T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACI: ... ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... -... ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 26/09/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının inşaat malzemesi satışı ile iştigal ettiğini, davalı tarafın da davacı şirketten inşaat malzemesi satın aldığını, davalı tarafın, ... yapmakta olduğu inşaatlarına teslim edilen inşaat malzemesi satışına dair fatura ve cari hesaptan dolayı davacı şirkete olan bakiye borcunu ödemediğini, davacı tarafından defalarca iyi niyetli olarak işbu borcun ödenmesinin istenmesine rağmen, davacının davalı borçlu tarafından “borcun ödeneceği “söylenerek oyalandığını, bunun üzerine davacının, davalı ile ticari ilişkiye dayalı olarak cari hesap ve faturalara dayalı bakiye 240.779,61 TL. alacağının tahsili için davalı aleyhine ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası genel haciz yoluyla icra takibi başlattığını, takip dosyasında örnek 7 ödeme emrinin borçluya 30.11.2023 tarihinde tebliğ olunduğunu, davalı-borçlunun tebligatı aldıktan sonra 01.12.2023 tarihinde borca itiraz ettiğini, borca itiraz ettikten sonra 04.12.2023 günü davacı şirketin banka hesabına 63.394,01 TL. ödeme yaptığını, davalı-borçlu tarafından takipten sonra yapılan bu ödemenin BK'nın 100. maddesi uyarınca icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması şeklinde karar verilmesi gerektiğini, davalı borçlunun yapmış olduğu ödemeyi ana borçtan düşme hakkı bulunmadığını, davalı tarafın takip dayanağı faturalardan 21.09.2023 tarihli ... nolu, 170.465,60 TL. bedelli e-faturaya karşı yasal sekiz günlük süre sonrası, takipten sonra 30.11.2023 tarihli iade faturası düzenleyip davacı şirkete gönderdiğini, iş bu iade faturasının davacıya 07.12.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı şirketin gerek sistem üzerinden gerekse Bodrum 1.Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi itiraz ettiğini ve iade faturasını iade ettiğini, oysa öncesinde fiyat farkı faturasının davalı tarafça benimsenerek ticari defterlerine kaydedildiğini, dava konusu faturalara davalıya tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş ise fatura münderecatının kesinleşeceğinin 6102 sayılı TTK'nun 21. maddesi gereği olduğunu, davalı tarafın borcu olmadığına ilişkin itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalı tarafın ne kadar borçlu olduğunun tek başına tespit edebilir konumda olduğunu, alacak bilinebilir ve hesap edilebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyan ederek davanın kabulü ile davalı tarafın haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının söz konusu faturayı hangi hukuki gerekçe ile düzenlediği hususunun ispat etmesi gerektiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme bulunmamasına rağmen davacı tarafından 21.09.2023 tarihinde ... no'lu 170.465,60 TL bedel ile fatura düzenlendiğini, davacı tarafından düzenlenen işbu faturanın taraflar arasındaki herhangi bir sözleşmeden veya davalının talebinden mütevellit düzenlenmediğini, faturanın hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak düzenlendiği hususunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, faturanın, sözleşmenin kuruluş safhasıyla ilgili olmadığına ve TTK. m. 21/2 hükmündeki karine faturanın içeriğine dair olup, sözleşmenin kuruluşuyla ilgili bulunmadığına göre, faturaya itiraz edilmemesinin de sözleşme ilişkisinin varlığını göstermediğini, eğer faturayı alıp da süresi içinde itiraz etmeyen taraf, sözleşme ilişkisini inkar ederse, o zaman, TTK. m. 21/2'deki karinenin uygulanabilmesi için, aralarında, faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğunu ispat yükünün; faturayı düzenleyip gönderen tarafın üzerinde olduğunu, söz konusu faturayı kabul anlamına gelmemekle birlikte fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edilmediğini, davacının fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu husustaki ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının her ne kadar söz konusu faturaya davalı tarafından sekiz günlük süre içerisinde itirazda bulunulmadığı ve bu nedenle faturanın kesinleştiği iddiası ile borca itirazın haksız olduğunu iddia etmişse de faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olmasının davacının iddiasını tek başına ispat etmediğini, söz konusu faturadaki malların davalıya teslim ettiğinin ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu, yüksek mahkeme kararında açıkça ifade edildiği üzere iş veya hizmetin yapılmış olduğunun uyuşmazlık halinde kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafından faturanın hangi hukuki gerekçeye dayalı olarak düzenlendiğini ve davalıya fatura konusu malların ne zaman teslim edildiği hususunun ispat edilmesi gerektiğini, Yüksek mahkeme kararında ifade edildiği üzere faturanın deftere kaydının yalnızca karine teşkil etmekte olup aksinin ispatının her zaman için mümkün olduğunu, huzurdaki davada davacının söz konusu faturayı hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak düzenlediğinin ve faturadaki malların davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının muhasebecisi tarafından alınmış ve ticari defterlere kaydedilmiş olsa da davalı ile davacı arasında söz konusu fatura içeriğine ilişkin herhangi bir yazılı veya sözlü anlaşma bulunmadığını, davalının iş yoğunluğu nedeniyle düzenlenen her faturayı tek tek kontrol etmesinin mümkün olmadığından dolayı, söz konusu faturanın içeriğini öğrendiği gibi faturaya itiraz ettiğini beyan ederek davanın reddine karar vermesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, faturadan kaynaklı itirazın iptali davası olup, takibe ve davaya konu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf her ne kadar icra takibinden sonra borç miktarı kadar iade faturası düzenlemiş ise de bu fatura defterlere kaydedildikten 2 ay sonra düzenlenmiş olup, yasal iade süresi de geçirildiğinden davacı tarafça bu fatura kabul edilmemiştir. Buna göre faturanın ticari defterlere kaydedilmesi, o faturaya konu mal ve hizmetin teslim alındığına karinedir. Bunun aksini iddia eden taraf ispatla mükelleftir. Davalı taraf da malları teslim almadığına yönelik usulünce delil ibraz etmediğinden, malların teslim alındığı karinesi ile birlikte, bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle faturaların ödenmediğine yönelik tespitler nazara alınarak, takibe yapılan itirazın haksız olduğu kanaatiyle davacı tarafça açılan davanın kabulüne ( dava 176.606,00 TL üzerinden açıldığından, bu bedel üzerinden kabul edilmiş ve icra takibinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği belirtilerek) şartları oluşan icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. Açılan davanın kabulüne, davalının ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına takipten sonra yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, hükmolunan (176.606,00 TL) alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin icra takibine konu alacağın fiyat farkı faturasından kaynaklandığı hususunu göz ardı ederek eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararda somut olaya ilişkin hiçbir değerlendirmede bulunmadan yalnızca faturaların ticari defterlere kaydedildiği gerekçesiyle karine yönünden değerlendirmede bulunduğunu, nitekim davacı tarafça da açıkça ifade edildiği üzere ilgili alacak fiyat farkı faturasından kaynaklanmakta olup taraflar arasında daha önce düzenlenen fiyat farkı veya vade farkı niteliğinde herhangi bir fatura bulunmadığını, Yerel mahkemenin buna rağmen faturanın ticari defterlere kaydedildiği gerekçesiyle yalnızca karine üzerinden inceleme yaparak fiyat farkı hususuna ilişkin hiçbir inceleme veya değerlendirmede bulunmadan eksik inceleme ile hüküm kurmuş olup eksik inceleme ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda dava konusu uyuşmazlığın 21/09/2023 tarihli 177.405,60 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklandığını ve taraflar arasında daha önce benzer nitelikte fiyat farkı faturası düzenlenmediği hususunun tespit edildiğini, Bilirkişi raporunda dava konusu alacağın fiyat farkı faturasından kaynaklanmakta olup taraflar arasında daha önce başka fiyat farkı veya vade farkı faturasının düzenlenmediğini, Yargıtay İçtihatlarına göre taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya teamül bulunmaması durumunda vade farkı talebinde bulunulabilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme yargıtay içtihadı birleştirme hukuk genel kurulu kararını hiçbir şekilde değerlendirmediğinden eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, Yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda açıkça ifade edildiği üzere tarafların arasında fiyat farkı veya vade farkına ilişkin bir bilgi, belge veya sözleşme bulunmamakta olup taraflar arasında yıllardır cari hesap ile çalışıldığını, davacı yanın düzenlemiş olduğu 177.405,60 TL bedelli fiyat farkı faturasından başka benzer nitelikte bir fiyat farkı veya vade farkı faturasının bulunmadığını ve taraflar arasında teamül haline gelmiş bir uygulamanın mevcut olmadığını, fiyat farkı faturasının herhangi bir dayanağının bulunmayıp faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesi durumunda dahi işbu hususun vade farkının kabulü anlamına gelmediğini ve fiyat farkının karşı taraftan istenebilmesine imkan tanınmadığını, davacının düzenlemiş olduğu e-fatura ile yevmiye madde görüntüsü birbiri ile çelişkili olup işbu faturanın içeriğinde yer alan hiçbir bir malzemenin davacıya teslim edilmediğini, davacının düzenlemiş olduğu fiyat farkının e-faturasında ''KUM, ÇİMENTO, NAKLİYE'' açıklamalarıyla toplam 177.405,60 TL bedelli fatura tanzim edilmişse de işbu faturada yer alan malzemelerin hiçbirinin davacıya teslim edilmediğini, E-faturada ''KUM, ÇİMENTO VE NAKLİYE'' açıklamaları bulunmasına rağmen davacı yanın fiyat farkı faturasına ilişkin yevmiye maddesinde aynı bedele ilişkin ''VADE FARKI, %20 LİK HESAPLANAN KDV, NAKLİYE 2/10 KDV TEVKİFATLI'' açıklamalarının bulunduğunu, huzurdaki itirazın iptali davasına konu icra dosyasında icra takibinin ''21.09.2023 cari hesap dökümü, ve faturalar gereğince ödenmeyen bakiye 240.799,61 TL'' açıklaması ile başlatıldığını beyan ederek İstinaf başvurularının duruşmalı olarak incelenmesini, ... Mahkemesi'nin ... tarihli ... Esas - ... Karar sayılı kararının kaldırılmasını ve davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, dava konusu faturayı kendi kayıtlarına (ticari defterlerine) işlediğini, bunun dışında fatura davalı yanca BA formu ile vergi dairesine bildirildiğini, davacı tarafından düzenlenen vade farkı faturası davalı tarafından tebliğ alındığını ve süresi içinde faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmiş olmakla davalının defterlerinde yer alan kayıtlar aleyhine delil teşkil edeceğinden davacının, davalı tarafından da vade farkı uygulamasının kabul edildiğini ve alacağını HMK madde 222'de sayılan şartları sağlayan ticari defter ve kayıtları ile ispat ettiğini, davalı tarafından ticari defterlerde yer alan kayıtların aksini ispata yarar herhangi bir kesin delilin sunulmadığı dikkate alındığında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp davalı tarafın aksi yöndeki istinaf başvurusunun haksız olduğunu, Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda her iki tarafın da 21/09/2023 tarihli ... sıra numaralı 177.605,60 TL bedelli vade farkı faturasını BA-BS Formu ile Gelir İdaresi Başkanlığına bildirimde bulunduğunu ve davalının bu faturayı defterlerine kaydettiğinin tespit edildiğini, davalı tarafça vade farkı faturasının benimsenerek ticari defterlerine kaydedildiğini ve BA formu ile vergi dairesine beyan edilmiş olmasının davalı tarafından benimsendiğini gösterdiğini, davalının faturayı benimseyerek ticari defterlere kaydedildikten ve süresinden sonra iade faturası düzenlenmesinin davalı lehine bir sonuç doğurmayacağını, düzenlenen vade farkı faturasının davalının ticari defterlerine kaydedilmesi halinde defterleri aleyhine delil teşkil edeceğinden vade farkına ilişkin faturanın böyle bir durum tespiti halinde davalı yanca kabul edilmiş sayılacağının gözetilmesi gerektiğini, davacının vade farkı faturalarının davalı tarafça benimsenerek ticari defterlerine kaydedilmiş olması ve davalı tarafça BA formları ile vergi dairesine beyan edilmiş olmasının da, davacının vade farkı alacağının varlığını doğruladığını, davalı tarafça sonradan davacının vade farkı tutarınca iade faturası düzenlenmişse de, faturalara davacı tarafça süresinde itiraz edildiğini, ayrıca davacı faturaların benimsenerek ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesinin davalı lehine bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, bu durumda davalının ticari defterine kaydedildiği borçtan dolayı sorumlu olacağının sabit olduğunu, söz konusu vade farkı faturası davalı tarafça defterlerine kaydedilmiş olduğundan defterleri aleyhine teşkil edeceğinden vade farkı faturasının davalı tarafça kabul edilmiş sayılacağının açık olduğunu, davalı tarafın işbu faturayı benimseyip ticari defterlerine kaydedikten sonra üç ay sonra, işbu dava konusu takip dosyasında ödeme emri tebliğinden sonra iade faturası düzenlemiş olmasının kendi yararına sonuç doğurmayacağını, vade farkı faturasının defterlerinde kayıtlı olduğu ve BA formu ile vergi dairesine beyan edilmiş olduğunu, davalının yaklaşık 3 ay sonra vade farkı iadesi içerikli faturayı düzenlediğini, davalının kabul ederek kendi defterine işledikten sonra iade faturası düzenlemesinin kendi yararına sonuç elde edemeyeceği gözetilerek davalı taraf dava konusu vade farkı faturasını ticari defterlerine işlediğini ve BA formu ile vergi dairesine işlemiş olduğundan davalı tarafın istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir.
Dava ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriğinin düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayın tetkikinde; Davacı ve davalı tarafın defterlerinin incelenmesi neticesinde SMMM bilirkişinin düzenlediği 15/12/2024 tarihli raporunda, davacı taraf ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacının davalı taraftan 09.11.2023 takip tarihi itibari ile 246.799,59 TL alacaklı olduğu, davalı taraf muavin dökümüne göre, davalının davacı tarafa 09.11.2023 tarihi itibari ile 236.397,15 TL borçlu olduğu, davacı tarafın takip tarihinden sonra 04.12.2023 tarihinde davalı taraftan 63.394,01 TL tahsilat yaptığı, davacının takip talebi ile talep etmiş olduğu takip öncesi asıl alacaktan, 240.799,61 TL asıl alacak 63.394,01 TL tahsilat 177.405,60 TL fiyat farkı faturası kadar alacak bakiyesi kaldığı, davalı tarafın davacı tarafa 30.11.2023 tarihli ... sıra numaralı iade faturası düzenlediği ve ticari defterlerine işlediği ancak davacı tarafın davalının düzenlemiş olduğu iade faturasını ticari defterlerine işlemediği, noter kanalı ile iade ettiği, takibe konu asıl alacağa ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı tarafa düzenlemiş olduğu 21.09.2023 tarihli 177.405,60 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, dosya içerisinde taraflara ait bir sözleşme bulunmamakta olup fiyat farkı veya vade farkına ilişkin başkaca bir bilgi veya belge de sunulmadığı, davacının ticari defterlerine göre davalı tarafa düzenlemiş olduğu 21.09.2023 tarihli 177.405,60 TL bedelli fiyat farkı faturasından başka fiyat farkı veya vade farkı faturası düzenlemediğinin görüldüğü, davacı tarafından dava dilekçesinde harca esas değer 176.606,00 TL bildirilmiş olduğu için takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılmadığı hususları rapor edilmiştir.
Her ne kadar davalı tarafından istinaf başvuru dilekçesinde; "Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 2001/1 Esas 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklanan Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.’nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine karar verilmiştir." ilişkin kararına dayanılmışsa da; davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının davalı tarafından tebliğ alındığı ve süresi içinde faturaya itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlendiği, bu suretle, davalının defterlerinde yer alan kayıtlar aleyhine delil teşkil edeceğinden, davalı tarafından da vade farkı uygulamasının kabul edildiği ve alacağını HMK madde 222'de sayılan şartları sağlayan ticari defter ve kayıtları ile ispat ettiği, davalı tarafından ticari defterlerde yer alan kayıtların aksini ispata yarar herhangi bir kesin delilin sunulmadığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafın aksi yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bilirkişi raporunun, denetime elverişli, kapsam ve niteliği itibariyle hüküm vermeye yeterli bulunmasına, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, davacı tarafından düzenlenen faturaların 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmeyerek davalı ticari defterlerine kaydedilmiş bulunmasına, HMK 222 madde gereği ticari defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamamasına göre ticari defterlere kaydedilen faturaların sonradan iade faturası düzenlenerek davacıya gönderilmesi davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağından mahkeme kararı ve gerekçesi yerinde olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-... Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında verilen 10/04/2025 tarihli karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 12.063,96 TL harçtan peşin alınan 3014,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.049,21 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 18/09/2025
...
Başkan ...
...
Üye ...
...
Üye ...
...
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.