T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/367
Karar No : 2025/777
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11593, K:2024/16199 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11593, K:2024/16199 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2024 tarih ve E:2022/2634, K:2024/310 sayılı bozma kararına uyularak ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12/11/2018 tarih ve Soruşturma No:2018/202880, K:2018/120602 sayılı kararı ile kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; 153600 sicil numarasıyla görev yapan davacının, 2011 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğu, 16/04/2012 tarihinde Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, 15/08/2013-13/10/2014 tarihleri arasında ... Hâkimi, 27/10/2014-17/06/2016 tarihleri arasında ... Hâkimi, 11/07/2016-29/11/2016 tarihleri arasında ... Hâkimi olarak görev yapmış olduğunun anlaşıldığı,
Davacının şüpheli sıfatıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 14/08/2016 tarihli ifadesinde: "... ben 2006-2007 yılında Kütahya il merkezinde bulunan Kütahya Anadolu Öğretmen Lisesi'nde son sınıfta okumaktayken 1 yıl süreyle Mutlu Eğitim Dershanesine gittim. Söz konusu dershanenin bu yapıya ait olduğunu sonradan öğrendim. Kaldı ki o yıllarda FETÖ-PDY'ye ait dershaneler herhangi bir şekilde sakıncalı görünmediği gibi bu yapıda terör örgütü olarak kabul edilmemekteydi. Hatta o dönemde söz konusu yapıya ait dershanelerin eğitim kalite düzeyi yüksek olduğu için genellikle tercih ediliyordu. Ben bu dershaneye başlamadan önce dershaneler birliği adı altında yapılan sınava girdim. Bu sınavda 6. olduğum için dershane yönetimi ücretsiz olarak kaydımı yaptı. Bu şekilde 1 yıl dershanede eğitim gördüm. Bu süreçte dahi söz konusu yapıya ait evlere eğitim amaçlı dahi gitmedim. Zira bu yönde bir ihtiyaç duymadım. Ben dershaneye gittiğim dönemde yaklaşık 17-18 yaşlarında olduğum için ne bu yapıya ilişkin detaylı bir bilgi sahibi olmam, ne de bu yapının dershanelerini sakıncalı olarak görmem mümkün değildir. Belirttiğim gibi o dönemde bu dershanelerin eğitim düzeyi iyi olduğu için ve ücretsiz olarak kazandığım için gittim..." şeklinde beyanda bulunduğu,
Diğer taraftan, davacının eşi S.Y.'nin, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın iptaline, yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairelerinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/5807, K:2022/1619 sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verildiği, bu kararın davalı idarece temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2024 tarih ve E:2022/3071, K:2024/309 sayılı kararı ile "davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu" yolundaki gerekçeyle bozulması üzerine Dairelerinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11183, K2024/16198 sayılı kararı ile bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiği,
Hâkim ve savcılar açısından sadakat yükümlülüğünün, "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkmakta olduğu, bu bağlamda, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 2.5. ve 3.2. maddeleri ile AİHM kararlarında belirtildiği üzere, yargıya olan güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için hakim ve savcıların "bağımsız ve tarafsız olmaları" kadar, "bağımsız ve tarafsız görünmeleri"nin de önem taşımakta olduğu (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28/06/1984, Seri A No. 80, § 40, paragraf 78; D.N./İsviçre, Başvuru No. 27154/95, 29/03/2001, paragraf 41-46 ve 48-57), nitekim yargı mercilerinin ve bu mercilerde görev yapan hakim ve savcıların, davaya taraf olanlar ve kamuoyu nezdinde güven uyandırmaları ve bu bağlamda bağımsızlık ve tarafsızlıklarından en ufak bir kuşku duyulmasından kaçınmalarının gerekmekte olduğu,
FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının
aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı da dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatı bulunduğu kanaatinin oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu neticesine varıldığı,
Yukarıda belirtilen davacının beyanları, davacının eşinin meslekten çıkarılmasına karar verilmesi ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 13/07/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesinin davanın reddine ilişkin kararının hukuksuz olduğu, bu kararın somut gerekçe gösterilmeden ve varsayımlarla verildiği; karara gerekçe olarak 14-15 yaşlarında gidilen dershane ve eşi Sümeyye Yüce hakkında verilen bozma kararının gösterildiği, kamuoyunda oluşan algı ve haberler nedeniyle dosya hakkında bozma kararı verildiği ve davanın reddedildiği; hakkında yürütülen adli soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; dönemin Başsavcısı ve Komisyon Başkanının lehine beyanda bulunduğu ve hakkında aleyhe bir beyan ya da başkaca bir delil bulunmadığı, eşi hakkında da ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, çaresizlik içinde 14-15 yaşında gidilen dershanenin bile aleyhine delil olarak gösterildiği, davalı idarenin hukuksuz işlemine dayanak yaptığı her hususun, mahkeme ve savcılık kararlarıyla yıkıldığı, ancak tüm bunlara rağmen “özel hayatın gizliliği hakkının” ihlal edildiği kabul edilerek, Anayasa Mahkemesi nezdinde hak ihlali doğuracak şekilde bozma kararı verildiği ve Danıştay Beşinci Dairesinin tüm bu hususları görmezden gelerek bozma kararına uyduğu ve verilen kararın hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, FETÖ silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı nedeniyle anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşılan davacı hakkında verilen ve temyize konu olan kararın herhangi bir hukuka aykırılık içermediği, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirine uymadığı, bu nedenlerle Danıştay Beşinci Dairesinin kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2024 tarih ve E:2022/2634, K:2024/310 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Öte yandan, Daire kararında yollamada bulunulan Danıştay Beşinci Dairesinin 23/10/2024 tarih ve E:2024/11183, K2024/16198 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/04/2025 tarih ve E:2025/314, K:2025/776 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/10/2024 tarih ve E:2024/11593, K:2024/16199 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.