T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/02/2025
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 20/06/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığını, çekin tefecilik amacı ile davacının elinden alınan bir çek olduğunu, davalının tefeci olduğunu, bu konuda şikayette bulunduklarını ve Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı ... sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, savcılık dosyasında da çekin tefecilik yolu ile davacının elinden alındığının belirtildiğini, davalının fahiş faizler karşılığı davacıya paralar verdiğini, aralarında hiç bir şekilde ticari bir ilişki olmadığını, 2017 yılından 2019 yılının başına kadar davalı ile davacı arasında para alışverişi olduğunu, davacının davalıdan para aldığını ve ödünç aldığı paradan fazlasını davalıya ödediğini, davacının bankalar aracılığı ile davalıdan almış olduğu parayı ödediğini, buna dair dekontların mevcut olduğunu, 2017 yılında almış olduğu 108.495,00 TL'yi elden yaptığı ödemeler hariç bankadan toplam 286.295,00 TL ödeme yapmış olduğunu, 2019 yılında müvekkilinin davalıdan 244.400,00 TL para aldığını karşılığında aynı yıl içerisinde 284.305,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerin çek tahsili yolu ile bankada gözüken ödemeler olduğunu, müvekkilinin davalıya elden 330.000,00 TL ödeme yapmış olduğunu, dava konusu çekin de anlaşılacağı üzere davacını rızası olarak alınmış bir çek olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu beyanla, Denizbank A.Ş.'ye ait 30/05/2019 tarihli ... isimli .... seri nolu 50.000,00TL'lik davalının kötü niyetle almış olduğu çekten dolayı davacının borcu olmadığının tespitine, çekin hükümsüz kalmasına, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından açılan haksız ve dayanaksız davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın davalıya karşı iftira niteliğinde isnatlarda bulunduğunu, müvekkilinin tefecilik yaptığına ilişkin iftira teşkil eden ifadeler hakkında yasal yollara başvuracaklarını, davalının, davacının belirttiği gibi tefecilik işi ile uğraşan biri olmadığını, davalı güven ilişkisi çerçevesinde davacıya borç verdiğini ancak karşılığında aylarca iyi niyetle borcunu ödemesini beklediği davacının borcu ödemekten imtina etmesi karşısında mecburi olarak yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, Denizli 7. İcra Müdürlüğü ... takip sayılı dosyasında başlatılan icra takibi sonrası yine davacı taraf Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açmış olup davanın derdest olduğunu, davacı tarafın dosyada 20/01/2019 ödeme tarihli 100.000 TL bedelli senet ile ilgili yine aynı iddialar ile borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacının, davalının iyi niyetini suistimal ettiğini, dosyada ön inceleme duruşması yapılmış olduğunu o dosyaya sunmuş oldukları karz yazılı banka dekontlarında davacıya müvekkili tarafından gönderilen yüklü miktarda para olduğunun görüleceğini, davacı ile davalı arasında daha öncesinde de pek çok güven ilişkisine dayalı olarak para alışverişi söz konusu olduğunu, davacı tarafın tamamen mevcut borcunu ödememek için davalıyı, kardeşini ve çevresini sürekli olarak asılsız isnatlar ile şikayet ve rencide ettiğini, sürekli bir soruşturma içerisinde bırakarak davalıyı yıldırmaya ve borçtan kurtulmaya çabalamakta olduğunu, davalı ile davacı arasında tabi ki ticari bir alışveriş söz konusu olmadığını, zira davalının tacir kimselerden de olmadığını, davalının tüm iyi niyetiyle davacıya ekonomik durumunun kötü olduğu söylemine karşı yardımcı olmak istediğini, davacı tarafın davalıdan borç para aldığını kabul ettiğini, aralarında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, yalnızca ödünç aldığını kabul ve beyan ettiğini, 50.000 TL bedelli çek borcundan dolayı borçlu olmadığını borcu ödediğine dair belgeler ile ispatlaması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davacının çeki davalıya kendi iradesi ile verdiğini kabul ettiği, ancak bunun davalı tarafından tefecilik amacıyla teminat olarak kendisinden alındığını ileri sürdüğü, mevcut davada davalının savunması göz önüne alındığında illetten mücerret olan çekin bedelsiz kaldığına ilişkin iddiada ispat külfetinin davacıda olduğu, kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için kural olarak, yasal deliller (ikrar, yazılı delil) bulunmalı veya 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde, diğer bir ifade ile açık muvafakatle dinlenebilen tanık beyanları veya eldeki davada olduğu gibi tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunması gerektiği, Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verilmiş ve ilgili karar kesinleşmiş olup, davacının dava konusu çekin tefecilik amacıyla davalı tarafından alındığını ispat edemediği gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE, Yasal şartları taşıdığı değerlendirilmekle İİK 72/4 gereği dava konusu asıl alacak miktarı olan 50.000,00-TL’nin %20’si oranında hesaplanan 10.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: İlk Derece Mahkemesi'nin ret gerekçelerinden biri, müvekkilinin ilgili senede ilişkin borcunu ödeyip ödemediğinin tespit edilemediğine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde taraflar arasındaki para alışverişlerine dair ayrıntılı açıklamaları yaptıklarını, para alışverişine dair çizelgeleri ibraz ettiklerini, taraflar arasında para alışverişinin olduğu davalı yanın cevap dilekçesinde de açıkça beyan edildiğini, yani zaten taraflar arasında borç ilişkisinden kaynaklı alacak verecek ilişkisi olduğu ve ilgili senetlerin de bu alışveriş ilişkisinin içerisinde ödendiği hususunun davalı yanın ikrarı ile sabit olduğunu, müvekkilin ödemiş olduğu fazla fazla paralarla elbette ilgili senetteki borcunu da ödediğini, kimse kimseye öncelikle senetteki borcunu bitirmeden, 405.201,97 TL (Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesi ... E sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporunda belirtilen değer.) fazladan ödeme yapmayacağını, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi içtihatlara bağlı kalmayı amaçlayarak, doğruyu bulma hedefinden şaşmış halde olduğunu, hem Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporda hem de 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında yürütülen kovuşturma esnasında taraflar arasındaki para alışverişine dair yapılan inceleme sonucunda bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu durumda taraflar arasındaki ilişki ister para alışverişi ister ticari ilişki olsun; her halde müvekkili, davalıdan alacaklı durumda olduğundan ve senet bedeli müvekkilce davalıya ödendiğinden müvekkilin davalıya borçlu olmadığı aşikar olduğunu, ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporundaki banka dökümleri incelendiğinde, müvekkil iş bu dava dosyası davalısına ( ... ) ise toplamda 1.100.198,40 TL göndermiş, davalı müvekkile 694.996,43 TL göndermiş olduğu, yani müvekkilin sadece davalıya yapmış olduğu fazla ödemenin 405.201,97 TL olduğunun tespit edildiğini, davalının ceza yargılamasından beraat almasının 50.000,00 TL değerindeki çekten borçlu olmadığımız gerçeğini değiştirmeyeceğini, ilk derece mahkemesinin gerekçe olarak dayandırmış olduğu beraat kararında bile müvekkilin davalıya fazlaca para ödediği tespit edilmiş olduğunu, bu nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 05/02/2025 tarihli gerekçeli kararın kaldırılmasına, istinaf yargılamasının duruşmalı olarak görülmesine, haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı taraf istinaf başvuru dilekçesinde her ne kadar davaya konu senedin bedelini fazlasıyla ödediğini iddia etmiş ise de; mahkeme tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde davacının iddialarını ispatlayamadığının aşikar olduğunu, davacı yanın tefecilik iddiasının müvekkilin beraati ile sonuçlanmış, takibe konu borcu ödediği iddiasının ise senetle ispat kuralı çerçevesinde hiçbir şekilde ispatlanamamış olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkeme tarafından verilen usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden önce açılan, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı çekteki imzayı inkar etmemiş; davalı aralarında ticari ilişki bulunmadığını, davacının davalıdan maddi olarak zor durumda olması nedeni ile zaman zaman borç para aldığını, dava konusu Denizbank A.Ş.'ye ait keşidecisi davacı ... , lehtarı davalı ... olan, 30/05/2019 keşide tarihli,.... seri nolu, 50.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından zor durumundan yararlanılarak, tefecilik amacıyla kendisine verilen paralara teminat olarak alındığını, başka bir deyişle çekin davalı ile aralarında aşırı faizli para alıp verme nedeniyle tefecilik ilişkisi kapsamında kendisinden alındığını ve çekin bedelinin ödediği halde davalının ilgili çeki kendisine iade etmediğini bu sebeple de borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı da bu iddiaları inkar etmiş, davacıya borç para verdiğini savunduğu anlaşılmıştır.
Davalı aleyhine tefecilik suçunu işlediği iddiası ve cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, buna göre Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede; katılanın ..., sanıkların ..., ..., ... ve ... olduğu, suçun tefecilik yapmak suçu olduğu, Mahkemenin 01/06/2023 tarihli kararı ile davalının tefecilik suçundan beraat ettiği ve verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması neticesinde Antalya BAM 3. Ceza Dairesinin 05/06/2024 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek neticeten hükmün 05/06/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür.
Bir “teminat çeki”ndan söz edilebilmesi için, ya çeki düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile çeki vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği çek, bir teminat çeki olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir çek de bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği çek da bu anlamda bir teminat çekidir. (..., Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330). Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olur. (Hüseyin Ülgen vd., Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul, 2015, s. 148).
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür.
Davacı tarafça takip konusu çekin, teminat çeki olduğu iddia edilmekte olup çek ödeme vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. İddianın tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamında, davaya konu çekin teminat çeki olduğu hususu, davacı tarafça usulüne uygun kesin delille/yazılı delille ispat olunamadığı gibi, davalı yönünden beraatla sonuçlanan ceza dosyasında davalının çekin tefecilik ürünü olarak düzenlendiğine ve bedelinin ödendiğine ilişkin ikrar niteliğinde bir beyanının da bulunmadığı, bu nedenle davacının dava konusu çekin teminat çeki olduğunu ve tefecilik yolu ile alındığının ispat olunamadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın dava konusu çek bedelinin davalıya ödendiği hususundaki istinaf sebebinin değerlendirilmesinde ise;
6098 Sayılı TBK'nun 101. maddesi," Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.
Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır." şeklinde,
102. maddesi ise; "...Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Taraflar arasında dava konusu edilen çek dışında birden fazla para alışverişi olduğu, dosya içerisinde yer alan ödeme kayıtlarından davacı tarafça davalıya banka havaleleri aracılığı ile yapılan ödemelerde dava konusu edilen çeke yönelik bir açıklama bulunmadığı da anlaşılmıştır. Davacıya davalı tarafça banka aracılığı ile gönderilen para miktarı ile davacı tarafça davalıya borç ödemesi gönderilen para miktarı kıyaslandığında davacının davalıdan borç aldığı iddia olunan miktardan daha fazla miktarda davalıya ödeme yapması, davaya konu çek bedelinin ödendiğini ispata yeterli değildir. İspat yükü kendisinde bulunan davacı, dava konusu edilen çeke yönelik ödeme iddiasını yazılı ve yasal delillerle ispatlayamamış olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 855,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 239,60 TL fazla yatan harcın talebi halinde kendisine iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.19/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.