T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/3444
Karar No : 2025/3726
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-...
2-... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI İDARELER YANINDA
MÜDAHİL : ... İşletmeleri Sanayi ve Ticaret AŞ
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/09/2025 tarih ve E:2025/375, K:2025/4492 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Balıkesir ili sınırları içerisinde bulunan S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu madenlerin üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/10/2024 tarih ve 32697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/10/2024 tarih ve 9050 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Balıkesir ili, İvrindi ilçesi, .../... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/09/2025 tarih ve E:2025/375, K:2025/4492 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş,
Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesine yer verilerek,
Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu,
2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu,
Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği,
Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerektiği,
3213 sayılı Maden Kanunu'nun temel amacının, kamusal ya da özel girişim ayırımı yapılmaksızın, doğal servetler ve kaynaklardan olan madenlerin, ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire yeterince katkılarının sağlanması olduğu, başka bir anlatımla, ülke ekonomisini güçlendirip kamusal hizmetlere akacak kaynakları zenginleştirecek maden üretiminin kamu yararı taşıdığı,
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu acele kamulaştırma kararıyla, 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73-TL Devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17-TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 adet parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76-TL tarım geliri elde edilebileceği, ruhsat alanındaki 10 adet parselin tesis alanında ve açık ocak alanında kaldığı, maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedenleriyle 10 adet parselde acele kamulaştırma kararı alındığı, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiğinin görüldüğü,
Davalı yanında müdahil tarafından verilen dilekçede; ruhsat sahasının 1562,84 hektar alanı kapsadığı, bu alanın %3.7'sinde acele kamulaştırma yoluna başvurulduğu, halihazırda yatırımların %90'ının bittiği, Haziran ayı itibarıyla test üretimlerine başlayacak durumda olunduğu, atık depolama tesisinin tamamlanması amacıyla alandaki bir kısım taşınmazların satın alındığı, 10 adet parselin taşınmazların mirasçılara henüz intikal etmemesi, ilgililerin tespit edilememesi, maliklerin bir kısmının anlaşmaya gelmemesi gibi sebeplerle satın alınamadığı, yatırımın hızlı bir şekilde devam etmesi için acele kamulaştırma yoluna gidildiği belirtilerek "tesis-ADT", "sıfır atık alanları-depo alanı", "teknik ofisler" ve "laboratuvar" yapılarına ilişkin fotoğraflara yer verildiğinin görüldüğü,
Bu durumda; uyuşmazlığa konu S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada bulunan taşınmazların büyük çoğunluğunun izin ve satın alma suretiyle davacı şirkete tahsisli olduğu, sadece 10 adet parsele ilişkin dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, proje alanına ilişkin mülkiyet sorununun büyük ölçüde çözüldüğü, ayrıca tesislerin inşa edildiği, proje alanının çok küçük bir bölümü olan 10 adet parselin kamulaştırılamamasının projenin bütünlüğüne ve faaliyete başlamasına engel olduğu, altın ithalatının ülkemizin cari açığının önemli bir kısmını oluşturduğu, altın madeninin ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli bir şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire etkin biçimde katkısının sağlanması suretiyle ülke ekonomisinin güçlendirilerek kamusal hizmetlere akacak kaynakları zenginleştirme yolundaki yasal amacın gerçekleştirilmesine katkı sağlayacağı, altın madeninin ülke ekonomisinin büyümesine ve cari açığın azaltılmasına önemli oranda katkı sağlayacağı, gelinen aşama itibarıyla büyük oranda aşama kaydetmiş olan altın madeni projesinin bir an önce faaliyete başlaması amacıyla alınan davaya konu acele kamulaştırma kararında kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenler ve "acelelik" halinin açık ve somut olarak ortaya konulamadığı, "Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi Projesi"ne yönelik "ÇED Olumlu Kararı"nın ... İdare Mahkemesi kararıyla iptaline karar verildiğinden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın temel dayanağının ortadan kalktığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler ile müdahil tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı gibi Balıkesir ili, İvrindi ve Altıeylül ilçesi sınırları içerisinde müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi Projesi"ne yönelik verilen 05/09/2022 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının, ... .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşıldığından, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali"nin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde "...İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır..." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.
Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.
2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73-TL Devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17-TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 adet parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76-TL tarım geliri elde edilebileceği, ruhsat alanındaki 10 adet parselin tesis alanında ve açık ocak alanında kaldığı, maliklere ulaşılamaması, veraset intikalinin yapılmamış olması, mahkemece vasilik kararının alınmamış olması, hissedarlardan kısıtlı olanların bulunması, varisler arası anlaşmazlık, parsel üzerinde çok yüksek icra/ipotek kaydının bulunması ve intikal eksiklikleri olması nedenleriyle 10 adet parselin bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir.
Aktarılan gerekçeler, maden üretimlerine devam edilebilmesi için dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, bu hususların, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumları ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararını ortaya koyan nedenler olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü tutulmuş, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda, Balıkesir ili, İvrindi ve Altıeylül ilçesi sınırları içerisinde müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi Projesi"ne yönelik verilen 05/09/2022 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş olup, dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı projenin çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili olarak oluşan belirsizlik karşısında, bu proje kapsamında mülkiyet hakkına müdahale sonucunu doğuran kamulaştırma işlemi tesis edilmesi ve dolayısıyla kamulaştırma sırasında acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasının mümkün bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik verilerin, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği gibi dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı projeye yönelik verilen ÇED Olumlu Kararının da İdare Mahkemesince iptaline karar verildiği uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/09/2025 tarih ve E:2025/375, K:2025/4492 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE,
4.Kurulumuzca yeniden bir karar verildiğinden, aşağıda dökümü yapılan dava ve temyiz aşamasına ilişkin...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5.Posta gideri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
6.Dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
7.Kesin olarak, 29/12/2025 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın, usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 09/09/2024 tarih ve 48 sayılı Bakan oluruyla; ruhsat sahası içinde bulunan kuru tarım arazisi vasfındaki ... ada, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı, ... ada, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellerin ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetleri için kullanılması amacıyla 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesi ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 5. maddesinin (c) bendi uyarınca kamu yararı kararı alınmış, uyuşmazlığa konu taşınmaz için Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı yazısıyla, tarım dışı kullanım izni verilmiştir.
Dava konusu 18/10/2024 tarih ve 9050 sayılı sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Balıkesir li sınırları içerisinde bulunan S:... sayılı IV. grup maden (altın+gümüş+bakır) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu madenlerin üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü tutulmuş, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 2022 yılında 49,1 milyar dolar gerçekleşen cari işlemler açığının 19,4 milyar dolarının (%39'u) net altın ithalatı kaynaklı olduğu, 2023 yılının ilk yedi ayında ise cari işlemler açığının 42,3 milyar dolar olarak gerçekleştiği, net altın ithalatının 17,7 milyar dolar ile açığın yüzde 42'sini oluşturduğu, ruhsat alanında 45 milyon dolar tutarında yatırım yapılacağı, tesis devreye alındığında 156 kişinin istihdam edileceği, 2023 yılı rakamlarıyla yıllık yaklaşık 159.684.099,73-TL devlet hakkı bedeli ve 307.084.822,17-TL gelir vergisinin ödeneceği, 10 yılda 8,2 ton altın üretileceği, acele kamulaştırılan 101.573,08 m² alandaki 6 adet parselin ekili olmadığı, civardaki tarlalarda buğday ekili olduğu, 10 adet parselin ekilmesi halinde tarım faaliyetleri neticesinde yıllık 7.313.261,76-TL tarım geliri elde edilebileceğinin beyan edildiği; projenin madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesinde acelelik hali bulunmaktaysa da, Balıkesir ili, İvrindi ve Altıeylül ilçesi sınırları içerisinde müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi Projesi"ne yönelik verilen 05/09/2022 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının, ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş olup, gelinen aşamada dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı ortadan kalkmıştır.
Bu durumda, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler tarafından, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı açık olup, acele kamulaştırma kararının dayanağı projeye yönelik verilen ÇED Olumlu Kararının İdare Mahkemesince iptali nedeniyle hukuki dayanağı kalmayan acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü, Daire kararının bozulması ve işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy