T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...
TARİHİ: ...
NUMARASI: ...
DAVACILAR: ...
2-...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in ...Üniversitesi'nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalında Doçent olarak görevli eğitmen; diğer borçlu davacı ...'ın ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Danışman statüsünde görevli olarak çalıştığını, davacı ...'in, davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı ...'ten konut olarak kullanmak amaçlı bir daire satın almak niyetine girdiğini süreç içinde davalı şirket yetkilisi olarak kendisini tanıtan ...'nün yapılan görüşmeler sonrasında 2.300.000,00 TL. bedel karşılığında taşınmazın satışı konusunda, haricen bir satış vaadi sözleşmesi düzenlenerek anlaşıldığını, hiç konuşulmamış ve bilgi verilmemişken; tapuda devir ve tescilin yapılacağı anda, ... bağımsız bölüm için (her ne kadar tapu işlem gününe kadar, hiç merak etmeyin birbirimizi tanıyoruz, adreslerimiz belli, sözleşmemiz var diye onuşan şirket yetkilisi iddiasında olan ...) tapuda, işlem yapılan gün ve anda, müvekillerinin önüne imza için sürülen, aleyhine 1.100.000,00 TL. bedelli senet; esasen vade tarihi boş olarak ve illiyet kısmı boş olarak, müvekkili ...'e "borçlu" ve kız kardeşi ....'a "kefil" sıfatıyla ayaküstü imzalatıldığını, anılan senedin emrivaki olarak müvekkillerine imzalatılmasını müteakip; ... kain, ...arsa paylı ... bağımsız bölümün, satışının 29/07/2022 tarih, ... yevmiye ile satış değeri 1.220.000,00 TL. bedel kaydıyla tamamlandığını, satışın yapılmasını müteakip, davalı şirketçe 2022 yılı Temmuz ayı içinde değil, 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra tapuda satış değeri olarak gösterilen satış bedeli olan 1.220.000,00 TL. bedelli 01/08/2023 tarih, ... no'lu fatura düzenleyerek, müvekkiline teslim ettiğini, davalı tarafça, anılan bonoya, vade tarihi sonradan eklenerek ve illiyet kısmı da "nakden" biçiminde talil edilerek; ... Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati hacze ve ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile de esas takibe konu edildiğini, bu süreçte, ... Mahkemesi'nin 19/08/2024 tarih, ... D.İş ... K. Sayılı ihtiyati haciz kararına itirazları yerinde görülerek, ... Mahkemesi'nin ... tarih, ...D.İş ... K. Sayılı kararı ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, yine ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından, müvekkillerinin banka hesaplarına haciz ve bloke uygulandığını; maaşlarına haciz uygulandığını; sosyal çevresi içinde yaşadıkları utanç dışında, hayatlarını idame ettirebilecek ekonomik hareket alanı bırakılmadığını, ihtiyati haciz talep eden şirketin eyleminin kötü niyetli taciz amaçlı olduğunu, müvekkillerinin işbu dosyadan verilen ihtiyati haciz kararı ve ... Müdürlüğü'nün .. Esas sayılı dosyasında yapılan haciz işlemleri ile işyerlerine gönderilen maaş haciz yazıları ile ciddi üzüntü yaşadıklarını, aşkın haciz halinde, müvekkillerinin taşınır taşınmaz tüm mal varlığına ve banka hesaplarına haciz uygulandığını, banka hesaplarının bloke edildiğini, her yönden mağdur edildiklerini, ihtiyati ve esas takip sonrası uygulanan hacizlerin aşkınlığı nedeniyle, aşkın hacizlerin kaldırılması talepli şikayet yoluyla ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı açıldığını, anılan dosyada, 24/09/2024 tarihli ara karar kapsamında, müvekkillerinin düşürüldükleri zor duruma rağmen ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ... Müdürlüğü'nün,... tarih,... sayılı, kesin ve süresiz 1.700.000,00 TL. bedelli teminat mektubu sunularak, müvekkili ...'in ... nezdindeki hesapları üzerindeki haciz ve blokelerin kaldırılabilmesinin sağlanabildiğini, anılan dosyada yargılamanın halen devam ettiğini, bono üzerindeki vadenin gelip gelmediğinin tartışmalı olduğunu, zira müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, davalı tarafça tadil edilen/yazılan vade tarihinden haberdar edilmediğini, davacıların, davalı şirketten herhangi bir borç, ödünç ilişkisine girmediğini, davalı alacaklı şirketin, müvekkiline 1.100.000,00 TL. Borç/ödünç para verdiğini ticari defter ve kayıtları ile ispatla yükümlü olduğunu, aynı zamanda, 2.300.000,00 TL. karşılığı sattığı daire ile ilgili neden bir yıldan fazla zaman sonra ve neden sadece 1.220.000,00 TL. bedelli fatura düzenlediğini hem mahkemeye hem de Gelir İdaresi Başkanlığı'na izah etmekle yükümlü olduğunu, süreç içinde davacıların her "senet bedelini ödeyelim, senedimizi alalım" yönündeki her taleplerine; her defasında, davalı şirket ortağı ...'nün "kaçıyor muyuz, hepimiz buradayız, hallederiz, çayımızı içelim, buyrun, telaş etmeyin" yönünde karşılık vererek oyaladığını, davacıların, davacı şirket ortağı ... ile görüşürken, üç gün öncesine kadar senedin vadesinin alacaklı tarafça kötü niyetli biçimde doldurularak cebri icraya konu edildiğini gösterir, haber verir hiç bir eylem ve bildiriminin olmadığını, iş bu dava dosyası ve icra takibi öncesinde, müteahhit alacaklı şirketin, şirket ortağı ... eliyle, her ne kadar iş bu dosyada borçlu sıfatıyla yer alan ...'e ...'nde kain ...u bağımsız bölümü satmış ise de, kardeşi diğer ...'a da ... No'lu bağımsız bölümü satmak konusunda yazılı harici sözleşme ile vaadde bulunduğunu, anılan ... No'lu bağımsız bölümün anahtarını müvekkili ...'a teslim ettiğini, davacı ..., her ödeme yapmak istediğinde de alacaklı şirket ortağı ...'nün "sözleşme var, o daire sizin, dilediğiniz gibi kullanın" vaadinde bulunduğu için, müvekkili ...ın, her ne kadar tapuda kendi adına devredilmemiş de olsa, ...'nün beyan ve 3.300.000 TL. satış bedeli üzerinden satın alacağı vaadlerine iyi niyetle inanarak; her defasında, farklı bir ildeki dairesinin tapusunu ödemeden düşmek için devir ve tescilini defaatle teklif etmesine rağmen; aynı biçimde ".... No'lu daire sizin, eşyalarınızı da koyabilirsiniz" vaadlerine inanarak; anılan ...'ndeki ... No'lu bağımsız bölüme; kendi zevkine göre, gömme dolap içeren sabit gardrop; salona televizyon ünitesi; mutfağa özel projelendirilmiş mutfak sistemi, girişe portmanto, balkon kapılarına, pencerelere sineklik vb. (güncel değeri 700.000,00 TL.'nin üzerinde olmakla) ek masrafları nakden ve defaten kendisinin karşıladığını, son bir yıl içinde ev eşyalarını da içeri koymuşken; iş bu ihtiyati haciz aşamaları ile eş zamanda "... No'lu dairenin şu andaki değeri 11.000.000 TL.dir. Ödeyin alın!" söylemine geçtiğini, bunun üzerine davacı ...'ın alacaklı şahıs ve ...'nün sözleşme kurallarına, taahhütlerine uymayacağını anlayarak mümkün olan en kısa zamanda kendi özel eşyalarını, ...'lu bağımsız bölümden tahliye ettiğini, ancak anılan bağımsız bölüme davacı ...ın bedelini ödeyerek satın aldığı sabit mobilyaların anılan bağımsız bölümde kaldığını, istirdat haklarının saklı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep, dava, idari şikayet hakları ile savcılık şikayet ve savunma hakları saklı kalmak kaydıyla, ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında mübrez, 1.700.000,00 TL. bedelli teminat mektubunun varlığı ve üzerine eklenecek, iş bu dava dosyasından yapılacak dosya hesabı sonunda, verilecek karara uygun ek teminat karşılığında davacıların tüm taşınır-taşınmaz mal varlığı üzerindeki tüm hacizlerin, İcra gayrimenkul satış işlemlerinin durdurulmasına, Maaş hacizlerinin, Banka hesaplarındaki haciz ve blokelerin kaldırılmasına, nihayeten iş bu dava dosyasındaki yargılama sonuna kadar, alacaklı tarafça ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki tüm cebri icra işlemlerinin, ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına karar verilmesine, ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında oluşan, 1.100.000,00 TL. senet bedelini aşan, senet bedeli üzerinde kalan sair borç miktarından (müvekillerinin bilgisi dışında vade tarihi eklenmekle işletilen faiz miktar ve oranından, ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti; icra takibi masraf ve vekalet ücreti, yargılama kalemleri; icra dosyasında oluşan sair giderlerden) rakamdan müvekillerinin sorumlu ve borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu menfi tespit davasının dayanağının kambiyo niteliğine haiz senet olduğunu, bedelinin belirli olduğunu, icra takibine geçildiğini, kapak hesabının belirli olduğunu, kısmi dava olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, açılan kısmi davanın usulen reddi gerektiğini, davacı ... tarafından ... düzenleme tarihli, ... vade tarihli, kefilin diğer davacı ...'ın olduğu 1.100.000,00-TL bedelli bono imzalandığını ve davalı şirkete verildiğini, söz konusu senedin kambiyo vasfında olduğunu, borçlular tarafından, senedin vadesinin gelmiş olmasına rağmen senet bedelinin davalı şirkete ödenmediğini, borçluların "En kısa sürede ödeyeceğiz." bahaneleriyle yaklaşık 2 yıl kadar geçtiğini ancak borcun ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, davacıların mal kaçırma ihtimaline karşılık, müvekkili şirketin mağdur durumda kalma ihtimali olduğundan, ... Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu burada verilen ihtiyati haciz kararının ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına sunulduğunu, karar gereği davacıların (Borçluların) taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz şerhi konulduğunu, verilen ihtiyati haciz kararı sonrasında, davacıların ... Mahkemesinin ... D.İş sayılı kararına itiraz etmeleri neticesinde, 18/09/2024 tarihinde ihtiyati hacze itiraz değerlendirme duruşması yapıldığını ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, ... tarihinde ... Karar No ile ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, ... Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasının istinaf incelemesinde olduğunu, bu sırada icra takibinin kesinleştiğini ve icra dosyası kapsamında borçlular adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hacizlerin kesinleştiğini, borçluların söz konusu duruşmadaki beyanlarında açıkça borcu ve senedi kabul ettiklerini, davacıların gerek 18/09/2024 tarihli duruşmadaki beyanlarında gerekse işbu davadaki dava dilekçesinde açık bir şekilde borcu ve senedi kabul ettiklerini, davacıların imzaya itirazlarının bulunmadığını, borcu bulunmadığına ilişkin bir beyanları olmadığı gibi, aksine borcu açıkça kabul ettiklerini, vadesi 2 yılı geçmiş borç bakiyesinin borçlular tarafından ödenmediğini, borçlu tarafın borcunun dayanağının senet olup, kesin vade bulunduğunu, borçlunun temerrüde düşürülmemesi yönündeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, iddia ve beyanlarının tümünün soyut olduğunu, dava konusu senet incelendiğinde, senet üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmadığının anlaşılacağını, davacıların kötüniyetle, ödemekle yükümlü oldukları, kabul ettikleri borcu, ödemede gecikmeye düşürmek ve davalı şirketi ekonomik anlamda mağdur etmek amacıyla, böyle bir dava açma yoluna gittiklerini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, mahkemenin 06/11/2024 tarihli ara kararının davalı şirketin alacağını tahsil etmesinin önüne geçtiğini, ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, kurulan bu ara karar ile birlikte müvekkili şirketin, alacağını icra kanalıyla alamadığı gibi ödemelerini gerçekleştirmede güçlük çektiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde, davacıların, dava konusu senet ile ilgili olarak iki iddiası bulunduğunu, bu iddiaların, senet vadesinin sonradan eklendiği ve "nakden" ifadesinin tahlil edildiği olduğunu, davacı tarafın bu iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın açıkça 1.100.000-TL borcu olduğunu beyan ettiğini, vade tarihinin sabit olduğunu, senedin geçerlilik unsurlarının, kanunda açıkça yazılı olduğunu, "nakden" ibaresinin hiçbir hükmünün bulunmadığını, söz konusu senedin kambiyo vasfına haiz olduğunun sabit olduğunu, söz konusu davanın sonuç istem başlığında açıkça, 1.100.000-TL senet bedelini aşan, senet bedeli üzerinde kalan sair borçlardan, faiz miktar ve oranından, ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti, icra takip masraf ve vekalet ücreti, yargılama kalemleri, icra dosyasında oluşan sair giderlerden rakamdan davacıların sorumlu ve borçlu olmadığının tespiti talebi bulunduğunu, davacı tarafın, açıkça 1.100.000-TL bedeli kabul etmesine, yargılama konusunun, 1.000.000-TL bedelin üstüne ilişkin olmasına rağmen, mahkemece talebi aşan şekilde tedbir kararı verildiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinin 12 numaralı başlığında açıkça, "süreç içerisinde, ne ilginçtir ki, iki yıldır, müvekkillerimin her "senet bedelini ödeyelim, senedimizi alalım" yönündeki talebimize, her defasında, davalı şirket ortağı "...": "kaçıyor muyuz, hepimiz buradayız, hallederiz, çayımızı içelim, buyrun, telaş etmeyin" yönünde karşılık vererek oyalamıştır." şeklinde beyanlarının açık olduğunu, davacıların da 2 yıldır ödemek için uğraşıyoruz ama parayı almadıkları için ödeyemedik, şeklinde beyan verdiklerini, borçlu/davacı tarafın dahi, aslında 2 yıldır ödemeleri gereken bir borçları olduğunu açıkça beyan ettiklerini, ikrarlarının sabit olduğunu, 2 yıldır ifadesi ile, işbu davadaki vade tarihinin sonradan doldurulduğu iddialarının birbirleri ile çeliştiğini, davacı tarafın yine dava dilekçesinde bulunmadığı, davadaki isteminin açıklattırılmasından sonra beyan ettiği, takas ve mahsup iddialarını da kabul etmediklerini ve muvafakat etmediklerini, söz konusu davanın, kısmi dava olarak açıldığını, kısmi dava olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm rakamlar belirli ve sabitken davacı tarafın harç ödememek için, kısmi şekilde bir dava açmışsa da usulen de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini ve davacıların kötü niyetle sırf davalının alacağının geciktirilmesi sebebiyle eldeki davayı açmaları nedeniyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi 06/11/2024 tarihli ara kararında; karşı tarafça alacağın icra takibine konu edildiği ve icra takibinden sonra İİK’nun 72/3. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılacak olması halinde icra takibinin durdurulamayacağı ancak icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulabileceği, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi ve İİK'nun 72/3 maddesindeki "Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmü gereğince ve gerekçesiyle, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra veznesindeki paranın ve teminatın alacaklıya verilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin belirlenen teminat karşılığı kabulüne, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince, ihtiyati tedbir isteyen borçlunun dava sonunda haksız çıktığı taktirde alacaklının bu yüzden uğrayacakları bütün zararları karşılamak üzere ve 6100 sayılı HMK.nun 84 vd. maddeleri gereğince takip miktarı olan ve ihtiyati tedbire konu meblağın (2.213.500,00 TL) % 15' i olan 332.025,00 TL tutarında, mahkeme veznesine nakdi teminat yatırıldığı veya bu meblağı karşılayan kesin ve süresiz banka teminat mektubu mahkemeye sunulduğu taktirde; ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine yatan paranın ve teminat mektubunun (nakit ve gayrinakdi teminatın) alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili 13/11/2024 havale tarihli ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde, cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın esası yönünden yaklaşık olarak ispat şartı gerçekleşmeden 06/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacı tarafın senet bedelini ve borcu kabul ettiğinin dava dilekçesi ile sabit olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden tarafın, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduklarını, bu teminat miktarının hakkaniyet gereği talep edilen miktara göre takdir edilmesi gerektiğini, icra dosyasındaki kapak hesabı istenilmeden, icra takip dosyasına depo edildiğini 1.700.000,00-TL teminat mektubu ve 513.500,00-TL nakit teminat olmak üzere toplam 2.213.500,00-TL üzerinden %15 teminat karşılığında yani 332.025,00-TL tutarında teminat hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu teminat miktarının muhtemel zararları karşılayacak oranda ve miktarda olmadığının çok açık olduğunu, öncelikle verilen ihtiyati tedbir kararının tamamen kaldırılmasını talep etmekle birlikte, talepleri mahkemece kabul edilmediği taktirde, %15 teminat oranından uzaklaşılması ve teminat oranının arttırılması %100 olması gerektiğini, mahkemece ihtiyati tedbir kararı kaldırılmayacaksa dahi, ileride doğabilecek zararları önlemek maksadıyla icra takip dosyasının kapak hesabı tutarında ve buna ek olarak bu tutarın %15'i oranında teminat yatırılması gerektiğini, öncelikle tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise hükmolunan teminat miktarının arttırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın talebini aşan şekilde verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu gibi, devam etmesi halinde, müvekkili şirketin hem mağdur olacağını hem de haklarının gasp edilmiş olacağını, bu sebeple davacının iddialarını kabul etmediklerini, mahkemece, dava dilekçesi ile ve açık ve net şekilde yazılı sonuç istem kısmının örtüşmesine ve hatta aynı olmasına rağmen, hukuka aykırı olarak 01/11/2024 tarihli ara kararı ile, dava dilekçesinin içeriğindeki anlatım ile dava dilekçesinin sonuç kısmı açık olmadığından, eldeki davanın talep sonucunun, menfi tespite konu edilen tutarın açıkça, kalem kalem ve miktar belirtmek suretiyle açıklanması hususunda kesin süre verildiğini, dava dilekçesinin içeriği incelendiğinde, davacı tarafın 1.100.000-TL bedeli kabul ettiğinin açık ve net bir şekilde belli olduğunu, burada açıklanması için süre verilmesi gereken kısmın ancak ve ancak, "senet bedeli üzerinde kalan sair borçlardan, faiz miktar ve oranından, ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti, icra takip masraf ve vekalet ücreti, yargılama kalemleri, icra dosyasında oluşan sair giderlerden rakamdan" ibaresinin ve beyanının açıklanması için süre verilebileceğini, davacı tarafın, 1.100.000-TL bedelin aşan kısmına ilişkin dava açmasına rağmen, talebin açıklanması usulü ile ıslah niteliğinde talep sonucunu değiştirmesinin hukuka aykırı olduğunu, itiraz ettiklerini ve muvafakat etmediklerini belirterek, 06/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının tamamen kaldırılmasına ve takibin devamına, mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafın 1.100.000-TL borcu kabul ettiği hususu dikkate alınarak, ihtiyati haczin kısmen kaldırılması ile 1.100.000-TL bedel yönünden takibin devamına, ihtiyati haczin kısmen kaldırılmasına karar verilmesi halinde icra takip dosyasının kapak hesabı dikkate alınarak, 1.100.000-TL bedel üzerinde kalan bakiye üzerinden teminat yatırılmasına, mahkemece ihtiyati tedbir kararı tamamen veya kısmen kaldırılmayacaksa dahi, ileride doğabilecek zararları önlemek maksadıyla icra takip dosyasının kapak hesabı ve yasa metni dikkate alınarak %15 teminat oranından uzaklaşılmasına ve %100 oranında teminat yatırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi 25/12/2024 tarihli ara kararında; yapılan inceleme sonucu talebin, 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince, ihtiyati tedbir isteyen borçlu dava sonunda haksız çıktığı taktirde alacaklının bu yüzden uğrayacakları bütün zararları karşılamak üzere ve 6100 sayılı HMK.nun 84 vd. maddeleri gereğince takip miktarı olan ve ihtiyati tedbire konu meblağın (2.213.500,00 TL) % 15' i olan 332.025,00 TL tutarında, mahkeme veznesine nakdi teminat yatırıldığı veya bu meblağı karşılayan kesin ve süresiz banka teminat mektubu mahkemeye sunulduğu taktirde ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine yatan paranın ve teminat mektubunun (nakit ve gayrinakdi teminatın) alacaklıya verilmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkin olduğu, davanın niteliği ve 2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesi gereğince verilen tedbir kararının yerinde olduğu tedbir kararının bu aşamada kaldırılmasını gerektirir herhangi bir husus bulunmadığı gerekçesiyle, 2004 sayılı İİK'nın 265/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar uyuşmazlığın Kambiyo senedinden kaynaklı olduğu gerekçesi ile dava açılmış ise de, aradaki temel ilişkinin tapu devrine yönelik olduğu, satışa konu taşınmazın anlaşılan bedel miktarı olan 2.300.000,00 TL nin kredi ile ödenen 1.200.000,00 TL bedeli sonrası kalan borç miktarı olan 1.100.000,00 TL nin tahsili için bu bononun düzenlendiği, bu hususun taraf beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından ayrıca davacı tarafların da dosya kapsamından anlaşılacağı üzere tacir olmadığı gözetilerek ve taraflar arasındaki ilişkinin bir ticari işletmeyi ilgilendiren eylemlerden olmadığı anlaşıldığından taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan işbu davada HMK 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olmadığı ve görev hususunda dava şartı olduğu düzenlemesi gerektiği gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nun 115/2 maddesi uyarınca mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 08/01/2025 tarihli görevsizlik kararının hiçbir gerekçe içermediğini, ulusal ve uluslararası yasal mevzuatın tamamen dışında kalan yasaya ve usule aykırı bir karar olduğunu, ... Mahkemesi'nin işbu dava dosyasında görevli ve yetkili tek mahkeme olduğunu, TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakma görevinin Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, ayrıca bono kavramının da TTK da düzenlenmiş olmakla ticari işlerden olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında kaldığını, dava konusunun bir kambiyo senedi niteliğindeki bonoya dayalı icra takibine yönelik menfi tespit talebi olduğunu ve davalı tarafın bir şirket olduğunu, dava konusu ihtilafın TTK 4 ve 5. Mad. Sayılan mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, davalı şirketin iddiasının aksine yargılamanın hiçbir safhasında davacılarca icra ve dava konusu "senet konusu" borcu kabul ettiklerine yönelik beyanlarının olmadığını, aksine senedin tapuda devir tescil aşamasında, tapuda tamamlanacak olan devir ve tescilin ön şartı teminat/şart olarak zoraki önlerine konduğu, tapu devir ve tescili için baskı altında imzalandığının ifade edildiğini, zira senet imzalanmasaydı tapuda devir ve tescil olmayacağını, borç kabulü olmadığını, baştan beri karşı tarafın icra takibinin ve iş bu dava dosyası dayanağı senedin müvekkillerinin iradi biçimde bilerek ve/veya isteyerek imzaladığı bir senet olmadığının savunulduğunu, aksi yöndeki tespit ve iddiaların kabul edilemeyeceğini, mesnetsiz iddialarını kabul etmediklerini, kaldı ki tapudaki devir-tescil aşamasının, esasen sebepten soyut niteliği ve bonoya dayalı icra takibinin varlığı; 6102 sayılı TTK'nın 4. Ve 5. Maddesindeki düzenleme kapsamında; dava konusunun "mutlak ticari dava" niteliğini değiştirmeyeceğini, zira davalı şirketin, tapuda taşınmaz devrini, "satış bedelini tahsil ettiği" ikrarı ve ferağ beyanı ile müvekkilini borçtan ari kıldığını, talil edilmiş yani senet metninin zorunlu unsurlarından olmayan ama borcun illiyetini kuran "nakden ahzolunmuştur" ifadesi gereği davalı şirketin, bir tüzel kişi olarak ticari defter ve kayıtları ile 1.100.000,00 TL. borcu verdiğini ve karşılığında senedin düzenlendiğini ispatla yükümlü olduğunu, davalı şirketin "nakden ahzolunmuştur" ifadesi ile bağlı olduğunu, davalının adaleti isterken, hukuka uygun biçimde iddialarını ispatlaması gerektiğini, ... Mahkemesi'nin gelinen aşamaya kadar davanın esasına girmiş iken, halihazırda toplanmamış delillerin toplanacağı ve süreç olarak tahkikata geçileceği aşamada görevsizlik kararı verilmesinin hukuki düzenlemeyle çeliştiğini, davalı şirketin, basiretli bir tacir sıfatının gerektirdiği biçimde iddia ve savunmalarının ticari defter ve kayıtları ile doğrulanması ve ispatlanması gerektiğini, davalının ısrarla savunduğu "senedin kambiyo vasfı" ile ilgili "nakden ahzolunmuştur" ifadesini ispatlaması gerektiğini, davalı tarafın, senede uyguladıkları "nakden" ibaresi nedeniyle; müvekkillerine 1.100.000,00 TL. borç para verdiklerini ticari defter ve kayıtları ile ispatla yükümlü olduğunu, bu sebeple davalı şirketin ticari defterleri, vergi kayıtları incelendiğinde, müvekkillerine borç para vermedikleri, icra takibi ve dava konusu bononun mesnetsizliğinin ispat edileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, 06/11/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararı verildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz ettiklerini ve ... Mahkemesi'nin ... tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbire itiraz taleplerinin reddedildiğini ve ara kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, eldeki davada davacı tarafın hukuka aykırı ve mesnetsiz talepleri doğrultusunda ve tarafları dinlenmeksizin üstelik davacı tarafça hiçbir hukuki delile dayanılmadan veya hukuki emare gösterilmeden davanın esası yönünden yaklaşık olarak ispat şartı gerçekleşmeden 06/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiğini bu ihtiyati tedbir kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, ihtiyati tedbir talebinde bulunan tarafın da davanın esasını tam olarak olmasa da yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, ancak somut olayda yaklaşık ispat olmadığı gibi davacı tarafın senet bedelini ve borcu kabul ettiğinin dava dilekçesi ile sabit olduğunu, ... Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına sunulduğunu ve karar gereği davacıların (Borçluların) taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz şerhi konulduğunu, verilen ihtiyati haciz kararı sonrasında, davacıların ...Mahkemesinin ... D.İş sayılı kararına itiraz etmeleri neticesinde, 18/09/2024 tarihinde ihtiyati hacze itiraz değerlendirme duruşması yapıldığını ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, ... tarihinde ...Karar No ile ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, ... Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, ... Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı ... tarihli ek kararının HMK 353/1-b-2 mad. Gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına ve ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verildiğini, davacıların gerek 18/09/2024 tarihli duruşmadaki beyanlarında gerekse işbu davadaki dava dilekçesinde açık bir şekilde borcu ve senedi kabul ettiklerini, davacıların imzaya da itirazlarının bulunmadığını, borcu bulunmadığına ilişkin bir beyanları olmadığı gibi borcu açıkça kabul ettiklerini, davacıların borcu açıkça kabul etmeleri karşısında, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin, alacağını tahsil edemediğini, borçluların taşınır ve taşınmaz mallarına konulan tüm hacizlerin kaldırıldığını ve netice olarak da mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilerek tahsilat engellendiğinden, davacıların mal kaçırma ihtimaline kapı açıldığını, müvekkili şirketin senetten kaynaklı alacağını tahsil edememe ve bu nedenle zarara uğrama ihtimali bulunduğunu, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağında da belirtildiği üzere, davacı tarafın davaya konu 1.100.000,00-TL bedelli senedi kabul ettiğini, asıl alacak ve faiz dışında kalan diğer borç miktarını kabul etmediğini, arabuluculuk başvuru formu ve son tutanağın dava dosyası içerisinde bulunduğunu, davacı tarafın açıkça 1.100.000-TL bedeli kabul etmesine, yargılama konusunun, 1.100.000-TL bedelin üstüne ilişkin olmasına rağmen, mahkemece talebi aşan şekilde tedbir kararı verildiğini, dava şartı olan arabuluculuk başvuru formunun açık olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de başvuru kapsamında yapıldığını, arabuluculuk tutanağında, senet miktarının üzerinde kalan miktar bakımından arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ve tutanağa bağlandığını, dava dilekçesinin sonuç talep kısmı ve dava dilekçesinin tümündeki beyanlar ile sabit olduğu üzere, davacı tarafın 1.100.000-TL bedeli kabul ettiğini, dava şartının da 1.100.000-TL bakımından müracaat olmadığından yerine gelmediğini ileri sürerek, ... Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında verilen 06/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının ve itirazları neticesinde 25/12/2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve takibin devamına, davalı hakkında yeniden incelenmek üzere ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesini; Hükmün kaldırılması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, İlk derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılması ve yeniden hüküm kurularak, 06/11/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve takibin devamına, dairemiz aksi kanaatte ise davacı tarafın 1.100.000-TL borcu kabul ettiği hususu dikkate alınarak, ihtiyati haczin kısmen kaldırılması ile 1.100.000-TL bedel yönünden takibin devamına, ihtiyati haczin kısmen kaldırılmasına karar verilmesi halinde icra takip dosyasının kapak hesabı dikkate alınarak, 1.100.000-TL bedel üzerinde kalan bakiye üzerinden teminat yatırılmasına, dairemizce ihtiyati tedbir kararı tamamen veya kısmen kaldırılmayacaksa dahi, ileride doğabilecek zararları önlemek maksadıyla icra takip dosyasının kapak hesabı ve yasa metni dikkate alınarak %15 teminat oranından uzaklaşılmasına ve %100 oranında teminat yatırılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında verildiği ileri sürülen kambiyo senedinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir.
Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup aynı Kanun'un 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesine göre; dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelendirme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Görev nedeniyle ret kararında, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde; iş bu kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı belirtilmiş, 3/1. fıkrasında ise; tüketiciyi, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak; tüketici işlemini ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlamıştır. 73/1. maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davanın ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki hukuki ilişki, davacı alıcı ile yüklenici olan davalı satıcı arasındaki mesken nitelikli taşınmaz satışına ilişkin sözleşme gereği verildiği iddia edilen kambiyo senedinden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık 6762 TTK’nın 4. maddesi gereğince mutlak ticari işlerden olan kambiyo senedinden kaynaklanmakta ise de, taraflar arasında taşınmaz alım satımına yönelik temel ilişki bulunduğu ileri sürüldüğünden ve davacı taraf tacir olmadığından ticaret mahkemesinin görevli olmadığı anlaşılmaktadır (aynı yönde Yargıtay HGK 2017/(19)11-1626 Esas ve 2021/1199 Karar, 15. HD. 2018/1593 Esas ve 2018/3866 Karar, 23. HD. 2014/6077 Esas ve 2015/7179 Karar sayılı emsal ilamları). Ancak, davacının taşınmaz alım satım sözleşmesinde tüketici vasfında olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu konuda ihtilaf bulunması halinde, mahkemenin görevi konusunda resen araştırma ilkesi bulunduğundan, davacının satışa konu taşınmazı, ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmeksizin, kullanım ihtiyacı kapsamında alıp almadığı konusunda, tanık dahil tüm deliller toplanıp, mahkemenin görevi belirlenmeli, davacının tüketici vasfında olduğu anlaşılırsa, tüketici mahkemesine, tüketici vasfında olmadığı anlaşılırsa, genel görevli asliye hukuk mahkemesine dosyanın gönderilmesine karar verilmelidir.
Diğer yandan, HMK 390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde, tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılması halinde görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemiş olması yanlış olmuştur. (Yargıtay 4. HD. 2012/13597 Esas ve 2013/688 Karar sayılı ilamı)
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının ve ... tarihli ... Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. ...
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.