T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ
KARAR YAZIM TARİHİ: 29/09/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ....... ,'ın "....... " adresine kayıtlı "....... " isimli ticari işletmeyi işletmekte olduğunu, davalının ise; 6446 sy. Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca esasları ve çalışma prensipleri belirlenmiş, lisans sahibi, özellikle ....... , ....... , ....... illerinde sürekli ve kaliteli elektrik hizmeti sunmak amacıyla kurulmuş, abonelerine bedel karşılığı elektrik enerjisi satım ve dağıtım hizmeti veren firma olduğunu, müvekkilinin; davalı ile akdettiği ....... abonelik sözleşmesi ile 27.08.2022 tarihinden itibaren itibaren bedel karşılığı elektrik hizmeti satın aldığını ve almaya da devam ettiğini, müvekkilinin yine davalıdan ücret karşılığı elektrik hizmeti aldığı süreçte yalnızca ....... No.lu Tesisatı ve bu tesisatın bağlı bulunduğu kurulumu ve kontrolü, bakımı, denetimi ve muhafazası davalının mesuliyetindeki trafoyu kullandığını, 06.12.2023 tarihinde davalı şirket yetkililerince yapılan tespit sonrasında, müvekkiline ait sayaçlar dışarı alınarak yeniden konumlandırıldığını, davalı şirket yetkilileri, sayaca müdahalelerinden bir hafta sonra aynı sayaçta kaçak elektrik kullanıldığı, bu süreçte yine müvekkili veya herhangi bir üçüncü kişi tarafından sayaca hiçbir şekilde müdahalede bulunulmadığını, müvekkili tarafından kaçak elektirik kullanımında bulunulmadığını, sayaçta bir bozukluk/gösterge hatası var ise bunun sayaca son müdahale eden kişilerden kaynaklandığını, doğan zarardan davalı şirket yetkililerinin olduğunu, müvekkilinin kusurlu olduğu yönünde kanaate varılması halinde dahi davacının müterafık kusuru bulunmadığını beyan ederek müvekkili aleyhine ....... Müdürlüğünün ....... Esas Numaralı dosyası ile başlatılan icra takibinde öncelikle teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında yapılabilecek icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyadi tedbir kararı verilmesi ile menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı arasında bir abonelik sözleşmesi bulunmasının mümkün olmadığını, davacının belirtilen abone sözleşmesi ile davalı şirket ile anlaşarak söz konusu adreste kullanım sağladığını iddia ettiğini, her ne kadar davacının davalı şirket ile arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu iddia etmiş ise de davalı şirketin abonelik sözleşmesi yapmak gibi bir görev ve yetkisinin bulunmadığını, davalı şirket yetkilileri tarafından davacının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini ve Kaçak Elektrik Tespit Tutanağının tanzim edildiğini, nitekim bilindiği üzere Kaçak Elektrik Tespit Tutanakları aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliğini haiz olduğunu, kaldı ki davacı yan kaçak elektrik kullanımından sorumlu olmadığını ispata yarar bir delil/bilgi/belge sunmadığı gibi kaçak kullanımından sorumlu olmadığını dahi iddia etmediğini, kastı ve kusuru olmadığını beyan etmekle yetindiğini, davalı şirket yetkilileri tarafından yapılan incelemeler neticesinde davaya konu adreste "3 faz ve nötrü ek almak suretiyle sayaçtan sonraki dağıtım barasına şöntlemek" suretiyle ile kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini ve işletmede tespit edilen güç üzerinden hesaplama yapılmış olup ....... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağının tanzim edildiğini, 14.02.2024 tarihinde ....... tesisat nolu tüketim noktasında ....... sözleşme numaralı ....... adına davalı şirket bilgisi dışında kesilen elektriğin açılarak kullanılması sonucu kaçak elektrik tahakkuk ettirildiğini, özetle her ne kadar davacı tarafça yapılacak hesaplamanın Elektrik Piyasasi Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre aykırı olarak yapıldığı ileri sürülmüş ise de yukarıda açıklanan sebepler ile yapılan hesaplamaların mevzuata uygun olduğunun aşikar olduğunu, hal böyleyken huzurdaki davanın reddi gerektiğinin sabit olduğunu, bu sebeple davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Yukarıdaki yasal koşullar ışığında somut olaya bakıldığında, her ne kadar ihtiyati tedbire itiraz eden tarafça tedbirin kaldırılması talep edilmiş ise de ; eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğu, İİK'nun 72/3 maddesinde belirtildiği üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davaya bakan mahkemenin talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğinin düzenlendiği,tedbir isteyenin talebinin İİK 72/3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi sonucunda sunulan deliller karşısında yaklaşık ispat şartı sağlandığından İİK'nun 72/3 maddesinde belirtilen koşulun somut olayda gerçekleştiği kanaatine varıldığı, itirazların esasa ilişkin olduğu ve yargılamayı gerektirdiği, mahkememizce verilen tedbir kararı ayrıntılı gerekçesinde yer alan hususlar gereği tedbir kararının yerinde olduğu itiraza konu kararda açıklanan gerekçeye, dayanılan deliller ve hukuksal sebeplere ve özellikle ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yan görülmediği anlaşılmakla ihtiyati tedbire itirazın reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi hakkında takip miktarı olan 74.613,98 TL alacağın % 15'i oranında (11.192,09 TL) teminat mahkeme veznesine yatırıldığında ya da kesin teminat mektubu sunulduğunda icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönünde karar verildiğini, mahkeme kararında yazılacak hususların 6100 Sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtildiğini, maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğini, öte yandan, Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiğini, zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan inceleme neticesinde davacıya ait abonelikte kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirildiği tespit edilmiş olup EPDK tarafından düzenlenen ve mer'i mevzuatın parçası olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereğince söz konusu icra takibine geçildiğini, ihtiyati tedbirin karşı tarafın tasarruf hakkını sınırlandıran bir koruma olduğundan yalnızca bir talep üzerine yerine getirilecek bir koruma olmadığını, ihtiyati tedbir kanun yolunun kullanımının yasada açık olarak düzenlendiğini, anılan hükme göre tedbir talep eden taraf davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından beyanları dışında davanın esası yönünden iddiasını ispat edici nitelikte herhangi bir belge, bulgu veyahut başkaca bir delil sunulmamış olup ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının reddine ilişkin ara karardan rücu edilmesi gerektiğini beyan ederek açıklanan nedenlerle; tedbirin mahiyeti itibariyle davacının haksız zenginleşmesinin artmasına sebebiyet verecek olup, verilen tedbir davanın esasını çözebilecek bir tedbir olduğundan; itirazlarının kabulü ile yapılacak istinaf incelemesi neticesinde tedbir talebinin kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına, tedbir kararının devamına yönelik karar verilmesi durumunda belirlenen teminat miktarının artırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava kaçak elektrik nedeniyle menfi tespit, inceleme konusu talep ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Davacı ihtiyati tedbir talebiyle takibin durdurulmasını talep etmiş, mahkemece talebin kısmen kabulü ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine karar vermiştir. Karara karşı davalı tarafından yapılan itiraz duruşmalı değerlendirilerek itirazın reddine karar verilmesi üzerine davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosyanın tetkikinde; eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğu, İİK'nun 72/3 maddesinde belirtildiği üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak eldeki şekilde karar verilebileceği, belirlenen teminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı görülmekle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-....... Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasında verilen ....... tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle 6100 HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. 26/09/2025
.......
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.