AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 50432/21
Murat DEMİÇ/Türkiye
(bk. ekli tablo)
Başkan
Stéphane Pisani,
Hâkimler
Juha Lavapuro,
Hugh Mercer
Ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Viktoriya Maradudina’nın katılımıyla 18 Aralık 2025 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
21 Eylül 2021 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran ile ilgili bilgiler ekteki listede yer almaktadır.
Başvuran, Konya Barosuna bağlı Avukat E. Demiç tarafından temsil edilmiştir.
Başvuranın, idare mahkemeleri önündeki hukuk davalarının aşırı uzun süresi hakkında Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamında ileri sürdüğü şikâyetler Türk Hükümeti’ne (“Hükümet”) bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Mevcut başvuruda, kendisine sunulan tüm unsurları inceledikten sonra, Mahkeme, aşağıda belirtilen nedenlerle, itiraz edilen hukuk davasının aşırı uzun süresine ilişkin şikâyetin kabul edilemez olduğu kanaatine varmaktadır.
Mahkeme, başvuranın 21 Ağustos 2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruda bulunduğunu ve idare mahkemesi önündeki yargılamanın aşırı uzun süresinden şikâyet ettiğini kaydetmektedir. Anayasa Mahkemesinin başvuranın şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddetmesinin ardından, başvuran mevcut başvuruda bulunmuştur. Hükümet, Anayasa Mahkemesi önünde başvuranın şikâyetinde belirtilen dönemin yalnızca bu mahkeme tarafından incelenebileceğini ileri sürmüştür.
Mahkeme, bir başvuranın, ilk başvurusu üzerine yetkili makamın verdiği kararın etkileri Mahkemenin uyguladığı kriterlere uymaması halinde, normal olarak yargılama süresi hakkında birden fazla kez başvuruda bulunmak durumunda olmadığını yeniden belirtmektedir. Mevcut durumda olduğu gibi örneğin, ulusal makamın, Mahkemenin aksine, söz konusu yargılamanın süresinin aşırı uzun olmadığının sonucuna varması halinde; veya adil tazminat tutarının düşük olduğu durumlarda, gerektiği takdirde, yargılamanın ulusal makamın kararı uyarınca daha sonra hızlandırılıp hızlandırılmaması nedeniyle; ya da söz konusu tazminatın, şikâyetin konusu olan yargılamanın toplam süresini telafi edecek nitelikte olmadığı durumlarda olabilmektedir (bk. örneğin Sukobljević/Hırvatistan, no. 5129/03, § 52, 2 Kasım 2006, Sika/Slovakya, no. 2132/02, § 31, 13 Haziran 2006; Šidlová/Slovakya, no. 50224/99, §§ 49 ve 50, 26 Eylül 2006, Tomláková/Slovakya, no. 17709/04, §§ 34-35, 5 Aralık 2006; ve Becová/Slovakya (k.k., no. 23788/06, 18 Eylül 2007).
Anayasa Mahkemesi kararını verdiğinde, tek dereceli yargılama için yargılama süresi yaklaşık dört yıl dört ay sürmüş, ancak esas hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, ayrıca, bu gecikmeyi haklı gösterecek koşulların olup olmadığı konusunu incelemeksizin başvuranın şikâyetini reddetmiştir.
Dolayısıyla, (yukarıda anılan) Becová davasından farklı olarak, mevcut davada Anayasa Mahkemesinin kararı Sözleşme ilkeleriyle uyumlu olarak değerlendirilemez (bk. yukarıda anılan Sukobljević, § 45).
Yukarı belirtilen değerlendirmeler dikkate alındığında, Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesine yeni bir bireysel başvuru yapmakla yükümlü olmadığına karar vermiştir. Aynı nedenle, Mahkemenin yargılamanın toplam süresini, yani Anayasa Mahkemesinin incelemesinden sonraki süreyi de dahil ederek, değerlendirmesi önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, dikkate alınacak dönem 23 Ocak 2017 tarihinde başlamış ve 29 Haziran 2022 tarihinde, başvuranın temyiz başvurusu kesin olarak reddedildiği tarihte sona ermiştir. Yargılama iki dereceli mahkeme önünde yaklaşık beş yıl beş ay sürmüştür. Yargılamalar olağanüstü hâl koşullarında başlamıştır; daha sonra Covid-19 salgını nedeniyle gerekli hale gelen kısıtlamalardan etkilenmiş ve çok karmaşık bir nitelik kazanmıştır. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin üstlendiği öngörülemeyen iş yükünü de dikkate almaktadır. Bu iş yükü, yapısal bir sorundan değil, bu tür istisnai bir durumda ortaya çıkan geçici birikmiş iş yükünden kaynaklanmaktadır (bk. Buchholz/Almanya, 6 Mayıs 1981, A serisi No. 42, § 51). Bu koşullar altında, Mahkeme söz konusu sürenin makul olmadığına karar vermemektedir (örneğin, Predota/Avusturya (k.k.), no. 28962/95, 18 Ocak 2000 ve bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Von Maltzan ve diğerleri/Almanya (k.k.) [BD], no. 71916/01 ve diğer 2 başvuru, § 135, AİHM 2005‑V ve Predota/Avusturya (k.k..), no. 28962/95, 18 Ocak 2000).
Yukarıda belirtilenler dikkate alarak, Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 22 Ocak 2026 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Viktoriya Maradudina Stéphane Pisani
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Başkan
EK
Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki şikâyetlere ilişkin başvuru
(Hukuk yargılamalarının aşırı uzunluğu)
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum Yılı
Avukatın adı ve görev yaptığı yer
Yargılamaların başlangıç tarihi
Yargılamaların bitiş tarihi
Toplam süre
Yargı aşamaları
Anayasa Mahkemesi kararı (avro cinsinden)
Dosya numarası
Anayasa Mahkemesinin nihai kararı
Tarih
50432/21
21.09.2021
Murat DEMİÇ
1986
Ebubekir Demiç
Konya
23.01.2017
29.06.2022
5 yıl 5 ay 7 gün
2 dereceli yargı
0
2017/599
3.06.2021