T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/315
Karar No : 2025/842
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2024 tarih ve E:2018/3382, K:2024/9540 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2024 tarih ve E:2018/3382, K:2024/9540 sayılı kararıyla;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmişse de ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararıyla hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzerine ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında davacı hakkında yürütülen yargılamanın devam etmekte olduğunun görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı" ve "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu"nun incelenmesinden; davacı tarafından ... GSM numarasından, ... ile ... IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapılarak davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç belirtildikten sonra davacının durumu değerlendirilerek; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına yeterli bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği,
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı karara yönelik iptal istemi yönünden:
6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun 33. maddesinin 1. fıkrası ve 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrası hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, HSK Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunabileceği sonucuna ulaşıldığı,
Olayda, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı karara karşı yeniden inceleme talebiyle yaptığı başvurusuna dair dilekçesinin kayıt tarihinin 11/10/2016 tarihli olduğu, ... tarih ve ... sayılı kararın ise 25/08/2016 tarih ve 29812 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığının görüldüğü,
6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, ilgililer hakkında tesis edilen meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararların Resmî Gazete’de yayımlandığı ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayıldığına ilişkin hükmün, bu tarihte ceza infaz kurumlarında bulunanlar bakımından, ilgili kamu otoritesi tarafından söz konusu kararlara erişim imkânı sağlanmak suretiyle uygulanabileceğinin kabulünün gerektiği; bahse konu kararlara erişimin sağlanmasından anlaşılması gerekenin ise, haklarında hukuki sonuç doğuran bu kararların ilgililer tarafından tüm unsurlarıyla (kararın dayandığı sebepler, kararın gerekçesi, başvuru mercii ve süresi) öğrenilmesine imkân tanınması olduğu; nitekim, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen ilgililerin yeniden inceleme talepleri hakkında davalı idare tarafından tesis edilen benzer nitelikteki 31/12/2016 tarih ve 29935 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... tarih ve ... sayılı karar incelendiğinde; ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen ve anılan kararın yayımı tarihinde ... Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde bulunan Z.A.U.'ya, kararın 29/08/2016 tarihinde (anılan kararın Resmî Gazetede yayımlandığı 25/08/2016 tarihinden sonraki bir tarihte) tebliğ edildiğinin görüldüğü ve bu durumun, bahse konu meslekten çıkarma işlemlerine tâbi tutulan kişilere, bu işlemlere erişim imkânının sağlanmasının davalı idare tarafından da gözetildiğini gösterdiği,
Bu bağlamda dava dosyasına ilişkin UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacı hakkında tutuklama tedbiri uygulanmadığı, diğer bir ifadeyle davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 24/08/2016 tarihli kararın Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı 25/08/2016 tarihi itibarıyla davacının ceza infaz kurumunda bulunmadığı ve kendisine bu karara erişim imkânı sağlanması hususunda herhangi bir gerekliliğin söz konusu olmadığı,
Bu durumda, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, 25/08/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak davacıya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen, bu tarihi izleyen günden itibaren on günlük yasal süre geçtikten sonra, 11/10/2016 tarihinde yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemde hem cezai hem idari anlamda hiç bir güvencenin dikkate alınmadığı; tetkik hakiminin hiçbir gerekçe belirtmeden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ettiği; hem tetkik hakiminin hem de Danıştay savcısının görüşlerinin tebliğ edilmediği, savunma hakkı tanınmadığı; adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; temyize konu kararda, işlem sırasındaki mevcut delillerin değerlendirilmediği; hiç bir delil olmadan dava konusu işlemin tesis edildiği; işlemden sonra delil üretme yolu ile gerçek olmayan hukuka aykırı deliller ile dava konusu işlemin hukuka uygun hale getirilmeye çalışıldığı; AİHM kararında ByLock kullanımının bile suç oluşturmadığının belirtildiği, dosyada sadece erişime dair kırıntı tespit edilmesinin aleyhe değerlendirildiği ve hükme esas alındığı; kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği; sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair tek bir veri bulunmadığı; özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararı ile kabulüne karar verilerek, hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine dosyanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kaydedildiği ve yargılamanın halen devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında, iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise, ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren, örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza yargılamasında terör örgütüne üye olma suçunun ispatını sağlayacak delil niteliğinde bulunmayan fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden farklı değerlendirilebileceğinden, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yapılan yargısal denetime ilişkin bu davada, davacının ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesinin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2024 tarih ve E:2018/3382, K:2024/9540 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 16/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.