AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 43708/06
Tahir DEVRİM / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 16 Ekim 2006 tarihinde gerçekleştirilen yukarıdaki başvuruyu ve 6 Temmuz 2010 tarihli Mahkeme kararını dikkate alarak gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Tahir Devrim 1962 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmekte olan bir Türk vatandaşıdır. Başvuran Mahkeme önünde İstanbul barosuna kayıtlı Avukat F. Köstek tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
2. 15 Kasım 1985 tarihinde, yasadışı bir örgüte üyelik nedeniyle başvuran hakkında ceza yargılamaları başlatılmıştır.
3. Dosyadaki en son bilgilere göre, 21 Temmuz 2009 itibariyle, yargılamalar Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde derdesttir.
B. İlgili iç hukuk kuralları
4. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yargılamaların uzunluğu ve yargı kararlarının icra edilmemesi veya gecikmeli olarak icra edilmesi hususunda Mahkeme önünde gerçekleştirilen başvuruların tazminat yoluyla çözülmesine ilişkin olarak 9 Ocak 2013 tarihinde 6384 sayılı Kanunu kabul etmiştir.
ŞİKÂYET
5. Başvuran Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca yerel mahkemeler önündeki yargılamaların makul bir süre içerisinde sonuçlandırılmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
6. Başvuranlar yargılamaların uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki “makul süre” koşuluna uygun olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
7. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğu ve yerel mahkeme kararlarının icra edilmemesine ilişkin başvuruların incelenmesi amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu kaydetmiştir. Ayrıca Tazminat Komisyonu’nun yetkisinin 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararnameyle genişletildiğini kaydetmiştir. Kararname kapsamında, Tazminat Komisyonu’nun yetkisi diğerleri arasında, enflasyon ve yargılamaların uzunluğunun yarattığı etkiler nedeniyle kamulaştırma bedelinde değer kaybı yaşandığı iddiasına ilişkin şikâyetlerin incelenmesi bakımından genişletilmiştir. Bu nedenle başvuranın Tazminat Komisyonuna başvuruda bulunmaması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüşlerdir.
8. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından yeni bir hukuk yolu ortaya çıktığını gözlemlemektedir. Sonrasında Mahkeme, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında; başvuranların iç hukuk yollarını, diğer deyişle yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu bildirmiştir. Mahkeme bu şekilde, bu yeni hukuk yolunun öncelikle erişilebilir olduğu ve kamulaştırma davalarında tazminatların değer kaybetmesine ilişkin şikâyetler bakımından makul bir başarı olanağı sunduğu kanısına varmıştır.
9. Mahkeme Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasına ilişkin kararında, Hükümet’e hâlihazırda tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları olağan usul kapsamında inceleyebileceğini vurgulamıştır.
10. Hükümet’in başvuranın 6384 sayılı Kanunla kurulan yeni hukuk yoluna erişimi hususundaki ilk itirazı ışığında; Mahkeme yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasında vardığı sonucu yinelemektedir. Ayrıca mevcut başvurunun, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 20 Ekim 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy