Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-2-60 (Soruşturma) 10
Karar Sayısı : 10-80/1687-640
Karar Tarihi : 23.12.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ (İkinci Başkan)
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : E. Ebru ÖZTÜRK, Sinan ÇÖRÜŞ, Can TANERİ
C. BAŞVURUDA BULUNANLAR : - Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA 20
YAPILANLAR : - Diakan Tıbbi Cihaz ve Malzemeleri Tic. Ltd. Şti.
Çınar Mah. Yıldırım Beyazıt Cad. No:11 Bornova/İzmir
- Diamar Sağlık Ürünleri Tic. Ltd. Şti.
Rıfkı Tongsir Cad. Dik Sok. No:15 Kat:5 İdealtepe-Maltepe/
İstanbul
Temsilcisi: Av. Muhammed TOKPINAR
Atatürk Cad. Beşevler Sokak Kökçin Apt. No:10 Kat:1 Daire:1
Maltepe/İstanbul
- Diamed Medikal San. Tic. A.Ş.
Yıldız Cad. Yenidoğan Sok. Erol Apt. No:3 D:1 80700 30
Beşiktaş/İstanbul
- Dinamik Bilgisayar ve Medikal Ürünler San. Tic. Ltd. Şti.
Hasanpaşa Eğitim Mah. Poyraz Sok. No:20 Detay İş Merkezi
Kat: 2 D: 8 Kadıköy/İstanbul
- Diya-tek Diyaliz Tekstil Medikal Bilgisayar Pazarlama San. ve
Tic. Ltd. Şti.
Bosna Hersek Cad. 90. Sok. No: 35 F Blok D:11 Emek/Ankara
- Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti.
Koza Sok. No: 138/8 Gaziosmanpaşa/Ankara
Temsilcileri: Dr. Kemal Tahir SU ve Dr. Aydın ÖZTUNALI 40
Midas Danışmanlık A.Ş. Turan Güneş Bulvarı 63/1 Yıldız/Ankara
- Egemar Dış Ticaret Ltd. Şti.
Kadir Has Cad. Panorama Sok. Değirmen Apt. No:37
İdealtepe/Maltepe/İstanbul
Temsilcisi: Av. Muhammed TOKPINAR
Atatürk Cad. Beşevler Sokak Kökçin Apt. No:10 Kat:1 Daire:1
Maltepe/İstanbul
10-80/1687-640
2
- Farmasol Tıbbi Ürünler San. ve Tic. A.Ş.
Organize Sanayi Bölgesi 18. Cad. No:7 Melikgazi/Kayseri 50
Temsilcileri: Av. S. Murat ÇELİKTEN ve Av. Elif SEVİNÇ
454. Sokak Ulusoy Plaza Kat:7 No:9/26-27 06520 Çukurambar
Çankaya/Ankara
- Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.
Eski Büyükdere Cad. Ayazağa Yolu No:7 Giz 2000 Plaza Kat: 18
34398 Maslak/İstanbul
Temsilcileri: Dr. Kemal Tahir SU ve Dr. Aydın ÖZTUNALI
Midas Danışmanlık A.Ş. Turan Güneş Bulvarı 63/1 Yıldız/Ankara
- Gambrotürk Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd. Şti.
Turan Güneş Bulvarı 71. Sok. No:13/3 Çankaya/Ankara 60
Temsilcisi: Av. R. Müfit SONBAY
Cinnah Cad. Farabi Sokak No:32/1 Çankaya/Ankara
- Gelişim Endüstriyel Analitik Tıbbi Ürünler Tic. Ltd. Şti.
Cumhuriyet Bulvarı No:234/2 Alsancak/İzmir
Temsilcileri: Av. Emre İNCULA ve Av. Özge BAYIR
Atatürk Bulvarı 231/19 Ata Apt. Kat:5 Kavaklıdere/Ankara
- Medikocan Tıbbi Ürünler San. Tic. Ltd. Şti.
Korutürk Mah. Kestane Sok. No: 60 Balçova/İzmir
Temsilcileri: Av. Umur UĞUR- Av. Fettah TÜRK
Hürriyet Bulvarı No:4/1 Kavala İş Merkezi Kat:5/506 70
Çankaya/İzmir
- Met-Har Sağlık Hizmetleri A.Ş.
Kennedy Cad. No:49/2 Kavaklıdere/Ankara
- Nefrotıp Tıbbi Ürünler Elekt. ve Sağ. Hiz. Ltd. Şti.
Medrese Mahallesi Parsana Caddesi Mediko İş Merkezi Kat:1
No:4 Selçuklu/Konya
- Pozitif Medikal Turizm Gıda San. Tic. Ltd. Şti.
Çünür Mah.102 Cad.Süleyman Demirel Bulvarı Özyavuz Gaziler
Apt. No:255 Kat:1/6 Isparta
Temsilcisi: Av. Ülkem BAŞ 80
Pirimehmet Mahallesi S. Demirel Bulvarı Uzunhasanoğlu Apt.
No:77/2 Isparta
- Renal İlaç Kimya ve Sağlık Ürünleri San. ve Paz. Ltd. Şti.
Hacı Yusuf Mescit Mah. Kısmet Sok. No:1 Karatay/Konya
- Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.
Güzeloba Mah. 2136. Sok No:28 Güzeloba/Antalya
Temsilcileri: Ali ILICAK ve Hilal UTKU
Maya Akar Center Büyükdere Cad. No:100/10 34394
Esentepe/İstanbul
- Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş. 90
Tuna Cad. 30/A Yenişehir 06420 Ankara
Temsilcisi: Av. Olcayto ERTUĞRUL
Konur Sokak No: 39/9 06440 Bakanlıklar/Ankara
10-80/1687-640
3
- Türkamed Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti.
Örnek Mah. Ercüment Batanay Cad. No: 31/6 Üsküdar/İstanbul
Temsilcisi: Av. İbrahim DURSUN
Serçeönü Mahallesi Ahmet Paşa Caddesi İkizler İş Merkezi
A Blok No:20 Kat:7/701 Kayseri
E. DOSYA KONUSU: Diyaliz cihazı ve diyaliz sarf malzemeleri pazarlarında
faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı 100
Kanun'u ihlal ettikleri iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü
tarafından gönderilen yazıda Başbakan’a hitaben yazılan ve Başbakanlık Özel Kalem
Müdürlüğü tarafından kendilerine intikal ettirilen dilekçede yer alan iddiaların
Kurumumuzca değerlendirilmesinin uygun olacağının mütalaa edildiği ifade
edilmektedir. Anılan yazıda;
– Fresenius’un yetkili teknik servisleri (YTS) ile yapmış olduğu Hemodiyaliz
Sistemleri YTS Sözleşmesi’nin 2.12 maddesinde; “Garanti süresi veya servis
sözleşmesi süresi sona ermiş müşteriler için servis bedeli 70 Euro’dur” hükmü yer
almasına rağmen, devlet hastanelerinin tamamına yakını ile bu fiyatın çok 110
üzerinde bir fiyatta anlaşıldığı,
– Sağlık Bakanlığı tarafından 1997 ve 2001 yıllarında hemodiyaliz cihazları ile ilgili
hazırlanan Teknik Şartname’nin 41. maddesinde “Garanti süresi sonunda cihazın
bakım bedeli yıllık olarak KDV hariç ihale bedelinin %3’ünü, parça dahil ihale
bedelinin %5’ini geçmeyecektir” hükmü bulunmasına rağmen, YTS’lerin tekel
olmalarından ötürü bu maddeye uyulmadığı
ifade edilmektedir.
Aynı başvuru sahibi tarafından gönderilen dilekçede bu hususlara ek olarak;
– Cihaz satış ihalelerinde firmaların birbirleriyle anlaşarak, ihalenin mutabık kalınan
firmada kalmasını sağladıkları, 120
– Fresenius YTS’lerinin hemodiyaliz cihazları bakım hizmetlerine ilişkin fiyatlarının
ilden ile kayda değer oranda değiştiği,
– Fresenius’un YTS’lere belirli bölgeler verdiği, müşteri memnun olmasa bile başka
bir YTS ile anlaşamadığı, hatta diğer YTS’lerin cihazlar için yedek parça bile
tedarik edemediği,
– Kendi YTS’leriyle anlaşması olmayan devlet ve üniversite hastaneleri ile özel
diyaliz merkezlerine yedek parça satışının daha yüksek fiyattan gerçekleştirildiği,
özel olarak talep edilmedikçe yedek parça fiyat listesinin müşteriye verilmediği,
yedek parça tedarikinin de mümkün olduğunca geciktirildiği
iddia edilmektedir. 130
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen yazıda kendilerine
intikal ettirilen dilekçede yer alan iddiaların Kurumumuzca değerlendirilmesinin uygun
olacağının düşünüldüğü ifade edilmektedir. Dilekçede özetle;
– Ege ve Marmara Bölgeleri’nde diyaliz sarf malzemesi satışı yapan firmalar
arasında anlaşma sağlanarak, ihalelerin paylaşılmaya başlandığı, kamu
kurumlarının açmış olduğu ihalelerde normal satış fiyatlarının %50 oranında
arttırılarak ihalelerin alındığı ve devletin büyük zarara uğratıldığı,
– Ege Bölgesi’nde mutabakatın 2009 yılı başında sağlandığı, anlaşma sağlanan bu
11 ilin İzmir, Manisa, Çanakkale, Uşak, Afyon, Kütahya, Aydın, Denizli, Burdur,
10-80/1687-640
4
Isparta ve ilçeleri olduğu, aynı durumun Marmara Bölgesi’nde de geçerli olduğu, 140
Marmara’da yaklaşık 4-5 yıldır firmalar arası münasebetin var olması sebebiyle
fiyatların hep üst düzeyde seyretmiş olduğu
ifade edilerek, gereğinin yapılması talep edilmektedir.
Kurum kayıtlarına intikal eden ve gizlilik talebi bulunan e-postalarda ise Gambrotürk
Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret A.Ş. ile piyasada diyaliz malzemeleri satan bazı
firmaların ihalelerde anlaşma yaparak devleti zarara uğrattıkları ifade edilerek, bazı
hastane ihaleleri örnek olarak verilmekte ve gereğinin yapılması talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ:
1. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı
2.2.2009 tarih ve 804 sayı ile, aynı başvuru sahibi tarafından gönderilen ve gizlilik 150
talebi bulunan dilekçe 10.4.2009 tarih ve 2653 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
2. Rekabet Kurulu’nun 29.04.2009 tarih ve 09-20/399-M sayılı kararı ile Fresenius
Medical Care A.Ş.; Fresenius Medical Care A.Ş., Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.
ve Fresenius Diyaliz Hizmetleri A.Ş.’nin tüm bayi, ana bayi ve servisleri; Gambrotürk
Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret A.Ş. ile bu şirketin tüm bayi ve servisleri hakkında
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
3. Rekabet Kurumu kayıtlarına 30.3.2009 tarih ve 2257 sayı ile intikal eden ve gizlilik
talebi bulunan şikayet dilekçesi üzerine düzenlenen 28.04.2009 tarih ve 2009-2-74/İİ-
09-İA sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 06.05.2009 tarih ve 09-21 160
sayılı toplantısında görüşülerek, anılan önaraştırma kapsamına Renka Sağlık
Hizmetleri Ltd. Şti.’nin de dahil edilmesine karar verilmiştir.
4. Yapılan önaraştırma sonunda hazırlanan 15.06.2009 tarih ve 2009-2-60/ÖA-09-
EÖ sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu’nun 18.06.2009 tarihli ve 09-29 sayılı
toplantısında görüşülerek; Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş. (Fresenius), Gambrotürk
Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd. Şti. (Gambro), Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.
(Renka), Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti. (Ece), Medikocan Tıbbi
Ürünler San. Tic. Ltd. Şti. (Medikocan), Diamed Medikal San. Tic. A.Ş. (Diamed),
Met-Har Sağlık Hizmetleri A.Ş. (Methar), Pozitif Medikal Turizm Gıda San. Tic. Ltd.
Şti. (Pozitif), Diamar Sağlık Ürünleri Tic. Ltd. Şti. (Diamar), Egemar Dış Ticaret Ltd. 170
Şti. (Egemar), Türkamed Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. (Türkamed), Farmasol Tıbbi
Ürünler San. ve Tic. A.Ş. (Farmasol), Diakan Tıbbi Cihaz ve Malzemeleri Tic. Ltd. Şti.
(Diakan), Nefrotıp Tıbbi Ürünler Elekt. ve Sağ. Hizm. Ltd. Şti. (Nefrotıp), Renal İlaç
Kimya ve Sağlık Ürünleri Sanayi ve Paz. Ltd. Şti. (Renal), Dinamik Bilgisayar ve
Medikal Ürünler San. Tic. Ltd. Şti. (Dinamik), Gelişim Endüstriyel Analitik Tıbbi
Ürünler Tic. Ltd. Şti. (Gelişim) ve Diya-tek Diyaliz Tekstil Medikal Bilgisayar
Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. (Diyatek) hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına karar
verilmiştir.
5. 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca soruşturma kararı ve teşebbüsler ile 180
ilgili olarak ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi, 03.07.2009
tarih ve 2723, 2724, 2725, 2726, 2729, 2730, 2731, 2732, 2733, 2734, 2735, 2736,
2737, 2738, 2739, 2740 sayılı, 6.7.2009 tarih ve 2775 sayılı, 8.7.2009 tarih ve 2793
sayılı yazılar ile hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslere tebliğ edilerek 30 gün
içinde ilk yazılı savunmalarını yapmaları talep edilmiştir.
10-80/1687-640
5
6. Türkamed, Renka, Renal, Pozitif, Nefrotıp, Methar, Gelişim, Gambro, Medikocan,
Ece, Diamed, Fresenius, Farmasol, Egemar, Dinamik, Diyatek, Diamar ve Diakan’ın
ilk yazılı savunmaları Kurum kayıtlarına sırasıyla 27.07.2009 tarih, 5344 sayı;
28.7.2009 tarih, 5347 sayı; 28.7.2009 tarih, 5358 sayı; 28.7.2009 tarih, 5359 sayı;
28.7.2009 tarih, 5363 sayı; 28.7.2009 tarih, 5366 sayı; 29.7.2009 tarih, 5381 sayı; 190
30.7.2009 tarih, 5420 sayı; 31.7.2009 tarih, 5424 sayı; 31.7.2009 tarih, 5437 sayı;
31.7.2009 tarih, 5458 sayı; 04.8.2009 tarih, 5534 sayı; 5.8.2009 tarih, 5574 sayı;
06.8.2009 tarih, 5583 sayı; 6.8.2009 tarih, 5595 sayı; 11.8.2009 tarih, 5678 sayı;
13.8.2009 tarih, 5719 sayı ve 17.8.2009 tarih, 5777 sayı ile intikal etmiştir.
7. Soruşturma heyetinin talebi üzerine, Rekabet Kurulu’nun 11.11.2009 tarih ve
09-54/1286-M sayılı kararı ile soruşturma süresinin altı ay uzatılmasına karar
verilmiştir.
8. Gizlilik talebi bulunan e-postalar 21.12.2009 tarih, 9091 sayı ve 5.1.2010 tarih, 65
sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
9. Rekabet Kurulu’nun 8.4.2010 tarih ve 10-29/444-M sayılı kararı ile Sasan Sağlık 200
Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş. (Sasan)’nin de soruşturma kapsamına dahil
edilmesine karar verilmiştir.
10. Sasan’ın ilk yazılı savunması 3.5.2010 tarih ve 3558 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
11. Tarafların ikinci yazılı savunmaları süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan Ek Yazılı Görüş, Kanun'un 45/2. maddesi
uyarınca tüm Kurul Üyeleri ve ilgili taraflara gönderilmiştir.
12. Tarafların Ek Görüş’e karşı cevap yazıları süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
13. Tarafların talebi üzerine, Rekabet Kurulu’nun 10.11.2010 tarih ve 10-71/1481-M 210
tarihli kararı ile 21.12.2010 günü saat 10.00'da sözlü savunma toplantısı yapılmasına
karar verilmiştir. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46/2. maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
14. Fresenius Kurum kayıtlarına 2.11.2010 tarih ve 8353 sayı ile intikal eden Ek
Görüş’e karşı cevap yazısı ile, Renka ise 10.12.2010 tarih ve 9352 sayı ile Kurum
kayıtlarına intikal eden yazı ile sözlü savunma toplantısının gizli yapılmasını talep
etmiştir.
15. Rekabet Kurulu 17.12.2010 tarihli toplantısında bu talepleri değerlendirmiş ve
4054 sayılı Kanun’un 47. maddesi ve 2010/2 sayılı Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan
Sözlü Savunma Toplantıları Hakkında Tebliğ’in 9. maddesinde öngörülen koşulların 220
karşılanmadığı gerekçesiyle söz konusu taleplerin reddine karar vermiştir.
16. 21.12.2010 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısında Fresenius, Gambro,
Renka, Ece, Sasan ve Gelişim savunmalarını yapmışlardır.
17. Rekabet Kurulu 23.12.2010 tarihinde 10-80/1687-640 sayı ile nihai kararını
vermiş ve karar Kanun'un 49. maddesi uyarınca 28.12.2010 tarihinde tefhim
edilmiştir.
10-80/1687-640
6
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Raportörler tarafından; 230
1. Fresenius, Gambro, Renka, Sasan ve Ece’nin anlaşma yapmak suretiyle 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri,
2. Anılan teşebbüslere aynı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” uyarınca
idari para cezası uygulanması gerektiği,
3. Nefrotıp, Türkamed, Renal, Pozitif, Methar, Gelişim, Medikocan, Diamed,
Farmasol, Egemar, Diamar, Dinamik, Diyatek ve Diakan’ın 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiklerine dair yeterli bulguya
ulaşılamadığı, 240
4. Fresenius’un YTS’leri ile imzaladığı Hemodiyaliz Sistemleri YTS
Sözleşmesi’nin Kanun’un 4. maddesinde belirtilen “belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
5. Fresenius’un ilgili ürün pazarındaki pazar payı dikkate alındığında, bu
anlaşmanın “2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik
2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” kapsamında
grup muafiyetinden yararlanmasının mümkün olmadığı,
6. Aynı anlaşmanın Kanun’un 5. maddesinde belirtilen bireysel muafiyet 250
koşullarını yerine getirmediği, anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağı,
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği ve cezai yaptırıma tabi olduğu,
görüşleri belirtilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1. Fresenius
Almanya merkezli Fresenius Medical Care (FMC), dünyanın 150’den fazla ülkesinde
faaliyet gösteren diyaliz cihaz ve sarf malzemeleri üreticisi ve diyaliz hizmeti
tedarikçisidir. FMC’nin %50 oranındaki hissesi bir vakfın yönetimindedir; diğer %50’lik
hissesi ise halka arz edilmiştir. 260
1981 yılında kurulan ve 1989 yılında Fresenius’un Türkiye temsilcisi olan Ece
Uluslararası Ticaret A.Ş. ünvanlı şirket, 1996 yılında FMC tarafından satın alınmış ve
şirket Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş. adıyla faaliyet göstermeye başlamıştır.
Fresenius bünyesinde faaliyet gösteren diğer şirketler, kan seti üretimi yapan
Novamed GmbH, diyaliz hizmetleri alanında faaliyet gösteren Fresenius Diyaliz
Hizmetleri A.Ş. ve periton solüsyonlarının eczanelere dağıtım ve satışını yapan
Fresenius Ecza Deposu A.Ş.’dir.
I.1.2. Gambro
Gambro, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Gambro markasının satışını yapmaktadır. 270
10-80/1687-640
7
I.1.3. Renka
Renka, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Braun markalı ürünlerin satışını bayi olarak yapmaktadır.
I.1.4. Türkamed
Türkamed, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermekte ve Haidylena
markalı ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti
bulunmamaktadır. 2003-2008 yılları arasında, Haidylena Medikal San. ve Tic.
A.Ş.’nin bayisi olarak faaliyet göstermiştir. 2009 yılı başından itibaren ise Haidylena 280
markalı ürünlerin distribütörü olarak faaliyet göstermektedir.
I.1.5. Farmasol
Farmasol, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermektedir. Baxter
tarafından ithal edilen Nipro markalı ürünlerin satışını bayi olarak
gerçekleştirmektedir. Ayrıca hemodiyaliz solüsyonları ve su arıtma cihazları üretimi
de yapmaktadır. Farmasol’ün diyaliz cihazı alanında faaliyeti bulunmamaktadır.
I.1.6. Medikocan
Medikocan, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Fresenius markalı ürünlerin satışını yetkili satıcı olarak
gerçekleştirmektedir. 290
I.1.7. Ece
Ece, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Fresenius markalı ürünlerin satışını yetkili satıcı olarak
gerçekleştirmektedir.
I.1.8. Diamed
Diamed, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Fresenius markalı ürünlerin satışını yetkili satıcı olarak
gerçekleştirmektedir.
I.1.9. Egemar
Egemar, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermekte ve Asahi markalı 300
ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti
bulunmamaktadır. Diamar ile aynı ekonomik bütünlük içindedir.
I.1.10. Diamar
Diamar, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermekte ve Asahi markalı
ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti
bulunmamaktadır. Egemar ile aynı ekonomik bütünlük içindedir.
I.1.11. Renal
Renal, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Bellco markalı ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir. Ayrıca Bikardi
adı altında diyaliz solüsyonu üretimi de yapmaktadır. 310
I.1.12. Methar
Methar, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermektedir. Gambro markalı ürünlerin satışını bayi olarak gerçekleştiren
Methar’ın, Gambro ile olan bayilik sözleşmesi 6.3.2010 tarihi itibariyle sona ermiştir.
10-80/1687-640
8
I.1.13. Pozitif
Pozitif, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermekte ve Gambro markalı ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir. Gambro ile
olan bayilik sözleşmesi 6.3.2010 tarihi itibariyle sona ermiştir.
I.1.14. Nefrotıp
Nefrotıp, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet 320
göstermektedir. B-Braun’un Türkiye dağıtıcısı olarak faaliyet gösteren Renka ile
aralarında bulunan bayilik sözleşmesi kapsamında B-Braun markalı ürünlerin satışını
gerçekleştirmektedir.
I.1.15. Diyatek
Diyatek, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermektedir. Hanaco markalı
ürünlerin ve Vaksan A.Ş. tarafından ithal edilen Allmed ve Etropal markalı ürünlerin
satışını gerçekleştirmektedir. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti bulunmamaktadır.
I.1.16. Gelişim
Gelişim, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermektedir. Asahi ve
Hanaco’nun Türkiye distribütörü olan Sesa firmasının bayisi olarak faaliyet 330
göstermektedir. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti bulunmamaktadır.
I.1.17. Diakan
Diakan, hem diyaliz cihazları, hem diyaliz sarf malzemeleri alanlarında faaliyet
göstermektedir. B-Braun’un Türkiye dağıtıcısı olarak faaliyet gösteren Renka ile
aralarında bulunan bayilik sözleşmesi kapsamında B-Braun markalı ürünlerin satışını
gerçekleştirmektedir.
I.1.18. Dinamik
Dinamik, diyaliz sarf malzemeleri alanında faaliyet göstermektedir. IBP markalı
ürünlerin satışını distribütör olarak yapmaktadır. Diyaliz cihazı alanında faaliyeti
bulunmamaktadır. 340
I.1.19. Sasan
Sasan, diyaliz sarf malzemelerinden sadece arter ven seti üretimi alanında faaliyet
göstermektedir. Diğer sarf malzemelerinin üretim ya da satışını yapmamaktadır. 2006
yılının sonuna kadar Braun’un distribütörü olarak faaliyet göstermiştir.
I.2. Sektöre İlişkin Genel Bilgiler ve İlgili Pazar
Kronik böbrek yetmezliği tedavisinde hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli
olmak üzere üç farklı yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan en yaygını hemodiyalizdir.
Hastanede veya diyaliz merkezinde hasta kanının bir makine yardımıyla alınarak
temizlenip tekrar hastaya verilmesi yöntemine hemodiyaliz adı verilmektedir.
Hemodiyaliz ile amaçlanan, böbrek yetmezliği sebebiyle böbrek fonksiyonlarını 350
kaybeden hastaların, hayatlarını devam ettirebilmeleri için vücutta oluşan zehirli
madde ve sıvıların vücuttan atılmasını sağlamaktır. 2008 yılı itibariyle Türkiye
genelinde yaklaşık olarak 50.000 böbrek yetmezliği hastası bulunduğu tahmin
edilmektedir. Bu hastaların yaklaşık %70’i özel diyaliz merkezlerinde, %30’u ise
kamuya ait diyaliz merkezlerinde sunulan hizmetlerden faydalanmaktadır.
Hemodiyaliz işlemi sırasında cihaza ek olarak diyalizör, arter ven seti, iğne, tuz ve
solüsyon gibi sarf malzemeleri kullanılmaktadır. Diyaliz tedavisinde kullanılan
10-80/1687-640
9
cihazların tamamı, sarf malzemeleri ve ilaçların ise çok önemli bir bölümü ülkemizde
üretilmemekte, ithal edilmektedir.
Cihaz piyasasında Fresenius açık ara pazar lideri iken, sarf malzemelerinde daha 360
yoğun bir rekabet söz konusudur. Cihaz piyasasında Fresenius, Gambro ve Braun
öne çıkan markalar iken, sarf malzemeleri pazarında bu markaların yanı sıra Asahi,
Haidylena, Baxter’ın piyasada kayda değer bir pazar payı bulunmaktadır. Markaların
pazar paylarına aşağıda yer verilmektedir.
Tablo-1: Hemodiyaliz cihazı pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler ve 2009 yılı pazar payları
Marka Toplam Satış (Adet) Pazar Payı (%)
Fresenius (…..) (…..)
Gambro (…..) (…..)
B. Braun (…..) (…..)
Bellco (…..) (…..)
Toplam (…..) 100
Tablo-2: Diyalizör pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler ve 2009 yılı pazar payları
Marka Toplam Satış (Adet) Pazar Payı (%)
Fresenius (…..) (…..)
Gambro (…..) (…..)
Asahi (…..) (…..)
B.Braun (…..) (…..)
Xenium (…..) (…..)
Allmed (…..) (…..)
Haidylena (…..) (…..)
Bellco (…..) (…..)
Toray (…..) (…..)
IBP (…..) (…..)
Diğer (…..) (…..)
Toplam (…..) 100
Diyaliz hastalarının sürekli bu hizmetten faydalanma ve bakım zorunlulukları olması
nedeniyle diyaliz hizmeti veren birimler, ülkenin çeşitli bölgelerine yayılmıştır. 2008
yılı itibariyle Türkiye’de bu birimlerin toplam sayısı 837’dir. Bunların 52’si üniversite,
385’i devlet hastaneleri bünyesinde faaliyet göstermekte olup, 400’ü özel diyaliz 370
merkezidir. Yıllık seans sayısı yaklaşık 6.600.000’dir.
Soruşturma kapsamında diyaliz cihazı ve sarf malzemeleri pazarlarında faaliyet
gösteren teşebbüslerin kartel kurdukları iddiası incelenmektedir. Yukarıda da
belirtildiği gibi sarf malzemeleri diyalizör, arter ven setleri, iğne, tuz ve solüsyon gibi
ürünlerden oluşmaktadır. Bunların her biri için ayrı ilgili ürün pazarı tanımlamak
mümkün olmakla birlikte, ilgili ürün pazarını alt başlıklara ayırmanın inceleme
kapsamında ulaşılacak sonuçları etkilemeyeceği göz önünde bulundurularak, ilgili
ürün pazarları, “diyaliz cihazları pazarı” ve “diyaliz sarf malzemeleri pazarı” olarak
belirlenmiştir. Ülke içinde rekabetin farklılaşmasına neden olacak bir unsurun
bulunmaması sebebiyle, ilgili coğrafi pazar ise “Türkiye” olarak tespit edilmiştir. 380
I.3. Yapılan İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Belge 1: Fresenius Almanya yetkilisi Sebastian Knoll tarafından 24.4.2009 tarihinde
Fresenius Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Taşdelen’e gönderilen e-postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
10-80/1687-640
10
“… 2 – Piyasadaki Fiyat Dinamiklerinin yönetimi:
Piyasadaki fiyat dinamiklerinin yönetimi için sağlam bir analizin yanında iyi bir
iletişimin de gerekli olduğunu vurgulamak isteriz. Rakiplerimiz bizim fiyatlandırma
saiklerimizi anlamadığı takdirde, ‘barışçıl’ bir şekilde davranmamaları muhtemeldir.
Dahası, rakipler fiyat artışına giderse -ki bazıları iyi olmayan kur koşullarından ötürü
gidebilir- siz de onların bu hamlesini takip etmeyi ciddi bir şekilde düşünmelisiniz. 390
Kimi zamanlar bir dağıtıcıyı piyasa dışına itebilirsiniz, ancak genellikle durum böyle
olmaz.”
Belge 2: Fresenius yetkilisi Sinan Uzunlar tarafından Fresenius üst düzey
yöneticilerine 12.1.2009 tarihinde gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Nurhayat Hanım merhaba,
9.10.2008 Cuma günü Ankara’da Tamer Bey ve Bölge Satış Müdürümüz Erkan Bey
ile birlikte Sasan’dan Mehmet Ali Bey ile öğle yemeği yiyerek sektörde yaşanılan
sorunlar hakkında konuşma fırsatı bulduk.
Kendisine Market Survey’e koymak üzere B-Braun olarak 2008 yılında yapmış 400
oldukları satışlar hakkında da sorular yönelttik. Buna göre B-Braun olarak 2008
yılında (…..) adet diyalizer satışı gerçekleştirmişler. Bu adetler B-Braun’un Renka’ya
satmış oldukları adetler. Ancak bayileri Renka’nın elinde (…..)-(…..) bin stok
olabileceğini de söylüyor.
(…..) adet HD cihaz satışı gerçekleştirmişler. Burada da (…..)-(…..) adet stok Renka’da
bulunabilir diyor. Kendilerini Renka’ya cihazı (…..) Euro olarak ve genelde (…..) yıl
içinde ödemeli olarak verdiğini söyledi. Bunun dışında Renka’nın yaptığı indirim,
uzun vadeler veya üçüncü yıla garanti verilmesi gibi diğer olaylara karışmadığını
söyledi.
Sasan olarak 2008 yılında (…..)civarı A/V satmışlar. 410
A/V set satış fiyatları ortalama olarak (…..) Euro ile (…..) Euro arasında değişiyormuş.
Bu fiyatların, ödemenin döviz veya TL bazında olması veya ödeme vadesi ile
yakından alakalı olduğunu söyledi. Hatta (…..) Euro’luk bir alımda fiyatı (…..)Euro’ya
da çekebileceğini söyledi. İğnenin fiyatlarının da çiftinin (…..) Euro- (…..) Euro
civarında olduğunu söyledi.
Mehmet Ali Bey, 2009 yılında da diyalizer satış adetlerinin değişmeyeceğini aynı
miktarları korumayı hedeflediklerini söyledi. Nipro’nun yakın bir gelecekte bir
distribütör kanalıyla Türkiye’ye giriş yapacağını ve çok uygun fiyatları olduğunu
söyledi.
Bunun yanı sıra Gambro’nun yetkililerinin de kendisine bu yıl 450 civarında cihaz 420
sattıklarını ifade ettiklerini söyledi.”
Fresenius yöneticisi Tamer Soyulmaz tarafından cevaben gönderilen e-postada
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Sayın Şenol Bey,
Aşağıda Sinan Bey’in Ankara’da Sasan’dan Mehmet Ali Bey ile yaptığımız
görüşmeden aktardığı birtakım detaylar bulunmaktadır. Bu yazdıklarına ilaveten
görüşmemizde Mehmet Ali Bey’in belirttiği birtakım kritik noktaları da ben aktarmak
istedim.
10-80/1687-640
11
- (…………TİCARİ SIR………..)
- Bayilerine TL olarak satış yaptıklarını belirtti. 430
- (…………TİCARİ SIR………….)
- Şirketi kurarlarken sermaye yatırmadıklarını, Braun’un kendilerine yıllık
%(…..) faizli (…..) Euro uzun vadeli kredi verdiğini,
- Bayilerini satış konusunda serbest bıraktıklarını, kaça satmışlar, kaç ay
vadeli satmışlar, cihazlara 3 yıl garanti vermişler onların bileceği iş dedi.
- Bu yıl cihaza zam yapmayacaklarını, diyalizörlere de (…..)-(…..) cent zam
yaptıklarını belirtmiştir.
Bilgilerinize sunarım.”
Fresenius Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Taşdelen’in cevaben gönderdiği e-postada
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: 440
“Sevgili Tamer,
Emircan Bey ile yaptığım telefon görüşmesinde aşağıdaki bilgileri edindim:
2008 yılında kendileri (…..) cihaz satmışlar. Sasan’ın (…..) civarında da doğrudan RTS
vs kliniklerine satmış olduğunu tahmin ediyor. Kendilerinin (…..) diyalizer sattıklarını
ve Sasan’ın doğrudan satışlarının (…..) civarında olduğunu tahmin ediyor.
Diyalizerlerin alış fiyatlarının Euro bazında olduğunu ancak fatura tarihinde TL’ye
dönerek ödeme vadesi olan 150 gün boyunca sabit kaldığını ifade ediyor ancak bu
durumun 2009 yılında değişebileceğini yani tamamen Euro’ya endeksli olabileceğini
söylüyor.
Cihazları tamamen Euro’ya endeksli ve (…..) ayı ödemesiz olmak üzere ve (…..) 450
aydan sonra (…..) eşit taksit şeklinde aldıklarını ifade ediyor ancak çok özel projelerde
vadenin uzayabildiğini belirtiyor. Cihazlara 2 yıl garanti aldıklarını ancak satın alırken
(…..) Euro ilave ödemeyi kabul ederlerse 3 yıl garanti alabildiklerini belirtiyor.”
Belge 3: Fresenius İcra Kurulu üyesi Hakan Göker’in 1.3.2007 tarihli el yazısı
notlarında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“- Kota değil hedef olmalı, beni fiyatta sürekli düşmeye zorluyor.
- Rakiplerle centilmenlik anlaşmaları (ortak şartname oluşturulması)
- Marmara Bölgesi: rakiplerle “paylaşım” planlanmış
- Marmara modelini diğer bölgelerde uygulamak (kamuda ihalelerde
centilmenlik) 460
- Fiyatları yukarıya çekebilmek
- FMC olarak “tekelleşme” algısına sahip bir grup ile karşı karşıyayız.
- DİADER algısı/ fiyat odaklı, devlet politikaları değişiklik, Rekabet Kurumu,
geri ödeme
- DİADER: imajı, etkisi ve gücü, kotasyon ve fiyat, Rekabet Kurumu ile ilişki
- DİADER çalışması
- Fiyatlandırma yöntemleri:
- Maliyet + (**)
- Hedef fiyatlandırma
- Rekabete yönelik fiyatl. ! (-) 470
10-80/1687-640
12
- Piyasa fiyatını esas alma
- İhale yöntemi
- Talebe yönelik fiyatl. (-)
- Müşteriye göre farkl.
- Mamule göre farkl.
- Yere göre farkl.
- Zamana göre farkl.
- Yeni merkez açılışlarını sıkı şartlara bağlamak
- Rekabet- kısıtlama nedenselleştirme
- DİADER’e hakimiyet: yönlendirme, yönetme, sektörel birlik kalkanı, içerideki 480
rekabeti düzenleme (disiplin, yaptırım)
- “Fresenius tekel olmaya çalışıyor.”
Belge 4: Fresenius’da bulunan Diamed antetli belgede aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Verilecek Fiyatlar:
1,3 1,4 m² 14t
1,6 1,7 m² 15t
1,8 2,1 m² 16t
4 Temmuz Pazar Crowne Plaza
NOTLAR:
1- Set Fiyatları 2,75’e çıkartılacak
2- Özel merkezlerin fiyatlarının yukarı çekilmesi
3- Vade ve bunun disiplendirilmesi
(Çek – Senet alınması)
Özel: 490
Emircan Abi : 100.000
Yüksel Abi : 360.000
Biz : 140.000
(Toplam) : 600.000
Olmazsa Olmaz!!!
8250 * 12 10800 * 12 21000 * 12
ALPER EMİRCAN ABİ YÜKSEL ABİ
400 4200 Eşraf 1250 Orhan Varol Nefromed 1500
Bilge Akabe Damla Gop
Bileşim
2100
Pendik
2200
Tolga? Kahraman 1200
Kemalpaşa 1200 Diamed
Bursa
Renin 2500
800 Belde 1500 Onur Bayraktar 2500
900
(Esenler)
900 Çamlıca
?
1500 Emed
(Erbey)
Akraz 2800
3900 Erdem 1500 Eralp Nurettin
Abi
1600 Esenler
Şart
800 Maruf 1000 Kozyatağı ? 2300
10-80/1687-640
13
800 ? Çapa
Hst.
500 Gop (Umut) Gür 1500
Otim 100
Fatih 1000
Öğe
Diamed 2000
Dardenel
Belge 6:1 Fresenius yetkilisi Tamer Soyulmaz’ın el yazısı notlarında aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Karadeniz – Ozan:
Asahi malzemelerdeki (kuru diyalizör) iyileşme bizi şartnamelerde zorluyor
Asahi & Gambro & Fresenius bir araya gelmeli (Vedat Bey ile görüşelim)” 500
Belge 8: Fresenius’da bulunan belgede Yalvaç Devlet Hastanesi’ne ilişkin olarak
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Cihaz: 5 Kawasumi, 1 Gambro
Hasta Sayısı 21, Aylık 200
2005’de 4 cihaz alındı
Gambro Polyflux – Bikardi – Sentetik
Nisan 2005 ihale
(İhale Gambro’ya bırakıldı)”
Belge 9: Fresenius yetkilisi Tamer Soyulmaz’ın el yazısı notlarında aşağıdaki ifadeler
yer almaktadır: 510
“Fiyat Açılımı
1 – Piyasanın lideri
a) Daha az şeffaflık
b) Daha fazla fiyat farklılaştırması ister
A. Kusursuz fiyatlandırmanın 12 temel direği
1. Rekabet
Vereceğin kavgaları akıllıca seç. Fiyat savaşının kazananı olmaz.”
Belge 11: Gambro bayisi Methar’ın yetkilisi Özer Fırat tarafından Gambro yetkililerine
gönderilen 7.1.2010 tarihli e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Sevgili Ciaran, 520
Hüseyin ile az önce konuştuk. Bana 26 Ocak’da bir toplantı planladığını söyledi.
Ancak ben sana dün verdiğim bilgilere bazı eklemeler yapmak istiyorum.
Birincisi, ihaleden önce meslektaşlarım, Gül Ecza’nın işverenine bu ihaleye girmeleri
için nasıl yetkilendirildiklerini sordular. Gambro’dan bazı kişilerin ihale gününden
önceki gün kendisiyle bir toplantı yaptıkları cevabını verdi. Bu nedenle bu durum
hakkında Gambro’dan birilerinin bir bilgisi olmalı.
1 Soruşturma Raporu’yla aynı olması ve savunmalarda yapılan belge numaralarına atıflarda karışıklık
olmaması için, numaralarda değişiklik yapılmamıştır.
10-80/1687-640
14
Bu durum sadece ihalede değil, piyasada da Gambro’nun imajına zarar veriyor. İhale
komisyonunun başkanı diğer firmalar tek bir dağıtıcıyla ihaleye girerken Gambro’nun
neden ihaleye iki dağıtıcı ile beraber girdiğini anlayamadığını söyledi. Bunun dışında
Gül Ecza bu ihale şemasının temelini bilmemekte çünkü fistül iğneleri için çok düşük 530
bir fiyat attı ve diğer şirketlerden bazı çalışanlar fiyatları düşürmemesi ve sistemi
öğrenmesi konusunda kendilerini uyardılar. (…)
Gambro Pazarlama ve Satış Müdürü Bülent Çimenci’nin cevaben gönderdiği e-
postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Herkese sevgiler,
[Yukarıdaki] e-postada mevcut ihale sistemine ilişkin hassas ve tehlikeli bazı bilgiler
bulunmaktadır. Bu yüzden benim hepinize şiddetli tavsiyem [yukarıdaki] e-postayı
tüm bilgisayarlarınızdan silmeniz yönündedir. …. Ben bu e-postanın tüm kopyalarını
kişisel bilgisayarımdan sileceğim.”
Belge 12: Gambro’da bulunan bir belgede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: 540
“İBN-İ SİNA HASTANESİ: 20.000 takımlık ihalenin diyalizör şartnamesi polysülfan,
polyamix olarak yazılmıştı. İhaleye hazırlanıldı (A Grubu). Ancak Vaksan diyalizör
kalemlerine fiyat attı. High Flux diyalizörler, A/V Set ve Fistül iğneleri fiyat ile bizde
görünüyordu. A/V set ve fistül iğneleri Mehmet Ali’nin Niyazi’ye söylemine göre
fiyatlar yüksek olduğundan iptal edildi. Sonraki ihale için Mehmet Ali bana, “ihaleye
kendinin direk gireceğini” söyledi. Ben de; “önceki senelerdeki gibi olursa problem
olmayacağını” söyledim. Daha sonra Niyazi bana “Mehmet Ali ihaleyi alacakmış, 0.20
€ set başına avanta verecekmiş” dedi. Nitekim ihale Sa-San firmasında bir önceki
ihaleye çok yakın bir fiyattan kaldı. Mehmet Ali ne Gambro ile hesabını geçen seneki
gibi halletti, ne de Niyazi’ye bahsettiği 0.20’lik avantayı verdi. 550
DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT HASTANESİ: 4 adet cihaz rekabet ile bizde kaldı.
SİNOP ATATÜRK DEVLET HASTANESİ: 2 adet cihaz ihalesi Etlik Yüksek ihtisas
Hastanesi’ne karşılık Sa-San’a bırakıldı.
ETLİK YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ: 4 adet cihaz ihalesi fiyat ile bizde
görünüyordu. Ancak F.M.C. ihaleyi bozmak için uğraşıyordu. Hastanede demo
yapıldı ve gayet başarılı geçti. Buna rağmen bizim idareden aldığımız bilgiler hep
çelişkiliydi. Bu da bizim ihalenin onaylanmayacağını anlamamızı sağlamıştı. İhale
yaklaşık 15-20 gün sonra iptal edildi. Bir önceki şartnameye AK 95 uyuyordu. Ancak
Nefrolog Gönül Hanım yeni yazdığı şartname AK95’e uygundu. İhale FMC’ye kaldı.
Sasan fiyatı FMC’ye yakındı. Erol’a daha sonra bu ihalede verdiğiniz sözü tutmadınız 560
dedim. Aşkın’ın talimatı olduğunu ve Yüksel Bey’in arayıp Aşkın’ı, konuşması
gerektiğini söyledi.
DIŞKAPI ÇOCUK HASTANESİ: Etlik ihalesi sonuçlanmadan yapılacak ihaleyi Sa-
San alacaktı. Ancak ihalenin karıştırılmış olması ve bizde kalma ihtimalinin düşük
olması bizim bu ihalede geri adım atmamıza sebep oldu. Bu durum aynen Niyazi
tarafından Mehmet Ali’ye iletildi. İhale fiyat ile bizde kaldı. Hastane tarafından hayırlı
olsun denilirken Mehmet Ali orayı karıştırdı. Çocuk Nefroloğu Dr. Nilgün Hanım’ın
isteği ile ihale Sa-San’a onaylandı. Başhekim Yardımcısı Dr. İbrahim Bey’in itiraz
edin demesine rağmen yazılı itirazda bulunmadık ve ihale resmen Sa-San’a verildi.
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ: 2 adet cihaz ihalesinde Mehmet Ali, 570
Niyazi’den ihaleyi istemiş. Bende Niyazi’ye “10 adet Etlik, 4 adet Çorum SSK, 4 adet
Fırat Üniversitesi (ihaleyi Renal’e) paslamış, 2 adet Sinop Atatürk Devlet
10-80/1687-640
15
Hastanelerini verdik aldığımız ihaleler o kadar yok, o bize bıraksın dedim. İhale
sonrasına kadar Mehmet Ali’yle görüşmem olmadı. İhale fiyat ile bizde kaldı. Akşam
beni aradı. Hesap sorar bir tarzda konuştu. Her şeye rağmen Etlik ihalesini de
düşünerek “abi sonra görüşürüz” dedim. O da bana “görüşmesek de olur seni Yüksel
Bey’e şikayet edeceğim” dedi. Ben de “edebilirsin” dedim. Daha sonra Hacettepe
Üniversitesi hastanesi Nefrolog Dr. Bülent Bey, Mehmet Ali Bey’in itirazda
bulunduğu, AK 95 S’in eski cihaz olduğu gibi iddialarda bulunmuş. Bunun üzerine
hastane bizden demo istemiş. Demo yapılırken Prof. Dr. Güner Bey bize destek 580
verdi. Ancak gelen komisyonun elindeki şartnamede Dr. Bülent Bey’in daha önceden
bahsettiği maddelerin tamamı işaretli idi. Hatta Güner Bey, “sizin yeni cihazınız AK
95 Ultra S’miş diye soru yöneltti. Ankara içerisindeki eğitim ve üniversite
hastanelerine cihaz satmamız birilerini baya rahatsız etmiş olmalı.
ECE TIBBİ: Her ne kadar ılımlı yaklaşsa da Erol, Durağan ve Türkeli devlet
hastaneleri cihaz ihalelerinde verdiği sözleri tutmadı. Her iki hastanede de yerel bayi
gücünü kullanmaya çalışıp ikisini de almaya kalktı. Her iki ihaleye de idareye
danışarak şikayet dilekçesi yazıldı. Genel anlamda şu an aramızda problem yok
havası var.”
Belge 13: Gambro’da bulunan belgede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: 590
2006 A GRUBU Gambro Ece
G. ANTEP ÜNİVERSİTESİ 3000
BULANCAK 1500 2500
POLATLI 1000 4000
BEYPAZARI 1200
KIRŞEHİR 7000 3000
70. YIL TARSUS 4000
ANK. ETLİK 5500
MARDİN 4000 4000
CEYHAN 3500
KARS 1000 2500
ÇORUM 5000
ANK. NUMUNE 2800
19 MAYIS 6000
ELAZIĞ 9000
ÜNYE 500 900
BOYABAT 6500
NEVŞEHİR 3000 1000
SÜRMENE 3000 1000
HAVZA 4000
SUNGURLU 3000
AMASYA 8000
VAKFIKEBİR 2200
ERDEMLİ 700 1300
ŞAVŞAT 650 650
DEVZEKANİ 1100
NUSAYBİN 1250 1250
TRABZON NUMUNE 4000
DÜZCE 5000
ISLAHİYE 3000 1000
10-80/1687-640
16
KALE 500
74100 49900
“TOPLAM
GRP2: 74100 Adet
ECE: 49900 Adet
10.000 adet Ece satacak hesap kapatılacak.”
Belge 14: Methar ve Gambro yetkilileri arasında 7.3.2008 tarihinde yapıldığı
anlaşılan toplantı sırasında tutulan el yazısı notlarda aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“- Gambro yanlız bırakıldı.
- Marmara’da her bölgeye gidildi. (Methar)
- Adapazarı ihalesi! 600
- Biz Methar’a yardımcı olalım.”
Belge 16: Sasan çalışanı Mehmet Ali Özer tarafından 6.9.2006 tarihinde Gambro
çalışanı Hüseyin Kütük’e gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Pazartesi günü yaptığımız toplantıda konuştuğumuz konuları detaylandırdım.
İnceleyip dönerseniz memnun olurum. Sonucu ilgili arkadaşlara daha sonra bildiririz.
1) Fiyatlar (…)
2) Gambro SASAN’dan 2006 yılı sonuna kadar en az (…..) adet tek hazneli
Gambro AV Seti satın alacaktır. Fakat aşağıdaki liste incelenirse; Temmuz 2006
ayı sonuna kadar yaklaşık (…..) adet fiyat farkı olmadan serum setli AV seti
alınırken yaklaşık (…..) adet tek hazneli standart Gambro AV seti alınmıştır. 610
Bilginize…
3) İhalelerde Gambro’nun yazdırdığı ETO Steril, standart veya serum setli ve/veya
torbalı Üniversal + Gambro setleri dışındaki (bunlar çoğunlukla ithalatçının zaten
halihazırda ithal ettiği AV seti çizimleridir) çizimlerde Gambro öncelikli satıcıdır.
4) Gambro 2006 yılı sonuna kadar en az (…..) adet AV setini SASAN’dan satın
alacaktır.”
Belge 17: Gambro’nun aylık ve haftalık satış raporlarının yer aldığı CD’de 2006
Nisan ayına ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“FMC Marmara Bölgesinde bu hastanelerde %35 pay teklif ederek Asahi ve Helbio
ile işbirliği yapmaya başladı. Şu anda şartnamelere “Polysulphane” maddesini dahil 620
etmeye ve şartnamelerden “Polyamide” maddesini çıkartmaya çalışıyorlar. FMC’nin
bu stratejisine karşı ilk bakışta bizim iki alternatif eylem planımız bulunmakta:
Böylesi şartnamelerle karşılaştığımızda B. Braun filtreler kullanmak
Asahi’yi belirli bir sayıda filtreyi bize satmak noktasında işbirliğine ikna etmek.
Asahi (agresif fiyatlarla) Türkiye’deki kamu ve özel merkezlerde piyasa payını
arttırmaya çalışıyor. Özellikle Marmara bölgesindeki müşterilerimiz açısından bir
tehdit oluşturmaya başladılar.”
Belge 18: Gambro’nun aylık ve haftalık satış raporlarının yer aldığı CD’de 2006
Temmuz ayına ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
2 Gambro Renal Products (Gambro’nun eski ünvanı)
10-80/1687-640
17
“Marmara Bölgesi’nde FMC bazı rakiplerle (Haidylena, Asahi, Helbio) anlaşma 630
yapmaya devam ediyor.”
“Şu an itibariyle, Marmara Bölgesi’nde Asahi’yi kontrol altına almış bulunmaktayız.
Bizim müşterilerimizden uzak duracaklar, ancak ülkenin kalanı açısından kendilerini
ikna edemedik. Ashai kuru tip ve low-flux sentetik membranlarını Türkiye piyasasına
sundu. Müşterilerimize yaklaşıp akıllarını karıştırmaktalar. Biz de müşterilerimizin
bize bağlı kalmasını sağlamak adına daha uzun ödeme vadeleri, fiyat ayarlamaları
gibi çeşitli çözümler sunmaktayız.”
Belge 20: Renka’da bulunan bir belgede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
Kurum Hasta Sayısı Seans Sayısı Yorum
Ank. Dr. Sami Ulus
Çocuk Hastanesi
12 1728 0.7 m2 Ece yetki verecek, 1.0-1.2
uyuyoruz.
Kızılcahamam Devlet
Hastanesi
9 1296 HF ile uyuyoruz. Niyazi’ye yetki vereceğiz.
Rize Devlet Hastanesi 76 10994 Sorun var. Ece ile ortak giriyoruz. 2009’da
kesin değişecek.
Trabzon Numune
Hastanesi
85 12240 Ece ile ortak girdik.
Antalya Atatürk Devlet
Hastanesi
35 5040 Braun, Fresenius, Gambro
Belge 22: Ece’de bulunan bir belgede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Elazığ Devlet Hastanesi: 640
Hedeflenen Satış: 4000
Hikayesi: “Konjuktör Dengeler” 5040 seansı olan bir merkezdir.
İslahiye Devlet Hastanesi (Antep – Sertaç):
Hedeflenen Satış: 2000
Hikayesi: Geçen sene Gambro’ya (Konjuktör) bıraktık. Bu yılki hedefimiz 2000.
Gambro’yla yarı yarıya paylaşacağız.
Kızıltepe Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 1500
Hikayesi: 4 tane cihazın ihalesini aldığımız bu merkez yeni açılan bir merkez olup,
Mardin’den çekeceği hasta sayısıyla birlikte 30 hastaya ulaşmıştır. İhale Gambro + 650
Fresenius olarak düşünülebilir. 3000 seansın yarısının alınması hedeflenmektedir.
Şanlıurfa Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 4000
Hikayesi: 8000 seansın yarısını hedefliyoruz. Gambro’yla yarı yarıya paylaşabiliriz.
Akdağmadeni Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 1500
Hikayesi: Bu merkezde çıkan şartname Gambro + Fresenius olarak çıkacaktır.
SB Giresun Kale Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 5000
Hikayesi: İl genelinde yapılacak olan 20.000 takımlık ihale için şartname çalışması 660
yapılmıştır. İhalenin 10.000’lik kısmı için şartname Gambro (Polyamix) ve bize
(Helixone) uygundur. Diğer 5000’lik kısmı genel olarak çıkılacaktır. Geriye kalan 5000
adetlik kısmı ise SMC olarak çıkacaktır. Biz çıkacak bu ihaleden toplamda 5000
adetlik bir pay almayı planlıyoruz.
10-80/1687-640
18
Kars Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 1000
Hikayesi: Sertaç Bey’in hikayesi olan bu merkez 2006’da 6200’lük bir ihale çıktı. 10-
15 hastası olan bu merkezin ihalesi biz ve Gambro arasında paslaşılacaktır. Bu
nedenle hedefimiz 3000 olarak saptandı.
Sürmene Devlet Hastanesi: 670
Hedeflenen Satış: 3000
Hikayesi: 2006 yılında Renal aldılar ancak memnun değiller. Yaklaşık olarak yıllık
6000 seansı var. Gambro ve Fresenius arasında paylaşılıyor.
Gazipaşa Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 2000
Hikayesi: Tulum. Kapasitesi 4000 olan merkezi Gambro ve Fresenius yarı yarıya
paylaşıyor.
Kırşehir Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 3000
Hikayesi: Gambro + Fresenius yarı yarıya 680
Alanya Devlet Hastanesi:
Hedeflenen Satış: 4000
Hikayesi: Kapasitesi 8000 olan bu merkez Gambro’yla paylaşılabilir de,
paylaşılmayabilir de. Paylaşılmadığı takdirde hedef yükseltilecektir.”
Belge 27: Medikocan yetkilisi İzzet Can tarafından 21.2.2007 tarihinde Fresenius
yetkilisi Aşkın Korkusuz’a gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Medikocan Bölgesinde Denizli ilinde bulunan ERPA DİYALİZ MERKEZİ’ne Ocak
2007 tarihi itibariyle (…..) adet F7 HPS Diyalizörün Emircan Altuniş grubu tarafından
satışı yapılarak teslim edildiğini üzülerek saptadık. Bahsi geçen kurum Medikocan’ın
sürekli müşterisi olup, yıllar boyunca Fresenius ürün ve cihazlarını alan ve kullanan 690
bir merkezdir. Adedi belirtilen F7 HPS diyalizörlerin Bölgemize satışı konusunda
Medikocan depolarından çıkmadığına eminiz.
Fresenius Ana Bayisi olarak sorumlu olduğumuz bölgeye, bilgimiz ve onayımız
olmadan, üstelik rakip bir firma tarafından (…..) adet gibi ciddi bir miktar F7 HPS
diyalizörün üstelik (……………………..) bir fiyata satılması çok ciddi bir durum olarak
değerlendirilmelidir. Edinmiş olduğumuz bilgilerin yönetim olarak değerlendirilip
tarafımıza bilgi verilmesini rica ederiz. (bahsi geçen ürün Türkiye’de kimden çıkmış,
lot no.’su nedir?)”
Aşkın Korkusuz tarafından cevaben gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır: 700
“İzzet Bey,
Bahse konu satış 2006 yılı sonunda FMH tarafından direk yapılmış olup satış şekli ve
kullanım şekli vs. detaylar Emircan Bey ile tarafımca konuşulmuş ve üst
yönetimimizce uygun bulunarak gerçekleştirilmiştir. Bizim ve bayilerimiz dışında
ürünlerimizin satışı (üçüncü şahıslarca) pek mümkün olmayan bir durumdur.
Renka’nın 2006 yılı son döneminde içinde bulunduğu özel durum vesilesi ile
(distribütörlüğünün değişim sürecinde) Renka’nın satış yaptığı özel merkezlere olmak
10-80/1687-640
19
kaydı ile kendileri ile konuşulup bayilerimizi zora sokmayacak şekilde olması
planlanmıştı.
Erpa diyaliz merkezinin FMH veya bayileri ile çalışma şekli ve bu müşterinin hangi 710
grupta olduğunun karşılıklı konuşup değerlendirdikten sonra Emircan Bey ile konuyu
değerlendirmek uygun olacaktır.”
Belge 28: Alp Özkan’ın 17.8.2007 tarihli el yazısı notlarında aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“… 3- Rakipleri high-flux’a ve yüksek fiyata alıştırmalıyız. Çünkü bu onların da işine
geliyor.”
Belge 29: Rekabet Kurulu’nca alınan 07-83/1011-M sayılı Soruşturma Kararı’nın
bildirimine dair Renka’ya gönderilen tebligat metni, Fresenius’da yapılan yerinde
incelemede bulunmuştur.
Belge 30: Fresenius’da bulunan Ekim 2008 tarihli bir sunumda “Fiyat Politikası” ve 720
“Fiyatlama” başlıkları altında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“- Satış fiyatlarımızı, pazardaki rakiplerin fiyatlarının en az %(…..) daha fazlası olarak
tespit etmekteyiz.
- Nihai tüketiciye sunulan fiyatlar tavsiye edilen satış fiyatlarından %(…..)-(…..) daha
düşük olarak gerçekleşmektedir.
- Pazar dinamiklerini yakından takip etmekteyiz. Yani, katılsak da katılmasak da
ihaleleri analiz etmekte ve dağıtıcılarımız ile bölge satış ofislerimiz aracılığı ile bilgi
toplamaktayız.
- Hatta pazardaki bazı başka oyuncularla da fiyatları denetlemek amacıyla iletişim
kurmaktayız. 730
- Buna ek olarak, rakip ürünleri kullanan özel kliniklerden fiyat bildirimleri almaktayız.
- Pazardaki değişimleri (çıkış ve inişler) her yönüyle değerlendirmekte ve gerekli ise
bu hareketlere ilişkin olarak önlem almakta ve ihtiyaç olduğunda fiyatları
değiştirmekteyiz.”
Belge 31: El yazısı notlarda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“- İlgili yerlere sertifikaların geçerliliğinin bittiği bildirilecek.
… - İhalelerde YP hariç %3, YP dahil %6 YTS bakım fiyatı (cihaz fiyatının %3-%6’sı
arasında). Bu bedel kurtarmıyor. Bu koşullarda biz, Gambro ve Braun ihalelere
girmeyecek.”
Fresenius’da bulunan ve 26.6.2007 tarihinde yapılan 2007 yılı 2. YTS toplantısına 740
ilişkin tutanaklarda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“İhalelerde cihaz şartnamelerinde yedek parça hariç %3 - dahil %6 şeklinde çıktığı
söylendi. Bakanlık yetkililerinden muhatap bulunamadığı, böyle şartnamelerde
market lideri 3 firmanın bu tip ihalelere girmeme kararı aldığı ama böyle bir şeyden
nasıl vazgeçebileceği tartışıldı.”
I.4. Değerlendirme
Bu bölümde;
- Diyaliz cihazı ve sarf malzemeleri pazarlarının yapısı, bu pazarların “örtülü
işbirliği”ne müsait olup olmadığına ilişkin kriterler bakımından değerlendirilmiş,
10-80/1687-640
20
- Yerinde incelemede elde edilen belgeler çerçevesinde taraflar arasında 4054 750
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olup olmadığı incelenmiş,
- Teşebbüslerin savunmaları ve bunlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.
I.4.1. Piyasa Yapısının Değerlendirilmesi
Teşebbüslerin faaliyet gösterdiği piyasanın nitelikleri bir anlaşmanın sağlanabilmesi
açısından büyük önem taşımaktadır. Piyasanın ve ürün ya da hizmetin niteliğine göre
rekabetin temel unsurları farklılaşabilmektedir. Anlaşma sonucu alınan kararlardan
sapma saikinin düşük olduğu, gerçekleşen sapmaların kolaylıkla tespit edilebildiği ve
etkin bir şekilde cezalandırılabildiği piyasaların örtülü işbirliğine uygun piyasalar
olduğu kabul edilmektedir. Bu çerçevede piyasadaki rakip sayısı, giriş engelleri, ürün
homojenliği, simetrik maliyetler, piyasanın olgunluk döneminde olması/talep istikrarı, 760
alım sıklığı/miktarı, diğer piyasalarla etkileşim kriterleri çerçevesinde ilgili ürün
pazarlarının bu nitelikte olup olmadığı değerlendirilmiştir. Bir piyasanın işbirliğine
elverişli olup olmadığının değerlendirmesinde önem taşıyan bir diğer unsur piyasa
aktörleri arasındaki bilgi akışıdır. Soruşturma tarafları arasında yoğun bilgi akışı
olması nedeniyle, bu kriter bakımından yapılan değerlendirmeye daha detaylı olarak
yer verilmiştir.
Diyaliz cihazı ve sarf malzemeleri pazarlarında belli başlı rakiplerin sayısının az
olduğu görülmektedir. Cihaz pazarında Fresenius, Gambro ve Braun’un pazar payları
toplamı yaklaşık %98’dir. Sarf malzemeleri pazarında cihaz pazarına göre daha fazla
sayıda teşebbüs faaliyet gösteriyor olmakla birlikte, Fresenius, Gambro, Braun ve 770
Asahi’nin en önemli sarf malzemesi kalemi olan diyalizörde pazar payları toplamı
%80’i aşmaktadır.
Her iki piyasada da yasal bir giriş engeli söz konusu değildir. Ancak her piyasada
olduğu gibi bir teşebbüsün "fiili" olarak piyasaya girebilmesi ve piyasada kayda değer
bir güce ulaşabilmesi belirli bir süreci gerektirmektedir. Son yıllarda sarf malzemeleri
pazarına giriş yapan birçok Mısır, Çin, Bulgaristan ve Uzakdoğu markası
bulunmaktadır. Bunlardan Asahi kayda değer bir pazar payına ulaşmıştır. Ayrıca yerli
üretim yapan ve pazardan pay alan birçok firma bulunmaktadır. Cihaz piyasasında
ise yerleşik firmaların, özellikle Fresenius’un kemikleşmiş %60-65 civarındaki pazar
payı nedeniyle bu sürecin daha uzun ve daha zor olacağını söylemek mümkündür. 780
Cihaz piyasasında Fresenius markasının nisbeten daha üstün olduğu yönünde bir
algı bulunmaktadır. Bununla birlikte diğer markaların da diyaliz cihazı satın alma
aşamasındaki bir merkez için alternatif teşkil edebildikleri gözlemlenmiştir. Sarf
malzemeleri pazarında ise farklı markalar tarafından üretilen ürünler birbirlerine
kolaylıkla alternatif teşkil edebilmektedir. Diyaliz cihazları farklı marka sarf
malzemeleriyle uyumlu olarak çalışabildiğinden, diyaliz merkezleri kullandıkları sarf
malzemelerini kolaylıkla değiştirebilmektedir. Bu durum, sarf malzemeleri pazarındaki
farklılaşmanın sınırlı ve ürünün homojen olduğu anlamına gelmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi Türkiye’de diyaliz cihazlarının tamamı, sarf
malzemelerinin ise önemli bir bölümü ithaldir. Pazardaki oyuncular, yurtdışındaki 790
üreticilerin yavru şirketi veya distribütörü olarak faaliyet gösteren firmalardan
oluşmaktadır. Bu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin tamamının maliyetlerinin
belirlenmesinde döviz kurlarının önemi büyüktür.
Her iki pazar da özellikle son yıllarda istikrarlı bir seyir izleyen ve büyümenin
öngörülebildiği pazarlardır. Diyaliz sektörü tüketicilerin ürünlerle yeni tanışmaya
başladığı ve piyasada büyük değişimlerin yaşanmasının mümkün olduğu bir yapı
10-80/1687-640
21
sergilememektedir. Bu durum özellikle cihaz alanında istikrarlı bir şekilde seyreden
pazar paylarından da görülmektedir. Fresenius’un pazar payı son 3 yılda %(…..)-(…..),
Braun’un pazar payı %(…..)-(…..), Gambro’nun pazar payı %(…..)-(…..) arasında
değişmekte olup, piyasanın yoğunlaşma oranlarında kayda değer bir değişiklik 800
görülmemektedir.
Alımların büyük miktarlı olduğu ve öngörülebilir bir sıklıkla yapılmadığı piyasalarda
işbirliklerinin güçleştiği kabul edilmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, hastaların
diyaliz hizmetinden sürekli faydalanma ve bakım zorunlulukları olması nedeniyle
hizmet veren birimler ülkenin çeşitli bölgelerine yayılmış durumdadır. Bu ise çok fazla
bölgede çok sayıda alım anlamına gelmektedir. Alımlar genellikle küçük hacimli,
alıcılar ise küçük ölçekli birimlerdir.
Diyaliz piyasasına ilişkin olarak birbiriyle ilişkili üç pazar bulunmaktadır: diyaliz
cihazları pazarı, diyaliz sarf malzemeleri pazarı ve diyaliz hizmetleri pazarı. Diyaliz
hizmetleri pazarında faaliyet gösteren özel diyaliz merkezlerinin bir araya gelerek 810
oluşturdukları DİADER adlı teşebbüs birliği bulunmaktadır. Cihaz ve sarf malzemeleri
pazarlarının önde gelen teşebbüsleri, aynı zamanda diyaliz merkezi sahipleridir.
Bunlardan Fresenius’un Türkiye çapında toplam 50 adet diyaliz merkezi
bulunmaktadır. Cihaz ve sarf malzemeleri pazarında rakip olan teşebbüsler bu
dernek çatısı altında bir araya gelmektedir. Böyle bir platform taraflara önemli bir
iletişim imkanı sağlamaktadır.
Bir piyasanın işbirliğine elverişli olup olmadığının değerlendirmesinde önem taşıyan
bir diğer unsur piyasa aktörleri arasındaki bilgi akışıdır. Taraflar arasındaki bilgi
akışının koordinasyon doğurabildiği ve piyasayı sosyal açıdan daha az optimal bir
dengeye getirebileceği kabul edilmektedir. Bunun sonucunda ise piyasadaki “stratejik 820
belirsizlik” ortadan kalkacak ve taraflar rakiplerin hareketlerini daha etkin ve daha
hatasız olarak öngörebilecektir. Hatta bazı durumlarda salt bilgi değişimleri ile dahi
rekabetçi baskıları tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabilmektedir. Taraflar
arasında gerçekleşen bilgi akışının ve iletişimin bir diğer, belki de en önemli işlevi
taraflar arasında bir güven tesis edilmesine zemin hazırlamasıdır.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun bilgi değişimine ilişkin bazı kararlarında bilgi
değişimlerinin rekabete etkisine ilişkin değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Kararlar incelendiğinde, Komisyon’un, rekabetçi pazarlarda bilgi değişimini rekabeti
daha da arttıran bir unsur olarak algıladığı görülmektedir. Öte yandan, piyasalardaki
yoğunlaşma seviyesi arttıkça ve bilgi akışı sadece üretici ya da sağlayıcılara 830
yönelmeye başladığında, bilgi değişiminin ihlal olarak değerlendirilebildiği dikkat
çekmektedir.
Aşağıda Türkiye diyaliz piyasasında taraflar arasında bilgi değişimi olup olmadığı
örneklerle açıklanmaya çalışılacaktır.
Taraflar arasındaki yoğun ticari ilişkiler: Diyaliz sektöründe faaliyet gösteren
teşebbüsler arasında çok yoğun ticari ilişkiler söz konusudur. Aşağıdaki tabloda
hakkında soruşturma yürütülen bazı teşebbüslerin ihalelerde kendi ürünlerini satmak
üzere yetki verdiği diğer teşebbüsler görülmektedir:
840
10-80/1687-640
22
Tablo- 3: Bayiler ve ürünlerinin satılması için yetki veren teşebbüsler
BAYİ YETKİ VEREN TEŞEBBÜSLER
Medikocan Haidylena
Fresenius
Ece
Renka
Sasan
Sesa
Ren-Med
Kumsal
Vaksan
Ece Renka
B-Braun Avitum Turkey
Ren-Med
Fresenius
Sasan
Sesa
Methar
Diamed Fresenius
Ece
Methar Ren-Med
Pozitif Medikal Methar
Ren-Med
Gambro
Sasan
Nefrotıp Renka
Sasan
B-Braun Kalyon
Ren-Med
Farmasol
Braun Avitum Turkey
Deren İlaç
Diyatek Vaksan
Haidylena
Methar
Sesa
Farmasol Eczacıbaşı-Baxter
Renka
Türkamed Haidylena
Gambro
Görüldüğü gibi teşebbüsler bir yandan birbirinin rakibi iken, diğer yandan
birbirlerinden mal alıp satmaktadır. Belge 16’da da bunun bir örneğine yer
verilmektedir. Belgede Gambro’nun o tarihte Braun’un distribütörü olan Sasan ile “yıl
sonuna kadar en az (…..) adet AV setini Sasan’dan almak üzere” anlaştığı
görülmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi piyasa aktörlerinden bazıları aynı zamanda diyaliz
merkezi sahibidir. Dolayısıyla rakipler arasında bir yandan alıcı-sağlayıcı ilişkisi 850
kurulurken, diğer yandan diyaliz merkezlerinin son kullanıcı olması nedeniyle satıcı-
müşteri ilişkisi kurulmaktadır. Örneğin Farmasol, diyalizörde Renka ile rekabet
halindedir. Ancak aynı zamanda diyaliz solüsyonu üreticisi olan Farmasol, Renka’nın
sahibi olduğu diyaliz merkezlerine solüsyon satışı yapmaktadır.
10-80/1687-640
23
Taraflar arasındaki yoğun iletişim: Yapılan yerinde incelemelerde teşebbüslerin
iletişim halinde olduklarını gösteren çok sayıda belge bulunmuştur. Bu kapsamda
öncelikle Belge 2’ye dikkat çekilmelidir. Belgede yer alan ifadelerden 2008 yılında;
– Sasan’ın (B-Braun olarak) kaç adet diyalizör, kaç adet cihaz satışı
gerçekleştirdiği, ayrıca Renka’nın elindeki tahmini stok miktarı, Renka’ya satış
fiyatları ve vadeleri, (geç ödemede bayilerine vade farkı yansıtıp yansıtmadıkları) 860
– Sasan olarak kaç adet arter ven seti sattıkları, satış fiyatları, ödeme vadesi ve
ödeme birimine (Euro ya da TL) göre fiyatın ne oranda değiştiği (örneğin (…..)
Euro’luk bir alımda fiyatı (…..) Euro’ya kadar çekebildikleri)
– Gambro’nun cihaz satış rakamları,
– 2009 yılında öngördükleri satış rakamları, cihaza zam yapıp yapmayacakları
(yapmayacakları ifade ediliyor), diyalizöre (…..)-(…..) cent zam yaptıkları,
– Hatta yurtdışındaki ana şirketin, şirketin kuruluşu aşamasında Sasan’a verdiği
kredi miktarı ve kredinin faiz oranı ve vadesi
gibi bilgilerin Fresenius yetkilileri ile paylaşıldığı görülmektedir.
Pazarın iki önemli oyuncusu arasındaki bu yazışmadan, rekabet etmeleri durumunda 870
öngöremeyecekleri birbirlerine ilişkin birçok bilgiyi (satış miktarları, bayilerine satış
koşulları, bayilerin müşteriye satış koşulları, ürünlere zam yapılıp yapılmayacağı,
yapılacaksa ne oranda yapılacağı, borç miktarları ve bunun faizinin miktarı)
birbirleriyle paylaştıkları anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki iletişime ilişkin diğer örneklere aşağıda yer verilmektedir:
– Diakan’da bulunan belgede; “Ben Eczacıbaşı-Baxter firmasından Melih Çerçi.
Okan Bey’le erken saat olduğu için görüşemedim, size mail aracılığıyla ulaşayım
istedim. Eğer katıldıysanız Muğla Devlet Hastanesi ihalesine katılan tüm
firmaların fiyatları gerekli. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz”
– Sadık Çetin tarafından 25.6.2008 tarihinde gönderilen ve Asahi’nin bayi alış 880
fiyatlarına yer verilen e-postada; “Arkadaşlar bu fiyatları Fresenius’dan aldım.
İhale ve varsa özel merkezlerde test ederseniz iyi olur.”
– Gambro’da bulunan belgede; “HL Sabri ara!” “Asahi Ceyhun ara!”, “FMC Aşkın bir
daha ara!”
– Fresenius’da bulunan belgede; “Pazar dinamiklerini yakından takip etmekteyiz.
Yani, katılsak da katılmasak da ihaleleri analiz etmekte ve dağıtıcılarımız ile bölge
satış ofislerimiz aracılığı ile bilgi toplamaktayız. Hatta pazardaki bazı başka
oyuncularla da fiyatları denetlemek amacıyla iletişim kurmaktayız.”
– Gelişim’de bulunan belgede; “İtiraz etmeniz için tüm ortamı hazırladım. Gambro
ile bile görüştüm. Artık itiraz etmemek sizin için ayıp olur.” 890
– Fresenius yöneticisi Tamer Soyulmaz’ın el yazısı notlarında; “Gambro ile
görüşülecek.”
– Methar’da bulunan belgede; “Ece Medikocan ara.”
– Renka’da bulunan belgede; “Bu hafta cuma Ece ile görüşmek için Ankara
programı yaptım.”
10-80/1687-640
24
Bu kapsamda Fresenius’da yapılan yerinde incelemede, Rekabet Kurulu’nca alınan
ve Fresenius’un tarafı olmadığı 07-83/1011-M sayılı Soruşturma Kararı’nın bildirimine
dair Renka’ya gönderilen tebligat metninin elde edildiği de belirtilmelidir.
Piyasadaki oyuncular arasında -sosyal yaşamlarını da kapsayan- yoğun bir iletişim
olduğu, sıkça gerçekleşen etkinliklerde bir araya geldikleri ve birbirleriyle bilgi 900
alışverişinde bulunma imkanını elde ettikleri anlaşılmıştır. Bu imkanı sağlayan
platformlardan biri de yukarıda da belirtildiği gibi DİADER’dir. Bu tür iletişimler,
oyuncuların birbirlerine ilişkin hassas bilgileri elde etmesine zemin hazırlamaktadır.
Taraflar arasındaki yakın kişisel ilişkiler: Piyasadaki bilgi değişimine ilişkin olarak
vurgulanması gereken bir diğer husus, sektöre çok yakın kişisel ilişkilerin hakim
olduğudur. Pazarın en önemli oyuncusu olan Fresenius’a ait “FMC Türkiye Stratejik
Analizi” başlıklı raporda bu hususa ilişkin olarak şu ifadeler yer almaktadır: “FMH’nin
bayileri ve teknik servisleri, diğer sektörlerdeki büyük gruplarda olduğu gibi temel
ticari kurallardan ziyade, duygusal bağlılık ve vefa ilişkisi üzerine kurulmuştur. Hem
bu durum, hem de bu firmaların sürekli kazanan, tekelci kimlikleri, onları 910
kurumsallaşma gayreti içine sokmamış, FMH’nin güçlü yönleri yavaş yavaş yumuşak
karnı olmaya başlamıştır.”
Pazarda çalışanların şirketler arası transferi de oldukça sık görülmektedir. Aşağıda
yakın kişisel ilişkilerin, sektörün çok belirgin ve dikkat çeken özelliklerinden biri
olduğunu gösteren bir örnek yer almaktadır. Taraflara gönderilen soruşturma
tebligatında yer verilen ve Renka çalışanları olan Sadık Çetin tarafından 14.4.2008
tarihinde Çiğdem Akkurt’a gönderilen e-postada; “… Bafra Devlet daha çok açık
şartname ile çıkar. Yani senin Samsun’da bu firmaya çok fazla ihtiyacın yok gibi.
Şayet olur ise komisyon vererek işi çözebiliriz. Bu bilgileri Baxter bölge müdürü ile
paylaşır mısın bilmiyorum.” ifadeleri yer almaktadır. 920
Çiğdem Akkurt’un cevaben gönderdiği e-postada şu ifadeler yer almaktadır: “… 19
Mayıs Ünv. sorunumuz yok. Havza devlet bir sonraki ihale için bana söz verdi.
Mehmet Aydın Devlet/Samsun ihalesi çok açık bir ihale sizinle konuşmuştuk.
Girmemeye karar vermiştik. Sanırım FRS da girmeyecek. Orada Baxter DCA ile çok
ucuz fiyat atacak…”
Belgeye ilişkin olarak Renka’nın ilk yazılı savunmasında ise aşağıdaki ifadelere yer
verilmektedir: “… muhtemelen Samsun’da müvekkil şirketin hazırlamış olduğu
şartnameyi çalışmak isteyen bir firma (elinde hemodiyaliz ürünü bulunmayan) Bölge
Müdürü Çiğdem Hanım’a … başvuruda bulunmuştur. … Çiğdem Hanım daha önce
Baxter’da çalışan bir kişi olduğu için firma ile ilgili daha önce birlikte çalıştığı ve 930
müvekkil şirketin piyasa duyumlarına göre bu firmayı tanıyan Baxter Bölge Müdürü ile
konuyu değerlendirmesinin iyi olacağı şeklinde bir yazı yazılmıştır. …”
Diğer Unsurlar: Piyasanın şeffaf niteliğini güçlendiren bir başka unsur pazarın -
kamuya yapılan satışlar bakımından- bir ihale pazarı niteliği taşımasıdır. İhale
mevzuatı gereği her ihale sonrası, kazanan ve kaybeden teklifler ilan edilmektedir.
Bu ise yoğun ilişki içindeki teşebbüsler arasındaki bilgi değişiminin etkisini artıran bir
başka unsur olmaktadır.
İhalelere ilişkin olarak üzerinde durulması gereken bir diğer husus, teşebbüslerin
bizzat ihale şartnamelerinin hazırlığında yer almalarıdır. İhaleyi yapan kurum teknik
şartname taslağını teşebbüslere gönderebilmekte, talebine göre çalışma yapılmasını, 940
örneğin ihaleye sadece daha kaliteli bulduğu markaların girmesini istiyorsa,
şartnameye bu cihazların teknik özelliklerinin yazılmasını isteyebilmektedir. Kimi
10-80/1687-640
25
zaman da teşebbüsler, hastane yetkililerini ihale kriterlerinin kendi ürünlerinin ihale
kapsamında kalmasını ya da rakip ürünlerin dışarıda bırakılmasını sağlamak üzere
etkilemeye çalışmaktadır. Bu durum teşebbüsler arasındaki koordinasyonu
kolaylaştırmaktadır.
Yapılan yerinde incelemelerde bu hususa ilişkin çok sayıda belge bulunmuştur.
23.6.2008 tarihinde Fresenius yetkilisi Ozan Hasançebi tarafından Sinan Uzunlar’a
gönderilen e-postada; “… ile önümüzdeki günlerde yapacak oldukları ihale için
şartname çalışması yaptık. Şartnamesine Haidylena ve Vaksan gibi rakipleri 950
sokmaması yönünde uyardığımız … Bey şartnamesini netleştirmeden önce bu gibi
firmaları ihale dışı bırakmak için bizlerden yardım beklemektedir. …”
Gambro çalışanı Demet Özdemir tarafından 20.4.2009 tarihinde Hüseyin Kütük’e
gönderilen e-postada şu ifadeler yer almaktadır: “Ekteki şartname sadece bize
uymaktadır. 33. madde 300_700 ml/dk maddesi kaldırılarak fmc’nin de ihaleye
girmesini uygun gördük. Siz de incelerseniz tekrar göndereceğim, bu şartname ile
ihaleye çıkacaklar”; “Mustafa Bey, bu şartname sadece bize uyuyor. 33. maddeyi ben
düzelttim. Kırmızıyla işaretledim. O şekilde çıkarsanız FMC de girebiliyor. İki firma
için uygun bir şartname. Bu şekilde hiçbir sorun yaşamayacaksınız.”
Gambro’nun aylık ve haftalık satış raporlarının yer aldığı CD’de 2006 Şubat ayına 960
ilişkin olarak; “10.000 takım malzeme alacak olan hastaneye şartname bazında
çalışma yapıldı. Fresenius ve Gambro uyacak şekilde çalışma yapılıyor. Diğer
firmaların sıkıştırması yüzünden bu durum zor görünüyor.” ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde;
- Her iki piyasada da belli başlı rakiplerin sayısının az ve yoğunlaşma oranlarının
yüksek olduğu,
- Piyasaya girişlerin cihaz açısından güç, sarf malzemeleri açısından nisbeten daha
kolay olduğu,
- Diyaliz cihazları pazarında Fresenius açısından bir ölçüde farklılaşmadan söz
edilebilirse de, sarf malzemelerinin homojen bir nitelik sergilediği, 970
- Piyasanın özellikle cihaz açısından doygun bir piyasa niteliği taşıdığı, talebin
istikrarlı ve öngörülebilir olduğu,
- Alıcıların küçük ölçekli ve alımların küçük miktarlı olduğu,
- Tarafların birbiriyle ilişkili diyaliz cihazları pazarı, diyaliz sarf malzemeleri pazarı
ve diyaliz hizmetleri pazarında etkileşim içinde olduğu,
tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra bilgi değişimi kapsamında,
- Teşebbüslerin ihalelerde kendi ürünlerini satmak üzere rakip teşebbüslere yetki
vermesi,
- Takım halinde ürün sunmak amacıyla ya da müşteriler tarafından özellikle talep
edildiğinde tarafların birbirlerinden mal alıp satması, 980
- Tarafların ticari faaliyetlerine ilişkin detaylı bilgileri birbirleriyle paylaşması,
- Piyasadaki oyuncular arasında çok yakın kişisel ilişkiler bulunması,
- Diyaliz merkezleri tarafından kurulan DİADER’in teşebbüsler arasındaki etkileşimi
kolaylaştırması,
- Teşebbüsler arasında çalışan transferinin sık görülmesi,
- İhale yoluyla yapılan alımların piyasada önemli bir yeri olması, teşebbüslerin
ihalede sundukları fiyatlar, ihaleyi kimin kazandığı gibi bilgilerin açık olması,
10-80/1687-640
26
- Tarafların özellikle ihale şartnamelerinin oluşturulması sırasında etkileşim içinde
olmaları,
hususlarının taraflar arasında bilgi akışı sağladığı ortaya konmuş ve bu tespitler 990
çerçevesinde piyasanın “örtülü işbirliği”ne uygun bir piyasa niteliği taşıdığı
anlaşılmıştır.
I.4.2. Teşebbüslerin Anlaşma Yaptıkları İddiasının Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır.”
Yapılan yerinde incelemelerde teşebbüslerin rekabet ettiklerini gösteren ve özellikle
2008 yılı sonrasında yoğunlaşan bazı belgeler de bulunmuş olmakla birlikte, yukarıda 1000
yer verilen ve ağırlıkla 2008 yılı öncesine ait olan belgelerin değerlendirilmesi
gerekmektedir. Bu kapsamda, öncelikle kamu ihalelerine ilişkin belgelere (Belge 3, 6,
8, 11, 12, 13, 14, 20, 22) dikkat çekilmelidir:
Belge 3: Fresenius İcra Kurulu Üyesi Hakan Göker’in, Fresenius bayisi Ece’nin sahibi
Vedat Güler ile 1.3.2007 tarihinde yaptığı görüşmede tuttuğu notlarda yer alan;
- Rakiplerle centilmenlik anlaşmaları (ortak şartname oluşturulması)
- Marmara Bölgesi: rakiplerle “paylaşım” planlanmış
- Marmara modelini diğer bölgelerde uygulamak (kamuda ihalelerde centilmenlik)
- Fiyatları yukarı çekebilmek
ifadeleri planlanan bir paylaşıma ve tarafların fiyatları yükseltme niyetine ilişkin bilgi 1010
içermektedir.
Belge 6: Fresenius yöneticisi Tamer Soyulmaz’ın toplantı notları, Karadeniz Bölge
Müdürü Ozan Hasançebi’nin bölgesinde gerçekleşen bazı ihalelere ilişkin
değerlendirmelerini içermektedir. Bu değerlendirmelerde kuru diyalizör başta olmak
üzere Asahi malzemelerdeki iyileşmenin kendilerini zorladığı ifade edilmekte ve
“Asahi, Fresenius ve Gambro’nun bir araya gelmesi” önerilmektedir.
Belge 8: Fresenius İzmir Bölge Müdürlüğü’nde yapılan yerinde incelemede bulunan
belgede Yalvaç Devlet Hastanesi’ne ilişkin cihaz, hasta ve ürün bilgilerine yer
verildikten sonra, 2005 yılında düzenlenen ihalenin “Gambro’ya bırakıldığı” ifade
edilmektedir. Belge, söz konusu ihalenin taraflar arasındaki anlaşma uyarınca 1020
paylaşıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Belge 11: Belgede Gambro bayisi Methar tarafından Gambro’nun yeni bayisi Gül
Ecza’nın ihalelerdeki fiyatlandırma davranışları değerlendirilmektedir. Methar sahibi
Özer Fırat tarafından gönderilen e-postada Gül Ecza’nın ihalede rakiplere göre düşük
fiyat verdiği, ihale şemasının temelini bilmediği, fistül iğneleri için çok düşük bir fiyat
attığı ve diğer şirketlerden bazı çalışanların fiyatları düşürmemesi ve sistemi
öğrenmesi konusunda Gül Ecza’yı uyardığı ifade edilmektedir. Gambro Pazarlama ve
Satış Müdürü Bülent Çimenci ise cevaben; e-postanın mevcut ihale sistemine ilişkin
hassas ve tehlikeli bazı bilgiler içerdiğini ve bu e-postanın tüm kopyalarını kişisel
bilgisayarından sileceğini belirtmekte, e-postayı alan diğer kişilere de bunu 1030
yapmalarını şiddetle tavsiye etmektedir.
10-80/1687-640
27
Yerinde incelemeler sırasında Gambro ve Methar yetkilileri belgenin, ihalede verilen
fiyatın çerçeve ihale sisteminin özüyle bağdaşmadığının ve iki yıl süresince tavan
fiyat vazifesini görecek bir fiyat için çok düşük bir seviyede olduğunun tespit edilmesi
ile ilgili olduğunu belirtmişlerdir. Bu açıklamaların doğruluğu kabul edilse dahi, e-
postada yer alan ifadelerin Gambro Pazarlama ve Satış Müdürü tarafından,
ihalelerde paylaşım sağlayan bir sisteme atıf yapıldığı şeklinde yorumlandığı açıktır.
Diyaliz sektörünün en önemli oyuncularından biri olan Gambro’da pazarlama ve satış
müdürü olarak görev yapan bir kişinin kaygısının ve tepkisinin boyutunun, piyasa
oyuncuları arasında hiçbir işbirliği çabasının bulunmadığı ve rekabetçi koşulların söz 1040
konusu olduğu bir piyasa yapısı ile bağdaşmadığı açıktır.
Belge 12: Belgede Anadolu’daki bazı hastane ihalelerine, ihale süreçlerindeki
gelişmelere, rakiplerle ve düzenleyici idarelerle yapılan görüşmelere ilişkin bilgilere
yer verilmektedir. Belgede yer alan ifadeler incelendiğinde;
- Gambro, bayisi Nefro ve Sasan’ın İbni Sina Hastanesi ihalesini birbirlerine açıktan
para vermek suretiyle paylaşmayı planladıkları, bunun bir önceki yılda da
yapıldığı,
- Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde Gambro’nun iki cihazlık ihaleyi, Etlik Yüksek
İhtisas Hastanesi ihalesi karşılığında Sasan’a bıraktığı,
- Etlik Yüksek İhtisas Hastanesi ihalesi öncesinde ihalenin paylaşılmasına ilişkin bir 1050
anlaşma sağlandığı, ancak taraflardan birinin fikir değiştirmesi nedeniyle bunun
uygulamaya geçmediği, Fresenius ve Gambro üst düzey yöneticilerinin de
paylaşımdan haberdar oldukları ve bu konuda birbirleriyle iletişime geçtikleri,
- Dışkapı Çocuk Hastanesi ihalesinin Sasan’da kalması noktasında anlaşma
sağlandığı, ihalenin Gambro’ya kalması üzerine Sasan yetkilisinin ortalığı
karıştırdığı ve bir doktorun isteği ile ihalenin Sasan’a onaylandığı, Gambro’nun
itiraz etmek yönündeki yasal hakkını kullanmadığı ve ihalenin resmen Sasan’a
verildiği,
- Hacettepe Üniversitesi Hastanesi ihalesinde ise Sasan’ın Gambro’dan ihaleyi
“istediği”, ancak Gambro’nun aldığı ihalelerin Sasan’ın aldığı ihalelerden az 1060
olması nedeniyle bir anlaşma sağlanamadığı,
- Bu ihalelere ek olarak Etlik, Çorum SSK, Sinop Atatürk Devlet ve Fırat
Üniversitesi Hastaneleri cihaz ihalelerinin Sasan’a bırakıldığı,
- Ece’nin Durağan ve Türkeli ihalelerinde anlaşmayı bozduğu,
anlaşılmaktadır.
Belge 13: Belgede 2006 yılına ilişkin 30 hastane ihalesi ile Gambro ve Ece için ayrı
ayrı olmak üzere ürün sayıları bilgisini içeren bir tablonun yer aldığı görülmektedir.
Tablonun sonunda Gambro ve Ece’nin toplam satış miktarlarına yer verilmekte,
Ece’nin 10.000 adet daha satmasıyla birlikte taraflar arasındaki hesabın kapatılacağı
ifade edilmektedir. Söz konusu tablonun bir paylaşıma ilişkin olduğu ve anlaşma 1070
şartlarına uyum sağlamak için Ece’nin eksik kalan satış miktarının telafi edilmeye
çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Belge 14: Belgede yer alan ifadelerden Gambro yöneticilerinin yalnız bırakıldıklarını
düşündükleri, buna karşı bir strateji arayışı içinde oldukları ve bayileri olan Methar’a
daha fazla destek vermeye karar verdikleri anlaşılmaktadır. Bu ifadeler, bozulmaya
başlayan anlaşmanın bir göstergesi olarak yorumlanmaya müsaittir.
Belge 20: Renka’da bulunan belgede, Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki hastanelerin
isimleri, bu hastanelere ilişkin yorumlar, hasta sayıları ve seans sayılarına ilişkin
10-80/1687-640
28
bilgiler içeren bir tablo yer almaktadır. Rize Devlet ve Trabzon Numune Hastanesi
ihalelerine “Ece ile ortak girileceği” ifade edilmektedir. 1080
Belge 22: Bazı hastane isimleri, mal alım miktarları ve bu hastanelere ilişkin hedef ve
değerlendirmelerin yer aldığı belgedeki “Gambro’yla yarı yarıya paylaşacağız.”,
“Gambro’yla yarı yarıya paylaşabiliriz”, “Biz çıkacak bu ihaleden toplamda 5.000
adetlik bir pay almayı planlıyoruz”, “… biz ve Gambro arasında paslaşılacaktır.”,
“Gambro ve Fresenius arasında paylaşılıyor”, “Gambro ve Fresenius yarı yarıya
paylaşıyor”, “… bu merkez Gambro’yla paylaşılabilir de, paylaşılmayabilir de” ifadeleri
taraflar arasındaki ihale paylaşımını çok net olarak ortaya koymaktadır.
Taraflar arasındaki anlaşmanın ihalelerle sınırlı kalmadığını, daha geniş kapsamlı bir
anlaşmanın söz konusu olduğunu ortaya koyan belgelerin (Belge 1, 4, 9, 17, 18, 27,
28, 31) değerlendirilmesine ise aşağıda yer verilmektedir. 1090
Belge 4: Belgede Gambro, Fresenius ve Braun dağıtıcıları arasında özel diyaliz
merkezlerine yönelik bir paylaşımın detayları yer almaktadır. Toplantıda üç temel
konunun karara bağlandığı görülmektedir. Bunlardan ilki set fiyatlarının 2,75’e
çıkarılması, ikincisi özel merkez fiyatlarının yukarıya çekilmesi, üçüncüsü ise vade
politikalarının diyaliz merkezlerinden çek, senet talep edilmesi gibi yollarla
sıkılaştırılmasıdır. Bunun dışında ‘Olmazsa olmaz!!!’ başlıklı tabloda Renka sahibi
Emircan Altuniş, Fresenius Marmara Bölgesi bayisi Alper Taş ve Gambro Genel
Müdürü Yüksel Bolayır’ın isimlerinin altında, Marmara Bölgesi’nde yer alan bazı
diyaliz merkezleri yer almaktadır. Tablonun Marmara Bölgesi’ndeki diyaliz
merkezlerinin paylaşımına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 1100
Belge 1 ve Belge 9: Belge 1’de Fresenius Almanya’nın bir yetkilisi tarafından Şenol
Taşdelen’e gönderilen e-postada piyasadaki fiyat dinamiklerinin yönetimi açısından
iletişimin önemi ve rakip firmaların ‘barışçıl’ davranmalarının kendi fiyatlandırma
saiklerinin rakipler tarafından anlaşılmasına bağlı olduğu ifade edilmiş, bu kapsamda
rakipler fiyat artışı yaptığında onları izlemenin iyi bir strateji olacağı vurgulanmıştır.
Belge 9’da yer alan toplantı3 notlarında ise fiyatları en uygun şekilde belirlerken
rekabetin önemli bir parametre olduğu, verilecek kavgaların akıllıca seçilmesi
gerektiği, fiyat savaşının bir kazananı olmadığı değerlendirmesine yer verilmektedir.
Bu belgeler anlaşma delili olarak değerlendirilmemekle birlikte, Fresenius
Almanya’nın, faaliyet gösterdiği ülkelerdeki dağıtıcılarını fiyat rekabetine girmemeleri 1110
ve bunun kendilerine bir şey kazandırmayacağı konusunda uyardığı dikkat
çekmektedir. Fresenius’un hiyerarşik ilişki içinde bulunduğu yurtdışı merkezinden bu
nitelikte bir görüş almasının, daha ‘anlaşmacı’ bir tutum sergilemesini
kolaylaştırabileceği değerlendirilmektedir.
Belge 17 ve Belge 18: Belgelerde Asahi’nin Marmara Bölgesi’ndeki bazı
uygulamaları Gambro tarafından değerlendirilmektedir. Fresenius’un bu bölgedeki
bazı hastanelerde %35 pay teklif ederek Asahi ve Helbio markalarıyla işbirliği
yapmaya başladığı, bir ‘tehdit’ oluşturmaya başlayan Asahi’nin Marmara Bölgesi’nde
Gambro müşterilerinden uzak durması noktasında bir anlaşma sağlandığı,
Gambro’nun anlaşmanın ülke genelinde uygulanmasını istediği, Asahi’nin bunu kabul 1120
etmediği anlaşılmaktadır. Gambro yetkililerinin bu durumu yurt dışına raporlarken
“…Marmara Bölgesi’nde Asahi’yi kontrol altına almış bulunmaktayız” ifadesini
3 Fresenius yetkilileri tarafından, toplantının Fresenius Almanya tarafından düzenlendiği ifade
edilmiştir.
10-80/1687-640
29
kullandığı görülmektedir. Bu ifadeler tarafların ticari stratejileri ve müşteri grupları
üzerinde anlaşmaya vardıklarını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Belge 27: Fresenius bayisi Medikocan’ın satış bölgesinde yer alan Denizli’deki Erpa
Diyaliz Merkezi’ne Braun marka ürünlerin dağıtıcısı Renka üzerinden (…..) adet
Fresenius marka diyalizör satılması üzerine, Medikocan Fresenius’dan bir açıklama
istemiş ve kendisine ürünlerin Renka’ya doğrudan Fresenius tarafından sağlandığı,
bu satışın Renka’ya “distribütörlüğünün değişim sürecinde içinde bulunduğu özel
durum” nedeniyle destek olmak amacıyla ve “Fresenius bayilerini zora sokmayacak 1130
şekilde” yapıldığı bildirilmiştir.
Şüphesiz ki, bir teşebbüsün, rakibinin içinde bulunduğu zor koşulları değerlendirerek
ona “destek olması” rekabetçi bir pazarda söz konusu olmaz. Dosya kapsamında bu
desteğin, maddi sıkıntı içinde olan bir rakibi rahatlatmak amacıyla, kendi dağıtım
kanalı üzerinden gerçekleşmesi gereken bir kısım satışı rakibe yönlendirmek
noktasına kadar vardığı görülmektedir. Bu şekilde ilişkilerin kurulabildiği bir pazarda
gerçek anlamda bir rekabetten söz edilemeyeceği açıktır.
Belge 28: Belgede yer alan “Rakipleri high-flux’a ve yüksek fiyata alıştırmalıyız.
Çünkü bu onların da işine geliyor” ifadeleri dikkat çekicidir. Fresenius tarafından
tasarlanan ‘alıştırma’ politikasının neyi kapsayacağı, nasıl uygulanacağı, rekabet 1140
kısıtlanmadan nasıl gerçekleştirileceği hususları belirsizdir.
Belge 31: Fresenius YTS toplantısı tutanaklarında, Fresenius, Gambro ve Braun’un,
şartnamesinde cihaz başına teknik servis bedelinin, cihaz bedelinin yedek parça
hariç %3, yedek parça dahil %6’sını geçemeyeceği hükmünün yer aldığı bakım
ihalelerine katılmama kararı aldığı belirtilmektedir.
Markaların birbirlerinin cihazlarına teknik servis hizmeti verememeleri nedeniyle,
teşebbüsler teknik servis açısından doğrudan bir rekabet içinde değildir. Ancak,
teşebbüslerin bu hükmün yer aldığı ihalelere bireysel olarak girmemek gibi bir yol
izlemek yerine eylemlerini uyumlaştırmayı tercih ettikleri ve ticari hayatta
karşılaştıkları zorluklara karşı ortak karar alma eğiliminde oldukları görülmektedir. 1150
Yukarıda da yer verildiği üzere dosya konusu iddialar değerlendirilirken, öncelikle
piyasa yapısının örtülü işbirliğine uygun bir nitelik taşıyıp taşımadığı incelenmiş ve
ilgili pazarların örtülü işbirliğine müsait piyasalar olduğu tespiti yapılmıştır. Ancak
vurgulanmalıdır ki piyasa yapısına ya da bilgi değişimine ilişkin olarak herhangi bir
ihlal tespiti yapılmamaktadır.
Taraflar arasındaki ilişkilerin bu kadar sıkı ve bilgi akışının bu derece yüksek olduğu
piyasalarda söz konusu olabilecek işbirliklerinin piyasadaki rekabet düzeni üzerindeki
etkileri de büyük olacaktır. Normal işleyişi olan bir piyasada rekabeti sınırlı ölçüde
kısıtlayacak bir uygulamanın, bu gibi piyasalarda ciddi etkileri olabilecektir.
İncelemelerde elde edilen bilgi ve belgeler, piyasanın bu nitelikleri ortaya koyulduktan 1160
sonra değerlendirilmiştir.
Yukarıdaki belgelerin değerlendirilmesi sonucunda, başvurularda yer verilen kamu
ihaleleri paylaşımının taraflar arasındaki daha geniş bir işbirliğinin bir sonucu olduğu
ve işbirliğinin kamu ihaleleri ile sınırlı olmadığı anlaşılmıştır. Bu işbirliği kimi
dönemlerde kamu ihalelerinde, kimi dönemlerde özel sektöre yapılan satışlarda ortak
hareket etmek şeklinde tezahür etmektedir. Bu çerçevede işbirliğinin genel ticari
stratejilerin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin olduğu söylenebilir. Bu nedenle
işbirlikleri kimi zaman sağlayıcılar arasında, kimi zaman bayiler arasında, kimi zaman
da sağlayıcı ve bayiler arasında tesis edilmektedir.
10-80/1687-640
30
Yapılan değerlendirmeler sonucunda Fresenius, Gambro, Sasan, Renka ve Ece’nin 1170
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ‘rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkisi olan
anlaşma’ olarak değerlendirilen davranışları belgeleriyle ortaya konmuştur. Hakkında
soruşturma yürütülen diğer 14 teşebbüsün ise bu anlaşmanın tarafı olup olmadığının
tespit edilmesinin mevcut belge ve bilgiler ışığında mümkün olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Kanun’u ihlal ettiği tespit edilen Fresenius, Gambro, Renka, Sasan ve
Ece’ye verilecek idari para cezasının Kanun’un 16. maddesine dayanılarak çıkarılan
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre
tespit edilmesi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; kartellerde temel para cezası 1180
belirlenirken teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin %2’si ile %4’ü arasında bir oranın esas
alınacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin 2. fıkrasında ise oranlar belirlenirken ilgili
teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücünün, ihlal neticesinde
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususların dikkate
alınacağı belirtilmektedir. Bu çerçevede Fresenius, Gambro, Renka, Sasan ve
Ece’nin 2009 yılı gayri safi gelirlerinin %2’si esas alınmıştır.
Aynı maddenin 3. fıkrasına göre para cezası miktarı bir yıldan uzun, beş yıldan kısa 1190
süren ihlallerde yarısı oranında artırılır. Yapılan incelemelerde elde edilen ve ihlal
tespitine dayanak yapılan en eski tarihli anlaşma belgesi 4.7.2004 tarihlidir.
Anlaşmanın başlangıç tarihini kesin olarak tespit etmek mümkün olmamıştır ancak
eldeki belgeler 4.7.2004 tarihinden başlayarak anılan teşebbüsler açısından hukuki
sorumluluk doğuracak niteliktedir. İhlal tespitine dayanak yapılan belgeler,
anlaşmanın en azından 2007 yılına kadar sürdüğünü belgeleyen kesinliktedir. Bu
çerçevede Yönetmeliğin anılan hükmü çerçevesinde anılan teşebbüslere verilecek
temel para cezası, teşebbüslerin 2009 yılı gayri safi gelirlerinin %3’ü olarak
belirlenmiştir.
Yönetmeliğin “Hafifletici Unsurlar” başlıklı 7. maddesine göre “Temel para cezası, …, 1200
ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması
gibi haller ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa, dörtte bir ile
beşte üç arasında indirilebilir.” Anılan madde hükmü uyarınca Renka’ya verilecek
olan para cezasında 2/5 oranında, Sasan’a verilecek olan para cezasında ise 3/5
oranında indirim yapılmıştır. Bu çerçevede Renka’ya verilecek olan para cezası bu
teşebbüsün 2009 yılı gayri safi gelirlerinin %1,8’i, Sasan’a verilecek olan para cezası
bu teşebbüsün 2009 yılı gayri safi gelirlerinin %1,2’si olarak belirlenmiştir.
Fresenius’un YTS’leri ile imzaladığı anlaşma da soruşturma kapsamında incelenmiş,
Fresenius'un diyaliz cihazları pazarındaki pazar payının son 3 yılda %58-64 arasında
olduğu görülmüş ve "2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, 1210
2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği" ile belirlenen %40’lık
pazar payı eşiğinin aşılması nedeniyle bu anlaşmanın anılan Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yararlanamadığına, ancak söz konusu anlaşmaya aktif satış yasağı
bakımından bireysel muafiyet tanınmasına karar verilmiştir.
Son olarak Fresenius ve Renka’nın sözlü savunma toplantısının gizli yapılmasına
ilişkin taleplerinin red gerekçesi belirtilmelidir. 4054 sayılı Kanun’un 47. maddesine
göre “Sözlü savunma toplantıları açık olarak yapılır. Genel ahlakın ve ticari sırların
10-80/1687-640
31
korunması gerekçesi ile Kurul, sözlü savunma toplantısının gizli olarak yapılmasına
karar verebilir.” 2010/2 sayılı Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma
Toplantıları Hakkında Tebliğ’in 9. maddesinin 5. fıkrasında ise “Ticari sırların 1220
korunması gerekçesiyle gizlilik talebinde bulunan taraf, işaretlenen bütün bilgiler
bakımından, bunların neden ticari sır olarak kabul edilmesi gerektiğini, söz konusu
ticari sırların açıklanmasının kendisi bakımından nasıl bir zarara yol açacağını ve
bunların korunması için sunumun hangi kısımlarının gizli yapılması gerektiğini
gerekçeleriyle açıklamakla yükümlüdür” hükmü yer almaktadır.
Fresenius’un Ek Görüş’e karşı cevap yazısında toplantının kartel iddialarına ilişkin
bölümü ile Fresenius’un dikey ilişkilerinin incelendiği bölümlerin gizli yapılması talep
edilmiştir. Görüldüğü gibi talep çok genel niteliklidir, herhangi bir açıklama ya da
gerekçe içermemektedir. Renka vekilleri tarafından ise sözlü savunmaya katılımın
bildirildiği yazı ile sözlü savunmada fiyat grafiklerini sunacakları bölüm ile 1230
savunmanın 3. ve 4. bölümlerinin gizli yapılması talep edilmiştir. Renka’nın sunmuş
olduğu fiyat grafikleri 2004’ün 3. çeyreği ile 2008’in 2. çeyreği arasında kalan döneme
ilişkindir. Bunlar bugün itibariyle ticari sır olarak nitelendirilemeyecektir. Savunmanın
3. ve 4. bölümlerinin gizli yapılması talebi de aynı şekilde çok genel niteliklidir,
herhangi bir açıklama ya da gerekçe içermemektedir. Bu çerçevede 4054 sayılı
Kanun’un 47. maddesi ve 2010/2 sayılı Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü
Savunma Toplantıları Hakkında Tebliğ’in 9. maddesinde öngörülen koşulların
karşılanmadığı anlaşılmış ve söz konusu taleplerin reddine karar verilmiştir.
I.4.3. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Aşağıda hakkında para cezasına hükmedilen teşebbüslerin savunmaları ve bunlara 1240
ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır.
I.4.3.1. Fresenius ve Ece adına yapılan savunmalar
- İlgili piyasanın açık veya örtülü işbirliğine uygun bir yapıya sahip olmadığına ilişkin
savunmalar:
Bu kapsamda ilk olarak, piyasanın örtülü işbirliğine uygun bir nitelik taşıdığı tespitinin
1.11.2007 tarih, 07-83/1011-395 sayılı ve 25.12.2008 tarih, 08-75/1198-463 sayılı
Kurul kararları ile açık bir biçimde çeliştiği iddia edilmektedir.
Söz konusu kararlarda, dosya kapsamında yapılan değerlendirmeleri temelden
sakatlayacak herhangi bir unsur bulunmamaktadır. Öncelikle dosya kapsamında
“diyaliz cihazları” ve “diyaliz sarf malzemeleri” pazarları incelenirken, anılan 1250
kararlarda sadece “diyaliz sarf malzemeleri” pazarına ilişkin değerlendirmelerin yer
aldığı belirtilmelidir. İki dosya arasındaki fark, ilkinde incelenen iddialara bakıldığında
dahi görülmektedir. Başvuruda cihaz ve sarf malzemeleri ihalelerine katılan bayi ve
alt bayi düzeyindeki bazı firmaların bir araya gelerek pazar paylaştıkları ve ihalelerde
teklif edilecek fiyatları belirledikleri iddiaları yer almaktadır. İddia konusu kamu
alımları ve hakkında iddiada bulunulanlar bayi ve alt bayiler olduğundan, incelemeler
bu teşebbüsler ve kamu alımları üzerinde yoğunlaşmış, pazarda sağlayıcı olarak
faaliyet gösteren teşebbüsler ve diyaliz hastalarının 2008 yılı itibariyle %70’ine yakın
bir kısmını oluşturan özel sektör alımlarına ilişkin değerlendirmeler sınırlı kalmıştır.
Dosya kapsamında da benzer şekilde ilk olarak kamu alımlarında anlaşma iddiası 1260
incelenmiş, başvurularda yer verilen kamu ihaleleri paylaşımının taraflar arasındaki
daha geniş bir işbirliğinin bir sonucu olduğu, işbirliğinin sadece kamu ihaleleri ile
sınırlı olmadığı, genel ticari stratejilerin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin olduğu
10-80/1687-640
32
anlaşılmıştır. Soruşturma kapsamında bazı bayilerin yanı sıra Fresenius, Gambro,
Sasan gibi ana tedarikçi konumundaki firmaların da faaliyetleri incelenmiş, piyasa
kamu alımları odaklı olarak değil, bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede
piyasadaki rakip sayısı, giriş engelleri, ürünlerin ne derece homojen olduğu,
maliyetlerdeki benzerlik, piyasa talebinin durumu, alım sıklıkları/büyüklükleri ve
piyasadaki bilgi akışı ve iletişim bir arada değerlendirilmek suretiyle piyasanın örtülü
işbirliğine müsait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 1270
Kamu alımlarıyla sınırlı iddiaların ve bu alımlarda teklif veren bayi ve alt bayilerin
incelendiği bir dosyada, Kurul’un pazarın hasta sayısı açısından %30’luk bir kısmına
ilişkin değerlendirmesinin, piyasanın ana tedarikçileri de içerecek şekilde bir bütün
olarak incelendiği bir başka incelemede yapılan değerlendirmeleri temelden
sakatlayacağı iddiasının dayanaktan yoksun olduğu görülmektedir. Kaldı ki, vakayı
isabetli bir şekilde tahlil etmek ve tespitlerini makul gerekçelere dayandırmak
kaydıyla, Kurul kararlarında da bir değişiklik olması mümkündür.
Bu kapsamda ikinci olarak, teşebbüsler arası bilgi değişiminin her halükarda rekabet
açısından zararlı olduğu ve kartel eğilimini arttırdığı gibi bir varsayımdan hareket
edildiği, bilgi değişiminin olası olumlu sonuçlarının da söz konusu olduğu, daha geniş 1280
bir bilgi setiyle hareket eden teşebbüslerin stratejilerini daha doğru bir şekilde
oluşturacağı, hatta mikro iktisadın temelinde yatan tam rekabet olgusunun da esasen
tam bilgi varsayımına dayandığı, dosya kapsamında bilgi değişiminin ne şekilde
değerlendirdiğinin açık olmadığı iddia edilmektedir.
Dosya kapsamında piyasa yapısının incelenmesinin nedeni, piyasanın niteliklerinin,
elde edilen bulguların değerlendirilmesinde büyük önem taşıyabilmesidir. Özellikle 4.
madde incelemelerinde değerlendirme esas itibariyle elde edilen belgeler üzerinden
gerçekleştirilse de, bu belgelerin gösterdiği davranış biçimlerinin isabetli bir şekilde
tahlil edilebilmesi için piyasanın öne çıkan bazı niteliklerinin ortaya konması
gerekebilmektedir. Dosya kapsamında bilgi değişiminin ihlale dayanak yapılmadığı 1290
ve bu çerçevede değerlendirildiği son derece açıktır ve bu iddianın da herhangi bir
dayanağı bulunmamaktadır.
Bilgi değişime ilişkin olarak ayrıca ilgili piyasada teşebbüsler arasında gerçekleşen
sistematik bir bilgi değişimi bulunmadığı, verilen örneklerin geçmişe yönelik ticari sır
niteliği taşımayan koordinasyona neden olmayacak nitelikte davranışlar olduğu iddia
edilmektedir. Bilgi değişimine dayanılarak bir ihlal tespiti yapılmadığından, değişilen
bilgilerin ne ölçüde stratejik nitelik taşıdığı ya da ticari sır olarak nitelendirilebileceği
gibi bir tartışma önem taşımamaktadır.
- Belgelere ilişkin savunmalar:
Belge 1 ve Belge 9’un şirketin tek taraflı stratejisi olduğu ve rekabet ihlaline dayanak 1300
yapılamayacağı iddia edilmektedir. Bu belgelerin şirketin tek taraflı stratejisini
gösteren belgeler olduğu muhakkaktır. Nitekim bu belgelere dayanılarak kartel tespiti
yapılmamıştır. Burada vurgulanan husus, bu tek taraflı stratejinin, teşebbüsün kartele
meyletmesini kolaylaştırabileceği hususudur.
Belge 3’te yer alan ifadelerin 4054 sayılı Kanun’un ihlali niteliğindeki fiillerle hiçbir
ilgisinin bulunmadığı iddia edilmektedir. “Rakiplerle centilmenlik anlaşmaları”,
“Marmara Bölgesi: rakiplerle ‘paylaşım’ planlanmış”, “Marmara modelini diğer
bölgelerde uygulamak (kamuda ihalelerde centilmenlik)”, “fiyatları yukarı çekebilmek”
ifadeleri son derece açık ifadelerdir ve bu iddianın da kabulü mümkün değildir.
10-80/1687-640
33
Belge 4’ün kendileri ile ilgisiz olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiaya ilişkin olarak 1310
belgenin, Fresenius’da yapılan yerinde incelemede elde edildiği hatırlatılmalıdır.
Belge 12’nin Ece bakımından aleyhe sonuç doğurmayacağı iddia edilmektedir.
Önemli bir kartel belgesi olan Belge 12, teşebbüsler arasında ihalelerin paylaşıldığını
çok açık olarak ortaya koymaktadır. Belgede yer alan “ECE TIBBİ: Her ne kadar ılımlı
yaklaşsa da Erol, Durağan ve Türkeli devlet hastaneleri cihaz ihalelerinde verdiği
sözleri tutmadı. Her iki hastanede de yerel bayi gücünü kullanmaya çalışıp ikisini de
almaya kalktı. Her iki ihaleye de idareye danışarak şikayet dilekçesi yazıldı. Genel
anlamda şu an aramızda problem yok havası var.” ifadeleri, Ece’nin anlaşmanın
tarafı olduğunu, ancak Durağan ve Türkeli ihalelerinde anlaşmayı bozduğunu
belgelemektedir. 1320
Belge 13’ün Gambro ve Ece’nin doğrudan rakip olmaması nedeniyle tutarsızlık
taşıdığı, söz konusu illerde anlaşma yapılacaksa Ece’nin Gambro bayileri ile
anlaşmış olmasının gerekeceği iddia edilmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi
işbirlikleri kimi zaman sağlayıcılar arasında, kimi zaman bayiler arasında, kimi zaman
da sağlayıcı ve bayiler arasında tesis edilmektedir. Piyasadaki ürünlerin dağıtımı bir
tedarik zinciri aracılığıyla gerçekleştirildiğinden, Gambro gibi sağlayıcı konumdaki bir
teşebbüse diğer markaların dağıtım kanallarında yer alan dağıtıcıların ve bayilerin
rekabetçi baskı uygulayacağı ve Gambro gibi sağlayıcı konumda olan bir
teşebbüsün, rakip dağıtıcı ve bayilerle yapacağı bir anlaşmanın da rekabeti
sınırlayacağı muhakkaktır. 1330
Belge 17’ye ilişkin olarak, belgede geçen Fresenius ifadesinin markayı ifade ettiği,
ihalelere doğrudan girmedikleri için kendilerinin kast edilmiş olamayacağı, belgede
adı geçen diğer teşebbüsler hakkında inceleme yapılmamasının muamma olduğu
iddia edilmektedir. Öncelikle belgede “Fresenius” ifadesinin değil, “FMC” ifadesinin
geçtiği belirtilmelidir. Belge Fresenius’un en büyük rakibi olan Gambro’da elde
edilmiş olup, Gambro’nun satış raporlarından bir alıntıdır. Belgenin devamında
Gambro yetkilisi tarafından “FMC’nin bu stratejisine karşı bizim iki alternatif eylem
planımız bulunmakta…” ifadesi kullanılmaktadır. Bu çerçevede, belgede yer alan
FMC ifadesi ile Fresenius’un değil, Diamed’in kastedildiği iddiası gerçekçi
görünmemektedir. Ayrıca Fresenius satışlarını bayiler üzerinden gerçekleştirdiği için 1340
belgenin kendileriyle ilgisiz olduğu iddiası da dayanaksızdır. Bayiler ne kadar çok
satış yaparsa Fresenius’dan o kadar fazla mal alacağından, Fresenius, bayilerine
bölge müdürlükleri aracılığıyla destek vermekte ve bu bölge müdürlükleri aracılığıyla
bayilerin faaliyetlerini ve bölgede yaşanan gelişmeleri takip etmektedir. Belgede adı
geçen diğer teşebbüsler hakkında ise bu anlaşmanın tarafı olduklarını makul bir
kesinlikle ortaya koyan destekleyici başka belge elde edilememiştir.
Belge 20’de yer alan ifadelerin rekabeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı iddia
edilmektedir. Rize Devlet ve Trabzon Numune Hastanesi ihalelerine “Ece ile ortak
girileceği” ifadesi karşısında bu iddianın da bir dayanağı bulunmamaktadır.
Belge 22’de yer alan “… bırakıldı” ve “… ile paylaştık” ifadelerinin tüm sektörlerde 1350
kullanılan ifadeler olduğu iddia edilmektedir. Belgede yer alan ifadeler son derece
açık ifadelerdir ve bu savunmanın da hiçbir dayanağı yoktur.
Belge 31’e ilişkin olarak ortaklaşa alınan bir kararın söz konusu olmadığı, bunun
teşebbüslerin bireysel tercihleri olduğu iddia edilmektedir. Belgede yer alan “Bu
koşullarda biz, Gambro ve Braun ihalelere girmeyecek”, “… market lideri üç firmanın
bu tip ihalelere girmeme kararı aldığı” ifadeleri karşısında bu iddianın da kabulü
mümkün değildir.
10-80/1687-640
34
- Hukuki değerlendirmede hata yapıldığına ilişkin savunmalar:
Bu kapsamda soruşturmanın kamu ihalelerine ilişkin olarak başlatıldığı, kamu
ihalelerine doğrudan girmeyen Fresenius’un neden incelemeye dahil edildiğinin 1360
anlaşılamadığı, Soruşturma Raporu’nda özel merkezlere yapılan satışlara
odaklanıldığı ifade edilmektedir.
Öncelikle dosya kapsamında kamu ya da özel sektör olmak üzere belirli bir
odaklanmadan söz edilemeyeceği belirtilmelidir. Dosya kapsamında taraflar
arasındaki işbirliğinin kamu ihaleleri ile sınırlı olmadığı, kamu ihalelerindeki
paylaşımın daha geniş bir işbirliğinin bir sonucu olduğu tespit edilmiştir. Nitekim
yukarıda yer verilen belgelerden Belge 3, 6, 8, 11, 12, 13, 14, 20 ve 22 kamu
ihalelerine ilişkin belgeler iken, Belge 1, 4, 9, 17, 18, 27, 28 ve 31, taraflar arasındaki
anlaşmanın ihalelerle sınırlı kalmadığını, daha geniş kapsamlı bir anlaşmanın söz
konusu olduğunu ortaya koyan belgelerdir. 1370
Fresenius bayileriyle birlikte bir kartel oluşumu içerisinde yer alıyorsa, bu oluşumu bir
tek bayiyle sınırlı tutmasının anlamsız olacağı iddia edilmektedir. Mevcut belge ve
bulgular ortada bir anlaşma bulunduğunu ve bu anlaşmaya en azından Fresenius,
Gambro, Renka, Sasan ve Ece’nin taraf olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle
anlaşmanın bu teşebbüsler dışında da sağlayıcı veya bayi düzeyinde tarafları olması
mümkündür. Bu çerçevede diğer Fresenius bayileri Medikocan ve Diamed de
anlaşmaya taraf olabilirler. Ancak diğer bayilerin anlaşmanın tarafı olduğunu
kanıtlayacak yeterli belge elde edilememişken, yukarıda yer verilen belgeler Ece’nin
durumunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Bu kapsamda ileri sürülen bir başka iddia tek bir kartelin mi, iki ayrı kartelin mi söz 1380
konusu olduğunun muğlak olduğu iddiasıdır. Yukarıda da açıklandığı üzere dosya
kapsamında tek bir kartelden söz edilmektedir.
Savunmalarda oligopolistik pazarlarda gözlenen bilinçli paralellik ile anlaşma
neticesinde ortaya çıkan paralellik ayrımı hatırlatılarak bilinçli paralelliğin ihlal olarak
değerlendirilemeyeceği iddia edilmektedir. Yukarıda yer verilen belgelerde yer alan;
- “Rakiplerle centilmenlik anlaşmaları”,
- “Marmara Bölgesi: rakiplerle ‘paylaşım’ planlanmış”,
- “Marmara modelini diğer bölgelerde uygulamak (kamuda ihalelerde
centilmenlik)”,
- “Fiyatları yukarı çekebilmek”, 1390
- “Set fiyatları 2,75’e çıkartılacak”,
- “Asahi & Gambro & Fresenius bir araya gelmeli”,
- “İhale Gambro’ya bırakıldı”
- “Rakiplerle diyaloğu bozup her tarafa saldırmak”
- “Rakipleri high-flux’a ve yüksek fiyata alıştırmalıyız. Çünkü bu onların da işine
geliyor.”
- “Market lideri 3 firmanın bu tip ihalelere girmeme kararı aldığı”
- “ETLİK YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ:… Ancak FMC ihaleyi bozmak için
uğraşıyordu. … İhale FMC’ye kaldı. Sa-San fiyatı FMC’ye yakındı. Erol’a daha
sonra bu ihalede verdiğiniz sözü tutmadınız dedim. Aşkın’ın talimatı olduğunu 1400
ve Yüksel Bey’in arayıp Aşkın’ı, konuşması gerektiğini söyledi.”
10-80/1687-640
35
ifadelerinin bilinçli paralelliği değil, anlaşma neticesinde ortaya çıkan bir paralelliği
gösterdiği kanaatine varılmıştır.
I.4.3.2. Gambro adına yapılan savunmalar
- Soruşturma konusunun kamu ihalelerine yönelik paylaşım olduğuna ve Gambro’nun
kamu ihalelerine katılmadığına ilişkin savunmalar:
Savunmada soruşturmanın kamu ihalelerine yönelik iddialar üzerine başlatıldığı,
Rapor’da ihlal iddiasını kanıtlayıcı olarak yer verilen belgelerin tamamının kamu
hastanelerinin malzeme alımlarına yönelik olduğu, anlaşmanın kamu ihaleleri ile
sınırlı olmadığı belirtilmiş olsa da, bu hususa ilişkin hiçbir delil bulunmadığı iddia 1410
edilmektedir.
Taraflara gönderilen soruşturma tebligatında aynen şu ifadeler yer almaktadır:
“Kurumumuz kayıtlarına 2.2.2009 tarih, 804 sayı ve 30.3.2009 tarih, 2257 sayı ile
intikal eden dilekçeler incelenmiş; hazırlanan 15.6.2009 tarih ve 2009-2-60/ÖA-09-
EÖ sayılı Önaraştırma Raporu Rekabet Kurulu’nun 18.6.2009 tarih ve 09-29 sayılı
toplantısında görüşülmüş ve şirketiniz hakkında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için aynı
Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.”
Görüldüğü gibi soruşturma, tarafların Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin
tespiti amacıyla açılmıştır. Taraflara yapılan soruşturma bildiriminde “kamu 1420
ihalelerine yönelik bir paylaşıma gidildiğine ilişkin ciddi kuşkular doğduğu” da
bildirilmiş olmakla birlikte, soruşturma sürecinde yapılan incelemeler sonucunda
taraflar arasındaki işbirliğinin kamu ihaleleri ile sınırlı olmadığı anlaşılmıştır.
Savunmalarda yer alan iddianın aksine, yapılan incelemelerde özel sektöre yapılan
satışlarda da işbirliğine gidildiğini gösteren belgeler elde edilmiştir. Sonuç olarak, 4.
madde kapsamında yapılmış olan soruşturma sonucunda ihlal olduğu tespit edilen
tüm hususlar yine 4. maddeye ilişkindir. Soruşturma Raporu’nda ve Ek Görüş’te bu
tespitler tüm detaylarıyla yer almaktadır.
Ancak Gambro adına yapılan savunmalarda “özel sektöre yapılan satışlarda da
işbirliğine gidildiği ve işbirliğinin genel ticari stratejilerin belirlenmesi ve 1430
uygulanmasına ilişkin olduğu” tespitine yönelik olarak herhangi bir savunma
yapılmadığı, bunun yerine soruşturmanın kamu ihalelerine yönelik iddialar üzerine
başlatıldığının ve Gambro’nun da kamu ihalelerine katılmadığının tekraren ifade
edildiği görülmektedir. Kaldı ki Gambro’nun kamu ihalelerine doğrudan katılmadığı
için, kamu ihalelerine yönelik bir anlaşmanın tarafı olamayacağı iddiası da
dayanaksızdır. Gambro markalı ürünler kamu ihalelerinde bayiler aracılığıyla da
satılsa, kamu ihalelerine ilişkin olarak yukarıda yer verilen belgelerden de açık bir
biçimde görüldüğü gibi Gambro anlaşmanın tarafıdır.
- Ceza miktarının Ceza Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesine ilişkin
savunmalar: 1440
Savunmalarda “cezaların kanuniliği” ilkesi gereğince cezaların ancak kanunla
belirlenebileceği, Kanun’da asgari ceza miktarı belirtilmemiş iken Yönetmelik’te temel
para cezasının asgari haddinin %2 olarak belirlenmesinin Kanun’a aykırı olduğu,
ayrıca ihlal olduğu tespit edilen eylemin 2008 yılı ve öncesinde meydana geldiği
belirtildiğine göre, bu tarihten sonra yürürlüğe giren Yönetmelik esas alınarak ceza
talep edilmesinin doğru olmadığı iddia edilmektedir.
10-80/1687-640
36
Öncelikle ifade edilmelidir ki, Ceza Yönetmeliği ile yeni bir idari para cezası ihdas
edilmiş ya da mevcut bir idari yaptırım daha da ağırlaştırılmış değildir. İdari yaptırım
4054 sayılı Kanun’da belirlenmiş olup, Yönetmelik’te sadece uygulamaya ilişkin
hükümler bulunmaktadır. Dolayısıyla, idari para cezasının kanuniliği bakımından 1450
Yönetmelik öncesi ve sonrası olmak üzere iki farklı durum söz konusu değildir.
Kanun’da da idari para cezasının üst sınırı ve ceza tespitinde dikkate alınacak
unsurlara genel olarak yer verilmiş olup, aynı Kanun’un 16. maddesinin son
fıkrasında, idari para cezasının tespitinde dikkate alınacak hususların, çıkarılacak
Yönetmelik ile belirleneceği hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, Kanun’da belirtilen
sınırlar içinde, para cezasının ne şekilde uygulanacağına ilişkin ayrıntıların
Yönetmelik ile düzenlenmesi hukuki olmanın ötesinde, şeffaflığı ve teşebbüsler
bakımından belirliliği sağlaması nedeniyle modern idare anlayışının da bir gereğidir.
İhlalin son bulduğu tarihten sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle de Yönetmeliğin
uygulanamayacağı iddia edilmektedir. Bu iddia da dayanaktan yoksundur. 1460
Yönetmeliğin “Devam Eden Soruşturmalar” başlıklı geçici 1. maddesinde Yönetmelik
hükümlerinin, soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olmak şartıyla devam eden
soruşturmalara dahi uygulanacağı ifade edilmektedir.
- DİADER’e ilişkin savunmalar:
Gambro’nun DİADER’e üye olmadığı, dernekle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı,
Gambro’nun rakibi konumundaki diğer firmaların kendilerine ait özel diyaliz
merkezleri işlettiği ve bu derneğe üye oldukları, Gambro’nun ise bu tür bir faaliyetinin
bulunmadığı iddia edilmektedir.
DİADER üyesi olmanın ihlal tespitine dayanak yapılmadığı, bu derneğe ilişkin
değerlendirmelerin pazarın yapısal özelliklerine ilişkin olduğu, böyle bir platformun 1470
taraflara önemli bir iletişim imkanı sağladığı tespitinin yapıldığı ve bunun da
belgelerle desteklendiği ifade edilmelidir. Cihaz ya da sarf malzemeleri alanında
faaliyet gösteren teşebbüslerden bazıları diyaliz merkezi işlettiğinden, teşebbüsler
cihaz ve sarf piyasasının yanı sıra diyaliz hizmetleri alanında da rakip konuma
gelebilmektedir. Bu husus, sadece pazarın bu yapısal özelliğini ortaya koyabilmek
için belirtilmiştir.
Yerinde incelemelerde elde edilen bazı belgelerde DİADER faaliyetleri kapsamında,
diyaliz merkezi yöneticileri arasında geçen yazışmalar yer almaktadır. Belgeler
incelendiğinde Gambro yetkilisi Yüksel Bolayır, Fresenius yetkilileri Şenol Taşdelen,
Alp Özkan ve Aşkın Korkusuz’un yazışmalara taraf olduğu görülmektedir. 1480
- Gambro’nun pazar payının gizlenmesinin savunma hakkını kısıtladığına ilişkin
savunmalar:
İkinci yazılı savunmada, Soruşturma Raporu’nda Gambro’nun pazar payının
gizlenmiş olmasının savunma hakkını kısıtladığı iddia edilerek, bu bilgiler verildiğinde
savunma yapma haklarının saklı olduğu ifade edilmektedir.
Ek Görüş’de; Soruşturma Raporu’nun 19 ayrı teşebbüse tebliğ edilmesi nedeniyle bu
bilgilerin gizlenmesinin pratik nedenlerden kaynaklandığı ve her teşebbüs kendi
pazar payını yaklaşık olarak bilebileceği için savunma hakkının kısıtlanmadığı ifade
edilerek, Soruşturma Raporu’nda Gambro’nun diyaliz cihazı pazarındaki pazar
payının %(…..) olduğu ve pazarın üçüncü büyük teşebbüsü olduğu; diyalizör 1490
pazarındaki pazar payının %(…..) olduğu ve pazarın ikinci büyük teşebbüsü olduğu
bilgisine yer verildiği bildirilmiştir.
10-80/1687-640
37
Buna rağmen, Gambro adına yapılan sözlü savunmada Soruşturma Raporu’nda yer
verilen pazar paylarının kendilerine bildirilmediği ifade edilmiştir. Yukarıda da
belirtildiği gibi bu bilgiler Ek Görüş’de bildirilmiştir. Kaldı ki 4. madde incelemelerinde
ilgili ürün pazarının ve teşebbüslerin bu pazarlardaki paylarının tespiti, öncelikli
mesele değildir.
- Bir teşebbüsün kendisinden alınmayan belgenin onun aleyhine delil olamayacağına
ilişkin savunmalar:
Savunmada ihlal iddiasına dayanak yapılan belgelerin büyük bir kısmının Gambro 1500
dışındaki teşebbüslerden temin edildiği, teşebbüsün kendisinden alınmayan bir
belgenin delil olarak değerlendirilemeyeceği, aksi halde rakibini kötü duruma
düşürmek isteyen bir firmanın, onlarca belge düzenleyip, yapacağı ihbar ve pişmanlık
talebi sonucu kendisi ceza almazken, rakiplerine ceza verdirebileceği iddia
edilmektedir.
Bilindiği gibi tarafların soruşturma konusu eylemleri, kartel iddiasını içermektedir.
Kartel ise en az iki teşebbüsün varlığıyla söz konusu olabilecek bir ihlal türüdür. Bu
iddia, kartellerin ortaya çıkarılması için uygulanan pişmanlık müsessesinin amacı ile
çelişmektedir. Pişmanlık müessesinin amacı, kartellerin ortaya çıkarılması ve
soruşturulması amacıyla, kartele taraf olan diğer teşebbüsler ile bu teşebbüslerin 1510
yöneticileri ve çalışanlarından bağımsız olarak Kurum ile aktif işbirliği yapanlara ceza
verilmemesi veya verilecek cezalarda indirim yapılmasıdır. Bir başka ifadeyle kartelin
tarafı olan bir teşebbüs, kartel belgelerini diğer teşebbüslerden bağımsız olarak
Kurum’a sunarsa, kendisi ceza almaktan kurtulmaktadır. Dolayısıyla bir teşebbüsün
elinde bulunan kartel belgeleri, kartelin tarafı olan diğer teşebbüsler için bağlayıcı
sonuç doğuracaktır. Esasen pişmanlık müessesinin amacı tam olarak budur.
- Gambro’nun hukuki varlık kazanmasından önceki tarihli belgelerin iddiaya dayanak
yapılamayacağına ilişkin savunmalar:
Gambro’nun 10.9.2004 tarihinde Ankara Ticaret Siciline tescil edilmek suretiyle
kurulduğu, bu tarihten önceki belgelerin Gambro yönünden hiçbir hukuki bağlayıcılığı 1520
bulunmadığı iddia edilmektedir. Bu iddianın anılan tarihten eski tarihli ve Gambro
bakımından hukuki bağlayıcılığı bulunan tek belge olan Belge 4’e ilişkin olarak ileri
sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu belgede yıla ilişkin bir bilgi yer almamakta, “4 Temmuz
Pazar” ibaresi bulunmaktadır. 4 Temmuz gününün 2004 yılı itibariyle pazar gününe
denk gelmiş olması nedeniyle belgenin 2004 yılında hazırlanmış olabileceği
sonucuna ulaşılmıştır.
“Gambro markası”, 16 Ağustos 2002 tarihinde Belge 4’de adı geçen Yüksel Bolayır’a
ait olan Bülten Diyaliz ve Sağlık Merkezi A.Ş.’yi satın almak suretiyle ve Gambro
Diyaliz Hizmetleri A.Ş. ünvanıyla Türkiye pazarına girmiştir. Gambro Diyaliz
Hizmetleri A.Ş., esas olarak diyaliz hizmetleri alanında faaliyet göstermekle birlikte, 1530
diyaliz cihaz ve sarf malzemesi satışı da yapmaktadır. Yüksel Bolayır, 16.8.2002
tarihinden itibaren Gambro Diyaliz Hizmetleri A.Ş.’de yönetici olarak çalışmaya
başlamıştır. 4.7.2004 tarihi itibariyle Yüksel Bolayır, Gambro Diyaliz Hizmetleri
A.Ş.’nin çalışanıdır. Gambro’nun 2004 yılında kuruluşundan sonra 2004-2009 yılları
arasında bu şirkette üst düzey yöneticilik yapmıştır. Hukuki varlığı süresince Gambro
Diyaliz Hizmetleri A.Ş., Gambro AB tarafından kontrol edilmiştir. Gambro da Gambro
AB tarafından kontrol edilmektedir. Bu çerçevede iddia hukuki dayanaktan
yoksundur.
10-80/1687-640
38
- Belgelere ilişkin savunmalar: 1540
Belge 12’nin Gambro yetkilileri tarafından düzenlendiğine dair bir imza ya da tespitin
bulunmadığı ve belgede adı geçen bazı ihale bilgilerinin yanlış olduğu iddia
edilmektedir. Bazı ihale bilgileri yanlış olsa dahi, bu durum belgenin anlaşma ve ihlal
delili olma niteliğini değiştirmez. Belgede yer alan ifadeler çok açık ifadelerdir ve
rekabet hukuku çerçevesinde per se ihlal niteliğindedir. Belgede kullanılan ifadelere
bakıldığında, bunun bir Gambro çalışanı tarafından yazıldığı da açıktır.
Belge 13’de yer alan “Ece satacak” ifadesinin Ece’nin yapması muhtemel satış
öngörüsü, “hesap kapatılacak” ifadesinin ise kamu hastanelerine yıl tamamlanmadan
taahhüt edilen adetlerin hesaplanması anlamına geldiği iddia edilmektedir. Bu
savunmanın da hiçbir dayanağı yoktur. Yukarıda da belirtildiği gibi bir paylaşıma 1550
ilişkin olduğu anlaşılan belgede yer alan tablonun sonunda Gambro ve Ece’nin
toplam satış miktarlarına yer verilmekte, Ece’nin 10.000 adet daha satmasıyla birlikte
taraflar arasındaki hesabın kapatılacağı ifade edilmektedir.
Belge 22’ye ilişkin olarak ihalelere girmeyen Gambro’nun markası ile ilgili ifadelerden,
Gambro’nun herhangi bir oluşum içinde olduğu sonucunun çıkarılamayacağı ifade
edilmektedir. Belgede yer alan ifadeler son derece açık ifadelerdir ve bu savunmanın
da hiçbir dayanağı yoktur.
Belge 31’e ilişkin olarak şartnamesinde bu hükmün bulunduğu ihalelere firmaların
bireysel olarak katılmama kararı aldıkları iddia edilmektedir. Belgede yer alan “Bu
koşullarda biz, Gambro ve Braun ihalelere girmeyecek”, “… market lideri üç firmanın 1560
bu tip ihalelere girmeme kararı aldığı” ifadeleri karşısında bu iddianın da kabulü
mümkün değildir.
I.4.3.3. Renka adına yapılan savunmalar
Ulaşılan tespitlerin 07-83/1011-395 sayılı Kurul Kararı’nda yer alan tespitlerle
çeliştiğine, bilgi değişimine ve DİADER’e ilişkin savunmalara önceki bölümde yanıt
verildiğinden, bu bölümde tekrar yer verilmemiştir.
- Rakiplerin bazı dönemlerde rekabet ettiklerini gösteren delillere ilişkin savunmalar:
“Bu bir savaş ve bunu geleceğimiz için yapmalıyız. Hiçbir savaş mücadele edilmeden
kazanılmaz ve sonsuz değildir. Braun girmeseydi aslında savaş bitmişti. FMC,
Gambro ve Asahi pazarın mutlak hakimiydiler. Ama şimdi biz de varız ve rakipleri 1570
ciddi anlamda rahatsız ediyoruz. …” ifadelerinin yer aldığı belgenin Soruşturma
Raporu’nda, “rakiplerin bazı dönemlerde rekabet ettiklerini gösteren deliller” arasında
değerlendirildiği, bu belgenin kartele üye olan bir teşebbüsün arada sırada rekabet
ettiğini göstermekten ziyade, pazar payları %80-90’larda olan firmalara karşı var
olma mücadelesini gösterdiği iddia edilmektedir.
Savunmada da belirtildiği gibi, bu belge Soruşturma Raporu’nda tarafların rekabet
ettiklerini gösteren belgeler arasında değerlendirilmiştir. Ancak belgede yer alan
ifadeler, teşebbüsün kesinlikle bir kartelin tarafı olmadığı şeklinde yorumlanabilecek
nitelikte değildir. “Aşağıdaki tabloda detaylarını görebileceğiniz şekilde sizlerle 2007-
2008- 2009 yıllarında yapmış olduğumuz ciro 14.700.000 Euro’dur” cümlesiyle 1580
başlayan belgenin 2009 yılı tamamlandıktan sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında, tarafların rekabet ettiklerini gösteren belgelerin özellikle 2008 yılı
sonrasında yoğunlaştığı ve bu belgelerin tarafların rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar
yaptıklarını gösteren ve ağırlıkla 2008 yılı öncesine ait belgelerin mevcut olduğu
10-80/1687-640
39
gerçeğini ortadan kaldırmadığı tespiti yapılmaktadır. Bu çerçevede belgede yer alan
ifadeler, yapılan tespitle çelişmemektedir.
- Renka’nın pazarın %80’ini kontrol eden Fresenius ve Gambro’yla aynı kefeye
konulduğuna ilişkin savunmalar:
Fresenius ve Gambro hakkında daha somut iddiaların yer aldığı, Renka’nın 2007
yılından itibaren B-Braun’un temsilciliğini yürüttüğü dikkate alındığında, Renka 1590
hakkında talep edilen para cezasının Fresenius ve Gambro ile aynı olmasının
anlaşılamadığı, şayet Renka’nın 2007 yılı öncesinde de anlaşmaya taraf olduğu iddia
ediliyorsa Kawasumi marka cihazlara ilişkin delillerin de sunulması gerektiği ifade
edilmektedir.
4.7.2004 tarihli Belge 4, taraflar arasında özel diyaliz merkezlerinin paylaşıldığını,
ayrıca set fiyatlarının ve özel merkez fiyatlarının yükseltilmesi, vade koşullarının
belirlenmesi gibi konularda Fresenius, Gambro ve Renka yetkililerinin anlaştığını
ortaya koymaktadır. Renka’nın o tarihte Braun değil, Kawasumi markasının
distribütörü olması, belgenin ihlal niteliği bakımından bir önem taşımamaktadır.
Bu çerçevede Renka’nın Fresenius ve Gambro’yla aynı kefeye konmaması gerektiği 1600
iddiası da dayanaksız kalmaktadır. Anlaşmanın başlangıç tarihini kesin olarak tespit
etmek mümkün olmamakla birlikte, elde edilen en eski tarihli anlaşma belgesi
4.7.2004 tarihli Belge 4’dür. Bu belge, Fresenius ve Gambro’nun olduğu gibi
Renka’nın da 4.7.2004 tarihinden itibaren bu anlaşmanın tarafı olduğunu açıkça
ortaya koymaktadır.
- Belgelere ilişkin savunmalar:
Belge 4’e ilişkin olarak, belirtilen fiyatların gerçekleşmemiş olduğu, ayrıca kararların
hayata geçirilmesini teminen rakipler arasında başka yazışmaların da bulunması
gerektiği iddia edilmektedir.
Rekabet hukukunda, bir anlaşmanın Kanun’un 4. maddesi kapsamında hukuka aykırı 1610
sayılabilmesi için, amacının veya etkisinin rekabeti sınırlayıcı olması yeterlidir. Belge
4, taraflar arasında özel diyaliz merkezlerinin paylaşıldığını, ayrıca set fiyatlarının ve
özel merkez fiyatlarının yükseltilmesi, vade koşullarının belirlenmesi gibi konularda
tarafların anlaştığını ortaya koymaktadır. Tarafların bu yöntem üzerinde anlaşmaları,
rekabeti sınırlama “amacını” göstermektedir. Amacı rekabeti sınırlama olan bir
anlaşmanın tespiti halinde, “etkisinin” gösterilmesine gerek yoktur. Kaldı ki, gerek
fiyat tespiti, gerek mal ve hizmet piyasalarının bölüşülmesi rekabet hukukunda per se
yasak olarak kabul edilmektedir. Bu tür bir ihlalin etki açısından olumsuz sonuçlar
doğuracağı tartışmasızdır. Rakipler arasında daha fazla yazışma bulunması gerektiği
iddiasına ilişkin olarak da Renka’nın daha önce soruşturma geçirmiş bir teşebbüs 1620
olduğu hatırlatılmalıdır.
Belge 20’de kastedilenin rakipten ürün temin ederek ihaleye girmek olduğu iddia
edilmektedir. Rize Devlet ve Trabzon Numune Hastanesi ihalelerine “Ece ile ortak
girileceği” ifadesi karşısında bu iddianın da bir dayanağı bulunmamaktadır.
Belge 27’ye ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin ticaret hayatının gerçeklerinden
uzak olduğu iddia edilmektedir. Tam aksine, ticaret hayatının gerçeklerine uymayan
durum, Fresenius’un Renka’ya “distribütörlüğünün değişim sürecinde içinde
bulunduğu özel durum” nedeniyle destek olmak amacıyla ve kendi bayilerini “zora
sokmayacak şekilde” Renka üzerinden satış yapmasıdır.
1630
10-80/1687-640
40
I.4.3.4. Sasan adına yapılan savunmalar
- Savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin savunmalar:
Savunmalarda “gizlilik talebi” olduğu gerekçesiyle başvuranların isimlerinin ve “ticari
sır” olduğu gerekçesiyle bazı bilgi ve belgelerin kendilerine bildirilmediği ve savunma
hakkının kısıtlandığı iddia edilmektedir. Bu kapsamda ayrıca Sasan’a isnat edilen
eylemlerin zaman itibariyle sınırının belli olmadığı ve mahallinde tetkik yapılması ile
soruşturmadan haberdar oldukları, bu hususların da savunma hakkının ihlali olduğu
ifade edilmektedir.
Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 2010/3 sayılı “Dosyaya Giriş Hakkının
Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ”in 12. maddesine göre 1640
ticari sır; “teşebbüslerin faaliyet alanları ile ilgili olan ve gizli tutma iradesine sahip
oldukları, yalnızca belirli ve kısıtlı bir kesim tarafından bilinen ve elde edilebilen,
başta rakipleri olmak üzere üçüncü kişilere ve kamuya açıklanması halinde ilgili
teşebbüsün ciddi zarar görme ihtimali bulunan her türlü bilgi ve belgedir.” Madde
hükmünden de görüldüğü gibi ticari sırların ifşa edilmemesi ile, esas olarak
teşebbüslerin hakları korunmaktadır. Soruşturma sürecinde, hakkında soruşturma
yürütülen diğer teşebbüslerin ticari sırları Sasan’a gönderilmediği gibi, Sasan’ın ticari
sırları da diğer teşebbüslere gönderilmemiştir. Dolayısıyla bu uygulama Sasan’ın da
haklarını koruyan bir nitelik taşımaktadır.
Bununla birlikte, ihlal tespitine dayanak yapılan hiçbir belge ticari sır olduğu 1650
gerekçesiyle taraflara bildirilmemiş değildir. Nitekim anılan Tebliğ’in 12. maddesinin
3. fıkrasına göre “Açıklanması halinde ilgili teşebbüs veya rakiplerinin zarar görme
ihtimali bulunsa bile, rekabet hukuku mevzuatının ihlali niteliğinde olan sözleşme,
anlaşma, uzlaşma ve eylemlere ilişkin bilgi ve belgeler ticari sır sayılmaz.” Raporda
ticari sır olduğu gerekçesiyle taraflara gönderilmeyen bilgiler, bu belgelerde yer alan
satış adetleri gibi sayısal nitelikteki “ticari sır” niteliğindeki bilgilerdir. Bu çerçevede
belgenin rekabet hukuku mevzuatını ihlal niteliğini ortaya koymak bakımından
herhangi bir önemi olmayan bu bilgilerin gönderilmemiş olmasının savunma hakkını
kısıtladığı iddiası hukuki dayanaktan yoksundur.
Kurum’a başvuruda bulunan kişilerin isimlerinin belirtilmemesi de, benzer şekilde 1660
başvuruda bulunan kişilerin haklarını koruyan düzenlemelerin gereğidir. “4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Uyarınca Yapılacak İşlemlerde Uygulanacak
Usule İlişkin Yönerge”nin “3.1. Dosyanın Açılması” başlıklı maddesine göre
“İhbarlarda, ihbarcının kimliğinin gizli tutulması için azami özen gösterilir. Bu amaca
uygun olarak ihbarcının kimliğini doğrudan ya da dolaylı olarak ifşa edecek hiçbir
bilgiye yazışmalarda yer verilmediği gibi, raporda ve Kurul Kararında da yer
verilmez.”
İsnat edilen eylemlerin zaman itibariyle sınırının belli olmadığı savunmasına ilişkin
olarak, Belge 12’nin 2006 yılına ilişkin olduğunun anlaşıldığı ve belgede yer alan
“Sonraki ihale için Mehmet Ali bana … söyledi. Ben de; ‘önceki senelerdeki gibi 1670
olursa problem olmayacağını’ söyledim.” ifadelerinin Sasan’ın en az 1 sene bu
anlaşmanın tarafı olduğunu gösterdiği belirtilmelidir.
Sasan’ın, hakkında soruşturma açılmasından şirkette yerinde inceleme yapılması ile
haberdar olduğu ve savunma hakkının ihlal edildiği iddiasının da hiçbir hukuki
dayanağı yoktur. Bilindiği üzere Soruşturma Raporu 17.6.2010 tarihlidir. Rekabet
Kurulu’nun Sasan’ın da soruşturmaya dahil edilmesine ilişkin kararı ise 8.4.2010
tarihlidir. 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca tarafların ilk yazılı
10-80/1687-640
41
savunmalarını 30 gün içinde yapmaları gerekmektedir. Sasan’ın ilk yazılı savunması
3.5.2010 tarihinde, dolayısıyla Soruşturma Raporu tamamlanmadan ve yasal süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Kaldı ki Sasan başından beri bu 1680
soruşturmanın tarafı olsaydı dahi, yerinde inceleme yapmak üzere şirkete gidildiğinde
elden tebligat yapılması söz konusu olabilirdi. Yerinde incelemenin amacı göz
önünde bulundurulduğunda, teşebbüse önce hakkında soruşturma açıldığının
bildirilmesi, daha sonra yerinde inceleme yapmak üzere gidilmesinin incelemenin
etkinliğini azaltacağı açıktır. Bu nedenle kimi durumlarda elden soruşturma tebligatı
yapılabilmektedir.
- Sasan’ın soruşturmanın tarafı olmaması gerektiğine ilişkin savunmalar:
Savunmalarda Sasan’ın şu anda diyaliz sarf malzemeleri kalemlerinden sadece
birinde faaliyet gösterdiği, 2006 yılından önce rekabet koşullarını etkilemesi mümkün
olmayacak kadar düşük bir pazar payına sahip olduğu ve soruşturmanın kendileriyle 1690
ilgisiz olduğu iddia edilmektedir.
Sasan’ın 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiğini gösteren belge, Belge 12’dir. Anılan
belgeye ilişkin değerlendirmeler, yukarıda yer almaktadır. Son derece açık ifadeler
içeren ve Sasan’ın açık bir ihlalin tarafı olduğunu gösteren bu belge karşısında,
soruşturmanın kendileriyle ilgisiz olduğu iddiasının hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.
Savunmalarda ayrıca B-Braun Avitum Turkey A.Ş.’nin soruşturma konusu pazarlarda
2007 yılından beri faaliyet gösterdiği, bu teşebbüsün soruşturma kapsamına
alınmadığı ve aradaki illiyet bağının kopmuş olduğu iddia edilmekte ve B. Braun
Avitum Turkey A.Ş. aleyhine Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açmış oldukları
davanın sonuçlanmasının beklenmesi talep edilmektedir. 1700
Bu iddianın da hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Bilindiği gibi Sasan, hakkında
soruşturma yürütülen diğer teşebbüslerde yapılan bir yerinde incelemede elde edilen
ve Sasan’ın rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın tarafı olduğunu çok açık bir biçimde
gösteren Belge 12’nin değerlendirilmesi üzerine soruşturmaya dahil edilmiştir. B.
Braun Avitum Turkey A.Ş.’nin rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın tarafı olduğuna
ilişkin herhangi bir belge ya da bulguya ulaşılmış değildir. Dolayısıyla herhangi bir
illiyet bağının kopması söz konusu değildir. B. Braun Avitum Turkey A.Ş. aleyhine
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde kendilerince açılmış olan davanın ise
soruşturma konusuyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
- Anlaşmanın gerçekleşmediğine ilişkin savunmalar: 1710
Kartele girmenin getirisi olan piyasa payının artması/değişmemesi ya da ortalama
satış fiyatlarının korunması/yükselmesi hallerinin Sasan için geçerli olmadığı,
Sasan’ın Sinop Devlet Hastanesi’nin ihalesine girmediği ve bu hastaneye ve Etlik
Hastanesi’ne hiç cihaz satmadığı, Dışkapı Çocuk Hastanesi’ne 2006 yılında Sasan
tarafından satış yapıldığı, ihalenin düşük fiyat teklif edildiği için kendilerinde kaldığı,
belgenin Sasan’ın satış yaptığı 2005-2006 dönemine ilişkin olmadığını düşündükleri
ifade edilmektedir.
Bazı hastane bilgileri savunmada iddia edildiği gibi yanlış olsa dahi, bu durum
belgenin anlaşma ve ihlal delili olma niteliğini değiştirmez. Belgede yer alan ifadeler
çok açık ifadelerdir ve rekabet hukuku çerçevesinde per se ihlal niteliğindedir. Ayrıca 1720
sözlü savunma toplantısında bu ihaleleri almış olan firmaların ürünleri Sasan’dan
almış olabilecekleri ifade edilmiştir.
10-80/1687-640
42
- Sasan’ın 2005 yılı cirosunun ve sadece ilgili pazara ait olan bölümünün esas
alınması gerektiğine ilişkin savunmalar:
Sasan’ın B. Braun ürünlerinin satışına dair ticari faaliyetinin 2006 yılı sonunda sona
erdiği, bu tarihten sonra Braun’un, Türkiye piyasasına kendisinin girdiği, bu nedenle
cezaya hükmedilmesi durumunda 2005 yılı cirosunun ve sadece ilgili pazara ait olan
bölümünün esas alınması gerektiği ifade edilmektedir.
Kanun’un ve Yönetmelik’in yukarıda yer verilen ilgili hükümlerinden görüldüğü gibi
Sasan’ın 2009 yılı cirosunun ve bu cironun da tamamının esas alınmasında hukuka 1730
aykırılık bulunmamaktadır. Yönetmelik’in 7. maddesinde “ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayrisafi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması hali” hafifletici nedenler
arasında sayılmıştır. Anılan madde hükmü uyarınca Sasan’a verilecek olan para
cezasında 3/5 oranında indirim yapılmış ve Sasan’a verilecek olan para cezası bu
teşebbüsün 2009 yılı gayri safi gelirlerinin %1,2’si olarak belirlenmiştir.
J. SONUÇ
18.6.2009 tarih, 09-29/603-M sayılı ve 8.4.2010 tarih, 10-29/444-M sayılı Kurul
kararları uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor'a ve Ek
Görüş'e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre; 1740
1- Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş., Gambrotürk Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd.
Şti., Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti., Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama
A.Ş. ve Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti.'nin anlaşma yapmak suretiyle
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYBİRLİĞİ ile,
2- Bu nedenle Kanun'un 16. maddesi ile "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına ilişkin Yönetmelik" hükümleri uyarınca
a. 2009 yılı sonunda oluşan gayri safi gelirleri dikkate alınarak takdiren %3'ü
oranında olmak üzere;
- Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'ye 3.560.295,06 TL 1750
- Gambrotürk Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd. Şti.'ye 1.051.928,92 TL
- Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti.'ye 578.933,08 TL
b. 2009 yılı sonunda oluşan gayri safi geliri dikkate alınarak takdiren %1,8
oranında olmak üzere;
- Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ye 465.716,55 TL
c. 2009 yılı sonunda oluşan gayri safi geliri dikkate alınarak takdiren %1,2
oranında olmak üzere;
- Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş.'ye 270.655,70 TL
idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile,
3- - Nefrotıp Tıbbi Ürünler Ltd. Şti., 1760
- Türkamed Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti.,
- Renal İlaç Kimya ve Sağlık Ürünleri Sanayi ve Paz. Ltd. Şti.,
- Pozitif Medikal Turizm Gıda San. Tic. Ltd. Şti.,
- Met-Har Sağlık Hizmetleri A.Ş.,
- Gelişim Endüstriyel Analitik Tıbbi Ürünler Tic. Ltd. Şti.,
10-80/1687-640
43
- Medikocan Tıbbi Ürünler San. Tic. Ltd. Şti.,
- Diamed Medikal Hiz. A.Ş.,
- Farmasol Tıbbi Ürünler San. ve Tic. A.Ş.,
- Egemar Dış Ticaret Ltd. Şti.,
- Diamar Sağlık Ürünleri Tic. Ltd. Şti., 1770
- Dinamik Bilgisayar ve Medikal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.,
- Diya-tek Diyaliz Tekstil Medikal Bilgisayar Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. ve
- Diakan Tıbbi Cihaz ve Malzemeleri Tic. Ltd. Şti.'nin
4054 sayılı Kanun'u ihlal ettiklerine dair yeterli bulguya ulaşılamadığına, bu nedenle
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi çerçevesinde ceza tatbikine yer olmadığına
OYBİRLİĞİ ile,
4- Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'nin yetkili teknik servisleri ile imzaladığı
Hemodiyaliz Sistemleri Yetkili Teknik Servis Sözleşmesi'nin Kanun'un 4. maddesinde
belirtilen "belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut 1780
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar" kapsamında olduğuna
OYBİRLİĞİ ile,
5- Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'nin ilgili ürün pazarındaki pazar payı dikkate
alındığında bu anlaşmanın "2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile
Değişik, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği" kapsamında
grup muafiyetinden yararlanamadığına OYBİRLİĞİ ile,
6- Söz konusu anlaşmaya bireysel muafiyet tanınmasına OYÇOKLUĞU ile,
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
1790
Kurulun 23.12.2010 tarih ve 10-80/1687-640 Sayılı Kararına Karşı Oy yazısı
Diyaliz cihazı ve diyaliz sarf malzemeleri pazarlarında faaliyet gösteren bazı
teşebbüslerin anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanunu ihlal ettikleri iddiasıyla
açılan soruşturma neticesinde Kurul tarafından verilen 23.12.2010 tarih ve 10-
80/1687-640 sayılı Kararın Fresenius Medikal Hizmetler AŞ’nin Yetkili Teknik
Servisleri (YTS) ile imzaladığı Sözleşmeye Kanunun 5 inci maddesi kapsamında
bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin sonuç kısmının 6 ncı maddesine aşağıda izah
olunan sebeplerden dolayı iştirak etmiyorum. 1800
Bilindiği üzere, rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki anlaşmalara muafiyet tanınmasına
ilişkin şartlar 4054 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde açıkça ortaya konulmuştur. Bu
itibarla, dikey bir anlaşmaya bireysel muafiyet tanınabilmesi için, bu anlaşmanın
Kanun’un 5 inci maddesinde belirtilen tüm şartları sağladığının ortaya konulması
gerekmektedir. Bu çerçevede; Kanunda dört bend halinde hükme bağlanan
10-80/1687-640
44
şartlardan hangilerinin somut olayda karşılanıp karşılanmadığın bakılması
gerekmektedir.
1. Kanun 5 inci maddesinin (a) bendi bakımından: Hemen belirtelim ki dosya
konusu dikey anlaşma (a) bendindeki şartı sağlamaktadır. Zira Fresenius tarafından
Yetkili Teknik Servislere (YTS) münhasır bölge tahsis edilmesi, müşterilerin 1810
ihtiyaçlarının daha yakından takip edilmesi suretiyle tüketici memnuniyetinin
arttırılması gibi bir sonuç doğurması mümkündür. Böyle bir etki de Kanunun 5 inci
maddesinin (a) bendi kapsamında ‘hizmetlerin sunumunda bir gelişme’ olarak
değerlendirilebilecek nitelikte görülebilir.
2. Kanun 5 inci maddesinin (b) bendi bakımından: Bu bentte rekabeti
sınırlayıcı anlaşmanın muafiyet alabilmesi için ‘tüketicinin yarar sağlaması’ şart
koşulmaktadır. Bu şartın karşılanıp karşılanmadığını tespit bakımından Soruşturma
sürecinde yapılan tespitler büyük öneme sahiptir. Mamafih, Soruşturma Raporu’nda
yer alan değerlendirmelerde, ilk olarak yerinde incelemede elde edilen bazı belgelere
yer verildiği görülmektedir. Belgelerde yer alan; 1820
(i) 2006 yılı itibariyle cihaz başına aylık 131 TL’lik bir ücretle %16 ile %20
arasında kâr elde etmenin mümkün olduğu,
(ii) 2007 yılı başında faaliyete başlayan ve Fresenius eski çalışanları
tarafından kurulan TAŞMED isimli şirketin önemli sayıda diyaliz merkezine hizmet
vermeye başladığı,
(iii) TAŞMED’in faaliyetlerinin YTS’lerin faaliyetlerini “kriz” boyutunda etkilediği,
(iv) Hatta bazı durumlarda YTS’lerin 185 TL gibi fiyatlardan 70 TL’ye kadar
düşmek konumunda kaldığı,
yönündeki ifadeler dikkat çekicidir.
1830
Soruşturma Raporu’nda, bunu takiben, dikey kısıtlamaların etkisini daha açık
bir şekilde ortaya koyabilmek amacıyla, 2008 ve 2009 yıllarında TAŞMED’in de teklif
verdiği ancak Fresenius YTS’lerinin kazandığı ihalelerin incelendiği görülmektedir.
Buna göre 2008 yılında 160 TL, 2009 yılında 170 TL seviyesinde seyreden yurt
geneli teklif ortalamaları, TAŞMED tarafından teklif verilen ihalelerde 140 TL
seviyesine düşmektedir. Bunun yanısıra 2008 yılında YTS’ler tarafından yurt
genelinde 100 TL altında fiyat teklif edilen 8 adet ihalenin 7’sinde TAŞMED’in de
teklif verdiği görülmektedir. Bu durum, YTS’lerin bu ihalelerdeki fiyatlandırma
davranışlarının genel fiyatlandırma davranışlarından saptığını göstermektedir.
TAŞMED’in, Fresenius’dan mal temininde ciddi sıkıntılar yaşayan, nisbeten 1840
küçük ölçekli ve Fresenius’dan düzenli bir eğitim alma imkânı olmayan bir teşebbüs
olduğu dikkate alındığında, bu gibi sıkıntıları olmayan ve mevcut durumda bölgesel
münhasırlık nedeniyle birbirlerinin bölgelerine teklif veremeyen YTS’lerin -aktif satış
yasağının kalkması durumunda- birbirlerinin fiyatlandırma davranışlarında
TAŞMED’e nazaran çok daha ciddi bir etki yaratacakları açıktır.
10-80/1687-640
45
Bu tespit ve değerlendirmeler, münhasır bölge tahsisinin fiyatları ciddi ölçüde
yukarıya çektiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Bu da, bahse konu uygulamanın
Kanunun 5 inci maddesinin (b) bendinde yer alan şartı sağlamadığını göstermektedir.
3. Kanun 5 inci maddesinin (c) bendi bakımından: Rekabet hukuku
bakımından tek elden dağıtım anlaşmalarının 5 inci maddenin (c) bendi kapsamında 1850
pazardaki rekabeti büyük ölçüde kısıtlayıp kısıtlamadığının değerlendirilmesinde
önem teşkil eden başlıca unsurlar; sağlayıcının pazardaki gücü, rakiplerin konumu,
pazarın durumu ve ticaretin seviyesidir.
Fresenius’un; pazar payının rakiplerinden çok daha yüksek olduğu, pazar
gücünü yüksek kalite algısı, güçlü/geniş ürün portföyü gibi avantajlarla da pekiştirdiği
ve dikey kısıtlamaları son satış noktası hüviyetindeki YTS’lere getirdiği dikkat
çekmektedir. Bu çerçevede, bu kısıtlamaların piyasada rekabetin sağlanmasının
önünde önemli bir engel teşkil ettiği görülmektedir. Buradan hareketle, YTS’lere
münhasır bölge tahsis edilmesinin kanunun 5 inci maddesinin (c) bendinde yer alan
şartı da sağlamadığı görülmektedir. 1860
3. Kanun 5 inci maddesinin (d) bendi bakımından: Bahse konu uygulamanın
bireysel muafiyet alabilmesi için aranan bir diğer şart ise, maddenin (d) bendi
kapsamında yer alan, rekabetin bu amacın elde edilebilmesi için gerekenden fazla
sınırlanmamasıdır.
Dosya konusu olayda YTS’ler faaliyetlerini halihazırda münhasır olarak
Fresenius ile çalışma yükümlülüğü altında sürdürdüğü tespit edilmiştir. Bu hususun
söz konusu faydanın elde edilmesi için yeterli olduğuna kuşku yoktur. Zaten
halihazırda bir münhasırlık sözkonusu iken, ayrıca münhasır bölge tahsisine gerek
olmadığı aşikardır. Bu sebeple bölgesel münhasırlık uygulamasının rekabeti
gereğinden fazla sınırladığını kanaatindeyim. 1870
Sonuç olarak; rekabeti kısıtlayıcı hükümler içeren ve grup muafiyetinden de
yararlanamayan bir anlaşmanın ancak Kanun’un 5. maddesinde belirtilen dört şartın
tamamını karşılaması halinde bireysel muafiyetten yararlanması mümkün
olacağından, mezkûr maddenin (b), (c) ve (d) benlerinde yer alan şartları
sağlamayan YTS’lere münhasır bölge tahsis edilmesi şeklindeki uygulamanın
bireysel muafiyetten yararlanmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle, Kararın sonuç
kısmında yer alan 6 ncı maddeyle ilgili çoğunluk görüşüne iştirak etmemiz mümkün
olmamıştır.
1880
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ
İkinci Başkan
10-80/1687-640
46
Rekabet Kurulu’nun 23.12.2010 Tarih ve 10-80/1687-640 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
1890
Kurulumuz mezkur kararıyla, Kararın 1. maddesinde belirtilen 4054
Sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, aynı Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrası ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik uyarınca hakkında soruşturma yapılan taraflardan 2009 yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirleri dikkate alınarak takdiren %3'ü oranında olmak
üzere; Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'ye 3.560.295,06 TL, Gambrotürk Tıbbi
Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd. Şti.'ye 1.051.928,92 TL, Ece Tıbbi Ürünler ve
Sistemleri Ticaret Ltd. Şti.'ye 578.933,08 TL, Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ye 1900
takdiren %1,8 oranında olmak üzere; 465.716,55 TL, Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim
ve Pazarlama A.Ş.'ye takdiren %1,2 oranında olmak üzere; 270.655,70 TL idari para
cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır. Anılan bu para cezası belirlenirken
4054 sayılı yasa ile birlikte, yukarıda anılan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin uygulanarak verilen ceza
miktarının hesaplanması ile ilgili bölümünü içeren sonuç cezaya aşağıda belirteceğim
gerekçelerle katılmıyorum.
4054 Sayılı ‘’Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 1910
4.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
idarî para cezası verilir.” denilmiş, son fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para
cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca
çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü bulunmaktadır.
1920
Bu hükümleri yorumlarsak; Yasa Koyucu, maddenin 4.fıkrası ile verilecek
cezalarda alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona kadar
verileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar” kavramını getirmiş ve Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde
dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda
sınırlı yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa
koyucu neyi kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza
vereceğini tespit et demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları
içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi
şartların varlığı halinde cezayı ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka 1930
deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma
adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu
Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne ceza verileceğini tespit
etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya; “Bu maddeye göre verilecek idarî
10-80/1687-640
47
para cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar” kavramını birlikte getirirdi.
“ Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in ; “Temel
Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde ; 1940
“(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi 1950
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de
Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Yukarıda açıkça görüleceği üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre verilecek
cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na yukarıda geniş olarak 1960
açıkladığımız gibi, yetki aşımı nedeniyle Yönetmelikle düzenlenmesi mümkün
olmayan bir konuda, Yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar
getirilmiş, yine Yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve
yasada öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası,
diğer ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi
öngörülmüştür.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda
yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır.
Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları 1970
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik
çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya
aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre;
Yönetmelikler de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına
da aykırı olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni
bir düzenleme yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz. Yeni bir
hüküm koyamaz.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. 1980
Yasa ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını
saptama konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek
cezaların saptanması, para cezasına alt sınır konulması ve yeni, bir üst sınır
konulması 4054 sayılı yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde;
10-80/1687-640
48
karteller için yüzde ikisi ile yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer
ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü, oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son
maddesinde Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. 1990
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal
edilmediğine göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7.
maddeleri uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara
ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların
bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır
belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun
genel ilkelerine ve kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Bunlar; 2000
1-Ceza Hukukunun önemli konularından biriside, ceza kanunlarının zaman
bakımından uygulanmasıdır. Zaman bakımından uygulama konusunda baz alınan
husus suçun işlendiği tarihtir. Nitekim Türk Ceza Kanununun ‘’ ZAMAN BAKIMINDAN
UYGULAMA’’ başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrasında ‘’ Suçun işlendiği zaman yürürlükte
bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin
lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’ hükmü getirilmiştir. Bu nedenlerle, bir
ceza uygulamasında, soruşturma tarihini, kararın verildiği tarihi veya bir başka tarihi
ceza uygulamasında esas almak mümkün değildir. Ceza miktar ve oranlarını
belirleyen bu yönetmeliğin geçici birinci maddesi ile daha önce işlenen ve soruşturma 2010
aşamasında bulunan suçlara teşmil edilmesi de yasaya ve hukukun genel ilkelerine
aykırıdır. Kaldı ki, kişilerin aleyhine sonuç doğuran idari işlemlerin geriye
yürümeyeceği ve düzenleyici tasarrufların düzenledikleri konularda o konuya ilişkin
kurallarının yayınlandıkları tarihten itibaren uygulanacağı açık olup, idari işlemlerin
geriye yürümemesi hukuk devletinin de gereğidir. Böyle bir uygulamanın
benimsenmesi, halinde ayni tarihte suç işleyenler yönünden soruşturma tarihinin
farklı olması halinde farklı cezalar uygulanabilecektir. Bu durum da eşitsizliğe yol
açacaktır. Öte yandan, İdari Para Cezaları Kabahatler Kanunu’na tabi olup,
Kabahatler Kanun’un “Zaman Bakımından Uygulama” başlıklı 5.maddesinin
(1)numaralı fıkrasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından 2020
uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiştir.
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” 15.2.2009
tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, Anılan
Yönetmeliğin Geçici 1.maddesinde Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girmesinden
önce başlatılan ancak soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olan soruşturmalar
hakkında da uygulanacağı hükmü yer almaktadır.”
Kurulumuz kararının çeşitli bölümlerinde görüleceği üzere suç tarihlerinin
anılan Yönetmelik’in yürürlüğe girmesinden önceki tarihlere rastladığı açıktır.
Olayımızda, Yönetmelik’in yürürlüğe girmesinden önceki yılarında işlenen bir fiile, bu 2030
tarihten sonra yürürlüğe konulan bir düzenleme, yukarıda belirtilen geçici 1.madde
kapsamında uygulanmakta olup, bu düzenleme ve dolayısıyla bu uygulama da
yukarıda belirtilen 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesine aykırıdır.
10-80/1687-640
49
2- Bir başka aykırılıkta şudur; Türk hukukunda, 5237 sayılı yeni Türk Ceza
Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası kalmamıştır. Bu yani rekabet
otoritesinin verdiği “İdari Para Cezası’’dır. Bu nedenle yönetmelikte geçen para
cezası kavramı ceza kanununa aykırıdır.
Karara karşı olduğum bir husus da şudur; Kurulumuz Kararının 2 nolu hüküm
fıkrasında ’’ Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve “Rekabeti Sınırlayıcı 2040
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümleri uyarınca, 2009 mali yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin takdiren %3'ü oranında olmak üzere; Fresenius
Medikal Hizmetler A.Ş.'ye 3.560.295,06 TL, Gambrotürk Tıbbi Ürünler ve Sağlık
Ticaret Ltd. Şti.'ye 1.051.928,92 TL, Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd.
Şti.'ye 578.933,08 TL, Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ye takdiren %1,8 oranında
olmak üzere; 465.716,55 TL , Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş.'ye
takdiren %1,2 oranında olmak üzere; 270.655,70 TL idari para cezası verilmesine
karar vermiş bulunmaktadır. Bu hüküm fıkrası açık değildir. Ceza kararlarında hüküm
fıkralarının açık olması bir başka deyişle ceza hükmünün hakkında soruşturma 2050
yapılan ve ceza verilen tarafça açıkça anlaşılması gerekir. Ceza hükümlerinde
arttırım ve indirimlerin neler olduğu, Yönetmeliğin hangi maddelerinin uygulanarak
sonuç cezanın verildiğinin açıkça anlaşılabilir bir şekilde yazılması gerekir.
Olayımızda Kurulumuz Kararında hüküm fıkrasını bu şekilde yazmamış sadece
yukarıda belirttiğim gibi 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümleri uyarınca, 2009 mali yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin % 3 , % 1.8 ve % 1.2 oranlarında olmak üzere;
hesaplanan çeşitli miktarlarda idari para cezası verilmesine şeklinde belirtmiştir. Bu
nedenle de karara katılmıyorum. 2060
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer
tarafından iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari işleme
dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da
işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda dava açılabileceği
bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya çalıştığım gerekçelerle,
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; 4054 sayılı
yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu olması halinde iptal 2070
edilebileceği kanısını taşımaktayım.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kurulun yasaya aykırı yönetmeliğin 5.maddesini
uygulamaksızın, 16.maddeye göre ve yönetmeliğin 6 ve 7.maddesinde öngörülen
olaydaki ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları da göz önüne alıp, olayın oluş şekli, diyaliz
sektörünün olay tarihindeki koşulları da göz ardı edilmeksizin takdir yetkisini
kullanarak % 10 sınırı içinde kalmak koşuluyla hakkında idari para cezası verilen
teşebbüsler için ayrı ayrı sonuç ceza olarak 2009 yılı sonunda oluşan gayri safi
gelirleri dikkate alınarak takdiren; Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'ye, Gambrotürk
Tıbbi Ürünler ve Sağlık Ticaret Ltd. Şti.'ye ve Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret 2080
Ltd. Şti.'ye binde beş oranında, Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ye takdiren binde
dört oranında, Sasan Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş.'ye takdiren binde
10-80/1687-640
50
üç oranında idari para cezası verilmesi gerekirken, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek
Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5.maddesinin ilgili fıkrasına göre temel cezayı
baz alınarak Fresenius Medikal Hizmetler A.Ş.'ye, Gambrotürk Tıbbi Ürünler ve
Sağlık Ticaret Ltd. Şti.'ye ve Ece Tıbbi Ürünler ve Sistemleri Ticaret Ltd. Şti.'ye yüzde
3 oranında, Renka Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ye takdiren yüzde 1.8 oranında, Sasan
Sağlık Hizmetleri Üretim ve Pazarlama A.Ş.'ye takdiren yüzde 1.2 oranında idari
para cezası tesis edilmesi yolunda verdiği kararın 3.maddesine katılmıyorum. 2090
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
2100
Full & Egal Universal Law Academy