T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACILAR:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
KAYYIM:
KAYYIM
TAYİNİ İSTENİLEN:
DAVANIN KONUSU : Limited Şirkete Yönetim Kayyımı Atanması(6102 Sayılı TTK'nın 617/3 Maddesi Delaletiyle 410/2 Maddesi ve 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4 Maddesi Gereğince Gereğince Açılan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 02/06/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; ....... Ltd. Şti. ‘nin tek ortağı ve temsile yetkili müdürü olan ......09.10.2024 tarihinde vefat ettiğini, 14.10.2024 tarihli mirasçılık belgesine göre ......mirasçılarının ......ve ......olarak belirlendiğini, Miras nedeniyle müvekkillerinden her biri terekenin 3/8, Şirket hisselerinin ise 4500/12000 oranında pay sahibi haline geldiğini, davacıların şirket'in toplamda %75 oranında pay sahibi olduğunu, payların intikalinin yapıldığını, 9.1.2025 Tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, tek ortaklı şirketin müdürünün ölümü halinde, genel kurulun toplanarak şirketi temsile yetkili yeni bir müdür seçmesi gerektiğini ancak 09.10.2024 tarihinden bu yana, tüm şifahi taleplere rağman ......tarafından genel kurul toplantısına katılım sağlanmadığını ve şirket’e bir müdür ataması yapılamadığını, şirketin, yönetim anlamındaki bu yoksunluktan dolayı zarara uğradığını, şirketin ticari durumu göz önüne alındığında bu yoksunluğun ivedilikle çözülmesi gerektiğinden mahkemeye başvurma gereği ortaya çıktığını beyan ederek şirket ortaklar genel kurulu toplantısının yapılması için, genel kurul toplantısına çağrı yapılması, yapılacak toplantıda şirkete yasal temsilci atanması, şirketin esas sözleşme değişikliğinin yapılması ve sair hususların toplantı gündeminde yer alacak şekilde düzenlenmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalının genel kurula davet edilmediğini, davacı tarafın ......Noterliği'nin ......tarihli ......yevmiye no'lu ihtarnamesini göndererek genel kurula davet ettiğini iddia etmişse de ihtarname içeriğinde net bir şekilde ortaklar genel kurul toplantısı için tarih ve saat belirtilmediğini, soyut ve üstün körü bir şekilde genel kurul yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bu ihtarname sonrası davalı ortaklar genel kurul toplantısı için hazır olduğunu gerek aracılar ile gerekse davranışları ile davacılara bildirmişse de davacılar tarafından somut bir aksiyon ve ortaklar genel kurul yapmaya yönelik olumlu bir davranış gerçekleştirilmediğini, davacıların vefat eden muris ......'nın ilk evliliğinden olan çocukları olup murisin ikinci eşi olan davalı ......'ya kin ve nefret beslediğini, bu nedenle şirket menfaatlerini düşünmek yerine, sadece davalı ......'ya zarar vermek kastı ile hareket ettiğini, şirket müdürü ......'nın vefatından sonra şirkete ait ......Mahallesi, ......adresinde bulunan şirket ofisi davacılar tarafından kullanılmış olup bu süreçte ofis içerisinde bulunan çelik kasadaki yaklaşık 1.500-Euro ve 1.500-TL nakit para, ofiste bulunan gitar, ofiste bulunan cep telefonları, şirkete ait ......plakalı araç davacılar tarafından el koyulduğunu, bu süreçte şirket adına tahsilat yapılmış şirket borçları davacılar tarafından ödenmediğini, şirket kasıtlı olarak zarara sokulduğunu, bahse konu adreste bulunan ofise davalının girmesi davacılar tarafından engellendiğini, davalının 13/01/2025 tarihinde şirkete ait ofise girmek istediğini, o sırada ofiste bulunan ve şirket müdürü vefat ettikten sonra ofisi bifiil kullanan davacı ......, davalının ofise girmesine engel olduğunu, bunun üzerine olay yerine polis çağırıldığını, gelen kolluk kuvveti tarafından tutanak tutularak taraflar ofisi ayrı ayrı kilitleyerek ofisten çıktığını, bu tarihe kadar ......ve ......ofisi kendi nam ve menfaatlerine kullandıklarını, şirkete ait araç davacılar zilyetliğinde olup aracın nerede olduğu davalı tarafından bilinmediğini, davalıya karşı alenen kin besleyen, şirketi zararlandırıcı hareketlerde bulunan, şirketi iflasa götüren, turizm sektöründe hiçbir tecrübesi olmayan davacı ......kayyum olarak veya müdür olarak atanmasının haksız ve hukuka aykırı olacağını beyan ederek şirkete kayyum atanması ve esas sözleşmede değişiklik talepli haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise şirkete kayyum olarak davalının atanmasına, bunun mümkün olmaması halinde davacı dışında tarafsız ve bağımsız, daha önce şirket kayyumluğu yapmış, alanında uzman bir kayyum atanmasına, her türlü yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Somut olayda, ......T.C.Kimlik nolu ......'nın ......Sicil Müdürlüğü'nün ......sicil numarasında kayıtlı ......Şirketi'nin ortağı ve münferiden temsile yetkili müdürü olduğu, 09/10/2024 tarihinde vefat ettiği, şirketin organsız kaldığı, genel kurulun toplanma imkanının bulunmaması nedeniyle 6102 Sayılı TTK.'nın 617/3 maddesi delaletiyle 6102 Sayılı TTK.'nın 410/2.maddesinde belirtilen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından talebin kabulüne" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK m.410/2 uyarınca mahkemenin genel kurulu toplantıya çağırmasına ilişkin kararı kesin olarak verilmişse de mahkemenin söz konusu kararı istinaf kanun yoluna kapalı olarak kesin karar vermesinin açıkça yasal mevzuata aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurduklarını, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde şirketi genel kurul toplantısına çağırması için yönetim kayyımı atanması talebinin yanında şirket esas sözleşmesinde değişiklik yapılması hususunun toplantı gündemine eklenmesinin talep edildiğini, mahkeme tarafından bu konuda bir karar verilmeden davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulduğunu, tavzih taleplerinin ise yine hukukilikten uzak bir gerekçe ile reddedildiğini, İlk derece mahkemesince dava dilekçesinde ikincil talep olarak belirtilen hususta bir karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesi ve buna ilişkin tavzih talebinin gündem konularının içeriğini belirleme yetkisinin mahkemede olduğu gerekçesi ile reddedilmesinin hatalı olduğunu, gündem konularını belirleme yetkisi mahkemede ise davacının buna ilişkin talebi bu gerekçe ile reddedilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretini buna göre düzenlenmesi gerektiğini, mahkemenin bu konuda karar vermemesi ve vermiş olduğu kararın kesin nitelikte olarak verilmesi, istinaf denetiminden geçirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından açılan davada davanın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi ve tüm yargılama giderinin taraflarına yüklenilmesinin hatalı olduğunu, davanın mahiyeti bir tespit veya eda davası olmayıp davada kazanan veya kaybeden bir taraf olmadığını, bu nedenle sanki davalının davayı kaybetmiş gibi tüm yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesine yasal cevap verme süresinde sunulan dilekçede şirketi genel kurul toplantısına çağırması için yönetim kayyımı atanması talebinin taraflarınca kabul edildiğini ve şirketin genel kurul toplantısının yapılması için kayyım atanması gerektiğinin belirtildiğini, bu kayyımın tarafsız ve bağımsız bir kişi olması gerektiğinin belirtildiğini beyan ederek bu nedenle ilk derece mahkemesince yapılan hatanın düzeltilmesini ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesi'nce 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4 maddesi gereğince yönetim kayyımı atanması taleplerinin ve 6102 sayılı TTK.'nın 617/3 maddesi delaletiyle 410/2. maddesi gereğince genel kurulu toplantıya çağırmaya izin verilmesi talebinin kabulüne karar verildiğini, TTK 410/2 fıkrası gereğince mahkemenin kararının kesin olduğunu, bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, HMK Madde 351 gereğince istinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329.madde hükümlerinin uygulandığını, HMK 329 gereğince, davacılar ile aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamının doğrudan mahkemece tayin olunacak miktarda taraflarına ödenmesine ve davalı hakkında disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı ......vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafın istinaf başvurusunun mahkemenin 10/03/2025 tarihli kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine belirtilen karara karşı davalı vekili tarafından tekrar istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı tarafın istinaf başvurusunun tetkikinde;
1-6102 Sayılı TTK.'nın 617/3 Maddesi yollamasıyla 410/2 Maddesi Gereğince Genel Kurulu Toplantıya Çağırmaya İzin Verilmesi Talebi Yönünden;
Somut olayda, davacı taraf genel kurulu toplantıya çağırma istemiyle davayı açmış olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 410/2. maddesi gereğince ortağın genel kurulu toplantıya çağrı izni talebi üzerine verilen karar kesin olup 21.02.2014 gün ve 2013/1 E. - 2014/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararına göre bu tür kararların temyizi(istinafı) mümkün değildir. (Yargıtay 11. HD.'nin 15/12/2014 tarih ve 2014/12405 Esas, 2014/19708 Karar, Yargıtay 11. HD.'nin 25/05/2016 tarih ve 2015/11101 Esas, 2016/5698 Karar)
İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak ilk derece mahkemesine aittir. Ancak ilk derece mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermesi halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 Sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir.
Yapılan açıklama kapsamında somut olayda mahkemece 10/03/2025 tarihli kararla davalının genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik istinaf isteminin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde bulunmakla davalının yukarıda belirtilen talebi yönünden istinaf isteminin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-Şirkete yönetim Kayyımı Atanması İstemi Yönünden;
Somut olayda, davacılar ile davalı taraf şirket ortağı ve şirketi münferiden temsile yetkili olan ......mirasçıları olup, ......'nın ......tarihinde vefatı ile mahkemece şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verildiği, davalı tarafından kararın vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davalının istinaf başvurusunun 10/03/2025 tarihli kararla, kararın kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; TMK'nın 427/4. maddesinde hukuki dayanağını bulan eldeki kayyım tayini davasının, HMK'nın 382/2-b-19. maddesinde düzenlenen vesayet işleri kapsamında bulunması nedeniyle çekişmesiz yargı işi olduğu gibi mahiyeti gereğince HMK'nın 10. kısmında yer verilen geçici hukuki koruma önlemi istemine ilişmesi nedeniyle karara karşı istinaf kanun yolunun açık olduğu, temyiz yolunun ise kapalı olduğu gözetilerek istinaf incelemesine geçilmiştir.
Davalının istinaf istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; her ne kadar davalı tarafça istinaf başvuru dilekçesinde; şirkete kayyım atanması istemini kabul ettikleri, dava açılmasına sebebiyet vermedikleri, ancak kendileri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülmüş ise de; HMK 309/4. maddesinde "feragat ve kabul kayıtsız ve şartsız olmalıdır" şeklindeki düzenleme ile HMK 308 ve devamındaki maddelere göre; davanın kabul edildiğine yönelik davalının açık bir kabul beyanının bulunmadığı anlaşılmakla davalının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda davalının dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davalı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-......Mahkemesi'nin ......Esas, ......Karar sayılı dosyasında verilen ......tarihli karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.