T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/348
Karar No : 2025/748
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle 2014 yılının Haziran ila Aralık dönemleri için resen tarh edilen katma değer vergileri, anılan yılın Aralık döneminden devreden katma değer vergisinin bulunmadığından bahisle 2015 yılının Ocak ila Haziran, Kasım dönemleri için resen tarh edilen katma değer vergileri, vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları ve 2018 yılı için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
I. Resen tarh edilen katma değer vergileri yönünden yapılan inceleme:
Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen kabul edilebilir bir mücbir sebep ileri sürmeksizin ibraz yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı adına, ilgili dönem katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca resen tarh edilen katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
II. Vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme:
Defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca kaçakçılık fiilini oluşturması ve anılan Kanun'da, tespit edilen matrahların mükellefin beyanına dayanması halinde vergi ziyaı cezasının, verginin bir katı tutarında kesileceğine ilişkin bir hükmün de bulunmaması karşısında ziyaa uğratılan vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
III. 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden yapılan inceleme:
Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen kabul edilebilir bir mücbir sebep ileri sürmeksizin ibraz yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
IV. Karar sonucu:
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde şu kurala yer verilmiştir:
"Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.
Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder."
Aynı Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesiyle değiştirilen 101. maddesi ise şu şekildedir:
"Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri,
2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri,
3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.
Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.
İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.
İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır."
Anılan Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrası şu şekildedir:
"... Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. ..."
Davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine dair yazı (tebliğ evrakı), şirket müdürünün MERNİS'te kayıtlı adresine tebliğe çıkarılmış, muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ evrakı 24/09/2018 tarihinde iade edilmiştir. Akabinde anılan yazı aynı adrese ikinci kez tebliğe çıkarılmış ancak muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ pusulası 04/10/2018 tarihinde kapıya yapıştırılmış ve söz konusu yazı bu surette tebliğ edilmiştir. Anılan yazının davacıya bu şekilde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği belirtilerek düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca dava konusu tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilmiştir.
Olayda, 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, Kanun'da sürelerle ilgili açık bir hüküm bulunmaması durumunda idarece ilgili sürenin on beş (15) günden az olmamak üzere belirleneceğine dair kurala rağmen 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen münasip süre, on beş günden az bir süre olacak şekilde belirlenerek tebliğ evrakı iki kez tebliğe çıkarılmıştır.
Bu durumda, defter ve belge isteme yazısının aynı adrese, 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen on beş günlük süreden az bir süre belirlenerek yeniden tebliğe çıkarılması hukuka uygun düşmediğinden, anılan yazının bu şekilde tebliğ edildiği kabul edilerek defter ve belgelerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı adına tarh edilen vergiler ve kesilen cezalarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini kabul ederek Vergi Mahkemesi kararını kaldırdıktan sonra dava konusu vergi ve cezaları kaldırmıştır.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/06/2023 tarih ve E:2020/3747, K:2023/4568 sayılı kararı:
Davacı şirketin defter ve belgelerinin istenmesine dair yazının tebliği aşamasında şirketin bilinen adresinde bulunamadığına ilişkin 07/02/2018 tarihli adres tespit tutanağı düzenlenmiştir. Ardından söz konusu yazı, şirket müdürünün MERNİS'te kayıtlı adresinde 24/09/2018 tarihinde tebliğ edilememesi üzerine, aynı adrese 04/10/2018 tarihinde ikinci defa tebliğe çıkarılmış ve muhatabın adreste bulunamaması nedeniyle tebliğ pusulası kapıya yapıştırılarak tebliğ edilmiştir.
Bu durumda, defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve ortada kabul edilebilir bir mücbir sebebin bulunmadığı anlaşıldığından, defter ve belgelerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı adına tarh edilen vergiler ve kesilen cezalarda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen kabul edilebilir bir mücbir sebep ileri sürmeksizin ibraz yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı adına tarh edilen vergiler ve kesilen cezalarda hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,08/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.