T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...
TARİHİ:...
NUMARASI: ...
MÜTEVEFFA: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ....
VEKİLİ: ...
DAVALI: ....
VEKİLLERİ: ...
DAHİLİ DAVALI: ...
DAHİLİ DAVALI: ...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03/06/2021 günü ... mevkiinde meydana gelen kazada, ... adına kayıtlı, müteveffa ... yönetimindeki ... plakalı aracın, ... adına kayıtlı ... plakalı otomobile çarptığını ve kaza sonucu ... plakalı araçta yer alan sürücü ..., yolcu ... ve yolcu ...'in olay tarihinde vefat ettiğini, söz konusu kazada ... park halindeki araca çarptığı için ve sevk ve idaresindeki aracı alkollü kullanması sebebiyle kazada asli kusurlu olduğunu, müteveffa ...'in, sağlığında müvekkili ...'in geçimini sağladığını, yaşamını idame ettirmesi için katkı sağladığını, davacı müvekkilinin çalışmadığını, müteveffa babasının yardımından başkaca bir gelir ve desteğe sahip olmadığını, davacının, müteveffa babasının ölümü nedeniyle tamamen destekten yoksun kaldığını ve maddi olarak zor günler yaşadığını, yaşamaya da devam ettiğini, davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuru neticesinde sigorta şirketinin cevabi yazısında" destekten yoksun kalma tazminatlarında mirasçılar teminata dahil olmadığı için talebinizi karşılayamamaktayız." gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, öncelikle ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin kabulü ile, teminatsız ve ivedi olarak davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davacının bu kaza neticesinde kaybetmiş olduğu babasından mahrum kaldığı destek nedeniyle maddi zararlarının tazmini için şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen (6100 Sayılı Yasanın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere ve uzman bilirkişilerden alınacak rapora göre belirlendiğinde artırılmak üzere) olay tarihi olan 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davacının bir evlat olarak yaşadığı elem ve kederin bir nebze olsun azaltılabilmesi için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteveffa ...nun tespit edilecek mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 12/02/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, 29/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna istinaden işbu taleplerini 173.771,96 TL arttırarak, maddi tazminat bedelini 174.771,96 TL olacak şekilde ıslah ettiklerini, maddi tazminat bedeli olan 174.771,96 TL nin kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'den, davalı sigorta şirketinden ise talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (sigorta şirketinin sigorta limitleri dahilinde sorumlu tutulmasına) karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; açık bir şekilde yasaya aykırı olan müvekkili şirket aleyhine ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve kötü niyetli olduğunu, kabul manasında olmamak üzere davacı müteveffanın çocuğu olduğunu, kaza tarihi itibariyle 30 yaşında dolayısıyla reşit olduğundan Yargıtay kararları gereğince destek tazminatına hak kazanmadığını, iş bu sebeple söz konusu davacıların taleplerinin reddi gerektiğini, Yargıtay İçtihatları gereğince erkek çocuklarının 18 yaşını, kız çocuklarının ise 22 yaşını doldurmakla destek kapsamında çıktığını, konu davacının bu sebeple destek kapsamı dışında kaldığını, Yargıtay kararlarında iş bu hususun sabit olduğunu, davacının öncelikle Yargıtay tarafından kabul edilen kriterler kapsamında müteveffanın desteğine muhtaç olduğunu ispatlamasını, aksi takdire ise davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, bununla birlikte davacının reşit olduğunu, ayrıca herhangi bir özür durumunun bulunmadığını, açıklanan sebeplerle söz konusu davacının babası olan müteveffanın desteğine muhtaç olduğu yönünde bir çıkarımda bulunmanın mümkün olmadığını, Yargıtay kararları gereğince taleplerinin reddi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davacının kusura ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın ATK'ya gönderilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte destek tazminatı hesaplamasında müteveffanın gelirin resmi belgelerle kanıtlanması, aksi takdire asgari ücret olarak alınması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere gelir paylaşımı bakımından müteveffanın dava dışı eşi ve varsa anne ve babası ve destek kapsamında çocuklarının payının da ayrılması gerektiğini, nitekim müvekkili şirketçe talebi üzerine müteveffanın eşi ...'e toplam 175.000,00 TL tazminat ödendiğini, kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesaplaması bakımından poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan Genel Şartlar ekinde yer alan hesaplama yöntemi gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, öncelikle hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılması ve %1,8 teknik faiz uygulanması, kabul edilmemesi halinde ise güncel mevzuat gereğince %1,65 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere söz konusu kazanın iş kazası olması halinde SGK tarafından bağlanan veya bağlanacak peşin sermaye değeri ile yapılan veya yapılacak ödemelerin sorulup tenzil edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere müteveffanın zararın ortaya çıkmasında veya artmasında müterafik kusuru bulunması ve hatır taşıması nedeniyle de tazminattan indirim yapılması gerektiğini, zira müteveffanın kaza sırasında alkollü sürücü idaresindeki araçta yoluculuk yapmakla, ayrıca araçta ücretsiz olarak hatır karşılığı taşındığını, başvuru konusu trafik kazası sırasında alkollü sürücünün sevk ve idaresindeki araçta yolculuk eden davacının müterafik kusurunun olduğunu, ayrıca yerleşik içtihatlar doğrultusunda davacının sigortalı araçta hatır için taşındığından bu hususta da indirim yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak tazminattan %20 oranında müterafik ve %20 oranında hatır indirimi olmak üzere toplamda %40 indirim yapılmasını, müvekkili şirketin söz konusu zarardan azami olarak kaza tarihindeki poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketçe dava dışı eşe ödenen tutar da gözetilerek davacının teminat limitini aşan taleplerini reddi gerektiğini, kabul manasına gelmemek üzere davacı tarafın kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüt tarihinin KTK hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirkete gerekli evrakların tümü ile başvuru yapılmamış olduğundan davacıların usule uygun olarak başvuru yapmadığı kabul edilerek temerrüt tarihi dava tarihi olarak alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Müteveffa ... mirasçıları ... ve ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; müteveffanın çocuğu olan davacının desteğin vefat tarihinde 29 yaşında olduğu, kaza tarihi itibariyle destek ilişkisinin kural olarak çoktan sona erdiği, davacı tarafından işbu karinenin aksine babası ile aralarında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardım ilişkisinin halen devam ettiği, babası hayatta iken onun desteği ile geçimlerini sürdürüyor olduğu hususunun iddia edilerek iş bu davanın açıldığı, mahkeme huzurunda/ talimat yolu ile dinlenen tanık beyanlarına göre davacının sağlık sorunları nedeni ile çalışmadığı, kendisine muris ...'in düzenli maddi destekte bulunduğu, hatta ev kirasını murisin ödediği anlaşılmakla davacı tarafından babası ile aralarında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardım ilişkisinin bulunduğu ve babası hayatta iken onun desteği ile geçimini sürdürüyor olduğu hususunun ispatlandığı hukuki görüş ve kanaati ile; davacının murisinin davaya konu trafik kazasında vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kaldığı, kazada davalı sigorta şirketine sigortalı aracın müteveffa sürücüsünün asli derecede ve tam kusurlu olduğu; bu durumda davacının maddi zararının bulunduğu anlaşılmakla 19/08/2024 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak ve müterafik kusur da dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminat talebinin kısmen kabulüne (davalı sigorta şirketi açısından murisin dava dışı eşine yapılan ödeme poliçe teminat limitinden mahsup edilmek sureti ile bakiye poliçe limiti yönünden) karar vermek gerektiğini, yine mahkemece davacı murisi ...'in zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun olup olmadığı ve hatır taşıması hususunun araştırıldığını; gerek ceza dosyasındaki bilgi ve belgelerden gerek dosyadaki bilgi belgelerden anlaşılacağı üzere; müteveffa araç sürücüsünün alkollü olduğu ceza dosyasındaki ATK raporu ile sabit olduğunu, davacı murisinin eşi ... ceza dosyasında müteveffanın araç sürücüsü ...'ya ait alabalık tesisinde çalıştığını, ...'nun sık sık alkol aldığını, müteveffanın da bunu bildiğini ama çalışmak zorunda olduğundan ses çıkarmadığını beyan ettiği; yani davacının desteği muris ile davalılar murisi arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, kazanın iş ilişkisi sırasında meydana geldiği, bu nedenle bir hatır taşımacılığından söz edilemeyeceğinden davalı sigorta vekilinin hatır taşıması definin reddine karar vermek gerektiği; fakat 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 52.maddesi gereğince, davacı desteğinin alkollü olduğunu bildiği araç sürücüsünün aracına bindiği değerlendirilmekle, zararın artmasına ya da meydana gelmesinde pasif hareketi ile neden olduğu gözetilerek %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, somut olayda, davacı murisinin kaza tarihinde 56 yaşında olduğu müteveffa sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araçta yolcu konumunda olduğu; davacının murisinin davaya konu trafik kazasında vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kaldığı, kazada davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsnün asli derecede ve tam kusurlu olduğu; olayın meydana geliş şekli, kusur durumu, davacının yaşadığı kaybın büyüklüğü ve niteliği nazara alınarak, neticede olay kasten işlenen bir fill değil de bir kaza olmakla birlikte, toplum içerisindeki düzeni sağlamaya yarayan kurallara herkesin uymakla yükümlü olduğu, trafik kurallarının ise kişilerin mal ve can güvenliğini sağlamak ve düzeni oluşturmak için varolduğu ve trafik kurallarına uymamanın sonuçlarının kişilerin gerek kendi gerekse de başka kişilerin yaşam hakkını elinden alabileceğinin trafiğe çıkan her sürücü tarafından unutulmaması gereken en önemli husus olduğu; trafikte, kurallara uymadan, özensiz, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyreden her sürücünün kendi hatası ile neden olduğu olumsuz sonuçlara cezai ve hukuki yönden katlanması gerekeceği konusunda toplumda oluşacak bilincin, bu olumsuz sonuçların önlenmesi ve caydırıcılık işlevinin sağlanması anlamında çok önemli olduğu vicdani kanaatine varılarak ve somut olayda tarafların sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alınarak mahkemece davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, sonuçta davanın kısmen kabulü ile; 139.817,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; davalı ....'den (sorumluluğu bakiye poliçe teminat limiti olan 38.258,70 TL ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 13/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...ve ...'dan kaza tarihi olan 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafın KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, meydana gelen kazanın iş kazası olduğunu şirketin işbu kaza nedeniyle teminat limitinin 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, SGK nın işçiye yaptığı rücu edilebilir PSD tutarını şirketlerine karşı rücu ettiği takdirde şirketlerince limit üstü ödeme yapılmak durumunda kaldıklarını, dolayısıyla SGK tarafından ödenmiş rücu edilebilir PSD değeri olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müteveffanın eşi ..'in başvuru konusu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere, işbu başvuru ikame edilmeden önce tazminat istemi ile aynı talep ve istemlerle şirketlerine ihtiyari arabuluculuk başvurusu yaptığını, işbu başvuru neticesinde anlaşma sağlanarak mutabakat imzalandığını, yasal mevzuat gereği tutanakların mahkemeye sunulamadığını, 07/10/2021 tarihinde şirketleri tarafından yapılan 175.000,00 TL ödemenin ihtiyari arabuluculuk anlaşması çerçevesinde ödendiğini, bu bilgiye yer verilmesinin sigortalı ve sigortalı araç sürücüsüne yöneltilebilecek husumetleri de etkilediğinden arabuluculuk sürecine dair işbu bilgilere yer verildiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin, KTK 91 mad ve ZMMS uyarınca sigortalısının kusuru ile 3. Şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, 07/10/2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle şirketlerinin sorumlu olduğu tutarın vefat eden kişi başı için tek 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigorta hukuku mantığı ve ilkeleri uyarınca sebepsiz zenginleşmeye neden olamayacağını, dolayısıyla şirketleri açısından teminat limiti gözetilerek hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, davacının kaza tarihinde reşit olduğunu, kaza tarihinde reşit olan davacı ...'in müteveffa ile desteklik ilişkisinden söz edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere müteveffa ile davacılar arasında destek ilişkisinin müteveffanın ölüm tarihine kadar kesintisiz ve sürekli bir şekilde devam ettiğinin ispatı için davacıların iddialarının yeterli olmadığını, davacı tarafın bu hususları içtihatlara uygun şekilde ispat etmesi gerektiğini, başvuru konusu kaza sırasında başvurucu sigortalının araçta yolcu konumunda bulunduğundan başvuru konusu taşımanın başvuran açısından hatır taşıması niteliğinde olduğunun tespiti halinde hesaplanacak tazminattan hatır indirimi uygulanması gerektiğini, başvuru konusu kaza değerlendirildiğinde taşımanın hatır taşıması kapsamında olduğunun açık olduğunu, tazminat hesabı yapılacak ise tazminatta hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında hasar aşamasında yapılmış olan ödemenin yeterli olduğunun görüleceğini, davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacılara desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacılar zararının tespiti için elde edilen kazanımların belirlenebilmesi ve bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, bu hususa dikkat edilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, keza tazminat hesabının da uzmanlık gerektirdiğinden hazine müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini,kabul anlamına gelmemek üzere destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasının son derece teknik bilgi gerektirdiğini, işbu rapor ve kök raporun teknik açıdan son derece eksik ve hatalı olduğunu hazine müsteşarlığına kayıtlı bir aktüer tarafından hesaplama yapılması gerekirken hatalı bilirkişi raporu esas alınarak verilmiş olan hükmün hukuka aykırı olduğunu, kabul manasına gelmemek üzere hükmedilen tazminat tutarına 13/12/2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, zira şirketlerince dava öncesinde eksiksiz ve tam başvuru yapılmadığından dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine takdir edilmediğini ve yargılama giderlerinin kısmi kabul çerçevesinde hesaplanmadığını, davacı tarafça maddi tazminat yönünden davanın 12/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda 174.771,96 TL'ye ıslah edildiğini, ancak Yerel Mahkeme tarafından 139.817,56 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, bu nedenle reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin orantısal olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelere ilişkin net bir bilginin dosya kapsamında bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin, kaza tarihinde kişi başı 430.000,00 TL maddi zarara ilişkin sorumlu olduğunu, lakin dosya içerisine giren bilgi ve belgelerin muğlak olduğunu, dosya içerisine gelen bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere davacıya sigorta şirketi tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığını, sigorta şirketinin zararın tamamından poliçe dahilinde sorumlu olduğunu, meydana gelen olayda müvekkilinin murisi ...'nun asli ve tam kusurlu olduğunun ifade edildiğini, kusura ilişkin olayı net aydınlatıcı bir bilgi dosya kapsamında bulunmadığını, ... plakalı aracın banket önünde park halinde olması başlı başına asli bir kusur olduğunu, yolun şehir içi yol olmadığı düşünüldüğünde bu yolda park yasağına ilişkin bir tabelanın olmasına da gerek olmadığını, kazanın oluşumunda asli etmenin .... plakalı aracın park edilmeyecek banket önüne park etmesi olduğunu, bu hususların hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, mahallinde keşif yapılmayarak dosya üzerinden kusur tespiti yapıldığını, kusur raporları birbirinin tekrarı niteliğinde olduğunu yargılamaya yenilik katıcı nitelikte olmadığını, mahkeme delillere doğrudan temas etmediğini, destekten yoksun kalma şartlarının kendilerince dosya kapsamında varit olmadığını, destek kavramının şüpheye mahal vermeyecek şekilde somut bilgi ve belgelerle ortaya konması gerektiğini, bu hususta da incelemenin şekli yapıldığını ve bedelin fahiş hesaplandığını, manevi tazminat talebini ve buna ilişkin kabulü bir kül halinde kabul etmemekle birlikte kendilerince bu talebin aynı zamanda oldukça fahiş olduğunu, ... mirasçılarının tamamının müvekkiline ve kardeşlerine yönelik dava ikame ettiğini, her bir davada istenen manevi tazminat tutarlarının birbirinden farklı olduğunu, yekünde istenen miktarların davacının ve diğer ... mirasçılarının manevi tazminatı zenginleşme aracı olarak kullanma çabası içerisinde olduğunu gösterdiğini, kabul mahiyetinde algılanmamak üzere bir an için maddi tazminat miktarı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat orantısal olarak kendilerince yüksek olduğunu, yazılan gerekçeli kararın delilleri tartışma ve değerlendirme ve yine taraf iddialarını tartışma ve değerlendirme noktasında tek taraflı kaldığı kanaatinde olduklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir.
03/06/2021 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ve müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın yol kenarında park halinde bulunan ... plaka sayılı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...ile araçta yolcu olarak bulunan davacının murisi ...'in vefat ettiği, araç sürücüsü İbrahim'in usulünce park edilmiş araca, direksiyon hakimiyetini kaybederek çarpması nedeniyle tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, ... plaka sayılı araç sürücünün meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunun sabit olmasına, olayın oluş şekli ile tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre takdir edilen manevi tazminatının hakkaniyete uygun olduğuna göre, manevi tazminat alacağı yönünden istinaf itirazları yerinde değildir.
Maddi tazminat alacağına ilişkin istinaf itirazlarına gelince, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince trafik kazasında vefat eden ... ile davacı kızı (29 yaşında) arasında desteklik ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, Yargıtay 4. ve 17. Hukuk Dairelerinin yerleşik uygulamalarına göre, erkek çocuklarına 18 yaşına kadar, kız çocuklarına ise 22 yaşına kadar, yüksek öğretim görmeleri halinde ise 25 yaşına kadar anne babanın destek olacağı kabul edilmiştir. Davacının sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığına ilişkin bir kısım tanık beyanı bulunsa da, buna ilişkin hiçbir sağlık raporu sunulamamış, ayrıca sürekli bakım ve destek ilişkisine ilişkin yeterli delil ibraz edilememiştir. Hal böyle olunca, tazminat talep hakkı olduğu kabul edilen davacı kız çocuğunun ölen babasının desteğine muhtaç olmasını gerektiren herhangi bir ağır hastalık ya da engellerinin olduğuna dair delilin bulunmadığı; anne- babanın çocuğa destekliğinin sonsuz bir ilişki olarak kabul edilemeyeceği ilkesi dikkate alındığında, davacı kızın destek tazminatı talep hakkının bulunmadığının kabulü gerekir. (Yargıtay 17. HD 2017/1141 Esas ve 2019/8979 Karar sayılı emsal ilamı)
Açıklanan nedenlerle, davalı .... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davalı .... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
2-Davanın destekten yoksun kalma tazminatı yönünden REDDİNE,
3-20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 03/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 1.366,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL peşin harç ve 593,52 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 691,98 TL nin davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Maddi tazminat davası yönünden, alınması gerekli 615,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 593,52 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 754,92 TL'nin davalılar .. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan müzekkere, bilirkişi ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.316,50 TL yargılama giderinin kabul-red oranı nazara alınarak hesaplanan 545,92 TL sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Maddi tazminat yönünden, davalılar ...ve .... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar... ve ...'ye verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
B)İstinaf yargılaması bakımından:
1-Davalı .... tarafından yatırılan 653,36 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
2-Davalı ... tarafından yatırılan 8.876,72 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
3-Davalı ... tarafından yapılan tebligat ve posta ücreti 1.000,00 TL ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.169,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4-Davalı ... tarafından yapılan tebligat ve posta ücreti 758,50 TL ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.927,90 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine,
Ç)İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.