T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2025
NUMARASI : ...Esas ...Karar
DAVACILAR : 1-...
2-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 1-....
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 2-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 3-...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av...
ASLİ MÜDAHİL : 4-...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
Av. ...
Av. ...
ASLİ MÜDAHİL : 5 -...
VEKİLİ : Av. ...
ASLİ MÜDAHİL : 6-...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av....
ASLİ MÜDAHİL : 7-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 8-...
VEKİLLERİ : Av....
Av....
ASLİ MÜDAHİL : 9-...
VEKİLİ : Av. ...
ASLİ MÜDAHİL : 10-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 11-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 12 -...
VEKİLLERİ : Av....
Av....
Av. ...
ASLİ MÜDAHİL : 13-...
VEKİLİ : Av....
ASLİ MÜDAHİL : 14 -...
VEKİLİ : Av. ...
KONKORDATO KOMİSERİ : 1-...
...
KONKORDATO KOMİSERİ : 2 -...
...
KONKORDATO KOMİSERİ : 3-...
...
DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 05/05/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... Granit Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin mermer sektöründe taş ve mermerin kesilmesi, şekil verilmesi ve bitirilmesi (doğaltaşlardan, mermerden, su mermerinden, travertenden, kayağantaşından, levha, taba, kurna, lavabo, karo, kaldırım taşı, yapı taşı, mezar taşı vb. imalatı dahil. süs eşyası hariç) alanında faaliyet gösterdiği, davacı ...'in şirketin %100 sermaye ile münferiden şirketi temsile yetkili ortağı olduğu, şirketin 400.000,00 TL sermayesinin tamamının ödendiği, ...'in şirketin borçlarına kefil olduğunu, davacıların borçlarının tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetlerinin devam ettirilmesi amacıyla konkordato talebinde bulunduğu, bu nedenlerle, İcra ve İflas Kanunu'nun 285 vd. madde hükümleri uyarınca davacılar hakkında konkordatonun tasdik edilmesini ve konkordato mühleti verilmesini, mühlet kararı süresince gerekli tedbirlerin alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacıların dosya kapsamı itibariyle sırf alacakların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep ettiği, bunun da konkordato müessesesinin amacına uygun düşmediği, davacı gerçek kişinin ön projesinin ve revize projesinin kendine özgü bir hedefi içermediği, ayrıca konkordato kaynakları olarak göstermiş olduğu hususların projelerin uygulanabilirliğini sağlamadığı, tamamen ihtimallere dayalı olarak bir projenin öngörüldüğü, konkordatonun başarıya ulaşma şansının dosya kapsamı itibariyle bulunmadığı ve yukarıda yer verilen Yüksek Dairelerin yerleşik içtihatları ile konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı sabit olduğundan davacı gerçek kişi ...'in İcra ve İflas Kanunu'nun 287. ve 292. maddeleri uyarınca konkordato talebinin reddine, geçici mühletin sonuçlarının kaldırılmasına ve verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiği, davacı gerçek kişi ...'in dosya kapsamı itibariyle iflasa tabi olan gerçek kişi olmadığı anlaşıldığından iflası hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. "şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Karardaki tespitlerin aksine müvekkili firmanın cari dönem borcu bulunmadığını, 27.11.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda yer alan tespitlerin ilk derece mahkemesi tarafından hatalı yorumlandığını, raporun 34. Sayfasında müvekkilinin 30.09.2025 tarihi itibariyle vadesi gelmiş cari dönem borcunun 142.909,99- TL olduğu ifade edilmiş olup, bu hususun dosya kapsamıyla uyumlu olduğunu, mahkemece dikkate alınması gereken cari dönem borcu bu rakam olmasına rağmen, sebebi anlaşılamayan biçimde cari dönem borcunun 6.938.777,38 TL olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, bu husus ilk derece mahkemesi tarafından iflas sebebi yapıldığını, oysaki komiser raporu dikkatlice incelendiğinde şirketin 30.09.2025 tarihi itibariyle toplam borcunun 6.938.777,38 TL olduğu belirtilmekle beraber 24. Sayfanın en başında "şirket 07/01/2025 tarihinden 30/09/2025 tarihine kadar olan dönemde yapmış olduğu işlemler nedeniyle 8.021.660,01- TL cari hesaplardan alacağının bulunduğu" belirtildiğini, bu iki rakamın birbiri ile mahsubu sonucunda şirketin konkordato mühleti içinde (8.021.660,01TL - 6.938.777,38TL) 1.082.882,63- TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, dolayısıyla mühlet içinde doğan borçların ödenemediği / ödenmekte güçlük çektiği tespitlerinin dosya kapsamıyla uyumsuz olduğunu, bu başlık altında örnek vermek gerekirse, raporun 26. Sayfasında müvekkilinin Akınlı İnşaat ... Ltd. Şti'ye 4.331.276,52- TL borçlu olduğu yazmakta, 24. Sayfada ise 4.477.051,06- TL alacaklı olduğunun bildirildiğini, bu iki hesabın mahsubu sonucunda müvekkilinin sadece Akınlı İnşaat'tan 145.774,54- TL alacağı bulunduğunu, bu hususun da gözden kaçırıldığını, kaldı ki, adı geçen şirket ... İnşaat Ltd. Şti. vekili tarafından 4/2/2026 tarihinde ilk derece Mahkemesi'ne sunulan cevap dilekçesinde müvekkillerinin konkordato projesinin desteklendiği ve kesin mühletin devamına karar verilmesini talep edildiğinin de görüleceğini, müvekkilinin ...Maden Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye 863.161,68- TL borcu bulunduğu belirtilmiş ise de, bu borcun da 16/10/2025 tarihinde ödenerek kapatıldığını, raporun 26. Sayfasında belirtilen 6.938.777,38- TL'lik borç miktarlarının müvekkilin vadesi geçmiş borçlarının bulunduğu anlamına gelmediğini, nitekim söz konusu rakam 30/09/2025 tarihine kadar oluşan tüm alışverişi kapsadığından bu tarihten bir gün önce oluşan borcun da hesaba dahil olduğunu, dolayısıyla henüz vadesi gelmemiş borçların da bu başlıkta gösterildiğini, müvekkilinin güncel borcunun raporun 34. Sayfasında da belirtildiği üzere 142.909,99- TL olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından komiser raporu yorumlanırken bu hususlar nazara alınmayarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verildiğini, komiser raporunun V. DEĞERLENİRME VE SONUÇ başlığının (h) bendinde (41. Sayfa) "davacı firmanın faaliyetlerini aksamadan sürdürebilmesi için su, telefon, elektrik, doğalgaz, intetnet, kira giderlerinin ve emtia tedarikleri nedeniyle oluşan borçların cari hesap olarak takip edildiği ve vadelerinde heyetimiz tarafından düzenli olarak ödemelerin yaptırıldığı" belirtildiği, buradan da çıkan sonucun, şirketin cari dönem borçlarının vadesi içinde ödendiği olduğunu, şirketin vadesinde ödenmeyen herhangi bir borcunun bulunmadığı komiser raporunda da net olarak belirtildiğini, komiser raporundaki çelişkilerin giderilmediğini, müvekkili şirketin vergi ve vadesi geçmiş SGK borcu bulunmadığını, müvekkili firma ortağı ...'in firmadan 31/10/2024 tarihinden önce de avans kullandığını, ancak mizanda farklı bölümler altında belirtilen bu avansların 7/1/2025 tarihli Mizanda yapılan güncellemelerde Ortaklardan Alacaklar bölümü altında toplandığını, bu sebepten ötürü 31/10/2024 - 7/1/2025 tarihleri arasında 5.477.888,74 TL avans kullanılmış gibi gözüktüğünü, ancak müvekkili firma ortağı 31/10/2024 tarihinden çok daha önce bu avansları kullanmış ancak mali tablo hesaplamalarında bu durum 7/1/2025 tarihinde tek bir çatı altında (Ortaklardan Alacaklar) toplandığını, bu hususun Mahkemeye bildirilmiş olmasına rağmen bu beyanları hakkında ne bir bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ne de komiserlerden bir görüş talep edildiğini, müvekkili şirket yekilisi 31/10/2024 - 06/01/2025 tarihleri arasında şirketin içini boşaltacak hiçbir eylemin içerisinde bulunmadığını, şirketin tarihçesi dava tarihinden geriye yaklaşık 4 yıla kadar dayanmakta olup ortağın kullanmış olduğu avansların da bu süre zarfında kullanılan paralar olduğunu, konkordatoya başvurmadan çok kısa süre içinde çekilmiş bir paranın kesinlikle olmadığını, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış olsaydı bu durumun kolaylıkla tespit edilebildiğini, ödemelerin 3. kişi ... tarafından yapıldığını, İlk Derece Mahkemesi ortağın çok kısa süre önce şirketten çektiği paranın dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı değerlendirmesine varmış ise de, müvekkili 21/10/2025 tarihli duruşmada kendisine verilen çok kısa süre içerisinde gerekli arayışa başladığı ve duruşma tarihi olan 28/11/2025 tarihine kadar 3. kişi ... tarafından müvekkilinin çektiği paraların önemli bir bölümü bağış ödemesi olarak şirkete ödendiğini, ödemelere ilişkin dekontlar dosyaya ibraz edildiğini, dekont açıklamalarında da bağış ödemesi olduğu açıkça belli olduğunu, usulüne uygun bir ihtarat yapılmadan, taraflarınca yapılan itirazlar değerlendirilmeden, avanslara ilişkin açıklamalar hakkında bilirkişiden ya da konkordato komiserlerinden görüş sorulmadan, cari dönem borçlarıyla alakalı komiser raporunda bile bulunmayan çıkarımlar yapılarak en ağır sonuç olan ve son çare olarak uygulanması gereken iflas kararı verilmesinin isabetsiz ve telafisi imkansız zararlara sebep olduğunu, müvekkili firma ortağının firmadan kullanmış olduğu avansın büyük bölümünün ödendiğini, firma sahibinin firmaya olan senet borcunun ödendiğini, 21/10/2025 tarihinden sonra taraflarına verilen 2 hafta gibi çok kısa bir süreye rağmen hem ortağın çekmiş olduğu paranın 4.700.000,00- TL'si 3. Kişi tarafından bağış yoluyla ödendiği, hem Özel Esaslar incelemesinden çıkılarak Vergi borçları kapatıldığı, hem SGK borcu teminat altına alındığı ve tüm bunlar yapılırken işletme sermayesi yetersizliği de meydana gelmediğini, müvekkili cari dönem borçlarını da günü gününe ödediğini, bunca çabaya rağmen mahkemenin müvekkillerinin dürüstlükten uzak görmesinin de son derece anlamsız olduğunu, taraflarınca bu 2 haftalık sürenin kısa olduğu belirtilerek süre uzatımı talep edilmiş ise de bu taleplerinin de gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, oysaki müvekkilinin kesin mühletinin bitmesine yaklaşık 6 aylık süre olduğunu, müvekkili firmanın ticari faaliyetlerine devam ediyor olması, cari Vergi ve SGK borçlarının yapılandırma/ödeme şeklinde kapatılması, müvekkil firma ortağının firmadan çekmiş olduğu avansın ivedi bir şekilde ödeniyor olması ve kısa süre içerisinde tamamının kapatılacak olması ve firma ortağının firma lehine düzenlemiş olduğu senedin tüm bedelinin firmaya ödenmiş olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda müvekkili firma ve ortağı hakkındaki Konkordato Kesin Mühletin kaldırılması ve doğrudan iflas kararı verilmesinin doğru olmadığını, iflas ve ret sebeplerinin oluşmadığını, dosya kapsamında alınan tüm komiser raporlarında da bilirkişi raporlarında da rayiç değerlere göre müvekkili şirketin borca batık olmadığını, ayrıca kârlılık oranları piyasa ortalamalarına göre gayet normal olduğunu, şirketin kâr elde ettiğini, birikmiş maaş borcunun olmadığını, komiser raporları (son rapordaki çelişkili kısım haricinde) tamamıyla olumlu olduğunu, cari dönemde oluşan ve vadesi geçmiş bir borcun olmadığını, müvekkilinin 7/1/2025 tarihinden 28/11/2025 tarihine kadar komiserlerin gözetim ve denetiminde faaliyetlerine devam ettiği, komiser talimatlarına aykırı herhangi bir faaliyette bulunmadığını, mahkemece daha hafif tedbirler denenmeden en ağır müessese olan iflasa karar verildiğini, kesin mühlet devam etmesine rağmen yeni duruşma günü ile ek iyileştirme süresi verilme imkanı varken bu imkanlardan yararlandırılmadığını, hal böyle olunca, çok küçük bir avans borcu yüzünden iflas kararı verilmesi orantılılık ve iflasın son çare olması niteliğine uygun düşmediğini, konkordatonun başarıya ulaşması halinde alacaklıların eline geçecek miktar ile iflas halinde geçecek miktar arasında afaki farklılıklar oluşacağını, ... yönünden istinaf nedenleri; 22/5/2025 tarihinde ibraz edilen ... Revize Projesinin 4. Sayfasında ve 3 numaralı başlıkta davacı gerçek kişiye ait mal varlığı belirtildiği, bu taşınmazlardan kira geliri elde ettiği ve diğer davacı şirketten huzur hakkı temin ettiğinin ifade edildiğini, ayrıca davacı ... adına kirada bulunan taşınmazın kira bedelinin artırılmasına ilişkin İzmir 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/399 esas sayılı dosyası ile kira tespit davası açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, projede bu kaynakların borçların ödenmesinde kullanılacağı ve gerekmesi durumunda ipotek / rehin bulunmayan 2 taşınmazın da satışının yapılacağının, bu nedenle ...'in varlıklarının değerinin tüm borçların ödenmesi için yeterli olduğunun belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından belirtilen kaynakların borcun ödenmesi konusunda yeterli olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapmadan projenin uygulanabilir olmadığı yönündeki tespitinin de doğru olmadığını, dosyada projenin uygulanabilir olmadığı yönünde verilmiş herhangi bir görüş ya da raporun da olmadığını, ... adına sunulan 22/5/2025 tarihli revize proje yaslama proje olmayıp, bağımsız ve müstakil bir proje olduğunu, alacaklılardan ... İnşaat Ltd. Şti vekili 4/2/2026 tarihinde, ..., ... ve... A.Ş.'lerin vekili 02/01/2026 tarihinde,...2/1/2026 tarihinde, ...Granit Ltd. Şti. 15/1/2026 tarihinde, ... Rulman Otomotiv Ltd. Şti. 7/1/2026 tarihinde, ...Ltd. Şti. 4/1/2026 tarihinde, ... Hidrolik ... Ltd. Şti. 30/12/2025 tarihinde, ... Oto Lastik ve Taşımacılık San. Tic. Ltd. Şti. vekili 14/1/2026 tarihinde, ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili 26/12/2025 tarihinde verdikleri dilekçelerinde müvekkillerinin konkordato projesini destekledikleri ve kesin mühletin devamını talep ettiklerinin görüleceğini, dolayısıyla alacaklıların da menfaatine olduğu açıkça anlaşılan konkordato kesin mühletinin devamını ve her iki müvekkili yönünden mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle HMK'nın 389. Maddesi uyarınca müvekkil şirketin ... İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasında devam eden iflas işlemlerinin istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas, ...Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasını, Kesin mühletin her iki davacı yönünden kaldığı yerden devamını, belirtilen eksiklerin tamamlanması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asli Müdahil ... Orman Ürünleri Nakliyat Otomotiv San.ve Tic.Ltd.Şti. Vekili istinafa cevap dilekçesi ile, Davacıların istinaf nedenleri hüküm mahkemesince yapılan yargılamada incelendiğini, ve karar aşamasında da gerekçeleri ile birlikte değerlendirildiğini, hükmün mahkemesince tesis edilen karar ve kararın gerekçeleri yerinde olduğunu, hüküm mahkemesince, Konkordato komiser heyetinin 27/11/2025 tarihli raporu kapsamında davacı şirketin finansal yapısının bozulma eğilimi gösterdiği, şirketin 2025 yılı açısından işletme sermayesinin yetersiz bulunduğu, bu yüzden kısa vadeli borçların ödenmesinde yetersiz kaldığı, bu suretle de projedeki kaynaklar bakımından projenin gerçekleştirilme imkanının bulunmadığı, cari dönemde oluşan giderlerin çok yüksek olduğu, özellikle giderlerin çoğunun hizmet üretim maliyeti ile genel yönetim gideri olduğu, bunun ise yapılan faaliyetle uyumlu olmadığı, davacı şirketin cari dönemde oluşan faturalar kapsamındaki borçlarını ödeyemediği, ödemekte zorlandığı, yine cari dönemde oluşan SGK borcunun ödenmesinde 3. kişinin teminat verilerek 3. kişiye borçlanılarak cari dönem SGK borcunun ödenmeye çalışıldığı, cari dönem borçlarını ödeyemeyen bir firmanın, yani kendi faaliyetlerini idame ettiremeyen ve cari dönem borçlarını ödeyemeyen bir şirketin Yüksek Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin içtihatları uyarınca konkordato müessesesinin imkanlarından faydalanamayacağı, yine ayrıca normal hayat idamesini bile yerine getiremeyen bir şirketin faaliyetler kapsamında ileride borçlarını ödeyemeyeceği, davacı ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden kaynakların borçlarını ödemeye yetmeyeceği, konkordato revize projelerinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı tespit edildiğinden davacı ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin konkordato projelerini yerine getirmelerinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacı ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin konkordatosunun başarıya ulaşamayacağı dosya kapsamı itibariyle sabit olduğundan İcra ve İflas Kanunu'nun 292/1-b. maddesi uyarınca davacı ... Granit Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi talebinin reddini , kesin mühletin sonuçlarının kaldırılmasına karar verildiğini, hüküm mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerinde olup bunun aksi yönündeki davacılar istinaf nedenlerinin reddi gerektiğini, şirket ortağı ...'in iş bu dava açılmadan hemen önce şirketten 5.477.888,74 TL'yi çektiği, iş bu eylemin dava tarihinden hemen önce olması nedeniyle alacaklıların zararına olarak yapıldığını, Konkordato talebinde bulunmadan hemen önce şirket ortağının şirketten para çekmesinin dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağı, konkordato kurumunun imkanlarından yararlanarak bu yükü alacaklılara yükleyemeyeceği, bu hususun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğu, bu nedenle de mühlet aşamasından sonra da ve henüz başvuru aşamasında da davacı borçlu şahıs firmasının dürüst hareket etmesi gerektiği, dürüst hareket etmeyen davacı şirketin konkordato kurumunun imkanlarından faydalanamayacağı anlaşıldığından davacı şirketin konkordato projesinin İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca dürüstlük kuralı gereğince başarıya ulaşamayacağı anlaşıldığından davacı şirketin İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesi uyarınca konkordato talebinin reddine karar verildiği, Hüküm mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerinde olup bunun aksi yönündeki davacılar istinaf nedenlerinin reddi gerektiğini, Hüküm mahkemesince Davacıların dosya kapsamı itibariyle sırf alacakların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep ettiği, bunun da konkordato müessesesinin amacına uygun düşmediği, davacı gerçek kişinin ön projesinin ve revize projesinin kendine özgü bir hedefi içermediği, ayrıca konkordato kaynakları olarak göstermiş olduğu hususların projelerin uygulanabilirliğini sağlamadığı, tamamen ihtimallere dayalı olarak bir projenin öngörüldüğü, konkordatonun başarıya ulaşma şansının dosya kapsamı itibariyle bulunmadığı ve Yüksek Dairelerin yerleşik içtihatları ile konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı sabit olduğundan davacı gerçek kişi ...'in İcra ve İflas Kanunu'nun 287. ve 292. maddeleri uyarınca konkordato talebinin reddine, geçici mühletin sonuçlarının kaldırılmasına ve verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Hüküm mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerinde olup bunun aksi yönündeki davacılar istinaf nedenlerinin reddi gerektiğini, davacıların, müdahale talebinde bulunan müvekkili şirkete dosyaya sunulan Yapı Kredi Bankası ... Kınıklı Şubesinin 05.01.2025 keşide tarihli 7846984 çek seri numaralı 300.000,00 TL bedelli çekten kaynaklı (fazlaya, işlemiş ve işleyecek faizine ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla) borcu bulunduğunu, davacıların açmış olduğu işbu davanın müvekkili şirketi büyük oranda zarara uğrattığını, davacıların konkordato taleplerinin reddi ile kesin mühletin sonuçlarının kaldırılması ve davacı şirketin iflası yönünde tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ayrıca davacı tarafın istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu tedbir talebinin yerinde olmadığını, tasfiyenin bir an önce yapılarak müvekkili dahil diğer alacaklıların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini, bu nedenlerle usul ve yasaya uygun olarak tesis edilen .. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2025 tarihli ... Esas ...Karar sayılı kararına karşılık davacıların yerinde olmayan istinaf başvuru nedenlerinin usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asli Müdahil ... Tekstil Madencilik İnşaat Pet.Ür.Sanve Tic.Ltd.Şti. Ve...San.Tic.Ltd.Şti. Vekili istinafa cevap dilekçesi ile; dava dosyası kapsamında gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak komiser raporu dosyaya kazandırıldığını, ilgili 27.11.2025 tarihli komiser heyeti raporunda; net işletme sermayesinin azalması sebebiyle şirketin ödemelerini yapmakta zorlandığını, firmanın tüm analiz döneminde negatif işletme sermayesi ile çalışması nedeniyle faaliyetlerinin borçla çevrildiği, dönen varlıkların düştüğü, borç baskısının arttığı, 30.09.2025 bilançosunda iyileşme var gibi görünse de, rayiç değerlere göre durumun yine kritik (NİS: -28,7 milyon TL) olduğunun açıkça belirtildiğini, ilgili raporun devamında net işletme sermayesinin azalmasının şirketin ödemelerini yapmakta zorlandığını gösterdiği, firmanın tüm analiz döneminde negatif işletme sermayesi ile çalışması nedeniyle faaliyetlerin borçla çevrildiği, Dönen varlıklar düştüğü, borç baskısının arttığı, rayiç değerlere göre durumun yine kritik olduğu değerlendirildiğini, şirketin son beş yıldaki mali tabloları üzerinde yapılan finansal analizlerin değerlendirilmesinden varılan sonuçlar ise; Şirketin karlılığının azaldığı, kısa vadeli borçlarının arttığı, öz kaynaklarının arttığı lakin net işletme sermayesinin azaldığı ve buna bağlı olarak şirketin, borçlarını ödemekte zorlandığını, finansal analizlerin gösterdiği diğer bir sonuç; Şirket, son beş yılda; satışlarının aratmasına rağmen finansman giderlerindeki yüksek artışa bağlı olarak yaşanan likidite eksikliğini gidermekte zorlandığının tespit edildiğini, dolayısıyla dosya kapsamında toplanan delillerle konkordato projesinin başarıya ulaşma imkanı olmadığının sabit hale geldiğini, bu sebeplerle de verilen yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun mahiyette olduğunu, yasal şartları oluşmayan konkordato talebinin reddine ve tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin verilen yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yönün mevcut olmadığını, borçlu davacı şirket borca batık olup, bir kısım borçların kapatılmış olması şirketin genel itibari ile durumu göz önüne alındığında şirketi borca batıklıktan kurtarmasının mümkün olmadığını, komiser raporu ile de sabit olduğu üzere konkordato talep eden davacı firmanın sunduğu proje; gerçeklikten uzak olup, iyileşmeye katkı sağlayacak nitelik taşımadığını, bu nedenlerle davacı karşı yanın vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususların hiçbir hukuki dayanağının olmaması sebebiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekilinin vekaletnamesinde eldeki davayı açmak üzere özel yetkisine istinaden
konkordato geçici mühleti verilmesi talebi üzerine davacılar hakkında 07/01/2025 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verildiği, 3 kişilik konkordato geçici komiser heyeti görevlendirildiği, 27/05/2025 tarihinden itibaren bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, 28/11/2025 tarihinde yapılan duruşmada ise kesin mühlet kararları kaldırılarak talep eden borçlu şirket ile gerçek şahsın konkordato taleplerin reddine, şirketin iflasına karar verilmiş olup, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Mahkemece atanan konkordato geçici komiser heyetinden alınan 27/11/2025 tarihli raporunda " davacı şirketin finansal yapısının bozulma eğilimi gösterdiği, şirketin 2025 yılı açısından işletme sermayesinin yetersiz bulunduğu, bu yüzden kısa vadeli borçların ödenmesinde yetersiz kaldığı, bu suretle de projedeki kaynaklar bakımından projenin gerçekleştirilme imkanının bulunmadığı, cari dönemde oluşan giderlerin çok yüksek olduğu, özellikle giderlerin çoğunun hizmet üretim maliyeti ile genel yönetim gideri olduğu, bunun ise yapılan faaliyetle uyumlu olmadığı, davacı şirketin cari dönemde oluşan faturalar kapsamındaki borçlarını ödeyemediği, ödemekte zorlandığı, yine cari dönemde oluşan SGK borcunun ödenmesinde 3. kişinin teminat verilerek 3. kişiye borçlanılarak cari dönem SGK borcunun ödenmeye çalışıldığı" yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir.
Mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan kaldıraç oranı yanında başka oranlar (rasyolar) da bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır. Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında "oldukça iyi" sayılmaktadır (Akgüç, s.471).
Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).
Eldeki davada komiser heyetinin 17/10/2025 tarihli ve 27/11/2025 tarihli raporlarında cari oranın 31/08/2025 ve 30/09/2025 tarihlerinde beklenilenden çok düşük, asit test oranının ise 07/01/2025, 30/06/2025, 31/08/2025 ve 30/09/2025 tarihleri itibariyle ideal düzeyin altında olduğu, firmanın toplam kaynaklarının %80'inin üzerinde kısmının kısa vadeli borçlarla finanse edildiği raporlanmıştır.
İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “ konkordatonun başarı şansı “ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).
İsv.İİK ‘da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi " kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187 )
İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1-a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl temin edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.
Yine dosyaya konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 17/10/2025 havale tarihli raporun 34. sayfasında 31/10/2024 tarihli bilançoda ortaklardan alacak hesabının 0,00 TL olduğu, 31/12/2024 tarihli bilançoda ise ortaklardan alacak hesabının 5.188.937,07 TL olduğu, dava tarihi olan 06/01/2025 tarihi itibariyle 5.477.888,74 TL ortaklardan alacak hesabının bulunduğu, 31/08/2025 tarihli bilançoya göre ise 5.466.401,30 TL olduğu, davacı şirket ortağı ...'in dava tarihi olan 06/01/2025 tarihinden hemen önce şirketten 5.477.888,74 TL parayı çekerek şirketin nakit varlıklarını azalttığı tespit edilmiştir. Bu husus komiser heyetinin 17/10/2025 havale tarihli raporu ile sabit olduğundan konkordato talebinde bulunmadan hemen önce şirket ortağının şirketten para çekmesinin dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağı, dürüst hareket etmeyen davacı şirketin konkordato kurumunun imkanlarından faydalanamayacağı yönündeki ilk derece mahkemesi tespiti de yerinde bulunmuştur.
İİK'nın 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir. Mahkemece, İİK'nın 292. Maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılması nedeniyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine aynı yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu sebeplerden ilki borçlunun mal varlığının koruması için iflasına açılmasının gerekli olmasıdır. Özellikle borçlunun işletmesinin devamı, önemli ve hissedilir ölçüde, aktiflerin azalmasına ve pasiflerin artmasına yol açmaktaysa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü olmayana bir aktif pasif dengesizliğine yol açacağı öngörülüyorsa; iflasın derhal açılması ile borçlunun mal varlığının tasfiye sağlanmak suretiyle daha iyi bir tatmin elde edileceği tahmin ediliyorsa, işletmenin devamı mümkün gözükmüyor yahut çok düşük bir ihtimal ise, malvarlığının korunması için kesin mühlet kaldırılarak iflasın açılması zorunludur. ( Selçuk Öztek/ Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 315 - 316 ). İkinci olarak kesin mühletin verildikten sonra konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması halinde konkordato talebinin reddi ile borçlunun iflasına resen karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda borçlu şirketin iflasına karar verilebilmesi için mahkemenin konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin aşikar olması, yani tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması gerekmektedir. Örneğin, komiser raporunda borçlunun mali ve finansal verilerinin iyileşmeyi imkansız hale getirdiği anlaşılıyorsa, borçlunun iflasına karar verilebilecektir. Üçüncü olarak borçlunun 297 nci maddeye aykırı davranması veya komiserin talimatlarına uymaması halinde borçlu şirketin iflasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, kesin mühlet içinde borçlu şirketin iflasına karar verilebilmesi için borca batıklığın şart olmadığı, 292. Madde de belirtilen şartların gerçeklemesi halinde konkordato talep eden şirketin iflasına karar verileceği düzenlenmiştir. Buna göre borçlu şirketin sermaye yetersizliğinin bulunduğu, kısa vadeli borçlarla finanse edildiği, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali bulunmadığı kanaatiyle İİK 292/1-a,b bendleri gereğince borçlunun mal varlığının korunması gerektiği ve konkordatonun başarıya ulaşmayacağı sübut bulduğundan borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi yerindedir.
Gerçek Şahıs Yönünden; konkordato talep eden şirketin borçlarına müşterek müteselsil kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup kendine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, borçlu şirketin projesi üzerine temellendirildiği, konkordato kaynakları olarak göstermiş olduğu hususların projelerin uygulanabilirliğini sağlamadığı, tamamen ihtimallere dayalı olarak bir projenin sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği anlaşılmaktadır. Sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep edilmesi bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinden ilk derece mahkemesince konkordato taleplerin reddi ile borçlu şirketin iflasına dair verilen karar esas ve usul yönünden hukuka uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenle, yasal düzenlemeler ve özellikle konkordato kurumun niteliğide göz önünde bulundurarak mahkemece konkordato talebinin reddine, borçlu şirketin iflasına ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun kabul edildiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,
5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2026
...
Başkan...
Üye ...
Üye...
Katip...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.