T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 20/10/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin tüm hisselerinin 31.05.2019 tarihinde dava dışı şahıs ....... tarafından dava dışı şahıs ....... devredildiğini, ....... da söz konusu hisseleri 06.09.2019 tarihinde ....... devrettiğini, ilk devir esnasında devralan dava dışı ....... devreden ....... yazılı sözleşme ile şirketi bilinen ve sözleşmede zikredilen borçlar dışında hiçbir borcu olmaksızın devraldığını, ayrıca yazılı bir beyan da aldığını ve bu hususları yazılı bir belgeye bağladığını, ancak şirket hisseleri devralındıktan sonra alacaklısı davalı ....... olan, ....... USD bedelli, 18.04.2019 düzenleme tarihli bonoya dayanarak 584.649,44 TL karşılığı takip çıkışlı ....... Dairesi'nin ....... İcra sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bir başka icra takibinin de aynı tarihte, aynı vekil eliyle ve seri icra takibi şeklinde ....... Dairesi'nde ....... İcra sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, iş bu takip hakkında da menfi tespit davası açıldığını, devralınan şirketin herhangi bir defter ya da kaydında yer almayan bu bononun eski tarihli olarak devirden sonra düzenlendiğini, hem ilk devralan dava dışı şahıs ....... hem de sonraki devralan olan ....... ....... Savcılğı'na suç duyurusunda bulunduklarını, iddianame düzenlendiğini, ....... Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçları ile yargılama başlatıldığı, alacaklının savcılık ifadesinde bononun kendisine Erhan Memişoğlu tarafından "şirketi devir vaadiyle" aldığı paralara karşılık verildiğini beyan ettiğini, bu ifade tamamen doğru olsa bile bu ilişkiyi kuranın davacı şirketin tüzel kişiliği değil, ....... kendisi olduğunu, ....... şahsi malvarlığı ile borçtan sorumlu olduğunu, davacı şirketin söz konusu ilişkide borç altına giren taraf olmadığını, bononun gerçek bir alacak ilişkisine dayanmadığını, alacaklının şirket çalışanı olması ve söz konusu bononun ne şirket ne de alacaklı kayıtlarında hiçbir şekilde yer almamasından da belli olduğunu beyan ederek bu nedenlerle davacı şirketin borçlu olmadığına, icra takibinin iptaline, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu olan bonoda ....... . Şti. ve ....... müşterek ve müteselsil borçlu, tanzim yeri ....... , lehtar ....... olan 480.000,00 TL bedelli, 18/04/2019 vade tarihli bono üzerinde borçluların imzalarının atıl olduğu, "....... " ibaresinin yazılı olduğunu, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içerdiğini, teminat senedi olduğuna dair bir kayıt içermediğini, davacı yanın iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafından davacı şirket yetkilisinin hesabına gönderilen 480.000,00 TL borç karşılığı olarak dava konusu bononun davalı şirkete verildiğini, bononun tanzim tarihi itibariyle ....... 'nun ....... . Şti.'nin temsil ve imzalama yetkilisi olduğunu, davacı tarafın sahtecilik iddiasının yerinde olmadığını beyan ederek bu nedenlerle davanın reddini, %20 haksız inkar tazminatının karşı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı dosyaya sunmuş olduğu dava dilekçesi kapsamında kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması halinde borçlu lehine icra ve inkar tazminatına hükmolunacağını ifade edilmiştir. Davalı, icra takibine dayanak senedin lehtarı olduğu, lehtarı olmasından dolayı icra dosyasında senet kapsamında takip başlattığı, başlatılan takip kapsamında davacının borçlu olup olmadığını bilebileceğinden davalının takibinde kötüniyetli ve haksız olduğu sabit olduğundan davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek; Davanın KABULÜ ile; ....... Dairesi'nin ....... İcra sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu bulunmadığının TESPİTİNE, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi gereğince 96.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olmadığını, ilamın kaldırılmasına karar verilmesini talep etme zorunluluğunun olduğunu, İlk derece mahkemesinin, ....... Ceza Mahkemesi ....... esas- ....... karar sayılı ilamında, davalı ....... ’ın kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçundan cezalandırılması kararını davanın kabulüne gerekçe yapmış ise de bu gerekçenin yerinde olmadığını, zira aynı ceza ilamında resmi belgede sahtecilik suçundan davalının beraatine karar verildiğini, hisse devri görüşmeleri ve işlemleri esnasında davalı ile davacı şirketi devir alacak olanlarla görüştüğünü, bu borçtan bahsetmeyerek şirket değeri itibari ile etkisi olduğu gerekçesi ile ceza kararı verildiğini, davalının, dava konusu bono nedeni ile davacı şirketten alacaklı olduğu tartışma konusu olmadığını, bononun borç için verildiği de dosyaya ve ceza dosyasına sunulan belgeler ve ....... Hukuk dosyası ile de sabit olduğunu, dava konusu bonoda davacı ....... Şti ve ....... müşterek ve müteselsil borçlu olduğunu, İlk derece mahkemesinin, davacı şirketin TTK 700 ve devamı maddeleri gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu olmasına rağmen, somut duruma uygun olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı şirketin dava konusu bono nedeni ile borçlu olmadığı iddiasını yazılı belgeyle ispat etmesi gerektiğini, davacı şirketin dava konusu bonodan borçlu olmadığını ispatlayacak delil sunmadığını, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, bononun verildiği ve üzerinde yazan tanzim tarihi itibari ile ....... , ....... Ltd Şti nin temsil ve ilzama yetkilisi olduğunu, davacı tarafın sahtecilik iddiasının yerinde olmadığı Ceza Mahkemesi beraat kararı ile de sabit olduğunu, davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, davacı şirket lehine %20 icra tazminatı kararı da yerinde olmadığını, davalının dava konusu bonodan dolayı alacaklı olduğunun sabit olduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın esasına dair hususların dosyada mevcut bulunan ....... Ceza Mahkemesi'nin kararında da ele alınarak kesin hükme bağlandığını, bu nedenle davalının istinaf talepleri yerinde olmadığını ve reddi gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibinde menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK'nın 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Yargıtay HGK 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları)
....... Ceza Mahkemesinin ....... Esas ....... Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılamada ....... 'ın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olduğundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine ....... Bölge Adliye Mahkemesi ....... Ceza Dairesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilerek söz konusu mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün hukuk hakimini de bağlayacağı, bir başka deyişle ceza davasında, sübuta eren maddi vakıaların hukuk davasında nazara alınacağı şüpheden uzaktır. Bu durumda dosya kapsamı ve mahkeme gerekçesine göre davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-....... Ticaret Mahkemesinin ....... Esas, ....... Karar sayılı dosyasında verilen 04/03/2025 tarihli karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 35.188,67 TL karar ilam harcından peşin alınan 8.798,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.390,27 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.16/10/2025
.......
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.