T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız
Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 12/09/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 06/04/2024 tarihinde, ............ 'in sevk ve idaresinde bulunan ............ plaka sayılı araçla, başvuru sahibine ait ............ plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, araçta meydana gelen hasara ilişkin 418.200,00 TL tutarlı, 28/06/2024 tarih ve ............ seri numaralı fatura, ehliyet - ruhsat belgeleri ve maddi hasar fotoğraflarının ekte sunulduğunu, davalı şirkete ait ............ plaka sayılı araç ile müvekkile ait aracın ticari kazanç elde etmek maksadı ile kullanılmakta olan araçlar olması nedeniyle, ticari uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk süreci işletildiğini ancak taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sürecin "anlaşamama" neticesiyle sona erdiğini, haksız fiil nedeniyle müvekkilin ticari kazanç elde etmek maksadıyla kullanmakta olduğu aracını 06/04/2024-28/06/2024 tarihleri arasında kullanamadığını, davalıların UYAP üzerinden menkul ve gayrimenkul mallarının sorgulamasının yapılarak, bu mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı tutarak harca esas değer 30.000 TL kazanç kaybı tazminatının, haksız fiilin vuku bulduğu 06/04/2024 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğunu, bu nedenle ............ Mahkemesi değil, ............ Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkil şirketin adresinin ............ Mahallesi ............ olduğunu, bu nedenle görev ve yetki itirazında bulunduklarını, görevli ve yetkili mahkemenin ............ Mahkemesi değil, ............ Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere zamanaşımı def'inde ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinin açık, net, anlaşılır ve somut olmadığını, davacının davasının belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi davamı olduğunun da belli olmadığını, dava dilekçesinin "Sonuç ve Talep" kısmında davacının talebinin ne olduğunun somut, net ve açık şekilde belli olmadığını, bu nedenle davacının talebini daha sonra arttıramayacağını ve ıslah edemeyeceğini, arttırsa ya da ıslah ederse buna muvafakatleri olmadığını, dava dilekçesinde davacının günlük, aylık, yıllık gelirine ilişkin hiçbir veri bulunmadığını, davacının bu konuda Vergi Dairesi kayıtlarına dayanmış olup bu aşamadan sonra davacının bu konularda delil sunmasına muvafakatleri olmadığını, kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu olanın davacı olduğunu, kaza tespit tutanağının kazanın oluşunu tam olarak yansıtmadığını, dava dilekçesinde davacının aracını 06.04.2024-28.06.2024 tarihleri arasında onarımda kaldığı ve aracını kullanamadığının belirtildiğini, bu sürenin makul onarım süresini çok çok aşan bir süre olup, kabulünün mümkün olmadığını, bu hususun bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiklerini, davacının çalışıp çalışmadığına, çalışıyorsa hangi aylarda ne kadar çalıştığının ve aylara göre gelirinin ne olduğunun ............ Belediye Başkanlığı ve Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden sorulmasını talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanması talep etmiş ise de bu talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep edebileceğini, davacının uğramış olduğu zararların, tamir onarım bedelleri sigorta şirketlerince karşılanmış olup, kazanç kaybı talebinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun ............ Merkezi tarafından dosyaya sunulan belgelerle sabit olduğunu, müvekkil Şirkete ait ............ plakalı aracın ............ Şirketi'nde genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalı olup, davanın ............ Şirketi'ne ihbar edilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı ............ cevap dilekçesi ibraz etmeyerek davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarını inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu uyuşmazlığın haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, uyuşmazlığın niteliğine göre davanın mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından Mahkememizce ............ ve ............ Dairelerinden celp edilen belgelerden; davacı ............ 'ın işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, yazı ekinde gönderilen beyannamelere göre esnaf haddini aşmadığı bu nedenle tacir sayılamayacağı ve davalı ............ 'in ise basit usulde vergi mükellefi olduğu ve beyanname verme yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilmiş olmakla adı geçen davalının da tacir sayılamayacağı, eldeki uyuşmazlık bakımından dava mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığından davaya bakmakla görevli mahkeme ............ Mahkemesi olduğu gerekçesi ile; "1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın DAVA ŞARTI NOKSANLIĞI NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemenin ............ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, ............ Müdürlüğü' nün 07/05/2025 tarihli müzekkere yanıtında "............ vergi kimlik numaralı mükellef ............ 'ın 05/05/2008 tarihinden itibaren "Halk Otobüsü/Otobüs İle Yapılan Şehir İçi Ve Banliyö Yolcu Taşımacılığı" faaliyetinden dolayı Vergi Usul Kanunu 176 maddesine göre II.nci sınıf tüccar olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır." cevabı verildiğini, verilen yanıtta müvekkilin tacir olduğunun beyan edildiğini, kazaya konu araç ticari işletme faaliyeti olan yolcu taşımacılığında kullanılan araç olduğunu, davalılardan ............ , diğer davalı ............ . Şti.'ne ait ............ plaka sayılı aracın sürücüsü ve çalışanı konumunda olup; kazaya karışan araç, davalı şirketin ticari işletme faaliyeti doğrultusunda yük nakli için kullanıldığını, dolayısıyla davalı şirkete ait araç da ticari işletme faaliyetinde kullanılan araç olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi gereği uyuşmazlık konusu dava, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olup; görevli mahkemenin ............ Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin 12/05/2025 tarih, ............ Esas ve ............ Karar sayılı kararının kaldırılmasına, görevli mahkemenin ............ Mahkemesi olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacının istinaf dilekçesindeki iddia ve talepleri hukuka aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu tazminat istemi haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle oluşan zarardan kaynaklanmakta olup taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin kararı usul ve esasa uygun olup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dava trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK’nın 355.maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır
Mahkemece davanın Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanı içinde olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, TTK'nın 4. maddesinde haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olarak kabul edilmemiştir.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Somut olayda; mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlığın bulunmadığı, bu nedenle ancak her iki tarafın tacir sayılması/ davanın nispi ticari dava niteliğinde olması halinde Ticaret Mahkemelerinin görevli olması söz konusu olabilecektir. Davanın nispi ticari dava olup olmadığı bakımından yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesince ............ ve ............ Dairelerinden celp edilen belgelerden; davacı ............ 'ın işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, yazı ekinde gönderilen beyannamelere göre VUK 177 uyarınca esnaf haddini aşmadığı bu nedenle tacir sayılamayacağı ve davalı ............ 'in ise basit usulde vergi mükellefi olduğu ve beyanname verme yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilmiş olmakla adı geçen davalının da tacir sayılamayacağı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf istinaf başvurusunda kazaya karışan her iki aracın da kullanım amacının ticari olduğu, bu nedenle davanın nispi ticari dava olduğunu ileri sürmüş ise de; kazaya karışan araçların ticari nitelikte olmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceği, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-............ Mahkemesi'nin ............ tarih, ............ Esas ............ Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/09/2025
............
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.