T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/314
Karar No : 2025/776
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11183, K:2024/16198 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11183, K:2024/16198 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2024 tarih ve E:2022/3071, K:2024/309 sayılı bozma kararına uyularak ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla görev yapan davacının, 2011 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğu, 27/05/2013 tarihinde Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, 09/10/2014-17/06/2016 tarihleri arasında ... İdare Mahkemesi Üyesi olarak, 01/07/2016-29/11/2016 tarihleri arasında ... Vergi Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmış olduğunun anlaşıldığı,
Davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinde alınan 31/01/2019 tarihli sorgu ve savunmasında: "... tanık F.P.'yi tanırım, kendisiyle 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra kaldığım evde tanıştım, ben 2011 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştum, üniversite eğitimim sırasında cemaate ait evlerde ve yurtlarda kalmadım, ben Malatya'da düz lisede okuyordum, dershanelerin açtığı ortak sınavda il üçüncüsü oldum, Malatya'da bulunan Özel Turgut Özal Kolejinden teklif gelmesi üzerine %70 burslu olarak lise son sınıfta bu koleje gittim, o dönem bu okulun FETÖ'yle iltisaklı olduğunu bilmiyordum, 15/07/2016 tarihinden sonra bu okul kapatıldı, üniversiteye hazırlık için Malatya'da bulunan Hügem Dershanesine gitmiştim, dershanelerin hepsi kapatıldığı için bu dershanenin FETÖ'yle iltisaklı olup olmadığını bilmiyorum, benim girdiğim deneme sınavına bütün dershaneler dahildi, üniversite 3. sınıfta okurken Türk Parlamenterler Birliğinin düzenlediği bir staj programı nedeniyle Ankara'ya geldim, bu dönemde mecliste birçok hukukçu ile tanıştım, onlar bana hâkim savcı olmak istiyorsam yada kurumlarda avukat olarak çalışmak istiyorsam Ankara'daki dershanelere gitmemi söylediler, birkaç dershane önerdiler, Başkent Kariyer Dershanesiyle anlaştım, Ankara'da halam ikamet ediyordu, o dönemde halamın evinde kaldığım resmi ikametgah kayıtlarında görülecektir, halamın evinde kaldıktan 1-2 ay sonra kayınvalidesi geldi, bu nedenle evden ayrılmam gerekti, pansiyon veya kalacak bir ev aradım, dershanedeki arkadaşlarıma söyledim, dershaneden ... isimli arkadaşım bana kendisinin bir evde kaldığını, boş bir odalarının olduğunu, istediğim kadar süreyle kalıp kira ödeyebileceğimi söyledi, ...'nın kaldığı evde 2 ay kadar kaldım, tanık F.P. ile de bu evde tanıştım, daha sonra ev kirasını karşılayamadığım için bu evden ayrılmak zorunda kaldım, ben o evde KPSS sınavına hazırlandım, o dönem hakimlik sınavına da girdim ama barajı geçemedim, 2012 yılında KPSS sınavına girdim, ama tercih yapamadım, evden ayrıldıktan sonra Malatya'ya ailemin yanına döndüm, 2012 yılı Aralık ayında girdiğim idari yargı sınavını kazandım, tanık F.P. benden önce sınavı kazanmıştır, benden bir önceki dönemdir, kendisini o evden ayrıldıktan sonra hiç görmedim, tanık Z.K. ile ... İdare Mahkemesinde birlikte staj yapmıştık, ben Ankara hâkim adayıydım, hakim adaylığı dönemimde Adalet Bakanlığına bağlı Adalet Evinde tek kişilik odada kaldım, kayıtlardan bakılabilir, tanık Z.K. ile daha sonra da Akademide aynı sınıftaydık, kendisinin bu yapıyla ilgili olduğunu bilmiyordum, diğer arkadaşlarımla ne kadar samimi isem onunla da o kadar samimiydim, bana özel bir ilgisi yoktu, genellikle staj yaptığımız arkadaşlarımızla birlikte takılıyorduk, Z.K. ile özel bir iletişimimiz yoktu, ...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan F.P.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağında: "... Dershaneye gitmek istememle avukatlık stajımı başlatacak olmam sebebiyle söz konusu çalışma evlerinden eşyalarımı toplayarak ayrıldım ve Ankara dan üniversiteden tanıdığım F.Ç. isimli arkadaşımla irtibata geçtim. F.Ç. bana hitaben "Cemaatin bir evi var bu evlerin cemaatle çok alakası yok, buraya gelip giden bu evden sorumlu olan kimse yok, istiyorsan benimle kalabilirsin şeklinde söyledi, bu evlerde kalan kişiler genelde üniversitede bu yapıya ait evlerde kalmış, ancak çalışma evlerine güvenilmediği için çağırılmamış kişilerdir, bu ev hakim savcı çalışma evi değildir, bu evde her türlü sınava hazırlanan, avukatlık yapan kişiler vardır. Bu kişilerin çok yapı ile alakası ve bağı yoktur. F.Ç. ile bu evde kalmaya karar verdim. Bu evde aynı zamanda F.Ç. dışında bizim dönemden F.K. isimli şahıs ile ... isimli şahıs vardı. Yine bu dönemde R. isimli bir şahısta kalıyordu. Bu şahısların o dönemde yapı ile bağlantıları yok denilecek kadar azdı, bu evde murakıp, sermurakıp, BTM gibi kişiler yoktu, sanki bir bekar evi gibiydi. ... ... isimli şahıs; o dönemde KPSS sınavına hazırlanıyordu. Daha sonradan hangi dönemden olduğunu bilmiyorum ancak İdari yargı hakimliğini kazandığını öğrendim. o dönemde yapı ile alakası yoktu ancak sonradan alakası olup olmadığını bilmiyorum. Görsem teşhis edebilirim. ...";
F.P. isimli tanığın, davacının ceza yargılamasında alınan ifadesinde: "Ben Hakim olarak görev yapıyordum, şu anda ihraç edildim. Ben 2011 yılında Hakimlik/Savcılık sınavına hazırlandığım dönemde yapıya ait çalışma evlerinde kaldıktan sonra yapıyla alakası olmayan her türlü sınava hazırlanan kişilerin kaldığı bir evde kaldım. Bu evin yapıyla alakası yoktu, bekar evi gibi bir evdi, bu eve farklı farklı insanlar gelip kalır giderdi. Sanık ... isimli şahsı da bu evde gördüm, ben bu belirttiğim evde yaklaşık 1 ay kaldım. ...'nin evde kaldığım dönemde yapıyla alakası yoktu. Sanıkla bu evde karşılaşmamızın haricinde hiçbir şekilde karşılaşmadım ve görüşmedim. Ekleyeceğim başka bir husus yoktur. Ben soruşturma sırasındaki ifademde sanığın bu yapıyla bağının olmadığını belirtmiştim, iddianamedede bana ait okunan ifadede "yapıyla bağlantısı yok denecek kadar az" ibaresi, kalmış olduğum ev içindi, ben bu ifadeyi sanık için kullanmadım, bu hususu düzeltmek istiyorum.";
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Z.K.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/12/2017 tarihli ifade tutanağında: "... Staj döneminde yapıdan olan bir kişi yapıyla ilgisi olmayan diğer bir veya bir kaç kişi ile yakın ilişki kurmasına ve onunla ilgilenmesine "ZİMMETLENME" deniyordu. Bunun amacının ne olduğunu bilmiyorum. Bu zimmetlenme olayı bize söylendiğinde daha önceden sevdiğim, çok iyi anlaştığım ve hâlen sevmeye devam ettiğim yapı ile alakası olmayan G.Y, ... isimli şahıslardı. Yine yapı içerisinde bu dönemde Menfi-Müsbet denilen bir olay da vardı. Bu olay yapıya düşman olan kişiler hakkında bilgi vermeye Menfi-Müsbet deniliyordu. ..."
Z.K. isimli tanığın, davacının ceza yargılamasında alınan ifadesinde: "... isimli şahsı Ankara'da hakimlik stajı yaptığım dönemde, hem ... İdare Mahkemesi hem de Adalet Akademisinden tanıyorum. Stajın ardından kendisi ile 1-2 kez telefonla görüşmüşümdür. ... ile birlikte staj yaptığım dönemde kendisinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna istinaden yapmış olduğu herhangi bir davranış, eylem veya sözüne şahit olmadım. Aksine kendisi söz konusu terör örgütünü eleştiriyordu. Kendisine ait terör örgütü materyali (kitap, mobil uygulama) taşıdığını görmedim. Şahit olmadım. Herhangi bir toplantıya birlikte katılmadık. Daha önce savcılıkta ... sorulduğunda orada da ...'nin terör örgütü ile ilgisi olmadığını söylemiştim. Ekleyeceğim başka bir husus yoktur." şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
Davalı idarenin 10/10/2023 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulan, avukatlık yapan S.D.D.Ö.'nün süpheli sıfatıyla Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan 08/06/2023 tarihli ifadesinde;"...5-6 ay avukatlık yaptıktan sonra 2011 ya da 2012 yılı gibi Adana ilinde bulunan Ümit Kaymak Özel Kursuna hakim adaylığı için gittim. Bunun haricinde de kendi evimde çalışmaya devam ettim. Sınava iki ay kadar kala Ankara ilinde bulunan hakimlik çalışma evlerine tekrar gitmek isledim. Bu amaçla şu an hatırlamadığım bir kişiye ulaştım o da beni Ankara ilinde bir adrese yönlendirdi Ardından da Ankara Balgat ‘ta bulunan Öncü Sitesindeki bir eve gittim. Bu evde benim dışımda ... isimli şahıs, ... isimli şahıs ve ... isimli şahıslar vardı. Bu gittiğim evde kurallar daha hafifti. Cep telefonu yasak değildi. Başka bir yasak olup olmadığını hatırlamıyorum. Diğer evdeki kurallar biraz daha ağır olduğu için sanırım benim daha farklı bir eve gönderdiklerini düşünüyorum.
Bu evde sürekli ders çalıştık. Günde on saat çalışma şartı vardı. Evde kaldığımız ve ders çalıştığımız dönemde bizlere ciltli çalışma kitapçığı/çalışma kâğıtları veriyorlardı. Biz de buradaki soruları çözmeye çalışıyorduk. Sorduğumuzda bizim çalışma evlerinde kalıp hâkimliği kazanan kişilerin hazırladıkları sorular olduğunu söylüyorlardı. Bu çalışma ciltlerinin üzerinde herhangi bir şey yazıp yazmadığını bilmiyorum.
2011 yada 2012 Adli Yargı Hakimlik sınavını kazandım. Net olarak hatırlamıyorum. Sınavdan önce bizlere soru verilmedi. Yazılı sınavda çözmemiz için getirilen soruların benzerleri sınavda çıktı ancak birebir aynı sorular değildi. Yazılı sınavın ardından benim gibi sınavı kazanan ... isimli şahısla birlikte mülakata girmeye hak kazandım.
Mülakat provası için sınavı kazananları Ankara ilinde bir özel öğrenci yurdunun alt katında topladılar. Burada yaklaşık 100 kadar kız öğreci bulunuyorduk. ... Bana sıra geldiğinde paravanın arkasındaki şahıs bana, onların uygun gördüğü biri ile evlenip evlenmeyeceğimi sordu. ... hâkim olduktan sonra maaşımdan bir miktar verir misin diye sordu....
... isimli şahıs: 1988-1990 arası doğumlu olabilir. Soyadını daha önce verdiğim ifadede ... olarak beyan etmiştim. Malatyalı olduğunu hatırlıyorum. Marmara üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olabilir. 165-170 boylarında esmer tenli zayıf yapılı bir kızdı. 2011-2012 yılları arasında kaldığım çalışma evinde benimle birlikte kalan şahıslardandır ”... ismini ... olarak belirtiğim kişi ... (TCKN:...) isimli şahıstır." şeklinde beyanlarda bulunduğu,
Davacı tarafından bu tanık ifadesine yönelik olarak dava dosyasına sunulan beyanda; ifadesi alınan şahsın söz konusu evin örgütün hâkim savcı çalışma evi olmadığını ve çalışma evine göre daha rahat ve telefon serbestliğinin bulunduğu bir ev olduğunu belirttiği, benzer bir ifadenin F.P. tarafından da verildiği, 2012 yılında 2 ay kalmış olduğu bu evin yapıyla alakası olmadığı ve anılan evin bir bekar evi olduğu, ceza yargılamasında söz konusu evin örgüt evi olmadığının kabul edildiğinin ileri sürüldüğü,
Tanıklara ve davacıya ait ifadelerin değerlendirilmesinden; tanıklar F.P. ve S.D.D.Ö.nün davacı ile hâkimlik savcılık sınavlarına örgütün diğer "hâkim-savcı çalışma evlerine" göre kurallarının daha hafif olduğu bir "çalışma evinde" birlikte hazırlandıkları, Z.K. isimli tanığın da hâkimlik stajı döneminde örgüt tarafından davacı ile yakın ilişki kurması ve onunla ilgilenmesi için görevlendirildiğinin anlaşıldığı,
Yukarıda belirtilen davacının beyanları, davacı hakkında tanık beyanları ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 13/07/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesinin dava konusu işlemin iptaline dair kararı sonrasında davalı idarenin temyiz talebinin kabul edilerek somut gerekçeden yoksun ve varsayımlara dayalı olarak bozulduğu ve bozma üzerine verilen kararın hukuksuz olduğu, hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilgili dosyasında beraat kararı verildiği, dava dosyasında bulunan tanık beyanlarının tamamının (S.D.D.Ö. ve F.P.'nin ifadeleri dahil) şahsının terör örgütüyle iltisaklı olmadığını ve görüştüğü/kaldığı evin örgüt evi niteliğinde olmadığını ortaya koyduğu, kaldı ki ceza yargılamasındaki beraat kararında da söz konusu evin örgüt evi olmadığının kabul edildiği, itirafçı eski hâkim Z.K.'nin beyanlarında "zimmetleme" olarak adlandırılan kavramın örgüt şemasında yapı dışında olan kişilerle ilgilenme anlamına geldiğini belirtip şahsının kendisine "zimmetlendiğini" beyan etmesinin dahi şahsının yapı dışında olduğunun açık ispatı niteliğinde olduğu ve adı geçen tanığın şahsının örgütü eleştirdiğini, örgütsel faaliyet veya materyale şahit olmadığını ifade ettiği, aleyhine başkaca hiçbir delil bulunmadığı, tüm lehe delillere ve mahkeme kararlarına rağmen kamuoyunda oluşan algı ve haberler nedeniyle, adil yargılanma hakkının ihlali neticesinde verilen bozma kararına uyulmak suretiyle davanın reddedildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yargılamanın tüm aşamalarında sunulan beyanların geçerli olduğu, dava konusu kararın herhangi bir hukuka aykırılık içermediği, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı nedeniyle anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirine uymadığı, Danıştay Beşinci Dairesi'nin davanın reddine dair kararının hukuk ve usule uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2024 tarih ve E:2022/3071, K:2024/309 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/10/2024 tarih ve E:2024/11183, K:2024/16198 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.