T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/36
Karar No : 2025/808
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde öncesinde faaliyet gösteren ... isimli otelin 90 gün süre ile faaliyetten men edilmesine yönelik Elazığ Valiliği Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun ... tarih ve ... karar sayılı işlemi ile bu kararın uygulanmasına yönelik Elazığ Belediye Başkanlığına hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu komisyon kararı yönünden, dosyada mevcut tutanaklar ve fuhuş olayına karışan şahısların ifadelerinden, davacı öncesinde "..." olarak faaliyet gösterilen adreste para karşılığı fuhuş yapıldığının sabit olduğunun anlaşıldığı, alınan ifadelerin ayrıntılı, birbiri ile tutarlı ve benzer olduklarının görüldüğü, kolluk kuvvetlerince yapılan tespitlerin aksi yönünde iddiayı kanıtlayacak somut bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulamadığı, anılan pansiyonda fuhuş yaptığı tespit edilen İ.B. ve B.B. isimli erkek şahısların otel yetkilisine fuhuş yapılacağını söylediği, otel yetkilisinin saatlik 100-TL karşılığında bu fuhuş eyleminin gerçekleşmesine yardımcı olduğunun görüldüğü, bu durumun da dava konusu iş yerinde para karşılığı fuhuş yapılmaması noktasında gereken dikkat ve özenin gösterilmediği gibi, aksine fuhuş eylemi için otel çalışanı tarafından para karşılığında kolaylık sağlandığını ortaya koyduğu, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, işlem tarihinde ... adı altında dava dışı 3. kişi tarafından işletilmekte olan iş yerinin fuhuş amaçlı olarak kullanıldığının sübuta erdiği kanaatine varıldığından, söz konusu eylem nedeniyle iş yerinin 90 gün süreyle faaliyetten men edilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, uygulama işlemi yönünden ise, fuhuş yapıldığı tespit edilen yerlerin kolluk yetkisi kapsamında yetkili idarece kapatılmasının anılan adreste yapılan işletme faaliyetinin durdurulması ve bu suretle fuhuş yapılmasını cezalandırma amacından ziyade fuhuşu murakabe etmek, fuhuş sebebiyle bulaşan zührevi hastalıkların yayılmasına ve bu yüzden kamu düzeninin bozulmasına engel olmak amacını taşıdığı, bunun aksinin düşünülmesinin ise Kanunla amaçlanan kamu düzeninin sağlanmasına yönelik tedbiri etkisiz hale getireceğinin açık olduğu, bu durumda; davacının ... adı altında 01/07/2020 tarihinde işletmeye başladığı, 05/06/2020 tarihinde de hakkında fuhuş nedeniyle kapatma kararı tesis edilmiş olan adresin fuhuş sebebiyle bulaşan zührevi hastalıkların yayılmasına ve bu yüzden kamu düzeninin bozulmasına engel olunması amacıyla tesis edilen Elazığ Valiliği Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun ... tarih ve ... karar sayılı 90 gün süreli kapatma kararının uygulanmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 12/02/2024 tarih ve E:2023/9693, K:2024/812 sayılı kararıyla; mevzuat hükümleri uyarınca, bir yerin fuhuş yerleri tabiri kapsamına girmesi için kolluk güçleri tarafından bu yönde yapılmış tespitlerin olması veya somut deliller ortaya konulması gerektiğinin kuşkusuz olduğu, bir iş yerinin Tüzük'ün 104. maddesine göre kapatılabilmesi için fuhuş yaptığı iddia edilen kişilerin ifadelerinin yeterli olmadığı, fuhuşa aracılık edildiğinin, ifadelerin yanı sıra açık ve somut bir şekilde tutanak, bilgi ve belgelerle ispatlanması ve fuhuşa aracılığın iş yeri yönetimi ve çalışanlarının bilgileri dahilinde yapıldığının ortaya konulması gerektiği,
Olayda, her ne kadar fuhuş yaptığı iddia edilen şahısların fuhuş yaptıklarını kabul etmeleri, ayrıca erkek şahısların ifadelerinde otel görevlisinin cinsel ilişkiye girileceğini bildiğine ilişkin beyanlara karşın, iş yerinin faaliyet konusundan uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığının tespit edilmesi gerektiğinden otel görevlilerinin ve otel işletmecisinin ifadesine başvurulması ve geçmişe dönük otel kayıtlarının araştırma ve incelemesinin yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma nedeniyle davacıya ait iş yerinde fuhuş yapıldığının ve bu olayın iş yeri yönetimi ve çalışanlarının bilgisinde olduğunun yeterli ve somut tespitlerle ortaya konulamadığı sonucuna varıldığı,
Bu durumda, davacı şirkete ait iş yerinde fuhuş yapıldığının iş yeri yönetimi ve çalışanlarının bilgisinde olduğu ortaya konulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; fuhuş yapıldığından bahisle apart otel, hotel, motel gibi yerlerin kapatılmasına ilişkin işlemlerin dava konusu edilmesi üzerine gelen uyuşmazlıkların incelenmesi sırasında Dairelerince, fuhuşa aracılık edildiğinin otel yönetimi ve/veya çalışanlarının bilgisi dahilinde yapıldığının ortaya konulması gerektiği; bu husus tespit edilmeden iş yeri kapatma kararı verilemeyeceği gerekçesiyle iptal yönünde verilen kararlar istikrar kazanmış halde iken ... İdare Mahkemesinin Daireleri kararıyla aynı yönde olan bir kararına ısrar etmesi üzerine konuyu değerlendiren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve E:2022/970, K:2022/2366; 23/03/2022 tarih ve E:2022/263, K:2022/932 ve 07/03/2022 tarih ve E:2021/3640, K:2022/761 sayılı kararlarında özetle; otel çalışanlarının yahut yöneticilerinin bir beyanı ya da ifadesi bulunmasa da, fuhuş yapıldığının tespit edilmesi üzerine kapatma kararı verilmesi gerektiği belirtilerek iptal kararının bozulmasına karar verildiği,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bu kararlarında, Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 86. maddesinde belirtilen iş yerlerinin gerçek amaç dışında, genel ev özellik ve mahiyetinde kullanılması ya da bu yerlerde genel kadınlara sanat icra etme imkanının verildiğinin tespit edilmesi halinde bu yerlerin kapatılacağını ve Tüzük'te, iş yeri sahibinin, işleticisinin veya çalışanının katkısının veya bilgisinin bulunduğunun ispatlanmasının gerektiği yönünde bir düzenlemenin de bulunmadığına işaret ettiği,
Ayrıca Danıştay Onuncu Dairesinin de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararları yönünde kararlar verdiği,
Fuhuş nedeniyle verilen iş yeri kapatma kararlarının, temyize tabi işlerden olduğu ve temyiz yolu neticesinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararıyla kesinleştiği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan kararlarına uyma yükümlülüğü nedeniyle Dairelerinin görüşünden vazgeçerek ret kararları verilmeye başlanmış iken Danıştay Başkanlar Kurulunun 2023/32 sayılı kararı ile Danıştay Dördüncü Dairesinin görev alanının değiştirilmesi neticesinde Onuncu Dairenin görevinde olan fuhuş nedeniyle kapatma kararlarının Danıştay Dördüncü Dairesinin görevleri arasında yer aldığı,
Danıştay Dördüncü Dairesi tarafından da bu kez otel çalışanlarının yahut yöneticilerinin ifadelerine başvurulması gerektiği gerekçesiyle tekrar iptal kararı verilmesi yönünde bozma kararları verildiği,
Ancak; İdari Dava Daireleri Kurulunun kararlarının kesin nitelikte olması ve İdari Dava Daireleri Kurulunun bu uyuşmazlıklarda davanın reddi yönündeki kararlarında herhangi bir değişikliğin olmaması sebebiyle hukuki istikrar ilkesi gereği Dairelerince İdari Dava Daireleri Kurulu kararına uyularak davanın reddi yönündeki kararda ısrar edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Dolayısıyla; Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 95. maddesinde yer alan "İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104 üncü maddeye göre işlem yapılır." hükmü; 96. maddesinde, "Otel, motel, pansiyon, misafirhane, hamam, plaj, bar, pavyon, çalgılı kahve, diskotek, içkili gazino, gece klübü, taverna ve benzeri isimler altında işletme ruhsatı alınan yerlerde, gerçek amaç ve anlamdan uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığı, 95 inci maddeye göre tespit olunursa, bu tesisler ruhsatsız açılmış birleşme yerleri sayılarak sahipleri veya işletenler hakkında komisyonca 104 üncü madde uyarınca işlem yapılır." hükmü ve 104. maddesinde yer alan "Usulü dairesinde izin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edilen 95 ve 96 ncı maddelerde yazılı mahaller komisyon kararıyle üç ayı geçmemek üzere kapatılır." yönündeki hükümler değerlendirildiğinde; Tüzüğün 96. maddesinde belirtilen iş yerlerinin gerçek amaçları dışında, genelev özellik ve mahiyetinde kullanılması ya da bu yerlerde genel kadınlara sanat icra etme imkanının verilmesi ve bu durumun Tüzüğün 95. maddesinde tarif edildiği şekliyle tespit edilmesi halinde bu yerlerin yine Tüzük'te belirtildiği üzere kapatılacağı; somut olayda da, her ne kadar otel çalışanlarının yahut yöneticilerinin bir beyanı ya da ifadesi bulunmasa da, İ.B. ve B.B. isimli erkek şahıslar tarafından fuhuş yapıldığının kabul edilmesi sebebiyle, davacı tarafından otel ruhsatıyla işletilen iş yerinde fuhuş yapılmak üzere anlaşma sağlandığı açık olduğundan fuhuşa karışan kişilerin beyanları, kolluk kuvvetlerince yapılan tespitler ve tutulan tutanaklar karşısında, anılan Tüzük hükümlerine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, fuhuş olayından kendilerinin haberdar olmadığı, dava konusu kararın alınabilmesi için fuhşa aracılık edildiğinin somut olarak ortaya konulması gerektiği, konaklamaya gelen misafirlerin özel hayatlarına taraflarınca müdahale edilemeyeceği, kendilerinin bilgisi dahilinde olmayan bir konuda müdahale etmelerinin kendilerinden beklenmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, üst sınırdan işlem tesis edilmesinin gerekçesinin izah edilemediği ve eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı belirtilerek temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3 Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/04/2025 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, ... Mahallesi, .. Sokak, No:... adresinde öncesinde faaliyet gösteren ... isimli otelin 90 gün süre ile faaliyetten men edilmesine yönelik Elazığ Valiliği Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun ... tarih ve ... karar sayılı işlemi ile bu kararın uygulanmasına yönelik Elazığ Belediye Başkanlığına hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 95. maddesinde; ''İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104 üncü maddeye göre işlem yapılır.'', 96. maddesinde; ''Otel, motel, pansiyon, misafirhane, hamam, plaj, bar, pavyon, çalgılı kahve, diskotek, içkili gazino, gece klübü, taverna ve benzeri isimler altında işletme ruhsatı alınan yerlerde, gerçek amaç ve anlamdan uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığı, 95 inci maddeye göre tespit olunursa, bu tesisler ruhsatsız açılmış birleşme yerleri sayılarak sahipleri veya işletenler hakkında komisyonca 104 üncü madde uyarınca işlem yapılır.'', 104. maddesinde ise; ''Usulü dairesinde izin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edilen 95 ve 96 ncı maddelerde yazılı mahaller komisyon kararıyle üç ayı geçmemek üzere kapatılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Otel ve benzeri bir iş yerinin bahsi geçen Tüzüğün 104. maddesine göre kapatılabilmesi için fuhuş yaptığı iddia edilen kişilerin ifadeleri yeterli olmayıp, otel ve benzeri iş yeri yönetimi ve çalışanlarınca fuhuşa aracılık edildiğinin, genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiğinin veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığının, bu yolla maddi menfaat sağlandığının, ifadelerin yanı sıra açık ve somut bir şekilde tutanak, bilgi ve belgelerle ispatlanması ve fuhuşa aracılığın otel yönetimi ve çalışanlarının bilgileri dahilinde gerçekleştiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Fuhuş, bir kimsenin para karşılığında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi anlamına geldiğinden, iş yeri yönetimi ve çalışanlarının Tüzüğün 95. maddesinde belirtilen eylemi işleyip işlemediklerinin en önemli kanıtlarından biri de bu eylemin karşılığında maddi menfaat sağlamış olmalarıdır.
Dosyanın incelenmesinden; olaya ilişkin olarak tanık ifadeleri dışında somut bir tespitin yapılmadığı, otelde otel yönetimi ve çalışanlarının organizasyonu ile fuhuş yapıldığı veya fuhuşa aracılık edildiğine dair somut bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında sunulamadığı anlaşılmaktadır.
Otel ve benzeri bir iş yerinde, işletmeci ve çalışanların organizasyonu altında fuhuş yapıldığı veya fuhuşa aracılık edildiği ve karşılığında maddi menfaat sağlandığı somut ve maddi deliller ile ispatlanmadığı sürece, bu iddiaları içeren tanık ifadeleri soyut bir iddiadan ibaret kalmaktadır. Somut deliller ile ispatlanamayan soyut nitelikteki tanık iddialarının ispata muhtaç olduğu ve şüphe boyutunda kaldığı kuşkusuzdur. Şüphe içeren iddiaların başkaca somut delil ya da deliller ile doğruluğunun ortaya konulamadığı bir durumda, şüphenin suçlanan kişinin lehine değerlendirilmesi evrensel bir hukuk ilkesidir. Ayrıca suçlanan kişiyi, bu şüpheli iddiadan kurtulmak için iddia sahibinin kin ve garaz duyguları nedeniyle ya da aralarında var olan bir husumet nedeniyle böyle bir iddiada bulunduğunu ispatlamak gibi bir zorunluluk ile karşı karşıya bırakmak, hukukun genel ilkelerine uygun düşmez. Bilindiği üzere iddia sahibinin kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça iddiasını dayandırdığı olguların varlığını ispat ile yükümlü olduğu genel bir hukuk ilkesidir. İspat külfetini, iddia sahibine değil de suçlanan kişiye yüklemek evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Aksine bir yaklaşım, yaptırım uygulayan kolluk güçlerini, iddiaların doğruluğunu araştırıp etkili bir soruşturma yapmadan, geçerli ve kabul edilebilir maddi delillere dayalı somut tespitlerde bulunmadan, soyut ve şüphe barındıran iddialar ile yetinerek yaptırım uygulamaya sevk edecektir.
Uyuşmazlıkta; fuhuş yapıldığı konusunda iki şahsın ifadeleri yeterli görülerek davacı tarafından işletilen iş yerinde fuhuş yapıldığından bahisle doksan gün süre ile kapatma kararı verilmiş ise de; işletme sahibi ve çalışanlarının organizasyonu altında, iş yerinde genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiğini veya bu yerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığını ve bundan dolayı maddi menfaat sağlandığını açık ve somut bir şekilde ortaya koyan araştırma, inceleme, tespit, tutanak, bilgi ve belgeler olmaksızın anılan Tüzüğün 95. maddesine göre elde edilmiş ve maddede belirtilen içerikte olmayan delillere dayanılarak iş yerinin ruhsatsız "birleşme yeri" olduğu kabulü ile dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda; somut bilgi ve belgelere dayalı olarak şüpheye yermeyecek tespitler bulunmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX)
1. Uluslararası Andlaşmalar ve AİHM Kararları
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde, "1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." kuralı bulunmaktadır.
25/07/1951 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İnsan Ticaretinin ve İnsanların Fuhuş Yoluyla Sömürülmesinin Yasaklanması Sözleşmesi'nin başlangıç kısmında “Fuhuş ve bunun beraberinde fuhuş amacıyla insan ticareti, insan onuru ve değeri ile bağdaşmamaktadır ve bireyin, ailenin ve toplumun refahını tehlikeye atmaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.
30/1/2003 tarihli ve 4804 sayılı Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla onaylanması uygun bulunan, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol'ün 3. maddesinde "Bu Protokol’un amaçları bakımından: (a) “İnsan ticareti”, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına gelir. İstismar terimi, asgari olarak, başkalarının fuhuşunun istismar edilmesini veya cinsel istismarın başka biçimlerini, zorla çalıştırmayı veya hizmet ettirmeyi, esareti veya esaret benzeri uygulamaları, kulluğu veya organların alınmasını içerecektir. (b) İnsan ticaretinin (a) bendinde belirtilen yöntemlerden herhangi biriyle yapılmış olması halinde, mağdurun bu istismara razı olup olmaması durumu değiştirmeyecektir... " kuralına yer verilmiştir.
11/06/1985 tarihli ve 3232 sayılı Kanun'la katılmamız uygun bulunan, 14/10/1985 tarihli ve 18898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi'nin 6. maddesinde, "Taraf Devletler kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dahil, gerekli bütün önlemleri alacaklardır." kuralı yer almaktadır.
2. Anayasa hükümleri
Anayasa'nın;
- "Başlangıç" bölümünde, "Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu",
- "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesinde, "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.",
- "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" başlıklı 17. maddesinin ilk fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.",
- "Ailenin korunması ve çocuk hakları" başlıklı 41. maddesinde "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar...",
- “Gençliğin korunması” başlıklı 58. maddesinde “… Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”
kurallarına yer verilmiştir.
3. Türk Ceza Kanununun fuhuşla ilgili hükümleri
26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
- "İnsan ticareti" başlıklı 80. maddesinde " (1) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. ...",
- "Fuhuş" başlıklı 227. maddesinde “(1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
(2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
(3) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir.”
kuralları yer almaktadır.
4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özünün insan onuruna ve özgürlüğüne saygıya dayanmakta olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, Sözleşme ile korunmuş olan "yaşamın kutsallığı ilkesi"ni yadsımaksızın "yaşamın kalitesi kavramı"nın 8. madde bakımından önem arz ettiğini belirtmiştir (Pretty/Birleşik Krallık, § 65). Bu suretle Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesinin kişisel özerklik ve yaşam kalitesi unsurlarını da içerdiğini kabul etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, “Fuhuş, sadece bu kapsamında kalan davranışta bulunan kişileri değil bu olgunun var olduğu toplumdaki diğer bireyleri sağlık, ahlak ve kişi -özellikle kadın- hakları gibi birden çok yönden ve derinden etkilemektedir. Rızasıyla fuhşu ifa eden yetişkin bireylerin bir taraftan bu rızalarının geçerliliği tartışmalıyken, diğer yandan bu şekilde yapılan eylemlerin bir eğitim veya yetenek unsuruna bağlanması suretiyle meslek sayılması insan haysiyetiyle bağdaşmaz niteliktedir. Fuhşun mesleki faaliyet çerçevesinde değerlendirilmesi insan bedeninin (özellikle kadın bedeninin) ekonomik pazar hâline getirilmesine yol açacaktır ki bu durum insan hakları açısından gerileme niteliğinde sayılmaktadır.” ifadelerine yer vererek “rızayla yapılan fuhuşun meslek sayılmasının insan haysiyetiyle bağdaşmayacağı” ve “fuhşun özel hayata saygı kapsamında korunması gereken bir unsur olmadığı” sonucuna varmıştır. (S.K.(B.), B. No: 2014/18275, 4/7/2018, § 56, 57)
Fuhuş, para veya başkaca maddi bir menfaat karşılığı cinsel ilişki kurulmasıdır. Fuhşa zorlamanın insanlık dışı veya onur kırıcı muamele olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakta olup, fuhuş, günümüzde pek çok insan hakları belgesinde "modern anlamda kölelik" olarak kabul edilen insan ticaretinin de önemli bir parçasını teşkil etmektedir.
Fuhuşu meslek edinen kişilerin kendi hür iradeleri ile rıza gösterip göstermediği konusu tartışmalı olsa da suç örgütleri veya yakınlarının aldatması veya zorlamasıyla yapılan fuhuşun rıza dahilinde yapıldığının varsayılamayacağı açıktır.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddine ilişkin ısrar kararının onanmasına yönelik kararın esasına katılmakla birlikte; dava konusu Tüzüğün dayanağı olan ve Anayasa'nın 152. maddesi bağlamında davada uygulanacak norm niteliğinde olan ve fuhuşun yasal hale gelmesine imkan sağlayan 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinde yer alan “Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir yönetmelik neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler.Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır.” kuralında yer alan “umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler” ve “Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır.” ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ve anılan hükümlerin iptali amacıyla Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşüncesiyle usul yönünden çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.