T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/11/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av. ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 08/05/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin medikal ürün, kozmetik, takviye alanlarında internet ürün pazarlamacısı olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ile aralarındaki ticari alışveriş gereği davalının müvekkiline mal tedariki sağladığını, teslim edilmemiş mallar için davalıya ..... Bankası A.Ş. 27/06/2023 tarihli, 287.800,00 TL bedelli çek ve nakit ödeme ile ödemeler yapıldığını, teslim edilmeyen mallar için davalı tarafça 09/09/2022 tarihli 498.314,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, nakit ödemenin iadesi için istirdat davası olarak açacaklarını, çekin bedelsizliğine ilişkin menfi tespit davası ve çekin iadesine ilişkin dava açtıklarını, fatura konusu olan bu malların müvekkiline teslim edilmediğini, malların teslimatının gecikmesi üzerine müvekkilinin haricen araştırması ile öğrendiğine göre davalının ilaç deposunu kapattığını ve piyasada birçok kişiye malın teslimini yapmadığı öğrenildiğini, davalıya ...... Noterliği 5806 sayı, 21/06/2023 tarihli ihtarname keşide edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, müvekkili tarafından keşide edilen çek aslının ve ödenen nakit bedelin müvekkiline iadesinin istendiğini ancak çekin müvekkiline teslim edilmediğini, dava konusu edilen çekin vade tarihinin 27/06/2023 olduğunu, müvekkilinin davalının veya çeki ciro ettiği üçüncü bir kişinin muhattap bankadan çekin ödenmesinden endişe duyduğunu, fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmemesinden dolayı müvekkili tarafından davalıya ileri tarihli keşide edilen çeklerin bedelsiz kaldığını, mahkeme tarafından zorunlu görülürse takdir edilecek teminat karşılığında, dilekçemiz davalıya tebliğe çıkarılmaksızın ve duruşma yapılmaksızın dava değeri ile sınırlı olmak üzere ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile, bedelsiz kalan çek bedelinin (..... Bankası A.Ş. 27/06/2023 Tarihli, 287.800,00 TL bedelli çek) muhatap banka tarafından davalıya ve/veya 3. kişilere ödenmesinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek muhattap bankaların merkez ve ilgili şubelerine müzekkere yazılmasına, bedelsiz kalan çeklerin davalı ve/veya davalının çeki ciro ettiği üçüncü şahıslar tarafından ilgili çeklerin icra takibine dayanak gösterilmemesi hakkında da ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haklı davalarının kabulü ile, davalı tarafından malların teslim edilmemesi nedenleriyle müvekkil tarafından davalıya keşide edilen 287.800,00 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının tespitine, bedelsiz kalan çek bakımından müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bedelsiz kalan çekin davalı tarafından müvekkile iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmayarak davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarını inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında ticari ilişki sabit olup bir takım faturalar, ödemeler ve çek kayıtları mevcut olduğu, ancak davacının defterleri usulsüz tutulduğundan, dava konusu çekin karşılığında mal teslim edilip edilmediği hususu defter kayıtlarından anlaşılamadığı, diğer yandan çek verilmesi, mevcut bir borcun ödendiğine karine olup bunun aksinin iddia eden tarafça ispatlanması gerektiği, davacı taraf malların tesliminden önce ödemenin peşin olarak çekle yapıldığı iddiasına dayanmış olup, çekin mevcut bir borcun ödenmesine karine olduğu hususunun dışında bir iddiada bulunduğu, bu iddia defter kayıtları ile ispatlanamamış olup davacı taraf yemin deliline de dayandığından yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davalıya yemin teklif edilmeyeceği belirtildiği, toplanan deliller kapsamında malın teslim edilmediği somut delillerle ispatlanamadığı, yemin delili de kullanılmadığı gerekçesi ile "Açılan davanın REDDİNE" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile davalı defterlerinde dava konusu çekin sipariş avansı olarak kaydedildiği ve malın teslimine ilişkin belgeye rastlanmadığı tespitlerine yer verildiğini, Mahkeme gerekçesinde ispat yükü davacıda olduğu belirtilmiş ise de, malların teslim edildiğinin ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının defter ve belgeler ile malların tespit edildiğini kanıtlayamadığını, dosyaya sunulan noter sözleşme fesih ihtarnamesi ve müvekkille davalı şirket yetkilisi arasında geçen mesaj kaydı ile somut delillerin dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, bu nedenlerle Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen karara karşı istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Dosya kapsamında alınan her iki bilirkişi raporunda da anlaşıldığı üzere davacının defterlerini usulsüz tuttuğunu, davacı kendi ticari defterleri ile dava konusu iddialarını ispat edemediğini, çek verilmesi bir borcun ödendiğine karine olup, bunun aksini iddia edenin iddiasını ispatlaması gerektiğini, huzurdaki davanın somut delillerle ispatlanamadığından reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, çeke ilişkin bedelsizlik defi nedeniyle 2004 sayılı İİK m. 72'ye göre menfi tespit ve istirdat davası olup; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı taraf, davacının medikal ürün, kozmetik, takviye alanlarında internet ürün pazarlamacısı olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ile aralarındaki ticari alışveriş gereği davalının davalıya mal tedariki sağladığını, teslim edilmemiş mallar için davalıya davaya konu ...... Bankası A.Ş. 27/06/2023 tarihli, 287.800,00 TL bedelli çek ve bir takım nakit ödeme ile ödemeler yapıldığını, teslim edilmeyen mallar için davalı tarafça 09/09/2022 tarihli 498.314,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, fatura konusu olan bu malların davalıya teslim edilmediğini, davalı tarafından malların teslim edilmemesi nedenleriyle davacı tarafından davalıya keşide edilen 287.800,00 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının tespitine, bedelsiz kalan çek bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı taraf ise cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davaya konu çekin incelenmesinde; ....... A.Ş. Konacık-Bodrum/Muğla şubesine ait, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı, keşide yerinin Bodrum, keşide tarihinin ise 27/06/2023 olan 287.800,00 TL bedelli çek olduğu, yargılama sırasında çekin dava dışı Halkbank A.Ş. Tarafından 06/07/2023 tarihinde ibraz edilerek çek karşılığı tutarın ödendiği anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında mahkemenin ara kararı üzerine tarafların ticari defterleri incelenmiş ve bilirkişi raporları tanzim edilmiştir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd.) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
Menfi tespit davasında kural olarak; hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır. Takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, kambiyo senedi olan çekten kaynaklanmaktadır. Bu durumda ispat yükü davacı borçludadır.
Diğer yandan, davacı çekin aralarındaki temel ilişki kapsamında verilen avans çeki olduğunu belirtmiştir. Çek incelendiğinde, davacının keşideci, davalının ise lehtar olduğu anlaşılmaktadır. Keşideci, şahsi def'ileri ancak ciro yolu ile çeki devralan lehtardan sonraki ciranta ve hamile karşı ileri süremez. Keşideci ile lehtar arasında bir temel ilişki olur ve bu temel ilişki keşideci tarafından ispat edilir ise şahsi def'iler lehtara karşı ileri sürülebilir.
Somut olayda malları teslim almadan davalı/ satıcı tarafa çekleri verdiğini iddia eden davacının iddiasını ispat etmesi gerekmekte olup, dosyadaki bilgi ve belgelerin, bilirkişi raporlarının incelemesinden anlaşılacağı üzere, davacı ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulduğu, davacı kayıtlarında taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi neticesinde çekin kayıtlı olduğu, taraflar arasında ticari alış veriş olduğu, tarafın karşılıklı olarak birbirlerine fatura kestikleri ve çek keşide ettikleri fakat tarafların kayıtlarının birbirini teyit etmediği, davalının ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulmadığı, dava konusu çekin ise davalı tarafından sipariş avansları hesabına ( yurt içinden ya da yurt dışından satın alınmak üzere sipariş edilen stoklarla ilgili olarak yapılan avans ödemelerinin izlendiği hesap) davacı şirket lehine alacak kaydedildiği, bu durumda davalının usule uygun tutulmayan defter kayıtlarının HMK 222/4. Maddesi gereği sahibi aleyhine delil olacağı, bu hali ile takibe dayanak çekin avans çeki olduğunun ve avans olarak davacı tarafından davalı şirkete verildiğinin davacı tarafça ispat edildiğinin kabulü gerektiği, davalı şirket tarafından avans olarak alındığı kayıtlı olan çekin karşılığında mal teslim edildiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulü yerine hatalı değerlendirme ile reddine karar verilmesi yanlış olmuştur.
Öte yandan, dava konusu çekin yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye ödendiği anlaşılmaktadır. Bu halde görülen menfi tespit davasının yargılama sırasında geri alım davasına (istirdat) dönüştüğü gözetilerek, Dairemizce davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği kanaati ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2024 tarih, ... Esas ... Karar kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
1- Davanın KABULÜ ile;
Dava konusu, .......... Bankası A.Ş. Konacık-Bodrum/Muğla şubesine ait, 27.06.2023 keşide tarihli, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 2007291 no.lu, 287.800,00 TL tutarındaki çek nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve yargılama sırasında çek bedeli tahsil edilmiş olduğundan 287.800,00 TL'nin çekin tahsil tarihi olan 06/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Alınması gereken 19.659,62 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.914,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.744,71 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 46.048,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafça sarf edilen 179,90 TL başvurma harcı, 4.914,91 TL peşin harç, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 710 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 9.804,81 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- HMK 333. Maddesi uyarınca taraflarca dosyaya yatırılan ancak kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
B)İstinaf yargılaması bakımından:
1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan 3 adet elektronik tebligat ücreti 45,00 TL, posta masrafı 355,00 TL ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.083,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine,
Ç) İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.08/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.