T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2025
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVALI: .... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 19/12/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 05/06/2023 tarihinde davalı şirket tarafından ZMM sigortası ile sigortalı ... sevk ve idaresindeki .... plakalı ticari hat minibüsü ile ... Mah. ... Sokak üzerinde ...Cadde kavşağı istikametinde seyir alırken ... Sokak ile ... Sokak kavşağına geldiğinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı ticari minibüsün sol arka köşe kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada .... plakalı minibüste yolcu konumunda olan davacının ciddi şekilde yaralanmış ve malul kaldığını, kaza sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağından, davalı şirkette sigortalı .... plakalı aracın, 2918 sayılı KTK md.84/d "arkadan çarpma," ve md.56/1-c "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." gibi çok temel bir trafik kuralını ihlal ettiği anlaşıldığını, kazada davacının kusursuz olduğunu, söz konusu trafik kazasına ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... numaralı soruşturma yürütülmekte olduğunu, ...plakalı aracın ... Sigorta A.Ş.'ye ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ile bağlı olduğunu, 15/01/2024 tarihli PTT Kep başvurusu ile davalı sigorta şirketine söz konusu aracın sebep olduğu kaza ve davacının sakatlık durumu bildirildiğini, zararının karşılanması gerektiği aksi halde dava yoluna başvurulacağı ihtar ve ihbar edildiğini, fakat söz konusu sigorta şirketi zararını karşılamadığını, ardından arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, davacının ilk müdahalesinin ... Devlet Hastanesi'nde yapıldığını, kaza sebebiyle kaldırıldığı hastanede davacının burun kemiklerine kırığı olduğunun saptandığını, davacının, kazadan beri şiddetli ağrılar çekmektiğini, yüzünde ve burnundaki yara izleri sebebiyle yaşama uyum sağlayamamakta, çalışma hayatında ciddi aksamalar yaşamakta ve kazanın korkusu ile tedavi sürecinin travmasını atlatamadığını, bu durumun davacının iş hayatını da sekteye uğrayıp maddi anlamda da önemli bir kayıp yaşadığını beyanla, 10,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın dava dilekçesinde 05/06/2023 tarihinde dava dışı ...'ın maliki, dava dışı ...'nın işleteni olduğu ... plakalı araç ile dava dışı ... adına kayıtlı ve dava dışı ...'un işleteni olduğu ... plakalı araç arasında gerçekleşen trafik kazasında yaralandığından bahisle işbu davayı ikame etmişse de somut olayda talep edilen alacak kalemlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yanın kazanın oluşumuna ve kusur durumuna ilişkin iddialarının tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını, kazaya konu kusur oranı tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, dava konusu kazaya karışan ....plakalı araç, şirket nezdinde ... numaralı Karayolu Zorunlu Mali mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bilindiği üzere trafik sigortası ile sigortalı aracın üçüncü kişilere verdiği zararlar poliçe limitleri dahilinde ve kusuru oranında tazmin edilmekte olduğunu, sigortalının dava konusu kazanın oluşmasında kusuru bulunmadığı hallerde sigorta şirketinin de sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, sigortalının kusurunun bulunmadığı hallerde sigorta şirketinin de zorunlu trafik sigortası kapsamında herhangi bir ödeme yapmasının beklenemeyeceğini, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusur oranı ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 17/03/2025 tarihili bedel arttırım dilekçesi ile, dava değerini 401.287,04 TL'ye arttırmış talebini harçlandırmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 12/10/2024 havale tarihli adli tıp raporu ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle; "1-Davanın KABULÜ ile; 401.287,04 TL kalıcı iş göremezlik ödemesinin 01.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Sigortalı araç sürücüsüne yüklenen kusur isnadının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dosya kapsamında usule uygun talepleri olmasına karşın kusur raporu aldırılmaması ve bu hususta inceleme yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, cevap dilekçeleri ile ve tüm aşamalarda ısrarla kusur isnadını kabul etmediklerini belirtmelerine karşın dosya kapsamında kusur raporu aldırılmadığını, yalnızca kaza tespit tutanağı ve davacı beyanlarıyla yetinmek suretiyle sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğuna dair ön kabulle yargılama sürecinin yürütülerek hüküm kurulduğunu, kazaya konu kusur oranı tespitinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğini, davacının dava konusu kazayla ilgili olarak sürekli iş göremezlik durumu ve herhangi bir maluliyeti oluşmadığından, bu istemin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, buna rağmen verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın hükme esas alınabilir niteliği haiz olacak şekilde rapor düzenleme hak ve yetkisinin bulunmadığını, Sağlık Bakanlığın https://khgmcalisanhaklaridb.saglik.gov.tr/ internet sitesinde yetkili sağlık kurum ve kuruluşlarının listelendiğini, Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarının tazminat talepli uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre resmi bilirkişi sıfatları bulunmadığını, davacı yanın tazminat isteminin gerekçesi olan maluliyet iddiasına yönelik tespitin (kazadan kaynaklı maluliyetinin olup olmadığı, var ise oranı hakkında) Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından yapılması gerektiğini, davacıya yapılan SGK ödemesi varsa araştırılarak, iddia edilen yaralanma hadisesine ilişkin davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının, gelir bağlanıp bağlanmadığının SGK'dan sorulması gerekirken yerel mahkemece SGK'ya müzekkere yazılmadığını, somut olayda müterafik kusur indirimi uygulanması gerekirken uygulanmaması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 25/02/2025 tarihli aktüer hesap bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, genel şartlar uyarınca devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne ve teknik faizli TRH-2010 tablosuna göre tazminat hesaplanması gerekmekteyken bilirkişi raporunda progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine 01/02/2024 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkil sigorta şirketine usule uygun başvuru yapılmadığını, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısına karşı açılan maddi tazminat davası olup; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosyanın incelenmesinde; 05/06/2023 tarihinde davalı şirket tarafından kaza tarihinde ZMM sigortası ile kaza tarihindeki poliçe teminat limitine göre kişi başına 1.200.000,00 TL sakatlanma ve ölüm teminat limiti ile sigortalı ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari hat minibüsü ile ... Mah. ... Sokak üzerinde ... Cadde kavşağı istikametinde seyir halinde iken ... Sokak ile .... Sokak kavşağına geldiğinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı ticari minibüsün sol arka köşe kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazada ....plakalı minibüste yolcu konumunda olan davacının yaralandığı; davacının 16/01/2024 tarihinde davalı sigorta şirketine KTK 97. Maddesi uyarınca başvuru yaptığı, davalı sigorta şirketince davadan önce davacıya yapılan bir ödeme bulunmadığı anlaşılmıştır.
Olayla ilgili ceza dosyası olan .... Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas - ....Karar sayılı 13/02/2025 karar tarihli ilamının ve dosyasının incelenmesinde; davacının ilgili dosyada katılan konumunda olup; sanığın davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ... olduğu, suçun taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma olup, yapılan yargılama sonucunda sanığın kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu bulunarak üzerine atılı suçtan neticeten 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 18/03/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
1-Davalı vekilinin mahkemece kusur raporu alınmamasına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Dosya kapsamına göre, 05/06/2023 tarihinde, kaza tespit tutanağına göre sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ....sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile seyir halinde iken yolun sağındaki bankette duraklayan dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol arka köşe kısımlarına kendi aracının sağ ön kısımları ile çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiği, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsü ...nın KTK 84/D maddesinde düzenlenen "arkadan çarpma" ve 56/1-c maddesinde düzenlenen "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." hükümlerini ihlal ettiğinin, diğer sürücü ...'un ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği; kazada davacının araç içinde yolcu konumunda olduğu, kazaya ilişkin açılan ceza dosyasında keşfen alınan bilirkişi raporunda sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'nın kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı kanunun 84/j maddesi uyarınca "manevraları düzenleyen genel şartlara uymama" kuralını ihlal ederek asli kusurlu olduğunun görüş ve mütalaa olunduğu, ceza mahkemesinin de bu raporu hükme esas aldığı; istinaf incelemesine konu iş bu dosyada da mahkemece ayrıca kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmayarak ceza dosyasına ve olayın meydana geliş şekline göre davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunun kabul edildiği; netice olarak dosya kapsamı, kesinleşen ceza dosyası içeriği, kaza tespit tutanağına göre, meydana gelen trafik kazasının gerçekleşme şekli dikkate alındığında davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlardan sayılan KTK 84/1-d maddesinde düzenlenen arkadan çarpma ve 56/1-c maddesinde düzenlenen "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." hükümlerini ihlal ettiği, böylelikle kazada sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, somut uyuşmazlıkta davacının sigortalı araçta araçta yolcu konumunda bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmakla kusurun oranının tespitinin yolcu konumunda olan davacı için sonuca etkili olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince kusur raporu alınmamış olması eksiklik oluşturmayacağı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin maluliyet raporunun kaza tarihine göre uygun yönetmelik (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik) hükümlerine göre Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş hastanelerden alınmadığı ve yönetmeliğe uygun olmadığı yönündeki istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekili tarafından davacının maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de, maluliyet raporunun, davacının tedavi evrakları değerlendirmek suretiyle, raporun gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, kaza tarihine göre uygun yönetmelik (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik) hükümlerine göre tanzim edilmiş olmasına, davalı vekilince sunulan uzman görüşü takdiri delil niteliğinde olup tek hekimden alınmış olmasına, mahkemece alınan rapor bilirkişi raporu mahiyetinde olup idari bir işlem kapsamında aranan Engelli Sağlık Kurulu raporu niteliğinde olmadığından söz konusu yönetmelikte belirtilen sağlık kuruluşlarından alınmasına yönelik yasal zorunluluk bulunmamasına, nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından da Adli Tıp Kurumu yahut üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarından rapor alınabileceğinin kabul edilmiş olmasına göre davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından rapor alınabileceğine ilişkin: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03/07/2023 tarihli, 2023/4122 Esas - 2023/8463 Karar sayılı ilamı)
3-Davalı vekilinin Mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılmadığı ve davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dosyada mevcut 29/03/2024 tarihli müzekkere cevabında davacının davaya konu kaza ve sonrasına ait sisteme kayıtlı işgöremezlik raporu olmadığından davacıya herhangi bir geçici veya sürekli işgöremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir.
4-Davalı vekilinin, davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığından hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması, zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olay değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasının niteliği ve kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takıp takmadığı hususunun "belirsiz" olarak işaretlenmesi dikkate alındığında davacının müterafik kusurunun ise ispat olunamadığı, bu nedenle hükmedilen tazminattan mahkemece müterafik kusur indimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde değildir.
5-Davalı vekilinin aktüerya bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığı yönündeki istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Maddi tazminat talebi konusunda hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususları gözönüne alınmalıdır.
Yargıtay'ın Tazminat hesabına esas kazançların belirlenmesine yönelik yerleşik kararlarına göre, tazminat hesabına esas kazançlar belirlenirken, olay tarihinden hüküm tarihine kadar bilinen tüm (emsâl) kazanç unsurlarının hesaplamada gözetilmesi; “işlemiş-işleyecek dönem” ayrımı yapılması; işleyecek dönem kazançlarının, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan benzer (emsâl) kazanç unsuru birim alınarak, her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi, pasif dönem zararının da aynı biçimde hesaplanması gerekmektedir.
Tazminat hesaplarında olay tarihi başlangıç alınmakta ise de, rapor tarihine kadar geçen zaman içerisinde hesaplamaya esas kazançlar belli olduğundan, geleceğe yönelik zarar hesaplarında olduğu gibi varsayımlara dayanılamayıp, o güne kadar “bilinen” ücret ve kazançlara göre “işlemiş dönem” zararlarının hesaplanması gerekmektedir.Bu uygulama, Yargıtay kararlarında sıkça yinelendiği gibi, “gerçek belli ise varsayımlara dayanılamaz” ilkesinin bir soncudur.
Yine tazminatın belirlenmesinde, kişinin son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif döneme bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş, kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği yerleşik içtihatlardandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla pasif devre için AGİ dahil edilmemiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. ( Yargıtay 04.04.2022 tarih ve 2021/12301 E. - 2022/6691K. Sayılı ilamı)
Somut olayda; Yargıtay 4. HD’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tazminat hesaplamasının bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemiyle yapılmasında, % 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 4. HD’nin 2023/11735 Esas ve 2023/14130 Karar sayılı kararı). Fakat, mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, işlemiş dönem hesabı rapor tarihine kadarki dönemi kapsamı gerekirken (rapor tarihine göre 24/02/2025 tarihine kadar hesaplama yapılması gerekirken işleyecek dönemi kapsar şekilde 05/06/2025 tarihine kadar hesaplama yapılmıştır.) işleyecek dönemi de kapsar şekilde hesaplama yapılması yanlış olmuştur. Bu hususa davalı vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de itiraz edilmiş olup mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin karar verilmesi yerinde olmamıştır. Yine tazminatın eksiksiz biçimde gerçek zarara uygun şekilde tespiti maksadıyla işlemiş ve işleyecek dönem yaş başlangıçlarının aylarına da dikkat edilerek doğru ve eksiksiz biçimde alınması gerekir. Bu yönüyle de sigortanın istinaf başvurusunun kabulü ile kazanılmış haklar gözetilerek önceki rapor tarihindeki verilere göre açıklanan şekilde gerektiğinde bilirkişiden ek rapor temini ile tahkikatın sonlandırılması gerekir. Bu husustaki davalı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
6-Davalı vekilinin, davacı davadan önce davalı sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yapmakla KTK 97. Maddesi gereği usule uygun bir başvurusu bulunmadığından davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediği, bu nedenle mahkemece hükmedilen tazminata yürütülen faiz tarihinin hatalı olduğu, yine hükmedilen tazminata avans faizinin uygulanamayacağına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasında davalı sigorta şirketinin, 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince zarar görenin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde tazminatı ödemesi gerektiği, bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü, bunun yanı sıra başvuru sırasında Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, her ne kadar davacıya ait kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre uygun kurumdan alınacak olan maluliyet raporunun temin edilememesi dava öncesinde davacıdan kaynaklı bir eksiklik olmasa da sigorta genel şartlarında davalı sigortanın ödemede temerrüte düşürülmesi için maluliyet raporunun davalı sigortaya sunulmasının şart olduğu, sunulmadığı takdirde, davalı sigortanın başvuru neticesinde temerrüte uğramayacağı, ancak dava öncesinde arabulucuya başvurulduğu takdirde, tarafların anlaşamaması halinde, arabulucuya başvurulması ile davalı sigortanın davaya konu edilen zararı bakımından, arabulucuya başvuru tarihi itibariyle, arabuluculuktan önceki davalara ilişkin de dava tarihinden itibaren temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğinden, davacının davadan önce KTK 97. Maddesi gereği davalı sigorta şirketine yaptığı başvuruda kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre uygun kurumdan alınan maluliyet raporunun bulunmadığı, bu nedenle davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla davalı sigorta şirketi açısından hükmedilen tazminata arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece hatalı olarak 01/02/2024 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olmuştur. (Y.4HD'nin 2022/4574-16962 E.K; aynı dairenin 2021/13141-2022/6709 E.K.) Bu husustaki davalı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
Kabule göre de, işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet veren sigortalı aracın dosyadaki belge ve bilgilerden ticari ve yolcu taşımada kullanıldığı anlaşıldığından, mahkemece talep doğrultusunda avans faizine hükmedilmesi isabetli olup, davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
7-Davalı vekilinin, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yapmakla KTK 97. Maddesi gereği usule uygun bir başvurusu bulunmadığından dava şartının sağlanmadığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş; bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından davalıya başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, sair istinaf sebepleri kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmeksizin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; sair istinaf sebepleri kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmeksizin, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan 6.853,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.18/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.