© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Demopoulos ve diğerleri/Türkiye – 46113/99
Karar 1.3.2010 [BD]
Madde 35
Madde 35–1
İç hukuk yollarının tüketilmesi
Etkili iç hukuk yolu
Kuzey Kıbrıs’ta 1974 yılında bir mülkiyetten mahrum edilme konusunda 67/2005 sayılı yasayla kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurulmaması: Kabul edilemez
Olaylar: Kıbrıslı Rum kökenli Kıbrıs vatandaşı olan başvurucular başka şikâyetlerinin yanında Kıbrıs’ın kuzeyinin 1974’te “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin (“KKTC”) denetimine geçmesinden beri oradaki mallarını kullanma olanağından yoksun bırakıldıklarından ve/veya evlerine gidememekten şikâyet etmekteydiler. Türk Hükümeti, esas olarak, başvurucuların iç hukuk yollarını ve özellikle 67/2005 sayılı yasayla kurulan yolu tüketmemeleri nedeniyle bu şikâyetlere itiraz etmekteydi.
AİHM, Xenides–Arestis/Türkiye (no 46347/99, 22 Aralık 2005, Bilgi notu no 81) pilot davasında altığı kararda, Türkiye’den, Kıbrıs’ın kuzeyinde meydana gelen mülkiyet hakları ihlallerini etkili bir şekilde tazmin etmeyi gerçekten güvenceye alan bir yol kurmasını istemiş ve bunun üzerine de “KKTC” makamları 67/2005 sayılı yasayı çıkarmışlardır. Bu yasa Taşınmaz Mal Komisyonu ismiyle tanınan ve malın iadesi veya başka bir malla takası veya tazminat verilmesine emretme yetkisine sahip bir organ kurmuştur. Şikâyet sahipleri malik sıfatlarını tapu kaydı veya başka delillerle kanıtlamak zorundadırlar. Taşınmaz Mal Komisyonu kararlarına karşı “KKTC”nın idari istinaf mahkemesine itirazda bulunulabilinir. Kasım 2009 tarihi itibariyle Taşınmaz Mal Komisyonu önüne 433 dava gelmiş ve Komisyon bu davaların 70’inde tazminat vermiş, 4 davada malın iadesine karar vermiş ve 2 davada da mal takasına hükmetmiştir.
Hukuk – 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi: Başvurucular Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmak zorunda olmadıklarını çünkü bu şartın kendilerine uygulanamayacağını ve her halükarda bu yolun etkili olmadığını ileri sürmüşlerdir.
a) Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurma mecburiyetinin başvuruculara uygulanabilirliği – Birinci soru kronolojik nitelikli bir sorudur: Başvurucular başvurularını yapmalarından sonra yürürlüğe girmiş bir yolu kullanmak zorunda mıdırlar? AİHM bu soruya olumlu yanıt vermiştir. AİHM’ye göre, başvurucuların davası iç hukuk yollarının tüketilmesi başvurunun yapıldığı tarih itibariyle değerlendirilir ilkesinin istisnalarına girer; 67/2005 sayılı yasayla oluşturulan yol AİHM önündeki davalardaki benzer şikâyetleri iç hukukta çözmek için getirilmiştir. AİHM 67/2005 sayılı yasanın “KKTC” makamları tarafından çıkarıldığından Türk iç hukukunun bir parçası olmadığı yönündeki argümanı suni bulmakta ve reddetmektedir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun devletlerarası başvuruda Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarının sürekli ihlal edildiğine ilişkin “KKTC”de idari bir uygulamanın varlığı sonucuna varmış olması, başvurucuları iç hukuk yollarını tüketme mecburiyetinden muaf tutmaz: Durum iyileşmiştir (hem yeni bir mevzuatın yürürlüğe girmesiyle hem de siyasi ortamın daha uygun olmasıyla). Ayrıca bir devlet idari bir uygulamayı ortadan kaldırmak için tedbir alabilir. AİHM iç hukuk yollarının tüketilmesi zorunluluğunun yasadışı bir işgale meşruluk kazandırdığına ilişkin argümanı da reddeder. Soruna uluslararası boyutta bir çözüm getirilmesini beklerken, o bölgedeki şahısların günlük yaşantılarında haklarının korunmasından yararlanmaya devam etmeleri birincil önemdedir. AİHS’nin öngördüğü bireysel başvuru hakkı, ceza ve medeni hukukun uygulanmasında işleyen adli bir çerçeve veya mekanizma yerine geçmez. Mal, kayıt ve arşivlere erişimi olan uygun bir ulusal organın mülkiyetle ilgili karmaşık sorunlara bakma ve bir tazminat belirleme konusunda AİHM’ye göre daha iyi bir konumda olduğu kuşkusuzdur. Başvurucular “KKTC”nin denetimi altında yaşamıyorlarsa da, etkili bir yol varsa iç hukuk yollarını tüketme kuralı onlara uygulanır. Bu sonuç uluslararası toplumun “KKTC”nin kuruluşuna karşı aldığı pozisyonu veya Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin Kıbrıs’taki tek meşru Hükümet olduğu gerçeğini tartışma konusu yapmaz. Bu karar uluslararası hukuk açısından yasadışı olan bir rejimi dolaylı olarak meşrulaştırmaz da. Dolayısıyla “KKTC”deki mevcut yollar, özellikle Taşınmaz Mal Komisyonu prosedürü, “iç hukuk yolları” olarak görülebilir ve iç hukuk yollarının tüketilmesi ilkesinin uygulanmaması için hiçbir neden yoktur.
b) Önerilen iç hukuk yolunun etkili olması – Başvurucular Taşımaz Mal Komisyonu’nun birçok nedenden dolayı (tazminin niteliği, bağımsızlık ve tarafsızlık konusundaki kusurlar, tazminin yetersiz olması, etkililik ve ulaşılabilirlik konusundaki yetersizlikler) etkili olmağını iddia etmektedirler.
i. Yolun niteliği: AİHM Taşımaz Mal Komisyonu’nun bir düzenbazlık veya duman ekranından ibaret olduğu yönündeki fikri reddeder. “KKTC” makamları, özellikle de mevzuatın Kıbrıslı Rum maliklerin mallarının zilyetliklerini veya bir tazminat almalarına izin verecek şekilde yorumlanması gerektiğinin güçlü bir şekilde altını çizen Anayasa Mahkemesi, uluslararası hukukun pozisyonu ve AİHM’nin tespitlerini göz önünde bulundurmuşlardır. Ayrıca, artık “KKTC”nin denetimindeki bölgeler konusunda AİHS bakımından sorumlu olduğuna itiraz etmeyen Türk Hükümeti, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinde güvence altına alınan haklara yapılan müdahaleler için Kıbrıslı Rum maliklerin hukuk yollarına başvurma haklarını da özünde tanımıştır. Her halükarda, otoriteler bir eylemin yasadışı olduğunu veya hakların ihlal edildiklerini resmi olarak belirtmediklerinden, AİHM’nin bu yolun elverişli olmadığı sonucuna varmasını sağlayacak hiçbir dayanak yoktur. Kıbrıslı Rum maliklere mallarının zilyetliğinin iadesi seçeneğinin çok sınırlı durumlar için düşünüldüğü yönündeki eleştiriye gelince, AİHM açıkça yasadışı olan kamulaştırmalarda bile restitutio in integrum’un mümkün olmadığı durumlarda üye devletin bunun yerine malın değeri için bir tazminat verebileceğini hatırlatır. Yasa dışılık uluslararası alanda olmuş olsa bile aynı prensip uygulanabilinir. Mallar değeri ölçülebilen ve parasal bir tazmine konu olabilecek maddi şeylerdir. Malların takası bile kabul edilebilir bir tazmin türü oluşturur. Olayların üzerinden yaklaşık olarak otuz beş sene geçtikten sonra eğer AİHM, özellikle üçüncü kişilerin durumu gibi başka mülahazaları dikkate almadan, savunmacı devlete her durumda veya en azından maddi imkânsızlık bulunanlar dışında bütün durumlarda geri iade mecburiyeti dayatmaya çalışırsa, keyfiliğe düşme ve makul muhakemeden uzaklaşma tehlikesine girer. AİHS’deki hakları ihlal edilen mağdurların haklarını savunmak için bile olsa, AİHM bir devlete şartsız bir şekilde potansiyel olarak önemli sayıda erkek, kadın ve çocuğu zorla dışarı atıp yerine başkalarını yerleştirmeyi dayatamaz. Mülkiyet hakkı ihlallerini gidermek için kullanılacak araçların seçimini sözleşmeci devletlere bırakmalıdır. Sözleşmeci devletlerin pozisyonları, Kuzey Kıbrıs’takine benzer bir durumda bile, uygulama yöntemlerini, öncelikleri ve yerel düzeyde yarışan çıkarları değerlendirmeye daha iyi müsaittirler. Dolayısıyla 67/2005 sayılı yasada öngörülen geri iade yetkisinin iddia konusu keyfi niteliği sorun teşkil etmemektedir.
ii. Bağımsızlık ve tarafsızlık: Taşımaz Mal Komisyonu beş ile yedi arasında üyeden oluşmaktadır. Bu üyelerin ikisi uluslararası bağımsız kişilerdir. Bu üyeler atanma, görevin sona ermesi ve çalışma şartları bakımından “KKTC”nin yüksek hâkimlerine uygulanan kurallara tabidirler. Kıbrıslı Rumların mallarını ellerinde bulunduranlar bu Komisyon’dan açıkça dışlanmışlardır. “KKTC” rejimin uluslararası hukuk bakımından yasadışı bir niteliğe sahip olması, Türk askerlerinin Kuzey Kıbrıs’ta devamlılık arz eden varlıkları veya Komisyon üyelerinin “KKTC” Cumhurbaşkanı tarafından atanması, Komisyon üyelerinin bağımsızlığı veya objektif veya sübjektif tarafsızlıklarını tehlikeye sokmaz.
iii. Tazminat miktarı: Miktarla ilgili olarak AİHM, elinde bulunan unsurlar çerçevesinde, 67/2005 sayılı yasaya göre tazminat başlığıyla verilecek miktarların otomatik olarak makul tazmin olarak değerlendirilebilecek miktarların altında olacaklarını söylemenin imkânsız olduğu kanaatindedir.
iv. Ulaşılabilirlik ve etkililik: Her ne kadar dilekçe sahipleri mülkiyetlerini veya malik sıfatlarını her türlü şüpheden uzak bir şekilde kanıtlamak zorunda olsalar da, AİHM kanıtla ilgili ulusal hukuk kurallarının somut uygulamadan ayrı bir şekilde değerlendirilemeyeceklerini ve elindeki belgelerden bu şarttan dolayı önemli miktarda talebin reddedildiğinin çıkmadığını gözlemler. Dilekçe sahiplerinden mülkiyetlerini veya malik sıfatlarını kanıtlayacak delil sunmalarının istenmesi, bazı durumlarda ağır bir yük oluştursa da, gerekli ve kaçınılmaz görülebilir. AİHM 67/2005 sayılı yasada tazminatların ödenmesi için konulan bütçeyle ilgili maddeyi ve dilekçe sahipleri ve temsilcilerine Kıbrıs’ın kuzeyine giriş ve çıkışlar için verilen güvenceleri de göz önünde bulundurmaktadır. AİHM genel olarak Taşınmaz Mal Komisyonu önündeki prosedürü aşırı bir şekilde yavaş, ağır veya ulaşılamaz görmemekte ve başvurucuların prosedürle ilgili çeşitli konulardaki şikâyetlerinin temelsiz olduğunu düşünmektedir. AİHM dilekçe sahipleri üzerinde, çözüme yanaşmaları için, yolsuz baskı yapıldığının kanıtlandığı sonucuna da varamaz. Her halükarda, dilekçe sahibi prosedürde bir usulsüzlük yapıldığı ya da prosedürün adil olmadığını düşünüyorsa, “KKTC”nin idari istinaf mahkemesine başvurabilir.
67/2005 sayılı yasa Kıbrıslı Rumlara ait mal ve mülklere saygı hakkı ihlali iddiaları için ulaşılabilir ve etkili bir çerçeve sunmaktadır. Başvurucular bu yola başvurmadıklarından, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanan şikâyetleri iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle atılmalıdır.
Sonuç: Kabul edilemez (İç hukuk yollarının tüketilmemesi).
Madde 8: 67/2005 sayılı yasa şikâyet sahibi maliklere Taşınmaz Mal Komisyonu’na, konuttan yararlanamamanın bütün boyutlarını içine alacak kadar geniş bir kategori olan, manevi tazminat talebiyle de başvurma izni vermektedir. Sonuç olarak, malik başvurucuların 8. maddeye dayanan şikâyetleri de, ilgililer Taşınmaz Mal Komisyonu’na manevi tazminat talebiyle başvurmadıklarından, iç hukuk yollarının tüketilmemesinden dolayı kabul edilemezdir.
Sonuç: Kabul edilemez (İç hukuk yollarının tüketilmemesi).
Başvuruculardan biri parasal bir talepte bulunmadığından ve dolayısıyla Taşınmaz Mal Komisyonu önünde gerçek bir şansı bulunmadığından iç hukuk yollarını tüketmekten muaftır. Ancak, olaylara bakıldığında, konutuna ulaşamadığı yönündeki şikâyeti açıkça temelden yoksundur, çünkü ilgili neredeyse bütün hayatı boyunca başka bir yerde yaşamıştır. Gelecekte bu taşınmazın bir parçasının ona miras kalması olasılığı somut bir bağ değil hipotetik ve spekülatif bir unsurdur. Dolayısıyla konutuna saygı hakkına güncel hiçbir müdahale olmamıştır.
Sonuç: Kabul edilemez (Açıkça temelden yoksun).
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadelerin kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case–law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non–commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle–ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci–dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante: publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy