairelerinin benzer konularda birbiriyle çelişen kararlar vermesini önlemek amacıyla bu tür kararların Danıştay Başkanlığına gönderilmesinin sağlanması konusunda bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevlendirildiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, yukarıda yer verilen Kanun metni ve gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amacın, benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında süregelen aykırılıkların giderilmesi suretiyle kararlardaki hukukî istikrarın sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.
İncelemeye konu başvuruda giderilmesi istenen aykırılığın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı ile Bursa Bölge İdare Mahkemesi ve Samsun Bölge İdare Mahkemesi kararları arasında ortaya çıktığı ve ...Derneğinin üniversitelerin ... alanlarına ilişkin öğretim üyesi alımı ilanlarının iptali istemiyle dava açmakta menfaatinin ve dolayısıyla ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davalarının, idari dava türlerinden birisi olduğu kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, bir iptal davası açıldığında, dava dilekçesi, diğer yönlerin yanında "ehliyet" yönünden de ilk incelemeye tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin bulunmasıdır.
Danıştayın istikrarlı kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü için, idari işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması, davacının bu davada subjektif ehliyetinin bulunduğu sonucunu doğurmaktadır.
İsteme konu kararlar göz önüne alındığında, menfaat ihlalinin "kişiselliği" üzerinde durulması zorunlu görülmüştür.
Kişisel menfaat ihlaline ilişkin Danıştay kararlarına bakıldığında ise, kararların, olayın ve davanın nitelik ve özelliğine göre farklılıklar gösterdiği gözlemlenmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının, kiracıların, belde sakinlerinin, derneklerin, sendikaların, meslek kuruluşlarının dava açma ehliyetleri ve menfaatleri yönünden yapılan yargısal yorumlar; davanın konusu, davacının bu konu karşısındaki durumu ile birlikte iptal davasının niteliği de göz önünde bulundurularak zaman içinde değişen bir seyir izlemiştir.
Bu bağlamda, aykırılığın giderilmesi müessesesinin amacı da dikkate alındığında, kişisel menfaat ihlali kavramının aykırılığa konu dosyalarda kategorik yahut ilkesel olarak değerlendirilmeye elverişli olmadığı, idari yargı makamınca, her bir dosya özelinde değerlendirme yapılması gerektiği müşahede edilmektedir.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlarda, davacı aynı Dernek ve işlemler öğretim üyesi alım ilanları ise de, her bir ilanda ve olayda, işlemlerin içerikleri, ilanların öngördüğü eğitim durumu, çalışma alanları gibi şartlar, alımın yapılmasının planlandığı alanlar, ilanın yapıldığı üniversitenin kadro ihtiyacı, davacı Derneğin üyelerinin bireysel menfaati ve ilana müracaat edip etmedikleri, dosyalar bağlamındaki iddiaları, ilan karşısındaki durumu ve bunun gibi parametreler, netice itibarıyla işlemle davacı arasındaki ilgi ve bunun sonucu olarak dosyalardaki bilgiler ve değerlendirmeler her uyuşmazlıkta birbirinden farklı olduğundan, davacı Derneğin menfaatinin ve ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda her olayın ayrı bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmekte ve her dosya kendine özgü bir nitelik taşımaktadır.
Bu itibarla, aralarında aykırılık olduğu öne sürülen kararlara konu olan dava konusu işlemlerin ve davacı Derneğin bu işlemlerle kişisel menfaat ilgisinin her bir dosya açısından ayrı ayrı irdelenip değerlendirilmesi gerektiğinden ve bu işlemlerin konusunu teşkil eden ilanlar ile davacı Derneğin menfaat ilgisi her bir dosyada farklı olduğundan, aynı subjektif duruma dayanmayan işlemleri konu edinen uyuşmazlıkların, belirli bir ilke ve esasa bağlanmasına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, 2576 sayılı Kanun'un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi kapsamına bulunmayan aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, 12/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
X- 2576 sayılı Kanun'un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, "Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek." bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmış, aynı maddenin 5. fıkrasında, "Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir." kuralına yer verilmiştir.
Metnine yer verilen kanun hükmü ile kanun koyucunun, aykırılık veya uyuşmazlığa konu edilebilecek kararlarda bulunması gereken unsurları "olayların benzer nitelikte olması", "kararların kesin olması" (yani temyiz kanun yoluna kapalı olması) ve "kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması"; bir başka ifade ile birbirlerine aykırı hüküm ve sonuç içermeleri gerektiği şeklinde üç başlık altında düzenlediği görülmüştür. Bu itibarla, bölge idare mahkemelerinin dava dairelerince veya farklı bölge idare mahkemelerince verilen kararlar bakımından, belirtilen hususiyetlerin gerçekleşmesi durumunda aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulabilmesinin önünde bir engel bulunmadığından, bu nitelikteki başvuruların esas bakımından incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın giderilmesi istemine konu edilen kararların özü, ... Derneğinin üniversitelerin ... alanlarına ilişkin öğretim üyesi alımı ilanlarının iptali istemiyle dava açmakta menfaatinin ve dolayısıyla ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkindir. Başvuruya konu edilen Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, belirtilen hususla ilgili davalarda, Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararı ile Bursa Bölge İdare Mahkemesi ve Samsun Bölge İdare Mahkemesi Dava Dairelerince verilen kararların birbirlerine aykırı hüküm ve sonuçlar içerdiği, dolayısıyla kararlar arasında aykırılık ve uyuşmazlık bulunduğu açıktır. Sözü edilen bölge idare mahkemesi kararlarının 2577 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleri kapsamında "kesin olduğu" da tartışmasızdır.
Aykırılığın giderilmesi müessesesinden beklenen amaç, benzer olaylarda, aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki aykırılıkların giderilmesi suretiyle hukuki istikrarın sağlanmasıdır. Aykırılığın giderilmesi istemine konu olan uyuşmazlıklarda davacı, üniversitelerin psikoloji alanlarına ilişkin öğretim üyesi alımı ilanlarının iptali istemiyle ve benzer iddialarla dava açmıştır. Bu itibarla, kesin nitelikteki somut kararlar arasında var olan aykırılık ve uyuşmazlığın, çözüme kavuşturulması gerekir. Aksi halin kabulü, Kanun'da öngörülen amacın gerçekleşmesine, hukuki güvenliğin ve istikrarın sağlanmasına engel olacak niteliktedir.
Açıklanan nedenlerle, olayda Kanun'da öngörülen şartların gerçekleştiği ve aykırılığın giderilmesi istemi hakkında işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, istemin reddi yolundaki karara katılmıyoruz.