T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ..
KARAR NO : ..
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
TARİHİ : 16/09/2024 (Ara Karar)
NUMARASI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 18/10/2024
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar .... vekili sunduğu 19/08/2024 tarihli dilekçesinde özetle ; Bilirkişi raporu ve ek raporu sonucu davalının en az 29.Aralık 2023 tarihli hesaplamaya göre 3.274.000,00 Tl borçlu olduğunu, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca karara yakın tarihte ek rapor alındığında bu rakamın daha da artacağını, davalının 4.275 .978 TL borçlu olduğunun, alacağın denkleştirici adalet ilkesi, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte 5.000.000 TL ye ulaşacağı açık olduğunu, bu alacağın davalıdan tahsil edilebilmesinin imkansız hale gelmiş durumda olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin para gönderdiği kat karşılığı inşaat yapım işini tek başına yapamayarak yanına önce Öz mahmutoğlu ltd.şti ni aldığını, iki şirketin birlikte inşaata devam ettiğini, inşaatın halen kaba inşatı bitmiş şekilde devam ettiğini, ancak süreç içinde tarafların anlaşamadıklarını ve ortaklığı ayırma kararı alındığını, davalı şirket yetkilisi .... ve ..... yetkililerinin müvekkili ve avukatı olarak kendisini arayarak davalı şirketi Öz Mahmutoğullarının devir alacağını , bu nedenle davacının alacağını da bir protokol çerçevesinde ödemek istediklerini belirterek , ... ofisinde görüşmeye davet ettiklerini, görüşme esnasında Davacılardan ....i arasında tartışma çıktığından ve ortam çok gerildiğinden görüşme ve protokol yapılamadığını, .... şirketinin davalı şirket hisselerini devir almaktan vaz geçerek , toprak sahiplerinin de muvafakatını alarak kat karşılığı inşaat sözleşmesini devir aldığını, bu devre karşılık.... davalı ... ye Milas ve Menteşe de bulunan 4. Adet gayrı menkulünü 8.Ağustos 2024 tarihinde devir ettiğini, davalı şirketin başkaca bir işi ve mal varlığı bulunmadığını, davalının devir aldığı bu gayrı menkulleri derhal eden çıkaracağının aşikar olduğunu, davalı şirketin bir mali gücü olmadığından ve esasen borca batık olduğundan , taahhüt ettiği kat yapım sözleşmesini bitiremediğinden, bu işten ayrılmak zorunda kaldığını, 5.000.000,00 TL alacakları için borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır,taşınmaz malları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine mahkemece takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 20.08.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden/davalı vekili dilekçesinde özetle: Davacı vekilince mahkemeye sunulan 19/08/2024 tarihli ihtiyati haciz talep dilekçesine istinaden 20/08/2024 tarih ve 2023/277 Esas sayılı İhtiyati haciz ara kararı ile 2004 sayılı İİK’nın davalı müvekkili aleyhine 5.000.000,00-TL’lik borcuna ve masraflarına yeter miktardaki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıs ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiğini, ancak kararın henüz taraflarına tebliğ edilmemiş olup haricen öğrendiklerini, öncelikle dava değeri 2.848,115-TL olup, davacı taraf bu değer üzerinden nispi harç yatırılmış olup, peşin harcı yatırılmayan (5.000.000,00-TL-2.848,115,00-TL)=2.151.885-TL yönünden ihtiyati haciz talep edilemeyeceğinden bu kısım yönünden talebin reddi gerekirken kabulünün açıkça hukuka ve Yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olup, hiçbir inceleme yapılmaksızın itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, somut olayda, davacı vekilinin, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında yer almayan ve bilirkişi raporlarında belirlenmeyen ve kendince yaptığı var olmayan bir alacak miktarını belirleyip talepte bulunduğunu, maalesef adli tatilde görevli geçici heyetçe davacının talep ettiği miktarına harcını dahi yatırıp yatırmadığına bakılmadan ve muhtemelen dosyalar karıştırılarak ihtiyati haciz kararı verdiğini ve müvekkilinin mağdur edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinin bazı yerlerinde adi ortaklık kurduğunu, bu amaçla yapılacak inşaat için sermaye kurduğunu ve çeşitli ödemeler yaptığını ileri sürdüğünü, bazı yerlerinde ise davalıya borç para verdiğini ileri sürdüğünü, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve davacıların dosyaya sunulan ödeme dekontlarından anlaşılacağı üzere davalı dışında 3. Kişilere yaptığını iddia ettiği ödemeleri de müvekkilinden talep etmekte olduğunu, bu konuda müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın 2 kişi olup hem gerçek kişi hem de tüzel kişiliği olduğunu, burada alacağın olduğu kabul edilmemekle birlikte alacaklının kim olacağını, bu konuda her iki davacının aynı anda aktif husumetinin olmadığını, davacı taraf alacağının sebebini dahi net olarak açıklayamadığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğu tespit edilmeden yargılamanın devamı ve alacak olup olmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 sayılı HMK’nın 119 maddesi gereğince öncelikle alacak talebinin kalem kalem sebebini ve talep sonucunu açıklattırılması gerektiğini, müvekkili tarafından bu iddia kabul edilmemekle birlikte eğer adi ortaklığa sermaye koymuş ise koymuş olduğu sermayeyi talep etme hakkının bulunmadığını, adi ortaklık tasfiye edilmeden ve tasfiye alacağının var olup olmadığı ve miktarı belirlenmeden alacak talep etme hakkının bulunmadığını, dolayısıyla 2004 sayılı İİK’nın 257 vd. maddeleri anlamında alacağın var olup olmadığı ve miktarı ile ilgili yaklaşık ispat koşulları gerçekleşmediğinden itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini, mahkemece itirazlarının tam olarak kabul edilmediği, 2004 sayılı İİK’nın “Borçlu tarafından gösterilecek teminat:” başlıklı 263. Maddesinde; “Haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek veya icra memuru tarafından kabul edilecek esham ve tahvilat veya taşınır ve taşınmaz rehin veya muteber bir banka kefaleti gösterilmek şartiyle borçluya ve mal üçüncü şahıs elinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak bu şahsa bırakılabilir. İstenilecek teminat her halde borç ve masraf tutarını geçemez.” Hükmünün yer aldığını,.... bağımsız bölümün davalı müvekkiline ait olduğunu, değerinin yaklaşık 7-8 milyon TL civarında olduğunu, talep edilen miktarının fazlasıyla karşılamakta olduğunu, bu nedenle bu taşınmazın teminat olarak kabul edilerek mahkemenin 20/08/2024 tarih ve 2023/277 Esas sayılı İhtiyati haciz ara kararı ile verilen” 2004 sayılı İİK’nın davalı müvekkilim aleyhine 5.000,00-TL’lik borcuna ve masraflarına yeter miktardaki diğer menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıs ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması” ara kararının kaldırılarak; Sadece harçlandırılan dava değeri olan 2.848,115,00-TL miktarla sınırlı olmak üzere ihtiyati haczin müvekkili adına kayıtlı .... sayılı konut niteliğindeki bağımsız bölüm üzerine konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece 16.09.2024 tarihli ara kararı ile 20.08.2024 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Bilirkişi raporunun takdiri bir delil olduğunu, bilirkişi raporunun kesinleşmesi diye bir kavramın olmadığını, 29.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilleri tarafından davalıya çeşitli dönemlerde banka dekontları ve ticari defterler incelenerek 6.256.644 TL para gönderdiğini ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca 8.274.099 TL isteyebileceğinin tespit edildiğini, bu raporun taraflarınca kabul edildiğini, davalı tarafından da rapora itiraz edilmediğini, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davalının borçlu olduğunu, borcun temerrüde uğradığını, davalı şirketin kuruluş amacı olan ve tek işi olan kat karşılığı inşaat işini başka bir şirkete devir ettiğini , devir karşılığı aldığı dört adet gayri menkulün satışa çıkardığını ve bunun dışında başkaca mal varlığı olmadığını, olası zararına karşılık yeterli teminatın yatırıldığını, bu durumda bırakın yaklaşık ispat koşullarını, kesin ispatın gerçekleştiğini, bu nedenlerle ihtiyati haczin kaldırılması yönünde karar vermenin yanlış olduğunu, davalı vekilince ... sayılı İhtiyati haciz dosyasına duruşma zaptı sunularak hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini ve bu talebin icra müdürlüğünce kabul edildiğini, ... sayılı dosyası ile memur işlemini şikayet davasından ve icraya yapılan itirazdan sonra kararın geri alındığını, davalı tarafın kötü niyeti ve bir an önce ,hiç vakit kaybetmeden mal kaçırma telaşında bulunduğunu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.08.2024 tarihinde verdiği ihtiyati haciz kararını 16.09.2024 tarihinde koşullarda her hangi bir değişiklik olmamasına rağmen , "bilirkişi raporu kesinleşmemiştir" diyerek ve yaklaşık ispat koşullarından fazlası olduğu halde , yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile ( ve dava kazanıldığında alacaklının alacağını alma ihtimalinin hiç olmayacağı açık iken ) kaldırmasının yanlış olduğunu, bu nedenle ileri sürdüğü gerekçeler ve resen dikkate alınacak gerekçeler ile ihtiyati haciz kaldırma kararının kaldırılarak , ihtiyati haczin devamı yönünde karar vermesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğu tespit edilmeden yargılamanın devamı ve alacak olup olmadığı tespit edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 Sayılı HMK’nın 119 maddesi gereğince öncelikle alacak talebinin kalem kalem sebebini ve talep sonucunu açıklattırılması gerektiğini, müvekkili tarafından bu iddia kabul edilmemekle birlikte eğer adi ortaklığa sermaye koymuş ise koymuş olduğu sermayeyi talep etme hakkı bulunmadığını, adi ortaklık tasfiye edilmeden ve tasfiye alacağının var olup olmadığı ve miktarı belirlenmeden alacak talep etme hakkı bulunmadığını, 2004 sayılı İİK’nın 257 vd. maddeleri anlamında alacağın var olup olmadığı ve miktarı ile ilgili yaklaşık ispat koşulları gerçekleşmediğinden verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması kararının yerinde olduğunu, davacının ihtiyati haciz kararının devamına yönelik taleplerinin reddi gerektiğini beyanla istinaf talebinin reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacılar vekili 20.09.2024 tarihli dilekçesi ile her iki davacı yönünden ayrı ayrı taleplerini somutlaştırmış, her bir davacı yönünden talep ettiği alacak miktarını ayrı ayrı belirtmiştir.
Davacılar vekili tarafından istinafa başvurulduğu görülmüş ise de, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle, her bir davacı için, davacı vekilinin başvurma ve maktu karar harçlarını ayrı ayrı yatırması gerekirken davacı şirket bakımından istinaf kanun yoluna başvuru harcının yatırılmadığı anlaşılmaktadır. (Bkz. İhtiyari dava arkadaşlığında ayrı harç alınması gerektiğine dair Yargıtay 17 HD'nin 2015/2251 esas, 2017/9806 karar, 2016/8563 esas 2017/3249 karar, 2015/6177 esas 2018/359 karar sayılı ilamları)
6100 sayılı HMK.nun 344/1.maddesinde "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346. maddenin 2. fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." hükmü getirilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağı açıktır. Dosyada, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurusu olduğu halde, 18/09/2024 tarihli makbuzla davacı Yüksel Ilık adına harç yatırıldığı, davacı şirket yönünden ise 25/09/2024 tarihli makbuzla maktu karar harcının yatırıldığı, istinaf kanun yoluna başvurma harcının ise yatırılmadığı, bu şekilde HMK 352/ç maddesi gereğince başvuru şartlarının yerine getirilmediği görülmekle, mahkemece öncelikli olarak HMK 344. maddesi gereğince,
İstinaf yoluna başvuran davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle; davacılar vekilince adına harç yatırılmamış davacı şirket yönünden de 1 adet istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırılması için muhtıra çıkarılarak,
(a) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun anılan maddesinde öngörülen prosedür işletildikten,
(b) Davacı tarafça başvurma harcının yatırılmaması halinde adına istinaf harcı yatırılmayan davacı şirket yönünden istinaf dilekçesinin reddi yönüne gidilirse ilgili ek kararın tebliğ edilerek buna ilişkin yedi günlük istinaf süresinin beklenilmesi;
Eksik harcın bir haftalık kesin süre içinde yatırılması halinde harç eksikliği tamamlandıktan sonra tekrar istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmek üzere dosyanın Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi göre; mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1- Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle davacı şirket yönünden eksik yatan istinaf kanun yoluna başvuru harcının tamamlanması için, harç eksikliğinin giderilerek, gerektiğinde HMK'nun 346.maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince GERİ ÇEVRİLMESİNE,
2-Diğer istinaf itirazlarının eksiklikler tamamlanıp dosya geldiğinde değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.352 uyarınca oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.18/10/2024
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.