TC
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ....
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 04/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:...
TARİHİ: 15/01/2025
NUMARASI: ...
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...-
Av. ...-
DAVALI: ... -...-
VEKİLİ: Av. ...-
DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetten Kaynaklanan
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket 2014 yılında şirket yönetim kurulu başkanı .... tarafından kurulduğunu, müvekkili şirketin Ortodonti uzmanı arama aşamasında iken davalı ile tanıştıklarını ve davalının ilk önce 09/01/2018 tarihinde maaşlı olarak çalışmaya başladığını, davalı 28/04/2018 tarihinde müvekkili şirkette çalışırken .... ilinde davalı adına kayıtlı olan “.....” bulunduğu kliniği tüm malzemeleri ile birlikte müvekkili şirkete davalı tarafından satıldığını, sonrasında davalı tarafça kendi talebiyle ortak olma talebinde bulunulduğunu ve 11/11/2019 tarihinde hisse devri yazılarak müvekkili şirkete ortaklığı sağlandığını, ortaklık nedeniyle 01/05/2019 tarihinde davalı kendi şirketini fesih işlemlerine başladığını, davalı ... kendi isteği ile işten ayrılmadan önce müvekkili şirkette çalıştığı süre boyunca hastalarına kendi telefon numaralarını paylaştığını ve daha sonraki tedavileri için hastaları kendine yönlendirecek konuşmalar yaparak kusurlu eylemleriyle haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı tarafın müvekkili şirketin ticari itibarından ve tanınmışlığını haksız şekilde yararlanıldığını, haksız ve iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacak şekilde müvekkili şirketi karalayarak gereksiz yere kötülediğini, müvekkili şirketle hastalar arasında olan sözleşmeleri sona erdirmesi gibi nedenlerden dolayı müvekkilinin büyük zarara uğradığını, ayrıca davalının şirket ortağı olduğu 2019 kasım ayından sonra 3-4 ay gibi çok kısa bir süre içerisinde müvekkili şirketten ayrılması da art niyetli olarak şirket bilgi ve sırlarını ele geçirmek, rekabet yasağına aykırı olarak şirketi maddi ve manevi zarar verme kastıyla hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının müvekkili şirkete haksız rekabeti engelleyen kurallar başta olmak kusurlu eylemleriyle zarara uğratması nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; 10.000,00-TL manevi tazminatın ve şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 01/10/2024 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davacı müvekkili adına fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak hesaplama sonucunda; davalının müvekkili şirketi 84.002,97 TL zarar uğrattığı hesaplandığını, hesaplama doğrultusunda 84.002,97 TL -1.000,00 TL = 83.002,97 TL olmak üzere toplamda 83.002,97 TL daha alacak haklarının mevcut olduğunu, bu sebeple müddeabihin ıslahı yolu ile 84.002,97 TL alacağın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini, davalının eylemleriyle şirketi zarara uğratması nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesini, yargılama ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesi ile, müvekkilinin 09/01/2018 tarihinde maaşlı olarak çalışmaya başlasa bile 2017 yılının ikinci çeyreğinden 2018 yılı başına kadar yaklaşık 6-8 aylık dönemde...'tan kendisinin başlamasından önce ayrılmış olan ortodonti uzmanından devir olan hastalara da resmi çalışma izni olmadan baktığını, maaşlı olarak çalışmaya başladığı tarihine kadar ... kendisine ait bir kliniğinin bulunması ve... bir üniversitede çalışması nedeniyle ayın belirli günlerinde ... gelerek gayri resmi olarak davalı şirkette çalıştığını, bu gayri resmi çalıştığı dönemde müvekkilinin diğer ortodonti uzmanından devir olan 35 kişi civarında olan hastaların tedavisini üstlenerek birçoğunun tedavisini bitirdiğini, bu hastaların gerek isim gerek yapılan tedavilerin ... kayıtlı olduğunu, asıl olarak müvekkili davacı şirkete kendi talebiyle ortak olmak istemediğini, bizzat davalı şirket yetkilisi... tarafından ortaklık teklifi geldiğini, müvekkilinin herhangi bir ortaklık teklifinde bulunmadığını, müvekkili ortaklık teklifini kabul etmesi sonucunda... yer alan kliniğini kapattığı ve akademik kariyerini de bir kenara bırakmış olduğunu, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve gelir kaybı meydana geldiğini, şirket tarafından verilen hiçbir sözün yerine getirilmediğini, davacı şirket tarafından müvekkilinin, tedavisi yapılan hastaların tüm bilgilerini ve telefon numaralarını aldığını belirten söylemlerin doğru olmadığını, tedavilerde hastalar ile doktor arasında iletişimin sağlanmasının önemli olması ve hastaların acil durumlarda müvekkilini arayıp ona ulaştığının müvekkilinin isteği üzerine olmadığını, çoğu hastanın tedavisine bedelsiz olarak devam ettiğini, müvekkilinin dava tarihinden önce 20/08/2020 tarihinde şirketin fesih ve tasfiyesi fesih talebinin uygun görülmemesi durumunda payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılma istemli olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde .... esas sayılı dosya ile dava açıldığını, müvekkilinin.... ayrıldığını, orayla artık çalışmayacağını ve kendisi ile devam etmek isteyen hastalar için yeni muayenehane adresini açık ve net bir şekilde ve iltibas konusu olmayacak şekilde mesajında belirttiğini, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen listede isimleri belirtilen hastalara müvekkilinin hiçbir müdahalesi olmadığını, hasta haklarını kullanarak tedavisi devam eden hastalar müvekkili veya ... seçmede kendi özgür iradelerini kullandığını, müvekkilinnin hastalarla ilgili davacı şirkette bulunan dijital vb. kayıtları almadığını ve haksız rekabet içeren bir davranışta bulunmadığını tam aksine şirketten fiilen ayrılan müvekkiline ..... mesleğini yaptırmamak için davacı tarafından haksız rekabet içeren davranışlarda bulunulduğu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkeme dosya kapsamına, taraflar arasındaki hak ve nesafet kuralları ile bilirkişi raporlarına göre, davacının haksız rekabet nedeniyle talep edebileceği zararının 84.002,97 TL olduğu tespit edildiğinden, maddi tazminat istemlerinin bu miktarda kabulü ile, davadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair delil bulunmadığından, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, tespit edilen haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat talebinin de şartlarının oluştuğu ve davacı tarafça talep edilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığından, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan 11/04/2022 havale tarihli Marka ve Patent uzmanı bilirkişi tarafından müvekkilinin, dava konusu edilen hastalara göndermiş olduğu "... tedavileri benim tarafımdan devam ettirilen bu devir hastalarında tek bir fotoğraf bile çekilmemiş, dijital olarak kayıt altına alınmamış ve başlangıç kayıtlarının kaydedilmemiş olduğu bir dönemden bugünlere gelerek...” şeklindeki mesajının davacının iş ürünlerini, faaliyetlerini veya ticari işlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleyerek ve davacının iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunarak haksız rekabeti oluşturduğu şeklindeki değerlendirmeyi kabul etmediklerini, kabul etmemekle birlikte somut olayda müvekkilinin haksız rekabet içeren eylemde bulunduğunun kabul edilmesi durumunda dahi haksız rekabetten kaynaklanan tazminat tayini ve hesaplaması yerleşik içtihatlara ve Yargı kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak davacı tarafın dava konusu 77 hastaya ilişkin olarak toplam 173.202,00 TL.'nin tahsil edilemediği, bu tutardan %3 oranında masraf oranı düşüldüğünde ve ayrıca %50-%50 klinik ile hekim arasındaki anlaşma da dikkate alınarak neticede davacının 84.002,97 TL. tutarında zararı olduğuna hükmedildiğini, tespit edilen bu zarar miktarından bir kısım indirimlerin yapılması gerektiğini, Yargıtay ve doktrinde de genel kabul görmüş ilkelere göre tazminat miktarının tayininden önce zarar miktarının belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin , davacı şirketin sadece çalışanı olmayıp, aynı zamanda ortağı olduğundan ve delilleri arasında bildirilen (şu an istinaf aşamasında olan) .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E., ... K. Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda Mahkemece “tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre, davalının şikayetleri üzerine davacı (müvekkili) aleyhinde... Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını, davacı tarafından genel kurul kararının iptali talebi ile davalı aleyhine mahkemede dava açıldığı, tarafların iddialarının davaya dönüşmüş olmasının ortaklar arasında saygı, güven kalmadığını gösterdiği, ortakların işbirliği içersinde birlikte çalışmalarının mümkün olmadığı ve tüm bunların fesih ve tasfiye için haklı sebeplerin mevcudiyetinin ispatı niteliğinde olduğu ancak TTK. 531. Maddesi uyarınca davacının ortaklıktan çıkarılmasının daha uygun bir çözüm olacağı” gerekçesiyle müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ve hesaplanan çıkma payı alacağının şirketten tahsiline karar verildiğini, belirtilen dosya kapsamından müvekkilinin iddialarının “haklı sebep” olduğunun ispatlandığını ve müvekkilinin, şirketten fiilen ayrılması ve sonrasında hastalara (içinde incitici söz olduğu rapor ile kabul edilen) mesaj atması eylemi göz önüne alındığında TBK. M. 52 bağlamında “davacı şirket zararın doğmasına ve artmasında” etkili olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketten keyfi bir şekilde ayrılmadığını, yaşanılan olaylar sonrası haklı sebeplerle ayrıldığını, bu nedenle mahkemece sırf bu gerekçe ile dahi hesaplanacak tazminatın indirilmesi veyahut kaldırılması gerektiğini, ayrıca tazminat hesaplamasında denkleştirme ilkesinin uygulanması gerekmekte olup, bu husus tüm itirazlarına rağmen bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğini, somut olayda dava konusu edilen husus marka hakkına tecavüz olmayıp, bedensel ve el emeğinin verildiği diş hekimliği faaliyeti olduğunu, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere ortodontik tedaviler ortalama en az 24 ay sürdüğünü, müvekkilinin tedavi ücretini davacı şirkete tamamıyla ödeyen 24 adet hastanın tedavisine kendi kliniğinde hiçbir ücret almadan devam ettiğini ve bazı hastaların tedavisinin halen sürdüğünü, bu durumda davacı şirket bu hastalardan tedavi ücretinin tamamını tahsil etmiş olmasına rağmen hastalara eksik hizmet vermiş olup, müvekkilinin sonrasında kendi kliniğinde vermiş olduğu tedavi hizmeti ile davacı tarafın zenginleştiğini ve davacı şirketin tamamını hak etmediği ücretin tamamını alarak yarar sağladığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan davacı tarafın vergi yükümlüğü ve diğer işletmesel maliyetlerinin de indirilmesi gerektiğini, davacıya manevi tazminat hükmedilmesinin de olması gereken yasal şartları somut olayda oluşmadığını, bu sebeplerle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile öncelikle tehiri icra talepleri doğrultusunda... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı, 15.01.2025 tarihli kararının istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icrasının geri bırakılmasını, yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., K. Sayılı, 15.01.2025 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; haksız rekabet iddiasına dayalı maddi- manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle, denkleştirme tazminatı TTK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup esasen acentelik sözleşmeleri yönünden getirilen bir düzenleme olmakla birlikte anılan maddenin beşinci fıkrası ile hakkaniyete aykırı düşmediği taktirde, tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkilerine de uygulanacağı kabul edilmiş olup, somut olayda taraflar arasındaki sözleşme tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi sözleşme ile davacıya tekel hakkı da verilmediğinden davalının denkleştirme tazminatı talep edebilmesinin mümkün olmamasına, ayrıca dosya kapsamında haksız rekabet teşkil eden davranışın davalının ortaklıktan ayrılarak başka bir işyerinde çalışması değil, davalı tarafından ortaklıktan ayrılırken hastalara atılan mesaj içeriğindeki söylemler olduğu gözönüne alındığında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... esas sayılı dosyasında davalının haklı nedenle ortaklıktan ayrıldığı yönündeki tespitin iş bu dosya açısından önem taşımamasına, ayrıca yine aynı nedenle davacının haksız rekabete konu davranış yönünden müterafik kusurunun bulunduğu söylenemeyeceğinden bu nedenle tazminatta indirim yapılmasının gerekmemesine göre ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/01/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 6.421,34 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.606,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.815,34 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 04/06/2025
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.