T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ..
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ..
TARİHİ : ...
NUMARASI : ...
DAVACI : ..
VEKİLİ : ..
DAVALI : ..
VEKİLLERİ : ..
DAVANIN KONUSU : Arabuluculuk Tutunağının İptali
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 09/01/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu .. sevk ve idaresindeki .. plakalı .. model .. ... marka aracın .. tarihinde .. ili, .. ilçesinde kendi şeridinde, normal hızda, kurallara uygun bir şekilde seyir halindeyken, maliki ve sürücüsü .. olan .. plakalı aracın davacının aracına çarptığını ve tam kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, taraflarınca davacının aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin tahsili amacıyla davalı sigorta şirketine .. tarihinde başvuru yapıldığını ve başvurularının aynı gün sigorta şirketine tebliğ edildiğini, taraflarınca başvuru konusu talep ile ilgili olarak .. tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu taraflarla yapılan görüşme sonucunda anlaşma sağlanamayarak .. tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, taraflar arasında arabuluculuk görüşmeleri sürerken davalı sigorta şirketi tarafından sadece davacı taraf olarak gösterilerek davacının aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı bedelinin ödenmesi için ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğunu, işbu arabuluculuk dosyasında sigorta şirketi tarafından davacının vekille temsil edildiği bilinmesine rağmen kötüniyetli olarak taraflarının dosyada vekil olarak eklenmediğini, müvekkili ile yapılan görüşmelerde sigorta şirketi tarafından araçta meydana gelen hasar bedelinin ödenmesi için anlaşmanın sağlanması gerektiği bildirilerek davacının anlaşmaya zorlandığını, ihtiyari arabuluculuk son tutanağında da görüldüğü üzere uyuşmazlık konusu olarak “hasar bedeli” nin de eklendiğini, ödeme yapılmaması tehditiyle davacının iradesinin sakatlandığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, .. numaralı arabuluculuk dosyası son tutanağının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı vekilinin ihtiyari arabuluculuk sürecine eklenmediğini bu sebeple davalı şirketin kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, davalı şirketin davacı vekilini sürece dahil etmek gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını, zira avukatın vekaletnamesinin olmasının müvekkilini her uyuşmazlıkta temsil edeceği anlamına gelmeyeceğini, kaldı ki sürece dahil olmamasında bir sorumlu aranacaksa bu sorumluluğu müvekkiline yöneltmesi gerektiğini, davacının kendi iradesi ile arabuluculuk sürecine dahil olduğunu, sürecin bağımsız ve tarafsız arabulucu aracılığıyla yürütüldüğünü ve tarafların serbest iradesi ile anlaşma ile sonuçlandırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada dava dilekçesi ile gabin (aşırı yararlanma) hukuksal olgusuna dayanılması karşısında mahkemece edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunup bulunmadığına ilişkin toplanan deliller kapsamında davacının değer kaybı zararının tazmini yönünden derdest .. Mahkemesinin .. Esas sayılı dosyasında alınan sigorta eksperi bilirkişi raporunun usul ekonomisi ilkeleri gereğince dosyanın taraflarının aynı olduğu anlaşıldığı, alınan raporda değer kaybı zararı 20.000,00 TL olarak hesap edildiğini .. numaralı arabuluculuk dosyası son tutanağı gereğince davacıya 4.018,00 TL değer kaybı tazminatının ödendiğini bu suretle edimler arasında aşırı oransızlık bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı şirketin davacının iradesini baskı altına almasının söz konusu olmadığını, arabulucunun davacıyı sürecin hüküm ve sonuçları ile ilgili olarak detaylı bir şekilde bilgilendirdiğini, davacının da kendi hür iradesiyle süreci anlaşma olarak sonuçlandırdığını, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 maddesinde "Arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşma yapılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" hükmünün amir olduğunu, bu durumda davacının arabuluculuk sürecinde mutabık kaldığı hususları dava açarak bertaraf edemeyeceğini, davacının bu durumda kötü niyetli davrandığını, yalnızca edimler arasında fark bulunması nedeniyle arabuluculuk tutanağının iptalinin uygun olduğu yönünde yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, .. Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece dava süresince eksik değerlendirme ve inceleme yapıldığını, dosya içerisindeki bilirkişi raporuna karşı itirazları bulunmasına rağmen mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini, yerel mahkemece kurulan hükümde hükmün gerekçesinin açıklanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı alacak hakkında düzenlenen arabuluculuk tutanağının iptali talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-h. Maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartları arasında sayılmıştır. Madde gerekçesinde, "...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir..." şeklinde açıklama yapılmıştır.
Eldeki davada, arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline ilişkin talep, niteliği itibariyle tespit davasıdır. ..davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Nitekim, aynı taraflar arasında, aynı kazada oluştuğu ileri sürülen değer kaybı alacağının tahsiline yönelik .. Mahkemesi'nin .. Esas sayısı ile açılan ve halen derdest olan davada, arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği ön sorun olarak incelenebilecektir.
Hal böyle olunca, davacının arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali istemiyle ayrı bir dava açılmasında güncel hukuki yararı bulunmadığından, davanın HMK'nın 114/1-h. maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, .. Mahkemesi'nin .. tarih, .. Esas .. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
1-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B)İstinaf yargılaması bakımından:
1-Davalı tarafından yatırılan 891,50 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
2-Davalı tarafından yapılan 300,00 TL posta ücreti ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.469,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
C) Gider avansından kalan kısmın re'sen yatırana iadesine,
Ç) İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 09/01/2025
...
Başkan 39702
..
Üye 107640
..
Üye 139642
..
Katip 97050
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.