T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 16/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : ... Esas
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1-...
...
2-...
3-...
...
4-...
...
5-...
...
6-...
VEKİLLERİ : Av....
Av....
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar ..., ... ve ...Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezi ... ...'de bulunan ortakları; ... Otomotiv Mamülleri San ve Tic A.Ş. (davalı ...'nun kurucu ortağı ve münferiden temsil yetkisine sahip olduğu )...Lojistik Kiralama Taah. İnş. San. ve Tic. A.Ş. (davalı ....'ın kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu ) ... Yapı San Tic A.Ş. (davalı ...un kurucusu ve münferiden yetkilisi olduğu) ...Yapı Malzemeleri San v e Tic Ltd. Şti. Olan (davacı müvekkil şirket) ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin beheri 100,00-TL değerinde 14300 adet paya sahip olup şirketin azınlık ortağı olduğunu, müvekkilinin de ortağı olduğu...İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. 2018 yılında ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parsel numaralı taşınmaz üzerinde ... isimli 37 Bağımsız bölümden oluşan bir site inşaatına başlandığını ve 2021 yılından itibaren projede oturum başladığını, proje kapsamında şirket adına kayıtlı olan değerli taşınmazların, şirket aktifinin temelini teşkil ettiğini, müvekkilinin ortaklık ile ilgili ne zaman bilgi almak istese diğer ortaklar tarafından kendisine bilgi verilmekten imtina edildiğini, özellikle 2022 yılından itibaren bu durumun sistematik bir hal aldığını hatta müvekkili şirket yetkilisi ...a 2022 Olağan Genel Kurul toplantısında şirketteki hisselerini karşılıksız devir etmesi, daire satışları yapıldığında bedelinin kendisine ödeneceği söylenerek ortaklıktan çıkışı için baskı kurulduğunu, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediği için ortaklar arası huzursuzluk baş göstermeye başladığını, şirketin 2023-2024 olağan genel kurullarını yapmadığını, şirketin yaptığı satışlardan müvekkili şirket yetkilisi ...'ı haberdar etmediğini bu süreç içinde herhangi bir kar dağıtımı yapmadığını, müvekkili şirketin idari ya da mali işleyişi ile ilgili bilgilendirmemeye özellikle devam ettiğini, uzun zamandan beri müvekkili şirketin işleyişinde doğru gitmeyen bir takım girişimlerin olduğunu fark ettiğini ve kendi hissesine düşen bedeli almak sureti ile ortaklıktan ayrılmak istediğini ancak yine bedelsiz ortaklıktan ayrılması şeklinde bir teklif ile karşı karşıya kaldığını, ancak bu süreçte yaptıkları araştırmalar neticesinde; şirketin 15/11/2022 yılından itibaren şirketin müdürlüğünü yapan ...un diğer ortaklar ile birlikte hareket ederek herhangi bir genel kurul kararı alınmaksızın ve şirket menfaatine açıkça aykırı biçimde, rayiç değerinin çok altında 2024 ve 2025 yıllarında şirketin son kalan taşınmazlarını da ...Firmasının ortağı olan şirketlerin yetkilileri ve 1. dereceden akraba ve yakınlarına; projenin en büyük ve en kıymetli taşınmazı olan C Blok'u da davalılar ...-... ve ... tarafından açıkça müvekkilini bertaraf etmek kastı ile 22/01/2024 tarihinde müvekkilinin bilgisi dışında kurmuş oldukları diğer davalı. ... A.Ş.'ye devir ettiğini, şirket müdürü davalı ... tarafından gerçekleştirilen bu satışlar neticesinde ... Firması’nın aktifinde herhangi bir malvarlığı kalmadığı gibi bu toplu satışların satış bedelleri reel satış bedellerinin fahiş denilecek seviyede altında gösterildiğini, ona rağmen bu bedellerin dahi şirket kasasına girmediğini, yani şirketin nakdi olarak kasası boş olduğu gibi aktif anlamında diğer 3 ortağın ve yakınlarının üzerlerine yapılan devirler ile herhangi bir gayrımenkulü de kalmadığını, yani müvekkilini zarara uğratmak ve defalarca dile getirildiği gibi herhangi bir ödeme yapmadan şirket ortaklığını sonlandırmaya zorlamak kastı ile şirketin içi kasıtlı olarak birlikte hareket edilmek sureti ile boşaltıldığını, dolayısı ile tüm bu taşınmaz satışlarının muvazaalı olup satış görüntüsü altında müvekkilini zarara uğratma ve şirketin içini boşaltma saiki ile gerçekleştirildiğini ve iptali gerektiğini belirterek, azınlık ortak sıfatıyla ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti adına dava açma yetkisinin tarafına verilmesini, davalı ... tarafından hem kendi adına hem de diğer davalılar adına muvazaalı biçimde gerçekleştirilen tüm taşınmaz devirlerinin hükümsüzlüğüne, davalılar adına olan taşınmaz kayıtlarının iptaline ve yeniden taşınmazların ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti adına tesciline, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parsel numaralı taşınmaz üzerinde davalılar adına devir edilmiş tüm taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi 30/10/2025 tarihli ara kararında; davanın niteliği ve davaya ve tedbire konu taşınmazların dava sürecinde 3. kişilere devri halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği noktasında yaklaşık ispat şartının sağlandığına kanaat getirilerek ihtiyati tedbir talebinin davalılar üzerine kayıtlı taşınmazlar üzerine kabulüne karar verildiğini, ayrıca davalılar üzerine kayıtlı taşınmazlar yönünden yargılama aşamasında yapılacak keşif veya tespit sonrası her zaman arttırılmak veya azaltılmak kaydı ile şimdilik mahkemece belirlenen bedel üzerinden 1.000.000 TL teminat alınmasına karar verilmiştir.
Davalılar ...ve... vekili itiraz başvuru dilekçesinde, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddini istemiş, yetki ve görev itirazında bulunmuş, huzurdaki davanın HMK 29 ve TMK 2 maddeleri kapsamında dürüstlük kurallarına aykırı şekilde açılmış bir dava olduğu gibi açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı şirketin huzurdaki dava açılana kadar bir gün bile şirketten bilgi alma talebi olmadığını, davacı şirketi ve temsil-ilzama yetkili tek ortağının huzurdaki davayı açarken 2025 yılında kendisine yapılan tapu devrini ve esasen bu şekilde fiilen ortaklıktan çıktığını da gizlemiş durumda olduğunu, kimsenin kendi muvazaasından hak iddia edemeyeceği gibi, herkesin haklarını kullanırken iyi niyetli olmak zorunda olduğunu ve bir davayı açarken hukuki yararı olması gerektiğini, davacının iddiasının "muvazaa" ise bir taşınmazın devir bedelinin tek başına muvazaa iddiasını ispat için yeterli olmadığını, taşınmazların devir bedelleri ziyadesiyle ve tapu devrinden çok önce ödendiğini ve mahsuplaşıldığını, ne şirketin zarara uğratıldığını ne de muvazaalı bir satış yapıldığını, davacının muvazaa iddiasını ispat etmeye yarayan tek bir delil olmadığını, kaldı ki davacı şirketin (tek ortağı olan ...) hisse devir bedeli karşılığı taşınmazın mülkiyetini de tapuda 20/03/2025 tarihinde devir aldığını, dolayısıyla aslında davacının 20/03/2025 tarihinden beri kayden değilse bile hukuken şirket ortağı dahi olmadığını, dolayısıyla halihazırda ...şirketinde hukuken ortak sıfatı bulunmayan davacı ... şirketinin ne ortak sıfatıyla dava açmak için yetki isteme hakkı ne de şirket ortağı sıfatıyla ve şirket adına dava açarak tapuların iptali ile yeniden ...adına tescilini talep etme hakkı olmadığının izahtan vareste olduğunu, hukuken ortak sıfatı bulunmayan davacı şirketin güya adına dava açtığı... şirketi açısından hiçbir hukuki yararın bulunmadığının da son derece açık olduğunu, üstelik bu husus dikkate alındığında davacının aktif dava ehliyetinin olmadığının da izahtan vareste olduğunu, huzurdaki davanın azınlık hakkı kapsamında açılabilecek bir dava da olmadığını, davacı dava dilekçesinde kar payı dağıtımı yapılmadığını iddia etmişse de, kâr payı dağıtımı konusunda yetkili organın Genel Kurul (Ortaklar Kurulu) olduğunu, TTK m. 616/1-e uyarınca kâr payı dağıtım yetkisinin, Genel Kurul'un (Ortaklar Kurulu'nun) devredilmez yetkileri arasında olduğunu, kâr payı dağıtımı hakkında kanunda özel bir karar nisabı öngörülmediğini, bu sebeple şirket ana sözleşmesinde aksi öngörülmediği sürece, genel kurul (ortaklar kurulu) kâr payı hususundaki kararını, TTK’nın 620. maddesi çerçevesinde, genel kurulda (ortaklar kurulunda) temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile aldığını, kaldı ki şirketin dağıtacak bir karı da olmadığını, davacı hariç tüm diğer ortakların ceplerinden ... şirketine ödedikleri, diğer bir ifadeyle borç verdikleri paralarla dönebildiğini, projenin yönetilebildiğini, kaldı ki davacının Genel Kurulun (Ortaklar Kurulunun) toplantıya çağırılmasını talep etme hakkı mevcut iken, bu hakkın da bugüne kadar hiç kullanılmadığını, çünkü davacı ... şirketi ve projesi ile ilgilenmediğini, çünkü davacının sadece "tapuyu aldım şimdi daha fazla ne alabilirim acaba?" sorusunun cevabının peşinde olduğunu, davacının şirketi ve projeyi değil, kendi cebini düşündüğünü, davacının dava dilekçesindeki iddialarının ispatına yarar tek bir delil dahi sunmadığını, dava dilekçesinin eklerinin sadece TTSG kayıtları olduğunu, davacının ... şirketinin genel kurulunu (ortaklar kurulunu) toplantıya çağırdığını gösterir tek bir delil sunulamadığını, çünkü böyle bir talebin hiçbir zaman olmadığını, keza mahkemece kararda devir bedellerine ilişkin kayıtların da dosyaya gelmediğine işaret edildiğini, bu devirlerin hayatın olağan akışına aykırı şekilde çok düşük bedel karşılığında yapıldığının da tespit edilmediğini, huzurdaki davada yaklaşık ispat kuralı hiç gerçekleşmediği gibi 6 ayrı davalı olmasına rağmen, sanki tek bir davalı varmış gibi, hangi davalının hangi zararına karşı teminatın verildiği dahi açıklanmaksızın, tüm davalılar birlikte hareket etmek zorunda olmamasına ve zararları da eşit olmamasına rağmen, sadece 1.000.000,00 TL tutarlı teminat ile 6 ayrı davalı adına kayıtlı 11 adet taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş olmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava konusu 11 adet taşınmaz için alınan 1.000.000,00 TL tutarındaki tek bir teminatın 6 ayrı davalının zararlarını karşılamak için yeterli olmayacağını, teminat mektubunun da usul ve yasaya aykırı tanzim edildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İlk derece mahkemesi 14/01/2026 tarihli ara kararı ile, Somut olayda; davaya konu olan taşınmazlar yönünden verilen tedbire yönelik kararın yerinde olduğu, tedbir konulan taşınmazların dava konusunu oluşturduğu, itiraza konu kararda açıklanan gerekçeye, dayanılan deliller ve hukuksal sebeplere ve özellikle tedbire ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yan görülmediği gerekçesiyle, 2004 sayılı İİK'nın 265/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar ..., ..., ...Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi vekilinin 30/10/2025 tarih ve ... Esas sayılı ara karar sayılı ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davacının tedbir talebi yönünden yetkisiz ve görevsiz olduğunu, HMK m. 12/1 uyarınca taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, davacının dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve ... şirketi adına tescili talebi yönünden de taşınmazların bulunduğu yer olan Gündoğan'ın bağlı bulunduğu ... Adliyesinde açılmış olması gerekirken yetkisiz ... Adliyesinde açılmış olması dolayısıyla huzurdaki davadaki, tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi istenmiş olmakla yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının da her halükarda kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, aynı zamanda görev itirazlarının bulunduğunu, HMK m. 390/3 uyarınca tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu, ilk derece mahkemesince her ne kadar "Davanın niteliği ve davaya ve tedbire konu taşınmazların dava sürecinde üçüncü kişilere devri halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği noktasında yaklaşık ispat şartının sağlandığına kanaat getirilerek ihtiyati tedbir talebinin davalılar üzerine kayıtlı taşınmazlar üzerine kabulüne" karar verilmişse de kanunun açıkça tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu hüküm altına alarak aslında taşınmazların üçüncü kişilere devri halinde hakkın elde edilmesinin imkansızlaşıp imkansızlaşmamasını değil, davanın esası yönünden yaklaşık bir haklılık durumunun mahkemece görülmesini istediğini, oysa davacının dava dilekçesindeki iddialarının ispatına yarar tek bir delil dahi sunmadığını, dava dilekçesinin eklerinin sadece Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları olduğunu, davacı tarafından ... şirketinin genel kurulunun (ortaklar kurulunu) toplantıya çağrıldığını gösterir tek bir delil de sunulamadığını, çünkü böyle bir talebin hiçbir zaman olmadığını devir bedellerine ilişkin kayıtların da dosyaya gelmediğine işaret edildiğini, bu devirlerin hayatın olağan akışına aykırı şekilde ve aynı parselde kayıtlı diğer tüm taşınmazların devir bedelleri ile karşılaştırıldığında önemli derecede fark yaratacak şekilde çok düşük bedel karşılığında yapıldığının da tespit edilmediğini, kaldı ki yerleşik içtihatlar devir bedeli düşüklüğünün muvazaanın ispatı için yeterli ve geçerli olmadığı yönünde olduğunu, huzurdaki davada yaklaşık ispat kuralının hiç bir şekilde gerçekleşmediğini, davacı ...'in, ...'teki payına tekabül eden hisse devir bedeli karşılığı olarak ...in tek ortağı ...'a taşınmaz devrinin gerçekleştirildiği ve esasen bu tarihte ...'in ortaklığı bizatihi davacı ...’in talebi ve onayı ile sonlandığı açık ve net olmasına karşın davacının hem Serhatlı’dan kendisine yapılan hisse devir bedelinin bizatihi ... tarafından ödendiğini hem de kendi hissesinin bedeli karşılığı aldığı taşınmazı gizleyerek, olağanüstü bir kötü niyetle huzurdaki davayı ikame ettiğinin ortada olduğunu, ... şirketindeki davacı ... dışındaki diğer ortakların da ... şirketindeki alacakları ile şirketteki hak ve hisselerine karşılık, tıpkı davacı ... şirketinin ... şirketindeki tüm hak ve hisselerine karşılık tek ortağı ... adına devredilmesine benzer bir şekilde;....Lojistik'in alacaklarına karşılık şirketin tek ortağı ...'a 3 ve oğlu ...'a 1 adet olmak üzere toplam 4 adet, Yüzbaşıoğlu'nun alacaklarına karşılık şirket ortağı ...'na 3 ve eşi ...'ya 1 adet olmak üzere toplam 4 adet ... Yapı'nın alacaklarına karşılık şirket ortağı ...'a toplam2 adet bağımsız bölüm devredilmiş ve alacakları bu şekilde sıfırlanmış, ayrıca ... şirketindeki hak ve hisselerine karşılık da davacı ... dışındaki ortaklar tarafından kurulan ... şirketine de 1 adet ticari bağımsız bölüm devredildiğini, sonuç olarak ... şirketinin davacı da dahil olmak üzere tüm ortaklarının aralarında yapmış oldukları bir mutabakat ve anlaşmayla ... şirketindeki hem alacakların, hem de hak ve hisselerinin paylaşımı bu şekilde yapılmış olup nihai amaç sadece bu proje için kurulmuş olan ... şirketinin, tüm ortakların hak ve alacaklarının ödenmesi olduğunu, ne ... şirketinin zarara uğratılmış ne de muvazaalı bir satış yapıldığını, kaldı ki, aksinin kabulü halinde davacının aldığı bağımsız bölüm de muvazaalı hale gelir ki kimsenin kendi muvazaasından hak iddia edemeyeceği gibi, herkes haklarını kullanırken iyi niyetli olmak zorunda olduğunu ve bir davayı açarken hukuki yararı olması gerektiğini, bu hususun hukukun en temel prensiplerinden biri olduğunu, davacı hissesinin bedelinin ... tarafından ödenmiş olduğu, şirkete hiçbir katkısının olmadığı, hissesi karşılığı tapu devrini alarak ve esasen ortaklıktan ayrıldıktan sonra, asılsız iddialar ve gizlenmiş gerçeklerle hem de artık fiilen ortağı olmadığı bir şirket adına hareket ettiğinden söz ederek tapu iptali talep edemeyeceğini, bunun aleni ve olağanüstü bir kötüniyet olduğunu, davacının iddiasının "muvazaa" ise bir taşınmazın devir bedeli tek başına muvazaa iddiasını ispat için yeterli olmadığını, taşınmazların devir bedellerinin ziyadesiyle ve tapu devrinden çok önce ödenmiş ve mahsuplaşıldığını, ne şirketin zarara uğratılmış ne de muvazaalı bir satış yapıldığını, davacının muvazaa iddiasını ispat etmeye yarayan tek bir delil olmadığını, huzurdaki davada yaklaşık ispat kuralı hiç gerçekleşmediği gibi 6 ayrı davalı olmasına rağmen, sanki tek bir davalı varmış gibi, hangi davalının hangi zararına karşı teminatın verildiği dahi açıklanmaksızın, tüm davalılar birlikte hareket etmek zorunda olmamasına ve zararları da eşit olmamasına rağmen, sadece 1.000.000,00 TL tutarlı tüm tarafların birlikte hareket etmesini zaruri kılan bir teminat ile 6 ayrı davalı adına kayıtlı 11 adet taşınmaz üzerine (taşınmaz başına yaklaşık 91.000 TL teminatla) ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş olması da açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının davasını 20.000.000 TL üzerinden harçlandırdığını, bizatihi kendi dava dilekçesinde taşınmazların değerleri hususunda beyanlarda bulunmuşken, taşınmaz başına 90.909- TL teminatla 11 taşınmaz için tek bir teminat alınarak, 11 taşınmazın sadece davacı beyanları ile adeta kilitlenmesinin, mülkiyet hakkı ihlali olduğunu, dava konusu 11 adet taşınmaz için alınan 1.000.000,00 TL tutarındaki tek bir teminatın 6 ayrı davalının zararlarını karşılamak için yeterli olmayacağının da çok açık olduğunu, teminat mektubunun da usul ve yasaya aykırı tanzim edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, limited şirketin sahibi olduğu dava konusu taşınmazların muvazaalı şekilde devredildiği iddiasına dayalı tapu iptali tescil, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, tapu iptali tescil talep edilen uyuşmazlık konusu taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin zorlaşabileceği kanaatine varılmasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalılar ..., ... ve ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında verilen 14/01/2026 tarihli ara karara karşı davalılar ..., ... ve ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalılar ..., ... ve ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.16/04/2026
...
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.