T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ....
KARAR TARİHİ: 17/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:....
TARİHİ: 23/01/2025 (Ara Karar)
NUMARASI: ...
DAVACI: ... -...- ...
VEKİLİ: Av. ...-
DAVALILAR:1- ... -... - ...
VEKİLİ: Av. ...-.... -...- ...
VEKİLİ: Av. ...-
VEKİLİ: Av. ...-
VEKİLİ: Av. ...-
DAVANIN KONUSU: Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 18/04/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Davanın, limited şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararın ve şahsen sorumluluğunun tespiti ile tazmini, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili isteminden ibaret olduğunu, TTK m.644 hükmü uyarınca limited şirketlere kıyasen uygulanan TTK m.553 ve devamı maddeleri gereği şirket yöneticisinin makul derecede özen göstermediği, muvazaalı işlemlerle şirkete verdiği zararın şirkete tazmini, taşınmazların ortaklardan mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı işlemle diğer davalılar adına tescil edildiği için tapu iptali ve şirket adına tescili talebi olduğunu, dava konusu taşınmazların, ..., ... Ada .... Parsel sayılı, 6.008,24 m2 miktarlı, Arsa vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan, 27/01/2016 tarih ve 2016/90-1 no.lu Yapı Ruhsatı uyarınca inşa edilmiş, her biri 1/6 arsa paylı A, B, C, D ve E Blok no.lu yapılar olup, anılı yapılar için kat irtifakı tapusu alındığını, halen dava konusu taşınmazlardan; A Blok ..., B ve C Bloklar ..., D ve E Bloklar ... adına kayıtlı olduğunu, harca esas bedel sayın mahkemece tahkikat aşamasında yaptırılacak keşif sonucu tespit edileceğinden, gerekmesi halinde harç gerçek değerin tespitinden sonra tamamlanacağını, iş bu dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak, iptal ve tescil hususunda fiili imkansızlık bulunması halinde bedellerinin belirlenerek, fazlaya dair hakları saklı tutarak bedelin ödenmesine hükmedilmesi talebi de bulunmakla, davanın aynı zamanda belirsiz alacak davası olduğunu, mülkiyete ilişkin huzurdaki davanın konusu taşınmaz kayıtları üzerine, 3. Kişilere devrini önlemek amacını matuf, 6100 sayılı yasa m.392/1 uyarınca teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise teminat mukabili ihtiyati tedbir konulmasını, davalılardan ...'ın dava konusu zarara uğratılan ... Müdürler Kurulu Başkanı olup, dava süresince ihlal niteliğindeki işlemlerine devam etmek, şirketi zarara uğratmak, mamelekini eksiltmek, şirketin içini boşaltmak, kendisine haksız çıkar temin etmek, şirket ticari kayıtlarını tahrif etmek veya gizlemek ihtimaline binaen TTK m.630 hükmü uyarınca yönetim hakkının, şirketi temsil yetkilerinin, bankalarda vb kurumlarda şirket adına işlem yapma yetkisinin dava süresince tedbiren kaldırılmasını, anılı şirkete dava süresince kayyım atanmasını, bu nedenlerle, davalı şirket ortağı/yetkilisinin şirkete verdiği zararın ve şahsen sorumluluğunun tespiti ile, şirket lehine tazminine; şirket ortağı davacıyı dolaylı olarak zarara uğratma nedeniyle; davalılardan ...'ın bilgisi dahilinde, ...'nin diğer davalılara yapılan ve işbu dava konusu taşınmaz satış işlemlerinin muvazaa nedeniyle iptalini ve şirket adına tescilini; bunun mümkün olmaması halinde yapılan bu tasarruf işlemleri sebebiyle şirketin uğradığı zarar tespit edilerek davalılardan sorumlulukları oranında alınarak ...’ne ödenmesine hükmedilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 23/01/2025 tarihli ara kararında;" 1)Davacı tarafın .... kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
2)-6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi gereğince davacı vekilinin dava konusu taşınmazların 3. Kişilere satışının, devrinin ve temlikinin önlenmesi için tedbir konulması talebinin; ..., Ada ... Parsel üzerindeki C blok haricindeki diğer taşınmazlar yönünden kabulü ile;
3)-Dava konusu taşınmazlardan;
a)Davalı ... vergi kimlik numaralı ... adına kayıtlı ..., .... Ada .... Parsel, A Blok sayılı taşınmaz üzerine,
b)Davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ..., ... Ada ... Parsel, B Blok sayılı taşınmaz üzerin,
c)Davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına kayıtlı ..., ...Ada ... Parsel, D ve E Blok sayılı taşınmazlar üzerine 3. kişilere ve şirket ortaklarına satışının, devrinin ve temlikinin önlenmesi için takdiren yargılama aşamasında yapılacak keşif veya tespit sonrası her zaman arttırılmak veya azaltılmak kaydı ile şimdilik tapuda taşınmaz değeri olarak belirtilen toplam 18.405.000,00 TL 'nin %15 i teminat (2.760.750,00-TL'lik nakit veya bu miktarda kesin-süresiz teminat mektubu) karşılığında İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA" şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın özünün, müvekkilinin paydaşı olduğu ...'ne, Limited Şirket yöneticisi olan ...'ın (ve diğer davalıların) şirkete verdiği zararın ve şahsen sorumluluğunun tespiti ile şirkete tazmini, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili isteminden ibaret olduğunu, TTK m.644 hükmü uyarınca limited şirketlere kıyasen uygulanan TTK m.553 ve devamı maddeleri gereği, şirket yöneticisinin makul derecede özen göstermediği, muvazaalı işlemlerle şirkete verdiği zararın şirkete tazmini, taşınmazların ortaklardan mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı işlemle diğer davalılar adına tescil edildiği için tapu iptali ve şirket adına tescili huzurdaki davanın konusunu teşkil ettiğini, davalı ...'ın, bizzat şirket yöneticisi sıfatıyla yaptığı usulsüz işlemleri neticesi zarara uğratılan, aktifi azaltılan, varlıkları eksiltilen, üçüncü kişilere borçlandırılan ...'nin Müdürler Kurulu Başkanı olduğunu, halen zararın tazmini talep edilen şirketi temsil etmek, şirket adına işlemler yapmak, banka hesaplarını kullanmak, şirketi dilediğince borçlandırmak vb haklarının olduğunu, tapu kayıtları, banka kayıtları vb ile de tevsik olunduğu üzere şirket yöneticisi davalı ...'ın, müvekkilinin paydaş olduğu şirketi kasıtlı ve kusurlu eylemleriyle zarara uğratmakta, şirketin pek kıymetli taşınmazlarını muvazaalı işlemlerle şirket uhdesinden uzaklaştırmakta, aslen şirket kaynağı olan satış bedelleri vb kendi zimmeti yaptığını, bu kaynakla şirketi kendisine borçlandırdığı ve şirketin içini boşalttığını, davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığını, aktifini eksilttiği gibi, herhangi Ortaklar Kurulu Kararı olmadığı halde kendisine huzur hakkı bağlattığını, şirketin banka hesaplarından kendisine ödeme yapılmasını temin ettiğini, ...'ın ayrıca, herhangi mesleki yeterliliği bulunmadığı halde, eşini şirkette sigortalı olarak gösterdiğini, şirket adına mesaisi dahi bulunmayan eşine şirketten maaş ödettiğini, davalı ...'ın, kendisi adına kayıtlı bir taşınmazı şirket merkezi olarak gösterdiğini, şirketin ...İlçesinde taşınmazları bulunduğu halde kendi taşınmazını fahiş fiyata kiraya vererek, bu surette de şirketi zarara uğrattığını, halen de zarara uğratmaya devam ettiğini, davalı ...'ın şirket hesaplarından, kaynağı belirsiz sözde harcamalar adı altında kendisine ve yakınlarına para transferine devam ettiğini, davalı ...'ın eliyle, çok kısa bir sürede birçok kıymetli taşınmazın çok düşük bedellerle yakın akrabası veya arkadaşı olan kişilere devri, taşınmazların neredeyse elden ele dolaşır gibi, geri alınıp tekrar başkalarına devri, arabuluculuk başvurusundan sonra dahi devirlerin devam etmesi, taşınmaz satışı için ticaret şirketinin fatura düzenlemesi gerekirken satış faturalarının dahi düzenlenmemesi, özellikle hemen sonra satılmak için ...'ın kayınbiraderi ...'tan geri satın alınan taşınmaza ilişkin sözde satın alma bedelinin banka kayıtlarında dahi gözükmemesi, taşınmazların sözde satışı sürecindeki tapu harçlarının vb ödemelerin dahi banka kanalıyla gerçekleştirilmesi ve benzeri birçok sebep, mahkemenin de ifade ettiği yaklaşık ispat şartını karşılar iken, ve davanın özü davalı ...'ın yönetici sıfatıyla şirkete verdiği zararın şirket adına tazmini iken, davalının yetkisinin kaldırılmasına ilişkin haklılığın nasıl olup da tevsik edilemediğinin anlaşılamadığını, çelişkili ret kararının ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebini "ticaret sicil kayıtlarına göre dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiğini, kayyım tayini talebinin gerekçesi TTK m.530 hükmü kapsamında tüzel kişinin organlarından yoksun kalması, bu surette yönetimin başka surette sağlanamaması değil, davalı ...'ın dava öncesinde olduğu gibi dava süresince de ihlal niteliğindeki işlemlerine devam etmesi, şirketi daha da zarara uğratması, mamelekini eksiltmekte ısrarı, şirketin içini boşaltması, kendisine haksız çıkar temin etmesi, tüm bu hususlardaki kuvvetli ihtimalin yanı sıra şirket ticari kayıtlarını tahrif etmek veya gizlemek ihtimalinin bulunması sebebiyle TTK m.630 hükmü uyarınca yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin dava süresince tedbiren kaldırılmasını, anılı şirkete dava süresince kayyım atanmasını, şirketi temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kayyıma verilmesini talep edildiğini, davanın özünün organ boşluğundan dolayı şirkete kayyım tayini talebi değil ; şirketi kasten zarara uğratan yöneticinin yöneticilik hak ve yetkilerinin kaldırılmasının talep edildiğini, mahkeme bu hususa ilişkin taleplerini değerlendirmeksizin, hatalı gerekçe ile taleplerini reddettiğini, davalı ...'ın şirket borçlarını ödememesinden dolayı şirket aleyhine hukuki işlemler yapıldığını, dava ve icra takiplerinin açıldığını, davalı ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası kapsamında 23/01/2025 tarihli ara kararı ile tesis edilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf suretiyle tetkiki ile ortadan kaldırılmasını, davalı ...'ın ...'ndeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK m.630 hükmü uyarınca dava süresince tedbiren kaldırılarak, anılı şirkete dava süresince kayyım atanmasını, şirketi temsil yetkisinin dava süresince tedbiren kayyıma verilmesi yönünde karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesi ; Mahkemenin 23/01/2025 tarihli ara kararının, karar ve gerekçesi dosya kapsamına ve somut uyuşmazlığın niteliğine uygun olduğunu, ; davacının dava dosyasına sunduğu dava dilekçesi içeriği ile bağlı olduğunu, davacının, ihtiyati tedbir kararına ilişkin istinaf dilekçesinde iddialarını genişlettiği ve değiştirdiği, davacının iddiasını değiştirmesine ve genişletmesine muvafakatının olmadığını beyan ettiklerini, davacının ihtiyati tedbir kararına ilişkin istinaf dilekçesindeki iddiaları, davacı delilleri, davalı tarafından kesinlikle kabul edilmediklerini, davacının iddia ve beyanları, şirkete kayyım atanması yönündeki tedbir talebi hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, ilk derece Mahkemesinin " ticaret sicil kayıtlarına göre dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmadığı" şeklindeki ret gerekçesi isabetli olmakla birlikte davacı, ihtiyati tedbir yolu ile müstakil dava konusu yapılması gereken şirketi kasten zarara uğrattığını ileri sürdüğü yöneticinin yöneticilik hak ve yetkilerinin TTK md. 630 kapsamında kaldırılmasına karar verilmesini talep edildiğini, davacı ihtiyati tedbir talebinin, ayrı ve müstakil bir dava konusu olduğunu, davadan önce müstakil dava konusu olacak azil ile ilgili arabuluculuk talebi ve davasının olmadığını, somut uyuşmazlıkta TTK 630 da düzenlenen azil sebeplerinin varit olmadığını, diğer taraftan şirkete kayyım atanmasına veya şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırmasına ilişkin davaların, mutlak ticari dava olduğunu, bu tip davaların, asliye ticaret mahkemelerinde veya onların yokluğunda bu sıfatla hareket edecek asliye hukuk mahkemesinde açılacağını ve dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunu, davacının usule uygun kabulü mümkün talebi olmadığı gibi tedbiren kayyım atanması talebine yönelik ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğini, davacının ihtiyati tedbir talebi yoluyla ayrı bir dava konusu olacak hususlara ilişkin talepte bulunma hakkı bulunmadığını, ilk derece mahkemesi ret kararında isabetli şekilde belirtildiği üzere yaklaşık ispat şartının da gerçekleşmediğini, davalı ...’ ın eşi..... Üniversitesi ... Bölümünden mezun olduğunu, davalının eşi daha önce ...’ nin ortağı olduğunu, bu hususun şirket kayıtlarından da görüldüğünü, davalının eşi anılan şirketin ofis ve ön muhasebe işlerini yürüttüğünü, aksi yöndeki davacı iddialarının kötü niyetli olduğunu, davacının imzasının ve kabulünün bulunduğu ortaklar kurulu kararları ile açıkça sabit olduğu üzere, şirket adres değişikliği ile ilgili kararlar davacı ve davalının oy birliği ile alındığını, davacının iddia konusu yaptığı kararda kabulü ve imzasının bulunduğunu, davacının iddialarının açık şekilde haksız, soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacının şirketin...İlçesinde taşınmazları bulunduğu halde kendi taşınmazını fahiş fiyata kiraya vererek, bu surette de şirketi zarara uğratmış, halen de zarara uğratmaya devam etmektedir şeklindeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, şirketin ... merkezde taşınmazının olmadığını, belirlenen 15.000 TL kira bedelinin de fahiş olmadığını, davacı şirket müdürünün iddialarını kabul etmek anlamına gelmemek kaydı ile davacının ihtiyati tedbir talepleri ile şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı muvazaa sebebiyle tapu iptali ve tescili, tazminat talepli davanın, öncelikle, TTK 560, düzenlenen sürede dava açılmadığı, TBK 39 maddesi hükmü uyarınca,1 yıllık yasal sürede hile ile gerçekleştiği ileri sürülen işlem ile bağlı olunmadığı bildirilmediğini, verildiği ileri sürülen şey geri istenmediğini, böylece geçersiz olduğu ileri sürülen sözleşme /sözleşmeler onanmış sayıldığını ve davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, şirket bir zarara uğramadığını, iddia edilenin aksine davacının tutun ve davranışları sonucu davalı zarara uğradığı için davacı talepleri ile davasının, öncelikle, hukuki yarar dava şartı yokluğu, aktif husumet ehliyeti yokluğu, zaman aşımı -hak düşürücü süre ile ilgili davalı ilk itirazları nedeni ile usul ve haksız ve mesnetsiz olması nedeni ile esastan reddi gerektiğini, bu nedenlerle davacının, HMK 390 maddesi uyarınca davanın esası yönünden haklılığını ispat etmediğini, yaklaşık ispata yarar delil sunmadığını, yetkili şirket müdürü konumundaki davacının tapu iptali ve tescili davası açma hakkı, davacının hukuki yararının olmadığını, davacı tedbir talebinin TTK 630 maddesine dayalı müstakil dava konusu yapılması gerektiğini, ihtiyati tedbir yolu ile TTK 630 maddesine dayalı talepte bulunulamayacağını, tedbir kararı verilmesini gerektiren bir durum ve tedbir koşullarının gerçekleşmediğini nazara alınarak, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.01.2025 tarihli "Davacı tarafın ...’ ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi" kararı ve gerekçesinin, dosya içeriğine, usul ve yasaya, uyuşmazlığın niteliğine uygun ve yerinde olduğu kabul edilerek, davacının 10.2.2025 tarihli TTK 630 maddesine dayalı müstakil dava konusu olacak konuda tedbir kararı verilmesine dair haksız ve mesnetsiz istinaf talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, limited şirket müdürü olan davalı ...’ın şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açılan limited şirket yöneticisinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat ve muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ... davalı ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılarak şirkete bu yetkileri kullanmak üzere kayyım atanmasına karar verilmesi talebinin reddine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince bu talep “tüzel kişilerin yönetim organları ile yönetilmesi asıl olup, ticaret sicil kayıtlarına göre dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmadığı ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendilerinin haklılıklarını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmedikleri anlaşıldığından davacı vekilinin .... kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine” gerekçesiyle reddedilmiş olup buna yönelik ara karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
TTK'nın 630-(2) maddesinde; "her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir" hükmü düzenlenmiştir.
TTK'nın 625. ve 626. maddelerine göre; müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler.
TTK'nın 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddeleri uygulanmalıdır.
6100 sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Buna göre somut olayda; davacı yanın ihtiyati tedbir yoluyla davalı ...’ın dava dışı şirketin müdürlüğünden temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebi yönünden yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmadığı, ilk derece mahkemesince 23/01/2025 tarihli ara kararla TTK'nın 630/2 maddesi hükmü gereği davalı ...’ın müdürlük yetkisi ve yönetim hakkının dava sürecinde tedbiren kaldırılması ve şirkete kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının 23/01/2025 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2025 tarih,... Esas sayılı ara kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 17/04/2025
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.