AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 4592/12
Muhammed Fatih DEMİRTAŞ / Türkiye
Başkan,
Egidijus Kūris,
Hâkimler,
Pauliine Koskelo,
Gilberto Felici,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’nin katılımıyla 13 Eylül 2022 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm);
Antwerp’te ikamet eden ve 1980 yılında doğmuş bir Türk vatandaşı olan ve Antwerpen Barosuna kayıtlı Avukat R. Jespers tarafından temsil edilen Muhammed Fatih Demirtaş (“başvuran”) tarafından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 15 Aralık 2011 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan başvuruyu (no. 4592/12);
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 6, 10 ve 11. maddeleri kapsamındaki şikâyetlerin bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilmez olduğunun beyan edilmesi kararını;
ve tarafların beyanlarını dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Başvuru, yerel mahkemelerin başvuran hakkında gerekçeli bir karar vermemiş olmaları nedeniyle ceza yargılamalarının adil olmadığı iddiasına ilişkindir. Başvuru ayrıca Sözleşme’nin 10 ve 11. maddelerinin kapsamına girdiği iddia edilen eylemlere dayanılarak başvuranın mahkûmiyetine karar verilmesi sebebiyle söz konusu maddelere ilişkin haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 14 Ocak 2010 tarihinde başvuranı Ceza Kanunu’nun 314 § 1 maddesi uyarınca Hizbullah adlı silahlı bir terör örgütünü yönetme suçundan mahkûm etmiş ve on beş yıl hapis cezası vermiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 15 Haziran 2011 tarihinde başvurana ilişkin mahkûmiyet kararını onamıştır.
3. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 23 Mayıs 2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinde öngörülen olağanüstü bir kanun kapsamında Yargıtaya yaptığı itiraz üzerine 9. Ceza Dairesi’nin kararını bozmuş ve davayı yargılamayı yürüten mahkemeye geri göndermiştir.
4. Elazığ Ağır Ceza Mahkemesi 10 Ekim 2016 tarihinde başvuranın beraatına karar vermiş ve söz konusu karara temyiz edilmediğinden 18 Ekim 2016 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 27 Kasım 2017 tarihinde başvuranın yukarıda belirtilen ceza yargılamaları kapsamında yakalanması ve tutuklanması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zarara ilişkin olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca yaptığı tazminat talebini kısmen kabul etmiş ve kendisine 16.514 Türk lirası ödenmesine hükmetmiştir. Yukarıda anılan karar aynı tarihte kesinleşmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
6. Başvuran somut başvurunun kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin hiçbir görüş bildirmemiştir.
7. Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmemesine, mağdur sıfatının bulunmamasına ve bireysel başvuru hakkının suistimal edildiğine dayanan üç farklı ön itirazda bulunmuş ve Mahkemeyi bu gerekçelerden herhangi birine dayanarak başvuruyu kabul edilemez olduğuna karar vermeye davet etmiştir. Hükümet son gerekçeye ilişkin olarak başvuranın davasındaki gelişmelerden, özellikle de başvurunun doğru bir şekilde incelenmesi için çok önemli bir husus olan yakalanması ve tutuklanmasıyla bağlantılı olarak elde ettiği tazminattan, Mahkemeyi haberdar etmediğini ileri sürmüştür.
8. Mahkeme, diğer nedenlerin yanı sıra, başvuranın eksik veya yanıltıcı bilgi sunması, özellikle de bu bilgilerin davanın özüne ilişkin olması ve bu bilgilerin paylaşılmamasına dair yeterli bir açıklama sunmaması halinde, bir başvurunun Sözleşme’nin 35 § 3 maddesi uyarınca bireysel başvuru hakkının suistimal edilmesi olarak reddedilebileceğini yinelemektedir (bk. Gross/İsviçre [BD], no. 67810/10, § 28, AİHM 2014, ilgili kararda yer alan diğer atıflar ve Komatinović/Sırbistan (k.k.), no. 75381/10, 29 Ocak 2013, ilgili kararda yer alan diğer atıflar). Aynı durum, Mahkeme nezdindeki yargılama sırasında yeni ve önemli gelişmelerin meydana geldiği ve başvuranın Mahkeme İç Tüzüğü’nün 47 § 7 maddesindeki açık yükümlülüğe rağmen, bu bilgiyi Mahkemeye ile paylaşmadığı ve böylece Mahkemenin olaylar hakkında tam bir bilgiye sahip olarak karar vermesini engellediği durumlar içinde geçerlidir (bk. Safaryan/Ermenistan (k.k.), no. 16346/10, 14 Ocak 2020 ve karşılaştırınız Belošević/Hırvatistan (k.k.), no. 57242/13, 3 Aralık 2019).
9. Mahkeme, somut başvurunun Malatya Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yürütülen ve Yargıtayın 15 Haziran 2011 tarihli kararıyla nihai olarak sona eren ceza yargılamalarından kaynaklanan Sözleşme ihlalleri iddiaları ile yerel mahkemelerin başvuranı mahkûm ederken Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri kapsamına girdiği iddia edilen eylemleri dikkate alma kararı nedeniyle başvuranın söz konusu Sözleşme haklarının ihlal edildiği iddialarıyla ilgili olduğunu kaydetmektedir. Ancak başvuranın mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından 23 Mayıs 2016 tarihinde bozulmuş ve kendisi 10 Ekim 2016 tarihinde Elazığ Ağır Ceza Mahkemesinin nihai kararıyla beraat etmiştir (karşılaştırınız Kovačić ve Fiğerleri/Slovenya [BD], no. 44574/98 ve diğer 2 başvuru § 267, 3 Ekim 2008).
10. Ayrıca başvuran, somut başvurunun temelini oluşturan ceza yargılamaları bağlamında gerçekleşen yakalanmaya ve tutuklanmaya ilişkin olarak tazminat almıştır. Başvuran başlangıçtaki mahkûmiyetinin kesinleşmesi sonucunda hapis cezasını infaz etmiş olduğunu iddia etmemiştir.
11. Mahkeme başvurana tazminat verildiği bilgisinden yalnızca Hükümetin 20 Aralık 2021 tarihli görüşünden sonra haberdar olmuştur.
12. Mahkemeye göre, yukarıda anılan bilgi başvurunun özüne ilişkindir ve kabul edilebilirliği ile esasının değerlendirilmesinde ciddi bir önem taşımaktadır. Ancak başvuran herhangi bir argüman ileri sürmeksizin, bu bilgiyi paylaşma hususunda başarısız olmuştur (bk. Şevcenco ve Timoşin/Moldova Cumhuriyeti (k.k.), no. 35215/06 ve 43414/08, 21 Nisan 2020).
13. Dolayısıyla Mahkeme, başvurunun Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca bireysel başvuru hakkının suistimal edildiği gerekçesi ile reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 6 Ekim 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan