T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA İHBAR OLUNAN :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/10/2024
KARAR TARİHİ : 03/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .....tarihinde .....plakalı araç şoförünün trafik kurallarına riayet etmemesi sebebiyle müvekkilin eşi .....çarpması sonucunda vefat ettiğini, kazanın oluşumunda .....plakalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kazaya sebep olan aracın poliçesinin davalı tarafça yapılmış olduğundan, davalının zarardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını fakat bir sonuca varılamadığını, bunun yanında ara buluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını, davacının eşinin vefat etmesi sebebiyle desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL belirsiz destekten yoksun kalma tazminatının işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; .....plakalı aracın, müvekkili şirket nezninde KTK zorunlu mali mesuliyeti (trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, poliçe teminat limitinin kaza tarihi itibari ile şahıs başına daimi sakatlık/ölüm teminat limiti belirlenen meblağlar ile sınırlı olduğunu, sigortalı aracın .....tarihinde yapmış olduğu kaza neticesinde .....vefatı nedeni ile maddi tazminat talebiyle huzurdaki dava ikame edilmiş ise de haksız davanın reddi gerektiğini, davalının sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olup, söz konusu sorumluluk aynı zamanda davacının yoksun kaldıkları gerçek destek miktarı ile de sınırlı olduğunu, davacının müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı ileri sürülerek huzurdaki dava ikame edilmiş ise de destek yoksun kalma tazminatının bir zenginleşme aracı olmayıp, ancak gerçek zararın varlığı halinde ileri sürülebilen bir tazminat talebi olduğunu, bu sebeple müteveffanın davacıya destek olduğunun veya yakın zamanda olacağının somut olarak ispatı gerektiğini, müteveffanın geliri, ikameti, medeni durumu (eşi ve çocukları bulunup bulunmadığı) davacının başkaca geliri ve çocuklarının bulunup bulunmadığının araştırılması ve fiili destekliğin ispat edilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesini istediklerini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispata muhtaç olduğunu, ATK'dan rapor alınmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenin yakınının, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma zararından oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
TBK’nun 53/3. maddesinde sözü edilen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. (Yargıtay HGK’nun 21/04/1982 gün ve 1979/4-1528 E, - 1982/412 K, sayılı kararı)
Davacı ....., vefat eden .....eşidir. Yargıtay kararlarına göre eşin, diğer eşe destek olduğu karine olarak kabul edilmekte olup, davacının destek gördüğünü ayrıca ispata gerek yoktur.
Trafik kazası ile ölüm hadisesi .....tarihinde gerçekleşmiş olup, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....soruşturma sayılı dosyasında düzenlenen .....tarihli otopsi raporunda, .....ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası, kot, ekstremite kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ile iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Yine .....ile ilgili düzenlenen ölüm belgesinde de ölüm şeklinin adli olay olarak işaretlendiği görülmüş, davaya konu kaza ile ölüm hadisesi arasında illiyet bağının olduğu anlaşılmıştır.
.....Günü saat .....sıralarında sürücü .....idaresindeki .....plakalı sepetli motosikletiyle, Şanlıurfa Bulvarı Seyrantepe istikametine seyir halindeyken kaza mahalli olan Kantar alt geçit girişine geldiğinde yolun sağında kaldırımda bulunan malzeme plastik meyve kasasını almak için duraklayıp araçtan indikten sonra, kaldırımdan plastik kasayı aldığı esnada plaka ve markası alınamayan beyaz marka aracın motosiklete çarpıp kaçmasıyla, yaya konumundaki sürücüsünün motosikletin başına gelmesiyle Seyrantepe istikametine seyir halinde bulunan sürücü .....’ın sevk ve idaresindeki .....plakalı aracı ile motosikletin arka kısımlarına akabinde yayaya çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza tespit tutanağının incelenmesinde, .....plakalı yaya konumundaki araç sürücüsü müteveffanın, 2918 sayılı KTK'nın 60/1 d (Taşıt yolu üzerinde tünellerde duraklamak), 68/1 c (Taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları " araç sürücüsü yaya konumunda" kurallarını, .....plakalı firari araç sürücüsününde 2918 sayılı KTK'nın 52/la (tünellere yaklaşırken aracının hızını azaltmamak) kuralını ihlal ettiği yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....soruşturma sayılı dosyasına sunulan .....tarihli bilirkişi raporunda sürücü .....’in asli kusurlu, .....plakalı araç sürücüsü tali kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Diyarbakır .....Asliye Ceza Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyasına sunulan .....tarihli bilirkişi raporunda sürücü .....’in asli kusurlu, sürücü .....’ın tali kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce kusur hususunda ATK'dan rapor alınmış, .....tarihli raporda özetle, sürücü .....sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahal içi olay mahalli yolun sağ şeridi üzerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, alt geçit yaklaşımını dikkate alarak hızını görüşüne uygun ayarlamadığı, ön ilerisinde sağ şerit üzerinde duraklayan sürücü idaresindeki sepetli motosiklete tehlikeli biçimde yaklaşarak yaya konumundaki sürücüye ve sepetli motosiklete tedbirsizce arkadan çarpması olayında kusurlu olduğu, kusur oranının% 40 olduğu, müteveffa sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı sepetli motosikletiyle gündüz vakti azami hız limitinin 80 km/h olduğu bölünmüş yolun sağ şeridi üzerinde seyirle geldiği olay mahallinde araç trafiğini tehlikeye atacak tarzda, gerisinden gelen araçları uyarmak ve görünürlüğü artıracak şekilde her hangi bir tedbir almadan alt geçidin sağ şeridi üzerinde duraklayarak kaplama içerisinde bulunduğu esnada meydana gelen kazada kusurlu olduğu, kusur oranının % 60 olduğu şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür. Adli tıp raporu, kaza tespit tutanağı, daha önce alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile uygun bulunmuş, Mahkememizce hükme esas alınmış, böylelikle davaya konu kazanın gerçekleşmesinde, davalı tarafça sigortalanan araç sürücüsünün kusur oranın % 60 olduğu anlaşılmıştır.
Müteveffanın nüfus kaydının incelenmesinde üst soyu olan anne ve babasının kendisinden önce vefat ettiği, alt soyu olan üç oğlunun ise 18 yaşından büyük olduğu, davacıdan başka destek payı almaya hak kazanacak kimsenin olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak, Yargıtay'ın %10 artırma-%10 eksiltme (progresif rant) hesap yöntemine göre ve 2026 yılı asgari ücreti esas alınarak davacının aktüer zarar hesabının yapılması için aktüerya bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilmiş, .....tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 771.154,92 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı vekili .....tarihli talep artırım dilekçesi ile 771.154,92 TL'ye yükseltmiş, söz konusu alacağın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiş, harcını yatırmış ve talep artırım dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili talep olunan alacağa kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de davalı sigorta şirketi, kaza tarihinde temerrüte düşmemektedir. 2918 sayılı yasanın .....tarihli 6704 sayılı yasayla değiştirilen 97.maddesine göre "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." KTK'nun 97. maddesi uyarınca başvuru yapıldıktan 8 iş günü sonra temerrüte düşmektedir. Dosyadaki belgelerden, davacı vekili elektronik posta yolu ile davalıya .....tarihinde başvuru yaptığı görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça başvuruya eklenen belgeler Mahkememizce görülememiş ise de evraklarda eksiklik olmadığı, davalının .....tarihli elektronik postası ile davacı vekiline 180.000,00 TL + taraf başı 1.250 TL arabulucu ücreti ödemek sureti ile anlaşma teklif etmesinden anlaşılmaktadır. Dolayısı ile .....Tarihinden itibaren 8 işgünü hesaplandığında, davalının temerrüt tarihi .....olmaktadır.
İzah edilen nedenlerle, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile 771.154,92 TL'nin .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 52.677,60 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60 TL ile 2.700,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik 49.550,00TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, tamamlama harcı 2.700,00 TL, ATK rapor ücreti 3.900,00 TL, bilirkişi ücreti 4.500,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 537,00 TL olmak üzere toplam 12.492,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 121.673,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekili ile ihbar olunanın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip Hakim