Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-65 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-19/229-87
Karar Tarihi : 25.02.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Mehmet Akif KAYAR, Şamil PİŞMAF,
Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Delta Akaryakıt Tic. A.Ş.
20
D. TARAFLAR : - Delta Akaryakıt Tic. A.Ş.
Piyalepaşa Bulvarı Kastel İş Merkezi Delta Plaza
34440 Kasımpaşa/İstanbul
- Murat Petrol ve Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti.
Karacumaköyü Karapınar mevkii, Mecitözü/Çorum
- Kantarcı Akaryakıt ve Lastik Tic. San. Ltd. Şti.
Atatürk Cad. No:200 Bandırma/Balıkesir
- Sezen İnş. Tur. Otelcilik Gıda ve Oto Ltd. Şti.
Çukuryurt Yolu Akınar Mevkii, Saray/Tekirdağ
- Nisanur Petrol Otomotiv Mad. Nak. İnş. Gıda Tar. Hay. Day.Tük. 30
İml. İth. İhr. San.Tic. Ltd. Şti.
Pınarönü Mah. Konak Yolu Sok. No:8 Şarkışla/Sivas
- Yunuseli İnş. Tur. Pet. Ürn. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Blv. Kepez Mehmet Sitesi
No:35/5 Antalya
- Ya-De Dış Tic. ve Pet. Ürn. San. Ltd. Şti.
Saraycık Köyü, Kürtoğlu Burnu, İncesu/Kayseri
E. DOSYA KONUSU: Delta Akaryakıt Tic. A.Ş. ile yukarıda unvanları sayılan
şirketler arasında imzalanacak olan Bayilik ve İntifa Sözleşmelerine muafiyet 40
tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 17.06.2009/4261, 17.06.2009/4262,
17.06.2009/4263, 17.06.2009/4264, 07.07.2009/4716, 15.07.2009/4987 tarih ve
sayılar ile giren ve eksikleri en son 23.12.2009 tarih ve 9126 sayı ile tamamlanan
bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 ve 5.
maddeleri hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 19.02.2010
tarih ve 2009-1-65/MM-10-İAY sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 22.02.2010 tarih
ve REK.0.05.00.00-130/43 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-19 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. 50
10-19/229-87
2
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, taraflar arasında her biri ayrı ayrı
olmak üzere imzalanan Protokoller, intifa haklarına ilişkin resmi senetler ve Akaryakıt
Bayilik Sözleşmeleri’nden oluşan dikey anlaşmalara;
- Söz konusu anlaşmaların her birinin, daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti
yapılmamış araziler üzerinde kurulacak yeni istasyonlara ilişkin olmaları ve
- İstasyonlara özgü yatırımların dağıtıcı tarafından üstleniliyor olması dikkate
alınarak,
“Bayilerin 5. yılın sonunda, Delta tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa
kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri”
konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, 10 yıla kadar muafiyet tanınabileceği, 60
- İlgili pazardaki tüm anlaşmalar içerisindeki oranı düşük olmakla birlikte benzer
nitelikteki anlaşmaların sayıca fazlalığı göz önünde bulundurulduğunda, konunun
sektöre özgü olarak çıkarılacak bir Tebliğ ile de düzenlenebileceği,
görüşü ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
Delta Akaryakıt Tic. A.Ş. (Delta), petrol ürünlerinin depolaması ile toptan ve perakende
satış konularında faaliyet göstermektedir. EPDK’dan alınan Dağıtıcı Lisansına sahip
olan şirkete ait Gulf markası altında toplam 97 istasyonlu bayi mevcuttur. 70
Anlaşmanın diğer tarafını oluşturan şirketler ise; Murat Petrol ve Nakliyat San. Tic. Ltd.
Şti. (Murat), Kantarcı Akaryakıt ve Lastik Tic. San. Ltd. Şti. (Kantarcı), Sezen İnş. Tur.
Otelcilik Gıda ve Oto Ltd. Şti. (Sezen), Nisanur Petrol Otomotiv Mad. Nak. İnş. Gıda
Tar. Hay. Day. Tük. İml. İth. İhrc. San. Tic. Ltd. Şti. (Nisanur), Yunuseli İnş. Tur. Pet.
Ürn. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. (Yunuseli), Ya-De Dış Tic. Ve Pet. Ürn. San. Tic. Ltd.
Şti. (Ya-De) (Kararın bundan sonraki bölümlerinde toplu olarak “bayiler” şeklinde ifade
edilecektir.)’dir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı 80
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin
yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının
farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle coğrafi pazar,
“Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
90
H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.3.1. Bildirime Konu Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
Delta ile Bayiler arasında her biri ayrı ayrı imzalanan anlaşmalar çerçevesinde:
mülkiyeti Bayilere, Bayilerin ortaklarına ya da Bayilerle bağlantılı 3. kişilere ait
taşınmazlar üzerinde akaryakıt, madeni yağ ve oto LPG satış ve servis istasyonu
kurmak amacıyla Delta’ya intifa hakkı tanınmasına ilişkin “Protokol”ler ile intifa hakkı
10-19/229-87
3
kurulmasına ilişkin resmi senetler ve Delta’nın, istasyonların işletmeciliğini Bayilere
vermesine ilişkin “Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri”dir. Aşağıda her bir bayi ile yapılan
protokollerin ve imzalanan bayilik sözleşmelerinin tarihleri, intifa hakkı tarih ve
sürelerine ilişkin bilgiler gösterilmiştir: 100
Tablo-1: Taraflar arasındaki dikey anlaşmaya esas teşkil eden sözleşmeler
Bayi Protokol Tarihi İntifa Hakkı Tarihi/Süresi Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi Tarihi
Murat 08.09.2008 15.09.2008/15 01.06.2009
Kantarcı 12.01.2009 12.01.2009/15 11.06.2009
Sezen 25.06.2008 18.07.2008/15 10.06.2009
Nisanur 17.12.2008 30.12.2008/15 21.04.2009
Yunuseli 30.07.2008 13.08.2008/15 14.05.2009
Ya-De 10.01.2008 07.02.2008/15 05.01.2009
Bayiler ile Delta arasında imzalanan ve yukarıda tarihleri sayılan Protokollerde, ilgili
taşınmazlar üzerine Delta lehine 15’er yıllık sürelerle tesis edilecek intifalar
karşılığında, anılan taşınmazlar üzerine kurulacak istasyonların inşaat giderlerinin
doğrudan Delta tarafından karşılanması ve/veya Bayilerce yaptırılacak inşaat işlerine
karşılık olarak Delta tarafından Bayilere ödeme yapılmak suretiyle inşaat maliyetlerinin
karşılanması karara bağlanmıştır. Bu çerçevede yapılan/yapılacak olan ödemelerin
ayrıntılarının yanında, ariyet olarak Delta tarafından sağlanacak ekipmanlar, inşaatlar
dahil olmak üzere taraflarca yapılacak işler, Bayiler üzerine getirilen satış taahhütleri
ve benzeri hususlar düzenlenmiştir. Söz konusu Protokollerin, akdedilmiş veya 110
akdedilecek bayilik sözleşmelerinin ayrılmaz birer parçaları oldukları belirtilmiştir.
Anılan protokoller çerçevesinde taşınmazların malikleri tarafından yukarıda belirtilen
tarihlerde, her biri 15 yıllık süreler için geçerli olmak üzere, Delta lehine muhtelif
bedeller karşılığında intifa hakkı tesis edilmiş ve yine yukarıda belirtilen tarihlerde
Bayiler ile Delta arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri imzalanmıştır.
Bildirimlere konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmelerinin “Tarafların Hak ve Yükümlülükleri”
başlıklı 3. maddelerinin 3.2 bentlerinde, Bayilerin faaliyetleri üzerine 2002/2 sayılı
Tebliğ anlamında rekabet yasağı getirilmektedir. Söz konusu yasağın süresinin
belirlenmesinde ise gerek bayilik sözleşmeleri, gerekse Delta lehine tesis edilen intifa
hakkı sürelerinin dikkate alınması gerekmektedir. Rekabet Kurulunun konuyla ilgili 120
olarak daha önce almış olduğu kararlar çerçevesinde, bayilik sözleşmeleri ile bu
sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğü süresine etki eden intifa, tapuya
şerh edilmiş kira veya benzer etkiye sahip sözleşmelerin tamamı tek bir dikey anlaşma
olarak kabul edilmektedir. Bu dikey anlaşmalar ile bayiye 5 yıldan uzun süreli rekabet
yasağı getirilmesi söz konusu dikey ilişkiyi 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği ile tanınan grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarmaktadır.
Bu doğrultuda, bildirim konusu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Protokoller ve intifa
hakkı tesisine ilişkin resmi senetler, tek bir anlaşma şeklinde değerlendirilmiş ve bahse
konu taşınmazlar üzerinde Delta lehine 15’er yıl süre için geçerli olmak üzere intifa
hakkı tesis edildiğinden, oluşan dikey ilişkinin, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde 130
öngörülen beş yıllık süreyi aşar nitelikte rekabet etmeme yükümlülüğü içerdiği
anlaşılmıştır. Diğer taraftan gerek bahse konu anlaşmaların niteliği, gerekse
mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler dikkate alındığında, bildirimlere konu
anlaşmalar bakımından rekabet yasağına ilişkin hükümlerin, anlaşmanın geri
kalanından ayrılabilmesi mümkün olmadığından, anlaşmaların 5 yılı aşan süreler
bakımından bir bütün olarak 2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyetinden
yararlanamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.
10-19/229-87
4
H.3.2. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi 140
4054 sayılı Kanunun “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu
maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması 150
şeklindedir. Söz konusu Protokoller, Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri ve bunlarla
bağlantılı intifa haklarına ilişkin resmi senetlerden oluşan dikey anlaşmaların yukarıda
yer alan muafiyet koşullarını taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer
verilmiştir:
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Bu koşulun sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve
ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması, etkinlik
artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü 160
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, yeni ürün veya
üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi bakımından etkin bir zemin teşkil
etmediği görülmektedir. Ancak başvuru konusu anlaşmanın, yeni (sıfırdan) kurulan bir 170
istasyona ilişkin olması ve yatırım miktarının görece yüksekliği açılarından
değerlendirilmesi mümkündür.
Mehaz mevzuata ilişkin görüşlerde de müşteri özelinde yatırım varsa 101(3). madde
anlamında 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne izin verilebileceği
belirtilmektedir. Bu husus Komisyonun son uygulamaları ile de uyumludur; örneğin yeni
enerji santrali inşası için yapılan bir yatırım varsa, 15 yıllık süreyle tek elden satın alma
anlaşmalarına izin verilmektedir1.
Yine kapasite ve bağlantı yatırımı varsa Komisyon, yeni yatırımlarda uzun dönemli
sözleşmeleri desteklemektedir. Distrigas ve E.ON Ruhrgas dosyasında, gaz
santralindeki yeni yatırımlarda süreye ilişkin kısıtlamalara gidilmemiştir. Konuyla ilgili 180
özel sektörün bakış açısını yansıtması bakımından, Komisyonun dikey anlaşmalara
ilişkin yeni düzenleme ve kılavuz taslaklarıyla ilgili olarak Alman Sanayi Federasyonu
tarafından gönderilen görüş metni dikkat çekicidir. Söz konusu metinde bu husus şu
şekilde vurgulanmıştır: “Avrupa Komisyonu, yüksek yatırım isteyen olaylarda esneklik
1 Whish, R., Competition Law, Oxford University 2009 s. 663
10-19/229-87
5
sağlamalıdır. Böyle dosyalarda on yıllık süreye izin verilmelidir. Esas itibarıyla
yatırımlar, ekonomik kriterlere göre amorti edebiliyorsa mantıklıdır. Kural olarak yüksek
yatırımlar, kısa dönemde telafi edilemez, bu nedenle beş yıldan uzun süren rekabet
etmeme yükümlülükleri ile desteklenmelidir2.
Bildirim Formları’nda, intifa hakkına konu taşınmazlar üzerinde kurulacak olan
Akaryakıt ve Oto LPG Satış ve Servis İstasyonunun kurulabilmesi için 190
katlanılan/katlanılacak olan yatırım maliyetlerinin (……….) USD ile (……….) USD
arasında olduğu, her bir istasyon için öngörülen tahmini satış miktarları ile birim satış
başına karlılık oranları dikkate alındığında, belirtilen tutarların geri dönüşü için söz
konusu istasyonların bir bayi tarafından Delta markası altında asgari 6 yıl ile 6,7 yıl
arasında değişen sürelerde işletilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, Bildirim
Formlarında, netice itibarıyla kar amacı güden Delta’nın, yaptığı yatırımlardan dolayı
kar edebilmesi için makul bir sürenin sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu durumun
gerçekleşebilmesi için, malik ya da maliklerle bağlantılı olan Bayilerin Delta ile 15 yıllık
süre boyunca (rekabet etmeme yükümlülüğü altında) çalışmalarının garanti altına
alınması gerektiği öne sürülmüştür. 200
Bildirim konusu anlaşmaların tamamının, anlaşmaya konu taşınmazlar üzerinde
sıfırdan bir istasyon yatırımına ilişkin oldukları, söz konusu yatırımların tamamının
doğrudan ya da Bayiler tarafından yapılacak işlerin karşılığında ödenecek bedeller
suretiyle Delta tarafından karşılanacağı, belirtilen diğer hususlar arasındadır. Her ne
kadar akaryakıt dağıtım firmalarının bayilere yapmış oldukları yatırımlar, yukarıda
bahsedilen santrallere yapılan yatırımlar ile kıyaslanamazsa da bu noktada yatırımların
geri dönüş süreleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılabilecektir.
2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin Açıklanmasına Dair
Kılavuz’un 131. paragrafında müşteriye özgü yatırımlara; “İlişkiye özgü yatırımların
yüksek olması halinde beş yılı aşan bir rekabet yasağı haklı görülebilir. İlişkiye özgü 210
yatırım örneğin sağlayıcı tarafından ekipmanların kurulması veya uyarlanması olabilir.
Bu ekipmanların sonradan sadece bir alıcı için üretilecek parçalarda kullanılması
gerekmektedir. Genel veya pazara özgü (fazla) kapasite yatırımları normal olarak
müşteriye özgü yatırım değildir. Bununla birlikte bir sağlayıcının özellikle belirli bir
alıcının faaliyetleri ile bağlantılı yeni bir kapasite yaratması müşteriye özgü yatırım
olarak değerlendirilebilir.” şeklinde açıklama getirilmiştir.
Kılavuz’un yukarıda anılan bölümünde yer verilen açıklamalar dikkate alındığında,
ayrıntıları ve toplam yatırım tutarları bildirim formlarında belirtilen: idari binalar, saha
betonu, depolama sistemi kurulması, kanopi, yeşil ada, tesisat, bordür vb. kalemlerden
oluşan yatırımın, tamamı olmasa da büyük bir kısmının söz konusu dikey ilişkiye özgü 220
yatırım olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte yine Kılavuz’da yer verilen
açıklamalar dikkatle incelendiğinde, Delta tarafından Bayilere ödenen intifa bedelleri ile
Bayiler tarafından yapılacak istasyona özgü yatırımlara karşılık olarak ancak bu
yatırımların maliyetlerini aşacak nitelikte Delta tarafından Bayilere yapılan ödemelerin
ve anlaşmalar çerçevesinde ariyeten Bayilere sağlanan ekipmanların, ilişkiye özgü
yatırım olarak değerlendirilemeyeceği aşikardır.
Bildirim formlarında, teorik olarak söz konusu yatırımların tamamının bayiler tarafından
karşılanmaları önünde bir engel bulunmadığı, bununla birlikte sıfırdan istasyon kurmak
için gerekli yatırımın büyüklüğü ve öngörülen satış miktarlarına ulaşmak için
sermayeye yoğun olarak ihtiyaç duyulmasının, bu büyüklükte bir harcamanın tek 230
başına bayi tarafından karşılanmasını zorlaştırdığı belirtilmiştir. Bu harcamaların
2 Position Paper on draft Commission regulation on the article 81(3) of the Treaty to categories of vertical
agreements and concerted practices and on the draft Commission notice on guidelines on vertical restraints s.11
10-19/229-87
6
sadece bayi tarafından üstlenildiği hallerde, bayinin sermaye yapısının olumsuz
etkilenebildiği, dağıtıcı ile olan ticaretin sürdürülmesinde sorunlar yaşanabildiği ifade
edilmiştir. Sayılan nedenlerle, bildirimlere konu dikey anlaşmalara bakıldığında,
Bayilerin satış noktası kurmak için tek başına karşılamaları görece güç olabilecek
yatırımların söz konusu olduğu görülmektedir.
Bu çerçevede anlaşmalara konu yatırımların, pazarda ilk defa faaliyet gösterecek, yani
“sıfırdan” birer istasyon kurulması için yapılacak olması, Bayilerin bu yatırımlar
aracılığıyla pazarda faaliyette bulunacak olmaları ve söz konusu arazilerin
değerlenerek istihdam ve katma değer yaratan birer tesis haline gelecek olmaları gibi 240
hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yatırımların ekonomiye pozitif bir etki
sağlayacağı anlaşılmaktadır.
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması,
ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar
sayılabilir.
Petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin büyük ölçüde homojen nitelikte olmaları, 250
rafinaj ve dağıtım kademelerinde yeterince rekabetçi bir yapının bulunmaması, pompa
satış fiyatları içerisinde dolaylı vergilerin payının çok yüksek olması gibi nedenlerle,
farklı dağıtıcılarca ülke genelinde uygulanan akaryakıt fiyatlarının birbirine çok yakın
düzeylerde seyrettiği dikkate alındığında, dikey anlaşmalar bakımından getirilecek
kolaylıklar sonucunda fiyatlarda tüketiciye doğrudan yansıyacak anlamlı bir düşüş
beklentisinin gerçekçi olmayacağı açıktır.
Fiyat konusu son olarak Rekabet Kurulunun 24.7.2008 tarih ve 08-47/653-250 sayılı
kararında ayrıntılı olarak ele alınmış olup, kararda akaryakıt dağıtım şirketlerinin
uyguladıkları fiyatlar arasında litre bazında genellikle 1-3 kuruşluk farkların bulunduğu,
genel olarak ise rafineri çıkış fiyatlarını takip ettikleri belirtilmiştir. Bununla birlikte, 260
istasyonlarda ilan edilen azami satış fiyatından satılan akaryakıt haricinde, yüksek
miktarlı alım yapan alıcılara indirimli olarak akaryakıt satışı gerçekleştirildiği kararda
yer verilen hususlar arasındadır. Bu çerçevede, yüksek miktarda yatırım yapılması ve
yatırımın geri dönüş beklentisi de dikkate alındığında, başvuru konusu anlaşmaya
muafiyet tanınması, toptan satışlardaki indirim oranları üzerinde etkili olabilecektir.
Finansman ihtiyacının dağıtım şirketi tarafından karşılanması, alıcının hizmet kalitesini
daha rahat artırabilmesine imkân tanıyabilecek bir unsur olup, tarafların yapacakları
yatırımın geri dönüşünü güvence altına almaları, belirlilik ve süreklilik sağlayarak
tüketicilere sunulacak hizmetlerin kalitesinin artmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca,
gerek altyapı gerekse üst yapı anlamında bir istasyona yüksek yatırım yapılması, 270
emniyet, çevre ve güvenlik açısından zaman içerisinde ortaya çıkabilecek zararların
önlenmesinde de katkı sağlayacaktır.
Tüketici yararı açısından önemli olan bir diğer husus, istasyonların kurulduğu
bölgelerde anlaşma konusu ürünlerin satın alınabileceği ilave bir satış noktasının
faaliyete geçmesi nedeniyle, mesafe ve fiyat bakımından tercih imkânının artacak
olmasıdır.
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
10-19/229-87
7
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin 280
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır. 290
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
Dosyada yer alan EPDK verilerine göre, pazar paylarına göre en büyük 5 dağıtıcı
şirketin, pazarın yaklaşık %84’üne; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık
%92’sine sahip olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında,
herhangi bir teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili
ürün pazarında, yaklaşık %25’lik oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün
Petrol Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yaklaşık yine %25 ile Shell&Turcas A.Ş., %15,6
oranla Opet Petrolcülük A.Ş. ve %14 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir. 300
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması,
yahut teşebbüslerce bu türden bir saikle hareket edilmemiş olsaydı dahi benzer türden
anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet hukuku uygulamalarında en geniş tanımı ile piyasa kapama etkisi, alıcının
sağlayıcıya ve/veya sağlayıcının alıcıya erişimini kısıtlayan ticari stratejileri ifade
etmektedir. Bir diğer tanımda ise piyasa kapama etkisi, mevcut ya da piyasaya yeni
giren rakip teşebbüslerin rekabet etme şansı bulamadığı piyasa yapısı şeklinde ifade 310
edilmiştir. Dağıtım seviyesinde ortaya çıkan kapama etkisi, ilgili piyasada bağlı satış
noktası sayısının toplam dağıtım ağına oranı şeklinde ifade edilmektedir. Bu oranın
yükselmesi, bir sağlayıcının, girdi temininde veya üretimde herhangi bir güçlük
yaşamadığı halde dahi, en basit ifadeyle ürettiği mal ya da hizmetleri son kullanıcılara
ulaştıracak alıcı bulamaması nedeniyle piyasa dışına çıkmasına neden olabilmektedir.
Bir başka deyişle, eğer bir teşebbüs yeterli sayıda müşterisini rakiplerinden mal
almamaya ikna ederse, rakipler etkin bir şekilde üretim yapmalarını ya da piyasada var
olmalarını sağlayacak miktardaki ürünü satın alacak sayıda (hacimde) müşteri
bulamayabilirler. Bu durumun doğal sonucu, potansiyel rakiplerin piyasaya girişinin
engellenmesi ve/veya mevcut rakiplerin görece yüksek maliyetlere katlanarak varlığını 320
sürdürme ya da piyasadan çekilme kararı ile karşı karşıya kalmasıdır. Kuşkusuz bu
sonucun ortaya çıkmasında ve yaratacağı olumsuz etkilerin derecesinde, piyasa
kapama etkisine neden olan dikey anlaşma(lar)nın süresi de son derece önem arz
etmektedir.
Bu bakımdan dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
10-19/229-87
8
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında “…Pazar payının %40’ın veya 330
zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu hallerde bireysel değerlendirmeler için
aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi yer aldıktan sonra devamında
sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça
pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda
alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise, pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu nedenle sektörün kendine has özelliklerinden ötürü, bildirime konu anlaşmaların
pazarda yaratması muhtemel etkinin tespitinde, yalnızca anlaşmanın taraflarının
pazardaki konumunun incelenmesi ve değerlendirmenin müstakilin mevcut anlaşmalar
ile sınırlı tutulması yeterli bir yaklaşım olarak değerlendirilmemektedir. Aksine, bu 340
şekilde yapılacak anlaşmaların pazarda yaratması muhtemel kümülatif etkinin mutlak
suretle dikkate alınması gerekmektedir.
Dosyada yer alan Türkiye akaryakıt sektöründe faaliyette bulunan teşebbüsler ve
pazar paylarına ilişkin veriler incelendiğinde, herhangi bir teşebbüsün hâkim durumda
olduğuna işaret edebilecek bir pazar payının mevcut olmadığı, bununla birlikte
muafiyet talep eden Delta’nın sektörde faaliyette bulunan küçük teşebbüsler arasında
olduğu görülmektedir. Ancak, bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin bir Rekabet Kurulu
kararı benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil edebileceğinden,
burada ortaya çıkabilecek sorun, pazarda yer alan ve görece küçük pazar payına sahip
diğer teşebbüslerin bayileri ile yaptıkları dikey anlaşmalar bakımından da bireysel 350
muafiyet talep etmeleri halinde nasıl değerlendirme yapılacağıdır. Bu nedenle,
kümülatif etkinin belirlenmesinde pazar payına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp,
muafiyet tanınan anlaşmanın niteliği ve diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi tespit
edilmesi ve benzer anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Bu noktada ifade etmek gerekirse, bildirim konusu anlaşmaların en önemli özellikleri
yeni bir yatırıma aracılık etmeleri, yani sıfırdan birer istasyon kurulmasıdır. EPDK’nın
2008 yılı sektör raporunda yer verilen bilgilere göre; 2006 yılında Türkiye genelinde
11.543 olan istasyonlu bayi sayısı, 2007 yılında 11.845’e, 2008 yılında ise 12.317’ye
yükselmiştir. Mevcut durumda lisans sahibi istasyonlu bayi sayısı ise 12.719’dur.
Görüleceği üzere 2007 yılındaki istasyonlu bayi sayısı ile 2008 yılındaki istasyonlu bayi 360
sayısı arasındaki 472 istasyonluk artış hariç tutulduğunda3, her yıl istasyonlu bayilik
ağına 300 civarında yeni istasyonun katıldığı sonucuna ulaşılabilir. Bu sayı
Türkiye’deki toplam bayi sayısının yaklaşık %2’sine tekabül etmekte olup,
teşebbüslerin pazar payları temelinde bir değerlendirmeye girilmeksizin, yalnızca “ilk
kez kurulacak istasyonlar” bakımından ve “istasyona özgü yatırımın dağıtıcı tarafından
üstlenildiği” hallerle sınırlı kalmak kaydıyla 5 yılı aşan süreler bakımından muafiyet
tanınması halinde, ortaya çıkacak kümülatif etkinin pazarın mevcut rakiplere veya yeni
girişlere kapanmasına neden olmayacağı değerlendirilmektedir.
3 2007-2008 döneminin hariç tutulmasındaki gerekçe, EPDK tarafından yayımlanan 2008 yılı Petrol Piyasası Sektör
Raporunda da belirtildiği üzere, 2008 yılı içerisinde istasyonlu bayilik sayısında yaşanan artışın muhtemel nedeni
2007 yılı sonundan itibaren mevzuat gereği beyaz ürün satışı yasaklanan istasyonsuz bayilerin, istasyon satın
alarak ve istasyonlu bayilik lisansı edinerek faaliyetlerini sürdürmeye başlamalarıdır. Nitekim aynı dönem içerisinde
istasyonsuz bayi sayısının 514 adetlik düşüşle 3.049’dan 2535’e gerilemiş olması da bu tespiti desteklemektedir.
Dolayısıyla 2008 yılının da esasen, son dört yıldır gözlenen yıllık istasyonlu bayi artış eğiliminin bir istisnası
olmadığı görülmektedir.
10-19/229-87
9
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan 370
fazla sınırlanmaması
İlgili piyasanın önemli bir kısmında rekabetin önemli ölçüde ortadan kaldırılmasına yol
açmayacak olan bir anlaşmanın, tüketicilerin de faydasına olacak şekilde doğuracağı
gelişme veya iyileşmelerin rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol izlenerek elde edilmesi
mümkünse, söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınması mümkün değildir. Buna göre
sınırlama, anlaşmanın ardında yatan temel amaca uygun ve bunun gerçekleştirilmesi
için gerekli olmalıdır.
Yukarıda yer verildiği üzere, bildirime konu anlaşmaların mütemmimi niteliğindeki intifa
hakkına ilişkin resmi senetlerde süreler, Delta lehine intifa hakkının tesisinden itibaren
15 yıl olarak belirlenmiştir. Bu bakımdan taraflarca, bayiye 15 yıl süre için rekabet 380
etmeme yükümlülüğü getiren anlaşmaya muafiyet tanınması talep edilmektedir.
Yine yukarıda yer verildiği üzere, bildirime konu anlaşma çerçevesinde kurulacak olan
istasyonlara Delta tarafından yapılacak yatırım tutarlarının geri dönüşü için, söz
konusu istasyonun bir bayi tarafından Delta şemsiyesi altında asgari 6 yıl ile 6,7 yıl
arasında değişen sürelerde işletilmesi gerektiği anlaşma taraflarınca dile getirilmiştir.
Buna karşın, yatırımın geri dönüş süresinin yaklaşık 2,5 katı kadar bir süre muafiyet
talep edilmesinin gerekçeleri taraflarca yeterince ortaya konulamamıştır.
Dosyada yer alan ve Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren
Sendikası (TABGİS) tarafından Kurumumuza da gönderilen “Akaryakıt sektöründe
geçmişten günümüze yatırımlar” konulu araştırmada da belirtildiği üzere, dağıtım 390
şirketlerinin en az 3. en çok 6. yılında yatırımlarını amorti edecekleri belirtilmekte olup,
istasyonun kurulu bulunduğu yere göre başvuruda ifade edilen sürenin daha da
kısalabileceği öngörülmektedir.
Diğer taraftan yukarıda değinilen, AB Komisyonun doğalgaz çevrim santralleri inşası
gibi boyutu akaryakıt istasyonları ile karşılaştırılamayacak kadar büyük yatırımlarda
bile 15 yıllık süreyi yeterli görüyor olması karşısında, başvuru konusu anlaşmalar için
talep edilen 15 yıllık sürenin, rekabetin (a) ve (b) bölümlerinde ifade edilen faydaların
sağlanması açısından zorunlu olandan fazla sınırlanması anlamına geleceği; bu
nedenle daha kısa bir süre için muafiyet tanınması gerektiği değerlendirilmektedir.
Kaldı ki, yukarıda da açıklandığı üzere, Delta tarafından bildirim formlarında belirtilen 400
toplam yatırım tutarlarının tamamının, Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 131.
paragrafı ışığında, “ilişkiye özgü yatırım” olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Sayılan nedenlerle, bildirime konu anlaşmalarda öngörülen yatırımlardan beklenen
faydaların ortaya çıkmasına engel olmayacak ve yatırım güdüsünü olumsuz
etkilemeyecek bir sonuca ulaşabilmek bakımından, Bayilerin 5. yılın sonunda, Delta
tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırım bedelinin kalan kısmını ödeyerek sözleşmeyi
feshedebilmesi konusunda tarafların anlaşmaları halinde, bildirime konu dikey
anlaşmalara 10 yıla kadar muafiyet tanınabileceği kanaatine varılmıştır.
I. SONUÇ 410
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Delta Akaryakıt Tic. A.Ş. ile
her biri ayrı ayrı olmak üzere, Murat Petrol ve Nakliyat San. Tic. Ltd. Şti., Kantarcı
Akaryakıt ve Lastik Tic. San. Ltd. Şti., Sezen İnş. Tur. Otelcilik Gıda ve Oto Ltd. Şti.,
Nisanur Petrol Otomotiv Mad. Nak. İnş. Gıda Tar. Hay. Day. Tük. İml. İth. İhr. San. Tic.
Ltd. Şti., Yunuseli İnş. Tur. Pet. Ürn. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Ya-De Dış Tic. ve Pet.
Ürn. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Protokoller, intifa haklarına ilişkin resmi
senetler ve Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri’nden oluşan dikey anlaşmalara;
10-19/229-87
10
- söz konusu anlaşmaların her birinin, daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya
tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler üzerinde
kurulacak yeni akaryakıt istasyonlarına ilişkin olmaları ve 420
- Akaryakıt istasyonlarına özgü yatırımların dağıtıcı tarafından üstleniliyor olması
dikkate alınarak, Bayilerin 5. yılın sonunda, Delta Akaryakıt Tic. A.Ş. tarafından
üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek
anlaşmaları sona erdirebilmeleri konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, 10 yıla
kadar muafiyet tanınmasına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy