T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...
TARİHİ: ...
NUMARASI: ...
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: ...
DAVALI: ....
VEKİLLERİ: ...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından, ...daki müşterisi ... için üretilmiş kumaşların taşınması işi için; davalı firma .... İle yapılan görüşmelerle bir mutabakata ve sözleşmeye varıldığını, bu taşıma işi için, davalı şirket yetkilisi ... tarafından 22/12/2022 tarihinde dava konusu taşıma işi için 650€ (euro) fiyat teklifi verildiğini, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından da bu teklifin kabul edildiğini, varılan mutabakat üzerine, ... firması aracılığı ile davalı şirkete, ...daki müşteri firmanın bildirdiği adrese ulaştırması için 23/12/2022 tarihinde 92 rulo kumaş teslim edildiğini, 21/12/2022 tarihinde davalı şirketçe gönderilen mailde, çıkışın cumartesi günü (24/12/2022) olacağı bilgisi verildiğinden, gönderilecek malların ...daki müşteriye ulaşma süresi gözetilerek sözleşme, bu tarihte çıkış yapılacağı hususuna güvenilmesi üzerine kurulduğunu, malların 24/12/2022 tarihinde yüklenilip çıkarılması için davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketçe müvekkili şirkete başka bir bilgi vermediğini, müvekkili şirketin yetkilisi ...'in, 27/12/2022 tarihinde "Bu yüklemeye ait CMR belgesini gönderir misiniz?" e-postasını yazdığında ise cevaben davalı şirket, malların Christmas ve yeni yıl tatilleri sebebiyle çıkarılamadığı bilgisini verdiğini, burada dikkat edilmesi gereken hususun, malların hem çıkarılacağı taahhüt edilen tarihte çıkarılmadığı, hem de bu durum hakkında 3 gün sonra, müvekkili şirketin sorması üzerine bu bilginin ancak verildiği olduğunu, yine davalı şirket yetkililerinden ..., 27/12/2022 tarihinde gönderdiği e-postada "... Bey, Haklısınız fakat yıl sonu parsiyel yüklemelerinde bu tarz aksaklıklar yaşıyoruz..." bilgisini verdiğini, şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, yeni çıkış günlerinin perşembe-cuma ( 29-30/12/2022) olduğu bilgisinin taraflarına iletildiğini, haliyle 5 - 6 gün gecikmeli yapılacak çıkışların, müşteriye zamanında ulaşamayacağı için bu önerileri taraflarınca reddedildiğini ve yine ... Kargo firması ile mallarının davalı firmanın deposundan alınarak hava kargo ile ...'ya gönderildiğini, bu sebeple davalı firmaya da, oluşacak ekstra masrafların kendilerine yansıtılacağı şeklinde bilgilendirme yapıldığını, akabinde müvekkili şirketçe 30/12/2022 tarihinde, uğranılan zararın davalı şirketçe karşılanması amacıyla, 48.698,78 TL reklamasyon faturası kesildiğini, bunun üzerine davalı tarafın, "Sizlere bu faturanın kabulüyle değil gelecek taşımalarda indirim uygulayarak destek olabiliriz." şeklinde cevap verdiğini, bu beyanla davalı şirketin, müvekkil şirketi zarara uğrattığını kabul ettiğini, davalı şirketin; hem taahhüt ettiği zamanda malların çıkışını yapmadığı, hem de müvekkili şirketi bu yaşanan aksaklıktan dolayı bilgilendirmediği için, uğradıkları zararları karşılamaları gerektiğini, davalı firma ile anlaştıkları taşıma ücretinin 650€ olduğunu, 31/12/2022 tarihli kura göre karşılığı 12.980,00 TL olduğunu, ancak malların gecikmeksizin müşteriye ulaşması için; 3.000,00$ Amerikan Doları, ...'e hava kargosu için ödeme, 4.000,00₺ TL, ...'ya malın davalı firma deposundan alınması için ödeme, 2.145,00₺ TL, havalimanı ardiye masrafı ödemesini fazladan yapmak zorunda kaldıklarını, 31/12/2022 tarihli kura göre karşılığı toplamda 62.335,00 TL olduğunu, fazladan yaptıkları masraflardan, davalı firma ile anlaştıkları miktar düşülerek, ... Noterliği'nden ... tarihli, ...yevmiye numaralı ihtarnameyi davalı firmaya UETS adresleri üzerinden gönderdiklerini, ihtarnamede özetle, sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı kendilerinden uğradıkları zararı karşılamalarını talep ettiklerini, davalı tarafın, ... Noterliği, ... tarihli ... yevmiye numaralı cevabî ihtarnamesinde, davalının iddialarını kabul ve ikrarını yok sayarak beyanda bulunduğunu, davalı tarafın cevabî ihtarnamesinde bahsettiği hususların, işbu açmış oldukları zarar tespiti ve alacak davasının konusu olmadığından ve işbu olaya uygulanamayacağından, yazan hususları kabul etmediklerini ileri sürerek, ileride artırmak üzere ilk etapta 1.000,00 TL zararlarının davalı tarafından tazmin edilmesine, ihtardan itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının kabul edilemez olduğunu, gerçeklerden uzak olduğunu, davalı müvekkilinin 25 yıllık tecrübesi olduğunu, itibarı ve güvenilirliği yüksek bir şirket olduğunu, davacının ürünlerini taşıması için anlaşıldığını, fakat kesin varış ve teslim tarihi kararlaştırılmadığını, bu hususta müvekkilinin taahhüt vermediğini, davacı şirketin, 21/12/2022 tarihinde, anlaşmaya konu malların taşınması için talebini yazılı olarak ilettiğini ve davalı tarafça sunulan fiyat teklifi üzerinde anlaşma sağlandığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin sözleşme ile kararlaştırılmış kesin varış ya da teslim tarihi bulunmamasına rağmen, fiyat teklifinin onaylanması üzerine 92 rulo ve 31 rulo olarak planlanan yüklemelerin 92 ruloluk kısmının 24/12/2022 cumartesi günü gönderileceğinin ifade edildiğini, akabinde ise söz konusu gönderinin davacı şirket tarafından 24/12/2022 tarihi cumartesi günü ve öğleden sonra gönderdiğini, davacı şirkete yılbaşı olduğu, hafta sonu mal iptalleri olduğundan aracın çıkışının sağlanamayacak olduğu bilgisinin verildiğini, ardından 31 ruloluk kısmı, 30/12/2022 tarihinde çıkartılmak üzere 26/12/2022 tarihinde müvekkili şirketin deposuna gönderildiğini, 27/12/2022 tarihinde davacı tarafça, davalıdan çıkış evraklarının talep edildiğini, davacı tarafça tek taraflı insiyatif alınarak 02/01/2023-03/01/2023 tarihlerinde teslimatın kesin olarak gerçekleştirilmesinin talep edildiğini, davalı tarafça önümüzdeki ilk program ile çıkışının sağlanması durumunda belirtilen tarihte teslim edilebileceğinin belirtildiğini, davacı şirket, varış ile ilgili olarak kendisine kesin bir tarih iletilmediği halde, yükleme ve teslimat için kararlaştırılan bir sürenin gecikmesi söz konusuymuşçasına davranarak kendi belirtmiş olduğu tarihin geçilmesi durumunda oluşacak masraflardan haksız bir biçimde müvekkili şirketin sorumlu olacağını bildirdiğini, müvekkili şirketçe teslimat konusunda tüm emek ve çaba sarf edilmesine, malların ilk program ile çıkışının sağlanacak olması ile belirtilen tarihte teslim edilebileceğini bildirmesine rağmen müvekkilinin deposuna teslim edilen tüm malların 28/12/2022 tarihinde geri alındığını, süreçte davacı tarafça geri bildirim gelmediğini ve aylar sonra kötü niyetli, haksız ve fahiş bir biçimde 48.698,78 TL tutarında reklamasyon faturası yansıtıldığını, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin reklamasyon faturasından sorumlu tutulamayacağını, davalı tarafça yüklerin belirtilen tarihte ya da en geç 2 gün sonra teslim edilebileceği hususununun davacıya bildirildiğini, mail yazışmaları ile sabit olduğunu, kabul etmemekle birlikte CMR Konvansiyonu 23. Maddesine göre gecikme halindeki zararlardan yalnızca taşıma bedeli kadar sorumlu olunacağını, malların taşınamaması olayı üzerinden geçen 21 günlük süreçte davacı tarafça noter kanalı ile bildirim yapılmadığını, süresi içinde ihtarname gönderilmediğini, davacı şirket ile müvekkil arasında kararlaştırılan bir teslimat süresi bulunmadığı gibi, malların geç tesliminin de sözkonusu olmadığını, dolayısı ile sözleşme ile kararlaştırılmış belirli bir teslim süresi yok ise; yükleme ve teslim için makul süre her somut olayın varlığı ve koşullarına göre değişebileceğini, davacının ürünleri teslim etmesinden itibaren 3 gün içinde çıkış evraklarını istemesinin hayatın olağan akışana aykırı olduğunu, online alışverişlerde bile teslimin 1-2 haftayı bulabildiğini, dava konusu taşıma iş ve süreçleri CMR konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, sözleşmeye konu malların tesliminde gecikme olduğu varsayımında dahi bu husus davacının verdiği talimattan ileri geldiğini, yükleme yapılması talep edilen tarihin yılbaşı tatillerine ve hafta sonuna denk geldiğini, işveren olarak davacının bunu bilmesi gerektiğini, davacının 02/01/2023-03/01/2023 tarihlerinde teslimatın kesin olarak gerçekleştirilmesi talep ettiğini, müvekkili şirketin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte müvekkil şirket ancak taşıma bedeli miktarı ile sorumlu tutulabileceğini, davacı tarafça bu kısa sürede yükleme yapılması konusunda tüm emek ve çaba gösterildiğini, buna rağmen davacı tarafça teslim edilen tüm mallar 28/12/2022 tarihinde geri alındığını, davacı şirket tarafından TTK m.889 ve CMR m.30 hükmü uyarınca 21 günlük bildirim süresine uyulmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/7031 Esas ve 2016/3570 sayılı kararında da bu duruma değinildiğini, anılan Yargıtay kararı, taşıyıcının hem yalnızca taşıma ücreti ile sorumlu tutulabileceğinden hem de istek sahibi tarafından 21 günlük sürenin geçirilmesinden sonra tazminat istenilemeyeceğini işaret ettiğini savunarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın usulden reddine, mümkün olmaması halinde esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta dolayısıyla davalının kesin süre içerisinde teslim edilmesine ilişkin taahhüt verildiğine ilişkin ispat külfetinin davacıda olduğunu, taraflarca inkar edilmeyen yazışmalar incelendiğinde davalı tarafından taşıma işleminin süresinde yapılabileceği belirtilmişse de, bu hususta davalının davacıya herhangi bir taahhüt vermediğinin anlaşıldığını, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Avrupa'daki Christmas ve yeni yıl tatilleri sebebiyle kurumlardaki yavaşlığın taşıma işlemindeki gecikmeye sebep olacağı, bunu taşıma süresi açısından yaşanacak gecikmenin makul kabul edilebileceği, ifa gerçekleşmediği için taşımanın geç ifa edilip edilmediği hususunun tespit edilemeyeceği göz önüne alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; gerekçeli kararda belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmenin kesin süreli olup olmadığı ve sözleşmeden haklı sebeple dönülüp dönülmediği olduğunu, zira bu husus tespit edildikten sonra müspet zararın davalıdan tahsil edilebileceğinin açık olduğunu, dava dosyasına sunulmuş olan maillerde görülebileceği üzere, 21/12/2022 tarihinde davalı şirketçe verilen bilgide, cumartesi günü çıkışın yapılacağı (24/12/2024), transfer sonucunda malların 04/01 tarihinde ulaşacağı bilgisinin verildiğini, sözleşmenin bu şartlar altında kurulduğunu, malların davalı şirkete 23/12/2024 tarihinde teslim edildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin 27/12/2022 tarihinde davalıdan CMR belgesini talep ettikten sonra davalı şirketten gelen cevapta şirket yetkilisi; malların Christmas ve yeni yıl tatilleri yüzünden çıkarılamadığını, yeni çıkışların 30/12/2022 tarihinde yapılabileceğini, bu çıkışa bindirilememesi halinde 01/01/2023 tarihindeki çıkışa bindirilebileceğini belirttiğini, müvekkil şirket yetkilisi tarafından 04/01 tarihinde varma garantisi istenildiğinde ise "Sizlere 9-11 gün transit süre demiştik, gümrük varışına istinaden 1-2 gün teslim süresi ile birlikte şu anki durumda size belirttiğimiz süreden sadece 2 gün fark görünmekte." şeklinde cevap verildiğini, müvekkili şirketin bu cevap üzerine, ilk etapta yaklaşık 10 gün varma süresi verilen bu teslimatın 4 veya 5 günde varmasının mümkün olmadığı, davalı şirket yetkilisinin "size belirttiğimiz süreden sadece 2 gün fark görünmekte" beyanına binaen de malların vaktinde varmayacağının anlaşılması üzerine, mallar davalı şirketten alınmış ve hava kargo yoluyla gönderildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen en son e-postada da, "Sizlere bu faturanın kabulüyle değil gelecek taşımalarınızda mümkün oranda indirim uygulayarak destek olabiliriz." şeklindeki beyanın müvekkilinin haklılığını açıkça kabul anlamına geldiğini, mahkemenin ve bilirkişilerin kesin süre verilmediği şeklindeki tespitlerini anlayamadıklarını, çıkış gününün belirlendiğini, varış gününün belirlendiğini, malların müşteriye ulaşması gereken tarihin en baştan zaten belli olduğunu, bu şartlar altında malların vaktinde varamayacağı aşikarken müvekkilinin TBK 125. maddesindeki haklarını kullanmasının gayet tabii ve hukuka uygun olduğunu, her ne kadar taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve taahhüdün olmadığı kararda belirtilmişse de bu tespitin yanlış olduğunu, taraflar arasındaki mailler incelendiğinde öneri - kabul beyanları açıkça görüleceğini ve sözleşmenin kurulduğunun anlaşılacağını, 24 Aralıkta çıkış yapılacağı, malların ulaşacağı süre ve ücret konuları açıkça konuşulmuş ve üzerinde anlaşıldığını, maillere taraflarca itiraz da edilmediğine göre ortada sözleşme ve anlaşılan kesin tarih olmadığı tespitinin doğru olmadığını, zira sözleşmenin esaslı unsurları üzerine iki tarafça anlaşıldığını, TBK 124/1 ve 3'e göre, olayda davalıya süre verilmesinin gereksiz olduğu halin gerçekleştiğini, müvekkili şirketin davalının sözleşmede üzerine düşen kısmı yerine getirmemesi üzerine kanuni haklarını kullandığı ve uğradığı zarar için davalıya rücu ettiğini, olayda mallar taşıma için yüklenmediğini, taşımanın hiç gerçekleşmediğini, uyuşmazlığın sebebinin de bu olduğunu, bu sebeple olaya CMR Konvansiyonu'nun maddelerinin uygulanamayacağını, zira meydana gelen zarar taşıma sonucu değil, davalının müvekkili önceden Christmas ve yeni yıl tatilleri/iptalleri konusunda bilgilendirmemiş olması sonucunda oluştuğunu, kaldı ki müvekkilinin 24/12/2022 tarihinde davalıdan CMR belgesini istediğini, davalının sözleştiği tarihte çıkışı yapmadığı için belgeyi gönderemediğini, bu sebeple CMR bilirkişisinin verdiği raporun hükme esas alınması ve bu nedenle davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, ilgili raporun içeriğinin bilirkişinin kendi uzmanlık alanıyla alakası ve hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, dosyaya sunulan 19/03/2024 tarihli SMMM bilirkişi raporunda "f) Davacının başka taşıma firması ve yolu (hava) tercih etmesi neticesinde, dava dışı (taşımacı ...) tarafından yapılan taşıma işi için davacı taraf, 56.275,20TL+2.145,00=58.420,20TL masraf yaptığı, davacının 45.504,76TL fazladan masraf yaptığı," şeklinde yapılan tespitin davanın haklılığını ortaya koyduğunu, davalının, önceden müvekkilini bilgilendirmeyerek, taşımaların iptal olabileceği bilgisini gizleyerek müvekkili ile anlaştığını ve malları aldığını, belirtilen tarihte malların çıkışını yapmadığını, müvekkiline çıkışın yapılmadığı bilgisini de 3 gün sonra müvekkili tarafından sorulana kadar da vermediğini, bu sebeple müvekkilinin zararlarını karşılaması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, taşıma işinin yapılması konusunda davalı tarafından kesin bir tarihin verildiğinin ispat edilmediğine, davalı tarafından gönderilen 05/12/2022 tarihli e-postada transit sürenin 9-11 gün olarak düşünülebileceği ifade edilmişse de, davacı tarafından bu tarihten çok sonra, yılın son haftasına giriş olan 24/12/2022 tarihinde malların teslim edildiğine, yılın son haftası nedeniyle iş yoğunluğu artacağından işin teslimi gereken makul sürenin artmasının doğal olduğuna, tarafların malların 04/01/2023 tarihinde teslimi konusunda kesin taahhüt içeren anlaşma yaptıkları kabul edilse bile, davacının bu tarihten 7 gün önce malları geri aldığı için süresinde teslimin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğinin bilinemeyeceğine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi....
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.