T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 10/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : DR ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)*
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan Alacak
Dosyanın yapılan incelemesinde:
Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti;
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle:Davacı şirket yetkilisi ... ile dava dışı ... İnşaat Turizm Gıda Tic ith. Ltd. Şti. arasında 25.12.2012 tarihinde imzalanan daire satış sözleşmesi ile satıcı dava dışı ... Ltd.Şti, ... İli ... ilçesi ... Mah. ... Mevkiinde bulunan pafta noo:... ada No:... parsel no:...'de kayıtlı 3,439,00 m2 yüzölçümlü arsa vasfındaki taşınmazın üzerinde kısmen yapmış olduğu 24 adet daireden ikisini davacı şirkete sattığını, davacı şirket yetkilisi anılan daireleri özel olarak ailesine ait, babası... adına kayıtlı narenciye bahçesine bakacak konumda seçmiş ve satmak veya başka bir şekilde ticari bir amaçla değil de ailesiyle yerleşmek gibi özel amaçlarla kullanmak üzere satın aldığını, sözleşmede yazılı olduğu üzere her bir dairenin satış bedeli 85.000,00-TL olmak üzere 170.000,00-TL olan toplam satış bedelinin 50.000,00-TL'si sözleşme anında davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı satıcı şirkete peşin olarak ödendiğini, kat irtifakı olmadığı için o tarihte tapu devri yapılamayan dairelerin 25.01.2013 tarihine kadar kat irtifakları yapılacak olduğu belirtilerek ödenen peşinat için davacı şirket yetkilisine teminat olarak numarası ve bankası da sözleşmede belirtilmek suretiyle bir adet çek verildiğini, dava dışı şirketin sözleşmede yazılı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine davacı şirket yetkilisi, teminat olarak aldığı keşidecisi dava dışı şirket olan, 70.000,00-TL bedelli... Bankası'na ait, 14.12.2012 basım tarihli, ... numaralı çeki (ekte) öncesinde verdiği takas sisteminden iade aldıktan sonra 08.03.2013 tarihinde muhatap bankaya ibraz etmişse de bankanın ödemekle sorumlu olduğu 1.045,00-TL dışında karşılıksız çıkan ve davacıda kalan çekin tahsil kabiliyeti halen mümkün olmadığını, diğer taraftan dava dışı ... İnşaat Turizm Gıda Tic ith. Ltd. Şti aleyhine bahsi geçen arsa üzerine yapılan diğer daireleri satın alan ve davacı şirket gibi ödeme yaptıkları halde dava dışı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi yüzünden mağdur olan diğer kişilerin açtıkları davalarda örneğin ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Yargıtay'ın bozma kararı sonrası Tüketici Mahkemesi sıfatıyla baktığı ve Yargıtayın onama ve karar düzeltme incelemesinden geçerek kesinleşen 2016/157 esas sayılı davada dava dışı şirket ile davalı ...Turizm Taah. Tic. Ve San. Ltd.Şti. arasındaki muvazaalı devir işlemleri tespit edilerek, her iki şirketin müşterek ve müteselsil sorumluluklarına hükmedilerek davacıların ödedikleri bedellerin iadelerine karar verildiğini, diğer dava dosyalarının da hep bu doğrultudaki kararlarla sonuçlandığını, dava dosyalarında "dava dışı ... İnşaat Turizm Gıda Tic ith. Ltd. Şti'nin fiilen iflas ettiği ve bu aşamada davalı ... Turizm ... Ltd. Şti.'nin bahsi geçen inşaatta oluşturulacak bağımsız bölümlerin satıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde alıcı davacıların zararına hareket ederek dava konusu inşaatı devraldığı" hususlarının sabit olduğunu, davacının dava dışı şirketten tahsili mümkün olmayan alacağının halen varlığı karşısında, ülkemizde meydana gelen sürekli enflasyon ve paranın değer kaybı, yalnızca faiz ödemesi yapılmasının hakkaniyeti tam manasıyla sağlamayacağı, özellikle de taşınmaz fiyatlarının geldiği nokta gözetilerek Denkleştirici Adalet İlkesi uyarınca davacı tarafından dava dışı şirkete ödenmiş olan sözleşmedeki peşinat bedelinin bankanın ödediği kısım düşüldükten sonra geri kalan 48.955,00-TL'sinin dava tarihindeki alım koşullarına uyarlanarak bulunacak güncel değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu davalı şirketten tahsili için belirsiz alacak davası olarak işbu davayı açtıklarını, Denkleştirici Adalet İlkesine göre dava tarihine uyarlama öncelikli talebimiz olmakla birlikte davacı şirketçe ödenen peşinat miktarından teminat olarak verilen çek için bankanın ödediği tutar düşüldükten sonra geri kalan 48.955,00-TL'nin çekin ibraz tarihi olan 08.03.2013 tarihinden itibaren yasal faizi birlikte ödetilmesi ile birlikte bu durumda munzam zararı sözkonusu olacak davacı şirketin bu konudaki dava haklarının saklı tutulması terditli talepleri olduğunu, Denkleştirici adalet ilkesi kısaca, paranın geri ödeme tarihindeki alım koşullarına uyarlanması olarak açıklanabileceğini ve Yargıtay içtihatları neticesinde yaygınlaşarak kullanım alanı bulduğunu, Yargıtay kararları uyarınca; denkleştirici adalet ilkesine göre yapılacak hesaplamada, ödemenin dava tarihinde ulaştığı alım gücü hesaplanması gerektiğini, Yargıtay’ın istikrar kazandığı içtihatlarına göre; davacının ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücü, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplanması gerektiğini ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisi anılan daireleri özel amaçlarla kullanmak üzere satın almışsa da sözleşmede şahsi adı hep yetkilisi olduğu şirket ünvanı ile bir bütün olarak geçtiğini, sözleşmedeki bir ifadede satışın şirket adına kendisine yapıldığının yazıldığını, teminat olarak alınan çekte de şirket tüzel kişiliğinin lehdar olarak yazılmış olması sebepleriyle davayı davacı şirket adına ancak bir tüketici davası olarak açtıklarını, dava öncesinde... Arabuluculuk Numaralı ... Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı dosyası ile arabulucuya başvurulduğunu, anlaşamaya ilişkin 10.10.2022 tarihli son tutanağın ekte olduğunu belirterek belirterek arz edilen ve resen nazara alınacak diğer nedenlerden ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik değerini sözleşmede ödenen miktar olarak 50.000,00-TL'den çekin ibrazında bankanın ödediği 1.045,00-TL düşüldükten sonra geri kalan 48.955,00-TL olarak gösterdiğini, ancak belirsiz alacak davası olarak ele alınacak yargılama ile değerinin arttırılmasıyla dava sonunda davanın kabulüyle; davacı şirket tarafından dava dışı şirkete sözleşme ile yapılan 50.000,00-TL'lik ödemeden teminat çekinin ibrazında bankanın ödediği 1.045,00-TL düşüldükten sonra geri kalan 48.955,00-TL'nin taşınmaz fiyatlarının geldiği nokta gözetilerek Denkleştirici Adalet İlkesi uyarınca dava tarihindeki alım koşullarına uyarlanarak bulunacak güncel değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile dava dışı şirket ile müşterek ve müteselsil sorumluluğu yargı kararları ile kesinleşmiş davalı ... Turizm Taah. Tic. Ve San. Ltd. Şti.'ten tahsiline ve davacıya ödetilmesine ya da 48.955,00-TL'nin teminat çekinin bankaya ibraz tarihi olan 08.03.2013 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ve davacı şirkete ödetilmesine; bu durumda davacının munzam zararına ilişkin dava haklarının saklı tutulmasına ve her halükarda yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dava dışı ... Ltd. şirketini davalı olarak göstermediğini, davacı tarafın arabulculuk görüşmesinde diğer şirket olan ... Ltd.Şirketi olmasına rağmen iş bu davada dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediğini, bu durumun usule aykırı olduğunu, bu dava Tüketici Mahkemesi sıfatıyla açıldığı için zaman aşımı itirazlarının olduğunu, tüketici mahkemesinde belirtilen zamanaşımı süresinin dolduğunu, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Tüketici davalarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin 5 yıl olduğunu, davacı tarafın 25.12.2012 günlü sözleşmeye dayandığı için zamanaşımı süresi dolduğunu, Borçlar kanununa göre davacı tarafın ancak akit yaptığı diğer ... Ltd.Şirketine karşı dava açabileceğini, ... Ltd.Şirketine iş bu davada, dava açılmadığını, davalı şirketin iyi niyetli 3.kişi konumunda olduğunu, tapuya güven ilkesi gereği taşınmazı satın aldığını, Davacı tarafın elinde noterden düzenlenmiş bir satış vaadi sözleşmesi olmadığı gibi, tapuya şerh edilmiş bir sözleşme de olmadığını, eğer davacının tapuya şerh edilmiş bir sözleşmesi olsa, ancak o takdirde davalı şirkete karşı dava açabileceğini, bu nedenle davacının elinde resmi akit olmaması,tapuya şerh düşülen bir hakkı olmaması nedeniyle davalı şirket aleyhine dava açamayacağını, ayrıca davacı taraf iki davalı arasındaki satış işlemini muvazaalı işleme dayandırdığını, muvazaa iddiasınin yasaya göre ve emsal içtihatlara göre yazılı bir belge ile ispatlanabileceğini, davacı taraf delil listesinde ve dava dilekçesi ekinde böyle bir yazılı belge sunmadığını, bu nedenle davalı şirkete açtığı davanın öncelikle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dayanağı belge taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olmadığını, satış vaadi sözleşmelerinin yasal olarak noterde yapılması zaruri olduğunu, Noterde yapılmayan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri geçersiz olduğunu, ancak akit tarafına verdiği parayı yek diğerinden alma hakkı vereceğini, taşınmaz satış vaadi noterden yapılmadığı sürece geçersiz olduğun, Noterde yapılsa bile tapuya şerh düşülmediyse iyi niyetli 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Davalının iyi niyetli 3.kişi olarak tapuya gittiğini ve satışa engel bir durum görmediği için satış işlemini yaptığını, Davalı şirketin davacının satın alma işlemini kesinlikle bilmediğini, bu nedenle tapuya güven ilkesi gereği davanın reddini talep ettiklerini, alım işleminden sonra diğer davalı şirketin faaliyetlerine son vermesi ve kendisine ait malzemeleri alıp götürmesi için....Noterliğinin 7 ocak 2013 gün ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini gönderdiğini, diğer davalı şirket inşaat alanından ayrıldığını, Davalı şirketin, alım satım konusunda ... Ltd.Şirketi ile anlaştığında satış işlemi için tapuda işlem yaptıklarını, tapuda satış bedeli olan 295.000-TL'yi tapuda nakit olarak ödediğin, tapuda sadece arsa göründüğü için arsa bedelini tapuda ödediklerini, taşınmaz üzerindeki ipoteği de üstlendiklerini, bu ipotek ödemesi için bankadan kredi çekmiş ve diğer davalı şirketin borçlu olduğu ... ... Bankasına ... ... ... Bankası Şubesinden 400.000-TL.EFT yaptıklarını, arsa üzerindeki inşaat imalat bedelini ayrı olarak fatura karşılığı olarak ödediğini, davalı şirketin, ... Ltd. şirketine ödediği bedellerin ... Ltd. şirketinin ticari defterinde göründüğünü ve her şeyin yasal olduğunu, inşaat imalat bedellerinin değeri sorulduğunu ve inşaatın nizamına göre değer belirlendikten sonra fatura değeri olarak kdv dahil 293.820-TL ortaya çıktığını, bu fatura bedelini de davalının ödediğini, bu ödemelerin varlığı satışta muvazaa olmadığını gösterdiğini, davacı tarafın aslında muvazaa iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, davacının böyle bir belgesi olmadığını, gerçek bir satış olmadığını ve muvazaa olmadığını, davalı şirketin dava konusu taşınmazı inşaat yapmak için satın aldığını, davalı şirketin taşınmaz satın almaya yetkisi olan bir şirket olduğunu, satın aldıktan sonra müteahhit olarak inşaat yapmak için Çevre Bakanlığı’na başvuru yaptığını, yapı müteahhidi izni aldıktan sonra ... Belediye’sine başvuru yapmış ve inşaat ruhsatını kendi adına aldığını, çevre bakanlığından yapı müteahhidi oluru almak için kısa bir süre geçtiğini, bu izni aldıktan sonra belediyeden kendi adına inşaat ruhsatı aldığını, inşaata devam etmek için gerekli sözleşmeleri düzenlediğini, bu sözleşmelerin ilki kaba inşaat için kalfalık sözleşmesi olduğunu, şantiye şefliği anlamında ve mimar anlamında kendi adına sözleşmeleri imzaladığını, iş bu davacının muhatabı davalı ... davalı şirket olmadığını, harici sözleşme yaptığını iddia ettiği ... Ltd,şirketi olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini, davalı şirketin temeli atıldığını, kabası devam eden bir inşaat satın aldığını, satıcının inşaat maliyetlerini ayrıca fatura ile satın aldığını, inşaatı teslim aldıktan sonra davalı şirketin inşaata devam ettiğini, davacının sunduğu satış vaadi belgesi, ... Ltd. Şti ile yapıldığını, düzenlenen belgenin ve davacının yaptığını söylediği ödemelerin ... Ltd. Şti'nin ticari defterlerinde kaydı olup olmadığının araştırılmasını istediklerini, davacının sunduğu belgenin,diğer davalı yetkilisinin imzalayıp imzalamadığını,belgelerin 25.12.2012 günü düzenlenip düzenlenmediğini, daha sonradan mı düzenlenip düzenlenmediğini, belge konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu ile ilgili olarak davacı tarafın tanık dinletme talebine onaylarının olmadığını, davalı şirket ile diğer davalı ... Ldt.Şirketi arasında yapılan resmi satış belgesine karşı tanık dinlenemeyeceğini, davacı tarafın diğer davalı ... Şirketi ile bir sözleşme yaptıysa, şirketlerin tüm alacak ve borçları ticari defterlerinde kayıtlı olması gerektiğinden dolayı ticari defterlerinde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, davacının elinde madem ki 25.12.2012 tarihli sözleşme olduğunu, neden bu güne kadar dava açmadığını, dava açmasının davacının elindeki belgenin daha sonradan düzenlendiği şüphesini doğurduğunu, davacının 25.12.2012 gününden itibaren yasal faiz istemesini kabul etmediklerini, davacı taraf haklı çıkması durumunda ancak dava gününden itibaren yasal faiz isteyebileceklerini, davacının istediği yasal faiz gününe itiraz ettiklerini, davacının taraf olmadığı diğer davaların davacı lehine yorumlanamaz.bu nedenle kesinleşmiş....Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası iş bu dava için emsal olamayacağını, davacının ... Ltd.Şirketine verdiği para karşılığından çek teslim aldığını iddia ettiğini, davacı taraf çek almış ise sözleşmeler karşılığında karşılığını almış olabileceğini belirterek açıklanan nedenlerden dolayı yargılama yapılarak; davacının davasının,husumet nedeniyle reddine, davacının davasının hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 05/11/2025 TARİHLİ KARARINDA:
"1-) Davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 836,03-TL harcın mahsubu ile bakiye 220,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-)Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan arabulucuya 1.680,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 1.680,00 TL arabuluculuk ücreti'nin 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümlerine göre davacıdan tahsili HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-)6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
5-)Davalı tarafından yargılama masrafı yapılmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-)Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
7-)6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
8-)Dosya içerisinde başka yer mahkemesine ait dosya aslının veya başka kurumlara ait evrak asıllarının veya taraflarca sunulan ve mahkeme kasasına alınan evrak asıllarının bulunması halinde karar kesinleştiğinde ilgili yerlere İADESİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İnceleme konusu karar davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf sebepleri; A) “pasif husumet” gerekçesi, dosyanın esaslı vakıasını ve kesinleşmiş emsal yargı kararlarını yok saymak suretiyle kurulduğunu, 3) İlk Derece Mahkemesi, davacı müvekkilin talebini “salt sözleşmenin tarafına yöneltilebilecek bir peşinat iadesi”ne indirgemiş; bu çerçevede davalı ... Ltd. Şti. yönünden “sözleşmenin tarafı olmadığı” ve “iyiniyetli 3. kişi” yaklaşımıyla davayı pasif husumetten reddettiğini, 4) Oysa davacı müvekkil şirket, dava dilekçesinden itibaren; ... Ltd. Şti.’nin fiilen iflas/kaçınma görüntüsü, inşaatın devri sürecinde ... Ltd. Şti.’nin bilmesi gereken/bildiği durumlar, devrin danışıklı/muvazaalı mahiyeti, bu kapsamda ... Ltd. Şti.’nin sorumluluğu ve müteselsil sorumluluk iddiasını ileri sürdüğünü, 5) ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici) görevsizlik kararında; benzer uyuşmazlıklarda, özellikle .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasında davalı ... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. Arasındaki muvazaalı devir işlemlerinin tespit edildiğini, bu dosyanın Yargıtay incelemelerinden geçerek kesinleştiği ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2020/794 E – 2020/2525 K sayılı “düzeltmeli onama” kararından bahsedildiği açıkça yer aldığını, 6) Bu durumda İlk Derece Mahkemesi’nin yapması gereken; bu “emsal/kesinleşmiş dosya hattını” (en azından ... 2 AHM 2016/157 Esas ve ilgili Yargıtay ilamı ile bağlantılı dosyalar) UYAP’tan celbedip, davalı ... Ltd. Şti.’nin iyiniyet iddiasını ve sorumluluk temelini somutlaştırmak, ardından pasif husumet itirazını esastan değerlendirmekti. Mahkeme bunu yapmamış; kararını dosyanın en kritik omurgasını hiç ele almadan kurmuştur. Bu, hukuki nitelendirmede (HMK m. 33) ve gerekçe kurmada açık hata olduğunu, B) Dosyada “tahkikat aşamasına gelindiği” kabul edilen bir yargılamada, hiçbir delil toplanmadan ilk celsede ret = açık eksik inceleme 7) İlk Derece Mahkemesi, tahkikat icra etmeksizin ilk celsede hüküm kurduğunu, 8) Oysa somut dosyada; (a) emsal/kesinleşmiş dosyaların celbi, (b) ticari defter/yevmiye/muavin incelenmesi, (c) bankadan gelen çek ve ödemeye ilişkin cevapların birlikte değerlendirilmesi, (d) gerektiğinde imza/evrak incelemesi, (e) tanık/yerel uygulama beyanları gibi çok sayıda delil kalemi bulunmaktadır. “Araştırılacak başka husus kalmadı” tespiti gerçeğe aykırı olduğunu, C) “ödeme/ilişki belgesi yok” kabulü dosya içeriğiyle çelişmektedir (resmi banka cevabı ile sabit olgu) 9) Dosyada Yapı Kredi Bankası’nın müzekkere cevabı ile; ...seri numaralı 70.000,00 TL bedelli çekin davacı müvekkil tarafından ibraz edildiği, karşılıksız kaldığı, karşılıksız kalan tutarın 68.955,00 TL olduğu ve banka sorumluluğundaki garanti bedelinin ödendiği açıkça bildirilmiştir. Bu resmi yazı, en azından “edim/para/çek ilişkisi”nin objektif delilidir; yok sayılarak “ödeme yok” sonucu çıkarılması isabetsiz olduğunu, D) Mahkeme, pasif husumet sonucuna varsa bile “taraf teşkili/taraf değişikliği” imkânını tanımadan doğrudan ret kuramayacağını, 10) Mahkeme, davalı tarafça ileri sürülen “... davalı yapılmadı” iddiasını esas alacaksa; davacı müvekkile taraf teşkilinin tamamlatılması ve/veya usulî düzeltme imkânlarının işletilmesi yönünden süre ve imkan tanımalı; somut vakıayı tartışmadan, ilk celsede “pasif husumetten ret” yoluna gitmemeliydi. Bu yönüyle karar, usul ekonomisi ile adil yargılanma/hukuki dinlenilme hakkı dengesini de bozduğunu ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ile kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353. maddesi gereğince yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmaması nedeniyle duruşmasız olarak, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf sebepleriyle bağlılık ilkesi dikkate alındığında;
Dava, sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca ödenen peşinat bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
"Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga BK’nın 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler TBK’nın 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. Mülga BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.” hükmünü haizdir.
Haklı bir neden olmaksızın başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 962).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim mülga BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut da “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur.
Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) nitelikte olup, mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır." HGK esas no: 2017/(23)6-868 karar no : 2021/1646
"Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden dava sıfat (hsuumet) yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sıfatı olmayıp dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur." Y. HGK 27.1.2016 T. 13/684-106
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf sebepleriyle bağlılık ilkesi dikkate alındığında;
Davacı şirket yetkilisi ... ile dava dışı ... İnşaat Turizm Gıda Tic ith. Ltd. Şti. arasında 25.12.2012 tarihli daire satış sözleşmesi ile satıcı dava dışı ... Ltd.Şti'nin yapmış olduğu 24 adet daireden ikisini davacı şirkete sattığı, sözleşmeye göre her bir dairenin satış bedeli 85.000,00-TL olmak üzere toplam 170.000,00-TL satış bedelinin 50.000,00-TL'si sözleşme anında davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı satıcı şirkete peşin olarak ödendiğinin, bunun karşılığında da teminat olarak keşidecisi dava dışı şirket olan, 50.000,00-TL bedelli ... Bankası'na ait, 14.12.2012 basım tarihli, ... numaralı çekin verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından işbu davada 25.12.2012 tarihli daire satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen ... İnşaat Ltd. Şti.'ne husumet yöneltilmediği, davalı ... Turuizm Taahhüt Tic.San ve Ltd. Şti'ne husumet yöneltildiği, davalı ... Turuizm Taahhüt Tic.San ve Ltd. Şti'nin daire satış sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi sözleşmede yer alan hak ve borçların dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.'nce davalı şirkete devir ve temlik edildiği yönünde bir iddiada bulunmadığı, davalı şirketin daire satış sözleşmesinin cüzi halefi olmadığı, davacının sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi, sözleşemeye aykırılıktan kaynaklanan taleplerini sözleşmenin tarafı olan dava dışı şirketten talep edebileceği, sözleşmeye dayalı hukuki ilişkinin bulunduğu durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak talepte bulunulamayacağından, ilk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 732,00 TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
5-Kesin olan iş bu kararın tebliği, harç, gider avansı ikmal ve iadesine ilişkin işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince 10/07/2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2026
Dr. ...
Başkan
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Katip
...
¸e- imzalıdır