T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 04/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: ...
NUMARASI: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: ...
NUMARASI: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: ...
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi ve ... Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... Asliye Ticaret Mahkemesince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; "Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlıkta, tarafların tacir olduğu, davaya konu uyuşmazlığın faturalardan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin olup her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu ve dava nispi ticari davalardan olup davada görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu değerlendirilmiştir.
Belirtilen sebeplerle HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca, mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve dava şartlarının da davanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğinden, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın usulden reddine" dair karar verilerek dava dosyasının ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2024 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile; "Somut olayda, davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki mal/hizmet temini nedeniyle para alacağından kaynaklanmakta olup, mutlak ticari dava sayılamaz. Mahkememizce Köyceğiz Vergi Dairesi Müdürlüğünden celp edilen belgelerden davacının bilanço esasına göre defter tutan tacir olduğu anlaşılmakta ise de davalının işletme esasına göre defter tutan ikinci sınıf tacir olduğu ve dava tarihi itibariyle 213 sayılı VUK'nın 178. maddesinde gösterilen esnaf haddini aşmadığı, bu bağlamda davalının tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu haliyle eldeki dava nispi ticari dava da sayılamaz.
O halde davaya bakmakla görevli mahkemenin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin "Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi"ne ilişkin 2024/2008 E., 2024/5413 K. Sayılı ve 01.07.2024 tarihli ilamında "Asliye ticaret mahkemeleri, yargı çevresinde bulunan tüm ilçeleri kapsayan ihtisas mahkemesi olup, görevsizlik kararı ile yargı çevresinde bulunan asliye hukuk mahkemeleri yada diğer hukuk mahkemelerine dosyanın gönderilmesi, mahkemece aynı zamanda yetkisizlik kararı verildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. ... 6. Bununla birlikte 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde ve T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da ifade edildiği üzere, usul ekonomisi ilkesi gereği, hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Bu durumda, aynı yargı çevresinde yer alan ve Alanya ilçesi/ İzmir/ Muğla ili dışında bulunan diğer ilçe mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesinin mümkün olmadığı yönündeki görüş usul ekonomisiyle bağdaşmamaktadır. ... Ticari dava olduğu düşünülen Alanya, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan bir davanın ticari dava olmadığı anlaşıldığında, usul ekonomisi de gözetilerek; mahkemece, ilgisine göre Alanya, İzmir veya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresindeki başka bir bir mahkemeye görevsizlik kararı verilebileceğine..." şeklinde karar verildiği, davaya konu icra takibinin Köyceğiz İcra Müdürlüğünde başlatıldığı ve usul ekonomisi göz önüne alınarak, Mahkememizin karşı görevsizliği ve davaya bakmakla görevli Mahkemenin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine" dair karar verilmiştir. Ayrıca karşılıklı olarak görevsizlik kararları verilmesi üzerine dosyanın yargı yeri belirlenmesi amacıyla dairemize gönderildiği görülmüştür.
HMK.nın 22 ve 23. maddeleri gereğince dairemizin davaya bakmakta görevli olduğu anlaşılmıştır. HMK 23/1 maddesinde yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu nedenle dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemede:
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosyada bulunan vergi dairesi yazı cevaplarının davalı yönünden çelişkili olması nedeniyle Dairemizce çelişkinin giderilmesine yönelik yazılan yazı cevabından davalının 2023 yılı ve sonrası bilanço esasına göre defter tutan 1. Sınıf tacir olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlığın bulunmadığı, nispi ticari dava olup olmadığı yönünden bakıldığında ise tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekli olup dava tarihinde davacının ve davalının 1. sınıf tacir olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; Ticaret Sicil Müdürlüğünün ve vergi dairesinin yazı cevabı ve dosya kapsamına göre, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerine ilişkin olması nedeniyle davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın merci tayini talebinde bulunan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/02/20255 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip