T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/403
Karar No : 2025/314
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI)... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının aleyhe olan hüküm fıkralarının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul satışından ticari kazanç elde ettiği ve bu kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2010 yılının Mart, Eylül ila Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacının 2010 yılında beş adet, 2011 yılında bir adet, 2012 yılında sekiz adet olmak üzere toplam on dört adet gayrimenkul sattığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından 2012 yılında satışı gerçekleştirilen sekiz adet taşınmaz, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhide verilen arsa üzerinde inşa edilen binalardan edinilen bağımsız bölümlere ilişkindir. 2010 yılında satışı gerçekleştirilen taşınmazlar, 2006, 2007, 2009 ve 2010 yıllarında iktisap edilmiştir. 2011 yılında satışı gerçekleştirilen taşınmaz ise 2010 yılında edinilmiştir.
Bu durumda, söz konusu taşınmaz satışlarının ticari bir organizasyon dahilinde devamlılık arz edecek şekilde gerçekleştirilmediği anlaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Vergi mahkemesi bu gerekçeyle, dava konusu cezalı tarhiyatları kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı adına, aynı nedene istinaden re'sen tarh edilen muhtelif vergi türü ve dönemlerine ilişkin vergilerin ve kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan ve mahkemelerce karara bağlanan dosyalarda, mahkeme kararlarına yöneltilen itiraz ve istinaf istemlerinin incelenmesi üzerine verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı; ... tarih ve E:..., K:... sayılı; ...tarih ve E:..., K:... sayılı; ... tarih ve E:..., K:... sayılı; ... tarih ve E...., K:... sayılı kararları ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle birlikte incelenip değerlendirilmiştir.
Buna göre ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesince, 2010 yılına ilişkin gelir vergisi matrahının belirlenmesinde görülen eksiklikler nedeniyle davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararı sonucu itibarıyla onanmış olmakla birlikte davacının, birbirini takip eden 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında birden fazla gayrimenkul alımı ve satımında bulunduğu, dolayısıyla Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinde aranan devamlılık koşulunun oluştuğu ve taşınmaz alım-satım işinin ticari faaliyet kapsamında devamlı olarak yapıldığı hükme bağlanmıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı da bu doğrultuda verilmiştir.
Bu durumda davacı adına, uyuşmazlık konusu dönemlerde taşınmaz alım-satımları nedeniyle ticari faaliyette bulunduğu belirtilerek ve tapu kayıtlarında yer alan satış tutarları dikkate alınarak re'sen tarh yoluna gidilmesinde yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte aksi yönde bir tespit yapılmadığı halde tapudaki satış bedelleri dışında alış bedeline %5 kâr payı ve enflasyon farkı eklenerek bulunan satış bedeli üzerinden fazladan hesaplanan matrah üzerinden tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Vergi dava dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini kabul ederek vergi mahkemesi kararını kaldırmış ve dava konusu cezalı tarhiyatların, tapu kayıtlarında yer alan satış bedelleri üzerinden hesaplanan matrah farkından kaynaklanan kısmı yönünden davayı reddetmiş; tapu kayıtlarında yer alan satış bedelleri dışında alış bedeline %5 kâr payı ve enflasyon farkı eklenmek suretiyle bulunan satış bedeli üzerinden hesaplanan matrah farkından kaynaklanan kısmını kaldırmıştır.
Tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2018/939, K:2021/11231 sayılı kararı:
i. Davacının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Davacının, taşınmazların satışından elde edilen gelirin ticari kazanç niteliğinde olmadığı, servetin niteliğini değiştirmek suretiyle muhafazasına yönelik bir tasarruf olduğu yolundaki iddiaları, satılan taşınmazların nitelikleri, sayısı ve işlemlerin devamlılığı göz önünde bulundurulduğunda elde edilen kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilmesine ilişkin tüm koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.
ii. Davalının temyiz istemi yönünden yapılan inceleme:
Uyuşmazlıkta, taşınmazların değerinin belirlenebilmesi için inceleme elemanı tarafından bir kısım taşınmaz için bankalara inceleme yaptırılmış ve ekspertiz raporları hazırlattırılmıştır. Bir kısım taşınmazların alış bedeline eklenen %5 kâr payı yönünden ...Odası (...) tarafından gayrimenkul alım-satımlarında taşınmazı mülk edinip kendi adına alıp satanlar için belirlenen net kârlılık oranı esas alınmıştır. Enflasyon farkının belirlenmesinde ise yurt içi üretici fiyat endeksi kullanılmıştır.
Davacı adına, 2010 yılına ilişkin olarak re'sen tarh edilen gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulü yolundaki bölge idare mahkemesi kararına yöneltilen temyiz isteminin incelenmesi neticesinde verilem Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2017/4225, K:2021/11232 sayılı kararıyla, bu şekilde belirlenen matrahın isabetli olduğuna hükmedilmiştir.
Bu durumda, anılan karardaki hukuksal nedenler ve gerekçe ile taşınmazların yüz ölçümleri gözetilerek dava konusu vergi ve cezalar hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
iii. Karar sonucu:
Daire bu gerekçeyle davacının temyiz istemini reddetmiş; davalının temyiz istemi ise kabul ederek kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi dava dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, söz konusu gayrimenkul satışlarının ticari organizasyon dahilinde ticari kazanç elde etmek gayesiyle değil servetin niteliğini değiştirmek suretiyle muhafazası amacıyla yapıldığı, cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı; davalı tarafından ise dava konusu cezalı tarhiyatın hukuka uygun olduğu belirtilerek bölge idare mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Yargılamanın ısrar kararı verilmesinden önceki aşamasında, bölge idare mahkemesi kararının, davanın kısmen reddine dair hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen temyiz istemi Danıştay Dördüncü Dairesince reddedilerek anılan hüküm fıkrası kesinleşmiştir.
Bölge idare mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulübe dair hüküm fıkrasının bozulmasından sonra ilk karar ile aynı yönde verilen ısrar kararının varlığı, ilk kararın kesinleşen hüküm fıkrasının temyizen incelenmesini olanaklı kılmayacağından, davacının kararın kısmen reddine dair hüküm fıkrasına yönelttiği temyiz isteminin incelenmeksizin reddi; davalının temyiz isteminin ise esastan reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
I- Davacının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme:
Yargılamanın ısrar kararı verilmesinden önceki aşamasında, bölge idare mahkemesi kararının, davanın kısmen reddine dair hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen temyiz istemi Danıştay Dördüncü Dairesince reddedilerek anılan hüküm fıkrası kesinleşmiştir.
Bölge idare mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulübe dair hüküm fıkrasının bozulmasından sonra ilk karar ile aynı yönde verilen ısrar kararının varlığı, ilk kararın kesinleşen hüküm fıkrasının temyizen incelenmesini olanaklı kılmayacaktır.
Bu durumda, davacının kararın kısmen reddine dair hüküm fıkrasına yönelttiği temyiz iddialarının incelenmesi mümkün bulunmamaktadır.
II- Davalının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirme:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2-Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
3-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
4-Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
5-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Davalının temyiz isteminin kabulü ile bölge idare mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulüne dair hüküm fıkrasının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara bu yönden katılmıyorum.