T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/66
Karar No : 2025/3613
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR): 1- ... 2- ...
VEKİLİ: Av....
3-... vasisi ...
VEKİLİ: Av. ...
II- (DAVALI): ... (...Başkanlığı)
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
DİĞER DAVACI: ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; kendilerine ait telefonların, Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığınca düzenlenen ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı adına onaylanan yazılar ile başka şahıslara aitmiş gibi (kod ad kullanılarak) gösterilmek suretiyle İstanbul'da bulunan ağır ceza mahkemelerinden alınan kararlar ile dinlenmesi, tespit edilmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması nedeniyle "haberleşme ve özel yaşamın gizliliğinin ihlal" edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık her bir davacı için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 20/03/2019 tarih ve E:2014/5323, K:2019/2291 sayılı kısmen bozma kararına uyularak verilen...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda davacıların manevi zarara uğradıklarının kabulünün gerektiği, öte yandan, davacıların aynı olay nedeniyle Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvuru sonucunda her birine net 3.500,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi uyarınca davalı idarece 3.500,00-TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin Mahkemelerinin bu kararı uygulanırken, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı uyarınca yapılan ödemelerin dikkate alınacağı ve mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeyeceğinin açık olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 10.500,00-TL manevi tazminatın (... için 3.500,00-TL, ... için 3.500,00-TL ve ... için 3.500,00-TL) davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, dava açıldıktan sonra vefat eden ...yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 04/05/2023 tarih ve E:2023/1782, K:2023/2406 sayılı kararıyla; taraflarca yapılan temyiz başvurusu üzerine temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve.... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraflarca karar düzeltme başvurusu yapılması üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2023/5654, K:2023/7217 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Olayda, davacıların gerçek ismi yerine gerçekte var olmayan ve ithaf edilen kod isimleri ile dinlenilmesi olgusu açısından değerlendirme yapıldığında; davalı idarece davacıların isminin gizlenmesine gerekçe olarak, davacıların isminin zarar görmemesi ve çalışma yürüten istihbarat elemanları dışında kimsenin davacıların ismini bilmemesi adına gerçek kimliklerinin gizlendiğinin belirtildiği, belirtilen gerekçenin, yürütülen faaliyetin istihbari nitelikte olması ve davacıların adının zarar görmesinin önüne geçilmesi için çalışmayı yürüten kişi veya kişiler dışında kimsenin davacıların dinlenildiğini bilmemesi amaçlarına hizmet ettiği göz önüne alındığında makul olduğunun anlaşıldığı,
Bununla birlikte, tedbir taleplerinin mahkemelerce özenle incelendiğinin, mevzuata uygun bulunanlara izin verildiği, diğerlerinin ise reddedildiğinin (aksi ispat edilinceye kadar) bir "karine" olarak kabulü gerektiği, daha açık bir anlatımla, eğer mahkeme kendisine gelen dinleme taleplerini kabul etmiş ise idarenin başvuru yönteminin ve gerekçesinin hukuka uygun olduğu, taleplerin reddedilmesi durumunda ise talebinin hukuka aykırı olduğunun söylenebileceği, somut olayda da mahkemelere gelen dinleme taleplerinin kabul edilmiş olmasının, idarenin başvuru yöntemi ve gerekçesinin hukuka uygun olduğunu gösterdiği,
2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, Milli İstihbarat Teşkilatının yetkileri sayılmış olup, bu yetkiler arasında Kanun'un 4. maddesinde sayılan görevlerin yerine getirilmesi amacıyla bazı durumlarda hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde MİT Müsteşarı ve yardımcısının yazılı emriyle telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespit edilebileceği, dinlenebileceği, sinyal bilgilerinin değerlendirilebileceği, kayda alınabileceğinin belirtildiği, anılan maddenin 4. fıkrası hükmüne göre kararda ve yazılı emirde hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin, iletişim aracının türünün, kullanılan telefon numaralarının veya iletişim bağlantısına imkan veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türünün, kapsamının, süresinin ve tedbire başvurulmasını gerektiren nedenlerin belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğun haberleşmenin gizliliğine dair Anayasa'nın 22. maddesine ve bu konudaki evrensel hukuk ilkelerine dayandırıldığı, nitekim bu tedbirin ancak bir yargı kararıyla yapılabileceği ya da idari bir kararla başlatılsa bile (yazılı emir) yirmi dört saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulması gerektiği, bir başka ifadeyle yargı merciince icazet verilmedikçe tamamlanmayacağının yasal teminat altına alındığı, dolayısıyla bu türden tedbir taleplerinin karşılanıp karşılanmayacağı hususundaki asli yetkinin tedbiri talep eden kuruma (idareye) değil, bu konudaki kararı veren/verecek olan yargı merciinin takdirine bırakıldığı, daha açık bir ifadeyle, kuruluş amacı, yürüttüğü faaliyet ve bu faaliyette kullanacağı yol, yöntem, araç ve gereçleri seçmek, kullanmak ve istihbari faaliyetleri yürütmek bakımından, MİT'in belli imtiyazı olduğu söylenebilirse de, telekomünikasyon araçlarıyla yapılan haberleşmeyi takip etmek ve bu noktada uygulanacak tedbir taleplerine ilişkin son kararın yargı merciine ait olduğu,
Bakılan uyuşmazlıkta, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda tanımlı istihbarata karşı koyma görevi kapsamında yürütülen çalışmalar sırasında, usulüne göre yapılmış olan iletişimin dinlenilmesi taleplerinin yine mahkemelerce herhangi bir hukuki sakınca görülmeyerek karşılanmış olduğu görülmekle, bu hususta davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacıların tazminat talebinin karşılanmasına olanak bulunmadığı,
Bu itibarla, davacılara ait telefonların iletişim bilgilerinin izlenmesi mahkeme kararına dayandığından ve bu nedenle idare hukuku ilkeleri çerçevesinde idarenin tazmin sorumluluğuna başvurulması bakımından, maddi ve hukuki koşullar olayda mevcut olmadığından temyize konu kararın davanın kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı,
Davacıların temyiz istemleri yönünden;
Davacıların iletişim bilgilerinin izlenmesi usulüne uygun şekilde mahkeme kararına dayanılarak gerçekleştirildiğinden, davalı idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, bu durumda, temyizen incelenen kararın, davanın kısmen reddine dair kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, davacıların dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle,
Davacıların temyiz istemlerinin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına, manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının gerekçeli onanmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile toplam 10.500,00-TL manevi tazminatın (... için 3.500,00-TL, ... için 3.500,00-TL ve ... için 3.500,00-TL) davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 4. ve 6. maddeleri uyarınca kod ad kullanarak dinlemeye ilişkin mahkeme kararı almanın mümkün ve hukuki olduğu, somut olayda davacıların istihbari faaliyetin asli unsuru olmadıkları, şahısların zarar görmeden çalışmaya dahil edilebilmeleri için gerçek isimlerinin kullanılmadığı, davaya konu olan olayın davacılar tarafından basın yoluyla kamuoyuna duyurulduğu, zarar bulunması halinde zarardan davacıların sorumlu olduğu, Anayasa Mahkemesi kararıyla davacılar lehine tazminata hükmedildiğinden davada manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı ileri sürülerek ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
Davacılar...ve ... tarafından; Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sonucu hükmedilen tazminatın koruduğu değerler ile bu davada korunan değerlerin farklı olduğu, bireysel başvuru sonucu hükmedilen tazminat miktarını esas kabul eden mahkeme kararının hak ve menfaat dengesini ve ölçülülük ilkesini bozduğu ileri sürülerek ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
Davacı ... tarafından; hükmedilen tazminatın uğranılan manevi zararı karşılamadığı, davalı idare açısından caydırıcı bir özellik taşımadığı ileri sürülerek ısrar kararının aleyhine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Davacıların temyiz istemlerinin reddi ile ısrar kararının davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının onanması, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
... gazetesi yazarları olan davacılar tarafından, kendilerine ait telefonların, Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığınca düzenlenen ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı adına onaylanan yazılar ile başka şahıslara aitmiş gibi (kod ad kullanılarak) gösterilmek suretiyle İstanbul'da bulunan ağır ceza mahkemelerinden alınan kararlar ile dinlenmesi, tespit edilmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması nedeniyle "haberleşme ve özel yaşamın gizliliğinin ihlal" edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen manevi zarara karşılık her bir davacı için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte olup; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat ise, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarında takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve üzüntüyü giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından aynı olayla ilgili olarak, "haklarında uygulanan telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesi ve kayıt altına alınması tedbiri sonucunda özel yaşamın gizliliği hakkı, haberleşme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği ileri sürülerek ve manevi tazminat talebinde bulunularak" bireysel başvuruda bulunulmuş olup, Anayasa Mahkemesinin 06/01/2015 tarih ve Başvuru Numarası:2013/7054 sayılı kararıyla; 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasında, kararda veya yazılı emirde, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin, iletişim aracının türünün, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türünün, kapsam ve süresi ile tedbire başvurulmasını gerektiren nedenlerin belirtilmesinin gerekli olduğunun hükme bağlandığı, buna göre, 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince verilen telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesine dair kararlarda, tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin belirtilmesinin kanunen zorunlu olduğu; somut olayda ise, başvurucular hakkında uygulanan dinleme tedbirlerine dayanak teşkil eden talep yazıları ve mahkeme kararlarında, başvurucuların kimlik bilgileri yerine birtakım kod isimlere yer verildiği görüldüğünden, bu hususun 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğu, başvurucuların haberleşmelerinin gizliliğine yönelik müdahalenin kanuni olmadığına ve haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmiş olup; mezkur kararda, Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna; Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüklerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının "açıkça dayanaktan yoksun olması" sebebiyle kabul edilemez olduğuna; Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiğine; başvurucuların her birine net 3.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacılar tarafından aynı olay ve iddialar ile yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 06/01/2015 tarih ve Başvuru No:2013/7054 sayılı kararı ile her bir davacı için 3.500,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiğinden, aynı olay nedeniyle açılan işbu davada davacıların manevi tazminat istemlerinin kabul edilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararının kabule ilişkin kısmında hukuka uyarlık, redde ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
3. ... İdare Mahkemesinin temyize konu ...tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/12/2025 tarihinde davacıların temyiz istemleri yönünden oybirliğiyle, davalı idarenin temyiz istemi yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Uyuşmazlıkta, aynı olayla ilgili olarak dinleme faaliyetinde görev alan MİT görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine dair kararın kesinleşmesi üzerine, davacılar tarafından "haklarında uygulanan telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesi ve kayıt altına alınması tedbiri sonucunda özel yaşamın gizliliği hakkı, haberleşme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği ileri sürülerek ve manevi tazminat talebinde bulunularak" bireysel başvuruda bulunulmuş olup, Anayasa Mahkemesinin 06/01/2015 tarih ve Başvuru Numarası:2013/7054 sayılı kararıyla; 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasında, kararda veya yazılı emirde, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin, iletişim aracının türünün, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tespite imkan veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türünün, kapsam ve süresi ile tedbire başvurulmasını gerektiren nedenlerin belirtilmesinin gerekli olduğunun hükme bağlandığı, buna göre, 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince verilen telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesine dair kararlarda, tedbir uygulanacak kişinin kimliğinin belirtilmesinin kanunen zorunlu olduğu; somut olayda ise, başvurucular hakkında uygulanan dinleme tedbirlerine dayanak teşkil eden talep yazıları ve mahkeme kararlarında, başvurucuların kimlik bilgileri yerine birtakım kod isimlere yer verildiği görüldüğünden, bu hususun 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğu, başvurucuların haberleşmelerinin gizliliğine yönelik müdahalenin kanuni olmadığına ve haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmiş olup; mezkur kararda, Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna; Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüklerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının "açıkça dayanaktan yoksun olması" sebebiyle kabul edilemez olduğuna; Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiğine; başvurucuların her birine net 3.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından aynı olay ve iddialar ile yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından her bir davacı için 3.500,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, olayın niteliği ve davacıların iddiaları dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın, davacıların uğradığı manevi zararın telafisi bakımından yeterli ve makul bir giderim sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, aynı olay nedeniyle idari yargı yerinde ayrıca bir manevi tazminata hükmedilmesine gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50/4. maddesinde, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Bu nedenle, İdare Mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, İdare Mahkemesince bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden;
... İdare Mahkemesince, davacıların haberleşme özgürlüğünün ve özel yaşamın gizliliği hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takdiren her bir davacı için 15.000,00-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı temyizi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/03/2019 tarih ve E:2014/5323, K:2019/2291 sayılı kararıyla; davacıların manevi zarara uğradıklarının kabulü ile manevi tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de, tazminat miktarı belirlenirken aynı hukuki sebebe dayalı olarak Anayasa Mahkemesinin 06/01/2015 tarih ve Başvuru Numarası: 2013/7054 sayılı kararıyla, davacıların haberleşme özgürlüklerinin ihlal edildiğine ve her birine net 3.500,00-TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararına istinaden davacılara ödenen manevi tazminat miktarının hesaplamada dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen reddine ilişkin kısmının onanmasına, davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmının ise bozulmasına verilmiştir.
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla anılan bozma kararına uyularak, davanın kısmen kabulü ile toplam 10.500,00-TL manevi tazminatın (... için 3.500,00-TL, ... için 3.500,00-TL ve... için 3.500,00-TL) davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin (34.500,00-TL) manevi tazminat istemlerinin ise reddine, dava açıldıktan sonra vefat eden ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesince anılan kararın onanmasına karar verildiği, tarafların karar düzeltme başvurusu üzerine ise, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E2023/5654 K.2023/7217 sayılı kararıyla, davacılara ait telefonların iletişim bilgilerinin izlenmesinin mahkeme kararına dayandığı, bu nedenle idare hukuku ilkeleri çerçevesinde idarenin tazmin sorumluluğuna başvurulması bakımından maddi ve hukuki koşulların olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle İstanbul 9. İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına, manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının ise onamasına karar verilmiştir.
... İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak davanın kısmen kabulü ile toplam 10.500,00-TL manevi tazminatın (... için 3.500,00-TL, ... için 3.500,00-TL ve ...için 3.500,00-TL) davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kararında ısrar edilmiştir.
Yukarıda değinilen süreç dikkate alındığında uyuşmazlıkta; davacıların manevi zarara uğradıkları ve tazmini gerektiği noktasında İdare Mahkemesi ile Danıştay Onuncu Dairesince aynı yönde karar verildiği, böylece davacıların manevi yönden zarara uğradıklarının hukuken kesinlik kazandığı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/03/2019 tarih ve E:2014/5323, K:2019/2291 sayılı bozma kararının davacılara ödenecek manevi tazminatın miktarına ilişkin olduğu,...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da anılan bozma kararına uyularak davacılara ödenecek manevi tazminat miktarının yeniden belirlenerek buna göre karar verildiği, ancak bu kararın temyizi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı Kanun'un 50/4. maddesi uyarınca temyiz incelemesinin manevi tazminat miktarıyla sınırlı olarak yapılması yerine, davacıların manevi yönden zarara uğradığı yönünde kesinleşen hukuki konuyu yeniden tartışmaya açtığı ve manevi tazminat ödenmesini gerektirecek koşulların uyuşmazlıkta gerçekleşmediği gerekçesiyle, davacılara manevi tazminat ödenmesi yolundaki kararın yeniden bozulmasının 2577 sayılı Kanun'un 50/4. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile toplam 10.500,00-TL manevi tazminatın davacılara ödenmesine ilişkin kısmının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy