AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 31174/09
Münire DEMİREL / Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22
Eylül 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 21 Mayıs 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu dikkate alarak, başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Nisan 2020 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran Münire Demirel, 1967 doğumlu bir Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı avukatlar olan Hanbayat Yeşil ve M. A. Kırdök tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 2 maddesi kapsamında G.Ç. ve S.K. isimli kişilerden, polis sorgusu ve teşhis işlemi sırasında, avukat yokluğunda ve kötü muamele ile alındığı iddia edilen ifadelerin, başvuranın mahkûm edilmesi için kullanılması nedeniyle hakkındaki ceza yargılamalarının adil olmadığından şikâyet etmiştir.
Başvuru, Hükümete tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine, 6 Nisan 2020 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvuruyu kayıttan düşürmesi hususunda talepte bulunmuştur.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 2 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik sınırlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018, 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranın şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Münire Demirel’e yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, masraf ve giderlerin yanı sıra tüm maddi ve manevi zararları karşılığında 2.250 avro (iki bin iki yüz elli avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğ tarihini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan davanın, nihai çözümünü teşkil edecektir.”
1 Haziran 2020 tarihli yazı ile başvuran ve avukatı, Mahkeme’nin kayıttan düşürme kararının ardından yerel mahkemelerin yaklaşımının adil yargılanma hakkı ile uyumlu olmayan uygulamalara sebebiyet verdiğini göz önünde bulundurarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyonunu reddetmiştir. Başvuranın avukatı Mahkeme’nin kayıttan düşürme kararının gerekçeden yoksun olduğunu ve gerçek bir başarı şansı sunmadığını iddia ederek bu uygulamanın parçası olmak istemediklerini ifade etmiştir.
Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
Mahkeme ayrıca, bazı durumlarda, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini istese bile, başvuruyu, davalı Devletin tek taraflı deklarasyonuna istinaden, 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
Bu nedenle Mahkeme söz konusu deklarasyonu, başta Tahsin Acar kararı olmak üzere, içtihatlarından doğan ilkeler ışığında dikkatli bir şekilde incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlara ilişkin karar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp. z o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007; ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
Mahkeme Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarında başvuranları mahkum etmek için avukat yokluğunda ve baskı altında müşterek sanıktan alınan ifadelerin kullanılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlere yönelik uygulamasını not etmiştir (bk., müşterek davalılar dahil olmak üzere üçüncü taraflardan baskı altında alındığı iddia edilen ifadelerin kullanılmasına ilişkin olarak, Kormev / Bulgaristan, no. 39014/12, §§ 89‑90, 5 Ekim 2017; Kaçiu ve Kotorri / Arnavutluk, no. 33192/07 ve 33194/07, § 128, 25 Haziran 2013; ve Huseyn ve Diğerleri / Azerbaycan, no. 35485/05 ve 3 diğer başvuru, §§ 202-213, 26 Temmuz 2011; bk. müşterek sanıktan avukat yokluğunda alınan ifadenin kullanılmasına ilişkin olarak, Ömer Güner / Türkiye, no. 28338/07, §§ 37-41, 4 Eylül 2018).
Mahkeme ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7145 sayılı Kanunu kabul ettiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanunun 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının ya da soruşturmalarının yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki tali rolü dikkate alındığında, Sözleşmenin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra, Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Mahkeme, bu kararın, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmediğini vurgulamaktadır (bkz. Jeronovičs / Letonya [BD], no. 44898/10, § 116-118, 5 Temmuz 2016).
Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Bu nedenle, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 2 kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kuralları dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 15 Ekim 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy