TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2022
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, davalı şirkete ait .....plaka sayılı aracın müvekkili tarafından .....tarihinde satın alındığını, aracın müvekkili tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra garanti kapsamında bir araçta ortaya çıkması beklenmeyecek derecede çiddi sorunların ortaya çıkmaya başladığını ve söz konusu sorunların sürekli tekrarlandığını, araçta sürekli "adbule arızası ve motor arızası" ortaya çıktığını, aracın müvekkili tarafından ürün sevkiyatında kullanıldığını, aracın, ürün teslimi için yola çıktıktan kısa bir süre sonra arıza vererek çalışamaz hale geldiğini, bunun üzerine aracın çekici ile davalıya ait servise götürülüp onarımı için bırakıldığını, aracın günlerce serviste kaldığını, davalı tarafça aracın onarıldığı ve gelip alınması söylendikten sonra gelip aldığını ancak soonraki veya birkaç gün sonra yine araç ürün teslimi için yola çıktıktan sonra yolda olduğu esnada aynı arızaların tekrarladığını ve aracın çalışamaz halde çekici ile servise götürüldüğünü, bu olayın 29 defa tekrarlandığını, hatta davanın açıldığı tarih itibarıyle aynı sebeplerle aracın halen serviste olduğunu, aracın davalı şirket tarafından motor değişimi yapılıp müvekkiline teslim edildikten sonraki günde aynı arızanın meydana geldiğini ve aracın yolda kaldığını, söz konusu arızaların yapılan tüm tamiratlara rağmen sürekli devam ettiğini ve bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, gelinen aşamada, aracın onarılması mümkün olmayıp sürekli olarak arızalarının tekrarlanacağının açık olduğunu, taraflarınca yapılan araştırmada söz konusu araç modelinin, sürekli olarak aynı sorunlari yaşadığının anlaşıldığını, bu nedenle aracın dava tarihi itibarıyle güncel bedelinin tespiti fazlası saklı şimdilik 10.000,00 TL'nın tahsilini talep ettiklerini, aracın 27 defa arıza verdiğini ve her defasında serviste günlerce kaldığını, aracın toplamda kaç gün serviste kaldığının ekte sunulan geçmiş işlem raporlarından tespit edileceğini, müvekkili tarafından aracın kullanılamadığı tarihlerde .....Şirketinden araç kiralamak zorunda kaldığını, araç kiralama bedeli olarak ödediği miktarların davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, söz konusu talebe ilişkin şimdilik 5.000,00 TL talep ettiklerini, müvekkili şirketin yufka ekmeği çeşitleri, bazlama, su böreği ve benzeri hamur işleri imalatı yapan ve imal ettiği ürünleri nakleden bir şirket olduğunu, ürün sevkiyatının söz konusu araç ile yapıldığını, imal edlilen ürünlerin hamur işi olması nedeniyle doğası gereği çabuk bozulan ve kısa sürede tüketilmesi gereken ürünler olduğunu, bundan dolayı müşterilere zamanında ulaştırılmasının yapılan işin önemli bir ayrıntısı olduğunu, yukarıda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere araç ürünler nakledilirken arıza verdiğinden müvekkili şirketin ürünleri teslim edemediğini, ürünlerin elinde kaldığını ve doğal olarak bozulduğunu ve müşterileri ile sorunlar yaşadığını, elbette ki aracın serviste kaldığı süre zarfında müvekkili şirket tarafından araç kiralandığını ve nakliyelerin kiralanan araç ile gerçekleştirildiğini ancak söz konusu araç arıza verdiği esnada, hamur işi ürünleri nakletmekte olduğunu, araç arıza verince ürünlerin teslim edilemediğini yada başka araç bulunması, ürünlerin yeni araca taşınması vs. işlemler düşünüldüğünde zamanında teslim edilemediğini, bu durumun defalarca yaşanmasından ötürü de müvekkilinin pazarını-müşterilerini kaybettiğini, bu süreçte müvekkilinin en çok ürün sattığı toptancı firma tarafından 59 firma ile olan sözleşmesinin fesih edildiğini (.....şirketinin Diyarbakır Şubeleri ve Bölge Şubeleri ile diğerleri), konu ile ilgili toptancı şirketin mailinden, özetle “sevkiyatların zamanında yapılmaması, ürünlerin zamanında teslim edilmemesi sebeplerinden ötürü 59 Müşterimiz/Mağazamız firmanızın çalışma alanından çıkarılmıştır” cevabı verildiğini, bu durumun müvekkili ciddi anlamda kazanç kaybına uğrattığını, gerek, müvekkilin çalıştığı söz konusu müşterisinin mailinden ve gerek müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesinden müvekkilinin kazanç kaybına uğrayacağının anlaşılacağını, müvekkilinin kazanç kaybına ilişkin olarak fazlası saklı şimdilik 5.000,00 TL talep ettiklerini, müvekkili şirketin gerek sahibi ve gerekse personelleri olsun yaşanan her arızadan dolayı ciddi anlamda ruhsal bunalımlar geçirdiğini, emek ve zaman kaybı yaşadıklarını, arızalardan kaynaklı müşteri kayıpları ve buna bağlı ticari kayıplardan kaynaklı ciddi manevi üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; ayıplı aracın güncel bedelinden şimdilik 10.000,00 TL'nın, aracın serviste kaldığı süre boyunca ticari kayıp bedeli olarak şimdilik 5.000,TL'nın, aracın arızalarından kaynaklanan müşteri kayıplarından, ticari kayıplardan kaynaklı şimdilik 5.000,00 TL'nın ve şimdilik 30.000,00 TL manevi tazminatın, aracın tescil tarihi olan .....tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiş, .....havale tarihli ıslah dilekçesi ile; öncelikle davaya konu edilen aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde aracın satış bedeli olan 485.000,00 TL'nın iadesine, müvekkili tarafından araç kiralama bedeli olarak ödenen 54.693,00 TL'nın, kazanç kaybından kaynaklı şimdilik 5.000,00 TL'nın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı .....A.Ş. (Eski Ünvan;.....A.Ş.) vekili, müvekkili şirketin iş bu davadan haricen haberdar olduğunu, taraflarına dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini ve taraf teşkilinin sağlanmadığını, müvekkil şirketin .....Paz. A.Ş. olan unvanının, ...... A.Ş. olarak değiştiğini, müvekkil şirketin adresinin ise, Ticaret Gazetesi ilanından da görüleceği üzere; .....İstanbul olduğunu, öte yandan davacı ile müvekkil şirket arasında gerçekleşen arabuluculuk son tutanağında da görüleceği üzere, müvekkil şirketin adresinin İstanbul/Ataşehir olduğunu, ancak davacı yanın müvekkil şirketin adresini yanlış göstermiş oması nedeniyle taraflarına tebligat yapılamadığını, arz ve izah edilen nedenlerle, dosyadaki tüm usule ilişkin işlemlerin iptaline karar verilmesini ve ön inceleme duruşmasının tekrar yapılmasını talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, zira müvekkil şirkete dava dilekçesi usule uygun olarak tebliğ edilmediğinden, taraf teşkilinin sağlanamadığını, HMK.'nun 6.maddesine göre yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aracın ayıplı olduğu kabul edilse dahi, davaya konu aracın .....tarihinde trafiğe çıktığını ve .....tarihinde iki yılın dolduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın, davaya konu taleplerini yalnızca satıcı konumundaki kimseye karşı yöneltebileceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın iddiaları hakkında ithalatçı/distribütör firma konumundaki müvekkil şirkete başvurulmasının mümkün olmadığını, satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının 6098 sayılı TBK.'nun 227.maddesinde sayıldığını, madde metninde aracın güncel bedelinin iadesi yönünde bir düzenleme bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının taleplerinin fatura ile satılan araca ilişkin olduğunu, dava değerinin de bu yönüyle belli olduğunu, dava konusu aracın faturasının davacı yandan celbini ve harç değerinin buna göre tamamlatılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından tüm taleplerine aracın tescil tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de, müvekkili şirkete bildirim yapılmamış olması bir yana, tescil tarihinde davacı yanın taleplerinin dahi oluşmamış olduğunu, kaldı ki dava konusu aracın davacı yan tarafından 2.el olarak satın alınmış olduğunun taraflarınca tespit edildiğini, müvekkilinin iş bu satış işleminden haberi dahi bulunmadığını, davacı tacir olup, Türk Ticaret Kanunu (‘’TTK’’) hükümlerine tabi olduğunu, TTK’nın ‘’Ticari satış ve mal değişimi’’ başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, ihbar sürelerinin açık ayıpta aracın tesliminden sonra iki gün, gizli ayıpta ise aracın tesliminden sonra sekiz gün olduğunu, davacı tarafın ise yasal yükümlülüklerine aykırı davranarak kendisine tanınan yasal süre içerisinde müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığını, öyle ki dava konusu aracın güncel olarak yaklaşık 2 yıldır kullanılıyor olduğu dikkate alındığında, müvekkil şirkete süresinde bir bildirim yapmadığını, yukarıdaki husumet itirazına ek olarak; davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesi uyarınca bazı seçimlik hakların mevcut olduğunu ve bu haklardan bazılarını yalnızca satıcıya karşı kullanabileceğini, zira müvekkil şirket ile davacı arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki mevcut olmadığından, bedele ilişkin taleplerin müvekkil şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle, sözleşmeden dönme hakkının ancak ve ancak satıcıya yöneltilebileceğini, öyle ki müvekkil şirketin, yalnızca dava konusu aracı Türkiye'ye ithal ettiğini, müvekkil şirketin, son kullanıcılara doğrudan araç satış faaliyetinde bulunmadığını, müvekkili şirketin .....marka araçların ve bu araçların yedek parçalarının Türkiye'deki tek yetkili ithalatçısı olup; son kullanıcılara doğrudan satış gerçekleştirmemekte olduğunu, dava konusu aracın davacıya satışını konu alan ve dosyada mübrez olan fatura incelendiğinde, iş bu hususun ortaya çıkacağını, bu sebeplerle TBK'nın 227.maddesindeki sözleşmeden dönmeye (araç bedelinin iadesine) ilişkin talebin, ithalatçı/distribütör firma olan müvekkil şirkete karşı yöneltilemeyeceğini, ancak davacı yan hukuka, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak, sözleşmeden dönme talebini ithalatçı firma olan Müvekkil Şirkete karşı yönelttiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, TBK m.227'nin Tüketici Kanunundaki yansıması olan TKHK m. 11/2’nin gerekçesinde de bu hususa; “Sözleşmeye aykırılıktan, sözleşme tarafı olarak öncelikle satıcının sorumlu olması esastır. Ancak, tüketici satıcının ortadan kaybolduğu durumlar da dâhil olmak üzere, ayıpsız misli ile değiştirme veya ücretsiz onarım haklarını üreticiye veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Üretici veya ithalatçı ile tüketici arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Tüketici, üreticiye veya ithalatçıya karşı bir ödeme yapmadığı için sözleşmeden dönme hakkını kullanarak, satıcıya ödemiş olduğu parayı üretici veya ithalatçıdan geri alması veya bedel indirimi hakkını kullanması mümkün değildir. Tüketici bu haklarını ancak satıcıya karşı kullanabilir. (...)” şeklinde yer verildiğini, buna göre, sözleşmeden dönme ve bedelden indirim haklarının ithalatçı firmaya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmaması nedeniyle, huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zira aynı yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/12992 E.-2017/11122 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, davacının faiz talep edemeyeceğini, manevi tazminat talebine ilişkin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, esasa ilişkin olarak; dava konusu araçta müvekkil şirkete atfedilebilecek herhangi bir ayıp/problem bulunmadığını, davacının, dava konusu aracı trafiğe çıkış tarihinden itibaren 3 yıl gibi uzun bir süredir kullandığını ve fayda sağladığını, öte yandan, dava konusu aracın ticari koşullar altında ağır bir biçimde kullanıldığının da açık olduğunu, dava konusu aracın halen kullanılmaya devam edildiği dikkate alındığında, davacı yanın iddia ve taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğunu, nitekim dava konusu araç hali hazırda 100 bin kilometre yol yapmış olup, halen daha kullanılmaya devam edildiğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için araçta bir problem olduğu kabul edilse dahi davacının, yetkili serviste yapılan işlemlere rıza gösterdiğini, diğer bir deyişle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde sayılan ücretsiz onarım hakkını kullandığını, bunun üzerine davacı yanın aracı yetkili servis tarafından onarıldığını, dava konusu araçta hali hazırda herhangi bir problem bulunmadığını, davacının dava konusu aracı servise onarılması için teslim ettiğini ve akabinde aracın kendisine teslim için hazır edildiğinde de, yetkili servise giderek aracını teslim aldığını, bu noktada davacı yanın başkaca bir talepte bulunmasına imkan bulunmadığını, öte yandan aracın birden çok kez servise götürülmesinın o aracın ayıplı olduğu anlamına gelmediğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuş, ıslaha karşı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüştür.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, davacıya ait aracın servis kayıtları, tramer kayıtları ve trafik tescil bilgileri ile davalı şirketten örnek garanti kitapçığı celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, davacıya ait ticari defterler üzerinde mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmış, davaya konu araç üzerinde keşif yapılarak makine mühendisinden .....tarihli kök bilirkişi raporu alınmış, itirazlar üzerine .....tarihli ve .....tarihli ile .....tarihli ek bilirkişi raporları alınarak sonuca gidilmiştir.
Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin .....tarih ve 10510 sayılı ilanına göre, davalı şirketin ticaret ünvanı .....Paz. A.Ş. iken .....Paz. A.Ş. olarak değiştirildiği,
Davaya konu edilen aracın .....tarihli, B serisi .....sıra nolu fatura ile .....bedelledava dışı .....ve Ticaret A.Ş. (.....Bayisi) tarafından, davalı ......'nin (Eski Ünvan: .....Paz. A.Ş.) .....tarihli ve .....nolu faturaya istinaden kesildiği belirtilmek suretiyle fatura düzenlenerek dava dışı .....İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye satışının yapıldığı, bu şirket tarafından da Üsküdar .....Noterliğinin .....tarihli ve .....yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davacıya satışının yapıldığı, aracın ilk olarak .....tarihinde trafikte tescil işleminin yapıldığı, mevcut aşamada aracın kayıt malikinin davacı şirket olduğu, davalının ise aracın ithalatçısı/distribütörü olduğu,
Davalı şirketten celbedilen örnek garanti kitapçığı incelendiğinde; aracın üretici garantisinin aracın müşteriye teslim edildiği tarihten itibaren başlayacağı, aracın tüm parçalarındaki üretim hatalarına ilişkin 2 yıl süre ile üretici garantisi verildiği, aracın bir başkasına satılması durumunda aracı satın alan kişilerin garantinin uygulanması ile ilgili koşulları yerine getirmesi şartıyla aracın yeni sahiplerinin garanti bitiş tarihine kadar .....üretici garantisinden faydalanabileceği, üretim hatalarına karşı üretici garantisinin kapsamının; arızalı olduğu belirlenen parçaların ücretsiz olarak değiştirilmesi yada onarılması ve aracın işler duruma getirilmesi için gereken işçilik bedellerini kapsadığının düzenlendiği,
Davaya konu edilen aracın tramer kayıtları incelendiğinde, .....Sigorta A.Ş. tarafından .....hasar tarihli ve .....nolu hasar dosyasının oluşturulduğu, eksper raporunun bulunmadığı, kaza tespit tutanağına göre davacıya ait .....plaka sayılı aracın kırmızı ışıkta bekleyen araca arkadan çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği,
Arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, sürecin taraflarının eldeki dosyanın davacısı ve davalısı olduğu, taraf vekillerinin arabuluculuk toplantısına telekonferans yöntemiyle katıldığı, arabuluculuğa konu uyuşmazlığın .....plaka sayılı aracın serviste kaldığı süre boyunca ticari kayıp bedelinin ödenmesi ve aracın güncel bedelinin iadesine ilişkin olduğu, sürecin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Dava, davacı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınan araçta garanti süresi içerisinde meydana gelen arızalardan kaynaklı aracın 29 defa servise götürüldüğü ve garanti kapsamında onarımı gerçekleştirildiği halde arızaların tekrarladığından ve aracın ayıplı olduğundan bahisle aracın güncel bedelinin tespiti ile tahsili, aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamamasından kaynaklı araç kiralama bedelinin, ürün teslimatı amacıyla kullanıldığı iddia edilen aracın arızalarının tekrarlaması nedeniyle müşteri kaybından kaynaklı oluşan kazanç kaybı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili .....havale tarihli ıslah dilekçesi ile; davaya konu edilen aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde aracın satış bedeli olan 485.000,00 TL'nın iadesine, 54.693,00 TL araç kiralama bedeli ve 5.000,00 TL kazanç kaybı ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olup olmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, davacı tarafından davalıdan satın alınan ve kullanımı esnasında sürekli arızalandığı ileri sürülen aracın arızalı olup olmadığı, arızalı ise davacının aracın misli ile değişimini, olmadığı takdirde güncel bedelini talep edip edemeyeceği, aracın serviste kaldığı süre boyunca ödenen araç kiralama bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı, ürün teslimatı amacıyla kullanıldığı iddia edilen aracın arızalanmasından kaynaklı davacının müşteri ve kazanç kaybına uğrayıp uğramadığı, uğramış ise davalının zarardan sorumlu olup olmadığı ve manevi tazminata ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarına ilişkindir.
Davalı şirket tarafından verilen üretici garantisinin yazılı beyana dayalı olması nedeniyle mahkememizce TBK.'nun 89. maddesinde düzenlenen yetkiye ilişkin düzenlemenin elde ki davada da uygulanabileceği kabul edilmiş ve davacının araç kiralama bedeli ve kazanç kaybı ile manevi tazminata ilişkin isteminin para alacağına ilişkin olduğu, davacı şirket merkezinin Diyarbakır İlinde bulunduğu ve TBK.'nun 89.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin de yetkili olduğu kabul edilmiş, davalının yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce mahallinde davaya konu edilen araç üzerinde keşif yapılarak makine mühendisinden bilirkişi raporu alınmıştır.
Makine Mühendisi tarafından düzenlenen .....tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu edilen aracın .....tarihinden .....tarihine kadar farklı tarihlerde 24 defa iş emri açıldığı, en son servis iş emrinde 89.034 km'de onarım işlemi yapıldıktan sonra tarafınca 89.158 km'de olduğunun görüldüğü, aracın 2 defa çekici ile servise giriş yaptığının tespit edildiği, servis kabul formu incelendiğinde; 4 defa "Bagaj Gergisi boşa düşüyor" şikayeti ile, 8 defa "Motor Arıza Lambası yanıyor" şikayeti ile, 5 defa "Araç Çekişten düşüyor" şikayeti ile, 6 defa "Adblue Uyarısı Veriyor" şikayeti ile, 2 defa "Partükül Uyarısı Veriyor" şikayeti ile, 3 defa "Motorda yağ kaçağı var" şikayeti ile, 1 defa "Seyir halinde 1.vitesten atıyor" şikayeti ile servis formu oluşturulduğu, aracın servis iş emri formunda yapılan işlemler incelendiğinde; davaya konu aracın teşhis ve arıza araştırması yapıldığı, yağ basınç valfı, yağ filtresi, üre deposu(adblue), enjektörler, partükül, katalizör, yağ pompası elektrovanası, egsoz katalizöz kaptörü, ap sıcaklık sensörü, eksantrik mili sızdırmazlık hortumu, külbütör kapak contası, vakkum pompası, enjektör hortomu, yağ karteli, turbo geri dönüş hortumu, yeni motor, turbo borusu, yağ geri dönüş hortumu, enjektör hortumu, mazot pompası, egr elektro vanası, ray borusu ve vites dişli parçalarının değiştirildiğinin tespit edildiği, araçlarda motor arıza lambası yanmasının farklı sebeplerinin bulunduğu, araçların motor arıza ikaz lambasının yanması; ECU’nun sensörlerden aldığı elektriksel sinyaller ile motoru oluşturan yakıt, ateşleme, egzoz ya da hava emisyon sistemlerinde oluşan arızadan kaynaklı yanabildiği, serviste yapılan teşhis ve arıza araştırması sonucunda motor arıza lambası hangi sebepten yandığı hakkında herhangi bir nota veya bilgiye rastlanılmadığı, aracın Adblue sisteminden herhangi bir parçası arızalandığında aracın gösterge vasıtasıyla Adblue ya da SCR arıza uyarısı vereceğini, bu parçalardan birinin arızalanması durumunda DPF (dizel partikül filtresi) ve SCR katalizörüne kalıcı olarak zararlar verdiği, öu durumda aravrı kendini korumaya alacağını ve çalışmayacağını, aracın tekrardan aktif hale gelmesi için yetkili servis tarafından diagnostik cihazı ile araç üzerinde programla yapılarak çalıştırılmakta olduğu, yetkili servis tarafından yapılan teknik incelemede motorun neresinde yağ kaçağı olduğu, neden yağ kaçağının meydana geldiği ve motorun neden değiştiği ile ilgili herhangi bir teknik bilgiye rastlanılmadığının tespit edildiği, dava konusu olan araçta görülmüş olan sorunun, üretim kaynaklı, aracın kullanımı ile zamanla ortaya çıkabilecek gizli ayıp olduğu ve kullanıcı kaynaklı olmadığı, garanti kapsamında yapılan tamiratlar sonucunda yetkili servisin etkili ve kalıcı çözüm sunamamış olduğundan ve aracın serviste kalma sürelerine bakıldığında araçtan sürekli yararlanmanın kısmen engellendiği ve buna rağmen araçta görülen soruna kalıcı ve etkili çözüm bulunamadığı, davaya konu aracın .....km’de olduğu dikkate alınarak yapılan piyasa araştırması neticesine göre yaklaşık olarak emsal aracın 485.000,00 TL bedel ile temin edilebileceği mütalaa edilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulmuştur.
Mahkememizce, davalının itirazların değerlendirilmesi ve davaya konu araçta dava açılırken iddia edilen arızaların devam edip etmediğinin tespiti hususunda davaya konu araç üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınmasına yönelik ara karar kurulmuştur. Makine mühendisi tarafından düzenlenen .....tarihli ek bilirkişi raporunda; dava konusu olan aracın çalışmadığı, aracın gösterge ekranında arıza uyası verdiği, marş motoru selenoidin arızalı olduğu, yakıt enjeksiyon sisteminin devreye girmediği (yakıt pompasının devreye girmediği), motorun mekanik hareketini yapamadığı ve davaya konu aracın yakıt sistemi ile ilgili arızalarının servis kayıtlarında mevcut olduğu ve bu arızalara istinaden; yakıt enjektörleri, enjektör hortumu, mazot pompası ve ray borusunun değiştiğinin tespit edildiği, davaya konu araçta yakıt sistem arızasının devam ettiği, davalı vekilinin itiraz ettiği hususlara istinaden; belirli arızaların sürekli olarak tespitinin yapılması mümkün olmayacağı, bu tür arızaların (deposu (adblue), elektrovana, enjektörler gibi) kullanım koşulları ve uzun menzilli kullanım sırasında arıza verebileceği ve kesif esnasında, kısa mesafede tespitinin yapılması mümkün olmayacağından, kök raporumda belirttiği tespitler hakkındaki görüş ve kanaatini aynen koruduğunu mütalaa etmiştir.
Mahkememizce, davacıya ait aracın tramer kayıtlarına yansıyan kazasından kaynaklı herhangi bir değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarının tespiti, davacıya ait aracın serviste kaldığı sürenin tespiti ve aracın mevcut hali ile arızalarının devam edip etmediğinin tespiti amacıyla makine mühendisinden alınan .....tarihli ek bilirkişi raporunda; aracın çalışmadığı ve mevcut arızalarının halen devam ettiği, .....tarihinde 1 adet kazaya karıştığı, ancak oluşan kazada herhangi bir hasar meydana gelmediğinden değer kaybı oluşmayacağı mütalaa edilmiştir.
.....tarihli ek bilirkişi raporunda davaya konu edilen aracın arızaları nedeniyle serviste geçirdiği toplam sürenin tespitine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığından mahkememizce bu yönde tekrar ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. .....tarihli ek bilirkişi raporunda; araç üzerinde yapılan incelemede aracın .....km'de olduğunun tespit edildiği, aracın çalışmadığı ve mevcut arızalarından dolayı 475 gün serviste kaldığının tespit edildiği mütalaa edilmiştir.
SMMM bilirkişi tarafından davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen .....tarihli bilirkişi raporunda; dava ve uyuşmazlık konusu .....plakalı aracın ürün teslimatı aşamasında arızalanmasından kaynaklı davacı şirketçe araç kiralanmak zorunda kalındığı kanaatine varıldığı ve genel toplamda .....İnş. Petrol Ürü. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den davacı tarafça 103 günlük araç kiralama hizmet bedeli olarak %18 Kdv. dahil 54.693,00 TL tutarında araç kiralama hizmeti alındığı ve/veya 54.693,00 TL tutarında davacı tarafça araç kiralama maliyetine katlanıldığı, kazanç kaybı oluşup oluşmadığı ve oluşmuş ise miktarının tespiti hususunda, .....şirketi ile ilgili olarak .....Pazarlama San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ürünlere dair sevkiyat yapma yükümlülüğünün davacı şirket tarafından düzenli ve zamanında yerine getirilmediği gerekçesi ile .....tarihinden itibaren Mardin ve Bingöl İllerine bağlı 59 mağazanın davacı şirketten hizmet almayacağı ve/veya çalışma alanından çıkarıldığının anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu .....plakalı aracın davacı şirket tarafından aktifine alındığı .....tarihinden önce ve sonrasına ait .....Pazarlama San. Ve Tic. A.Ş.'den bahse konu 59 mağaza nezdinde (Davacı şirketin yasal ticari defter kayıtlarında ve belgelerinde mağaza ayrımı yapılmadığından yani total olarak tüm mağazaların bir bütün şeklinde davacı tarafından .....Pazarlama San. Ve Tic. A.Ş.'ye faturalandırıldığı ve yasal defterlere bu şekilde kayıt edildiklerinden bahse konu 59 mağazadan elde edilen gelir nezdinde yoksun kalınan kazanç kaybının tarafımdan tespitinin mümkün olamadığı ayrıca tazminata konu yoksun kalınan kazanç kaybı hususunda uzmanlık alanım gereğince ileriye dönük/perspektif şeklinde hesaplama yapamayacağım ve bu tür hesaplamalarda aktüerya-hukukçu bilirkişisinin hesaplama yapabileceği yönünde görüşlerimi belirtirim.) - davacı şirketten aylık/yıllık bazda ne kadar mal/hizmet alışı olduğunun öğrenilerek bu verilerin dosyaya kazandırılması sonrası kazanç kaybı hususunda aktüerya-hukukçu bilirkişisi tarafından tespit ve değerlendirme yapılabileceği mütalaa edilmiştir.
Somut olayda, davaya konu edilen aracın ilk olarak davalı şirketin bayisi dava dışı .....Ticaret A.Ş. (.....Bayisi) tarafından .....tarihinde yine dava dışı ...... İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye satışının yapıldığı ve aracın 2 yıllık garanti süresinin başlangıç tarihinin .....olduğu, aracın davacı tarafından dava dışı ...... İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den .....tarihinde satın alındıktan sonra .....ile .....tarihleri arasında 4 defa "Bagaj Gergisi boşa düşüyor" şikayeti ile, 8 defa "Motor Arıza Lambası yanıyor" şikayeti ile, 5 defa "Araç Çekişten düşüyor" şikayeti ile, 6 defa "Adblue Uyarısı Veriyor" şikayeti ile, 2 defa "Partükül Uyarısı Veriyor" şikayeti ile, 3 defa "Motorda yağ kaçağı var" şikayeti ile, 1 defa "Seyir halinde 1.vitesten atıyor" şikayeti ile servis formu oluşturulduğu, servis tarafından; yağ basınç valfı, yağ filtresi, üre deposu(adblue), enjektörler, partükül, katalizör, yağ pompası elektrovanası, egsoz katalizöz kaptörü, ap sıcaklık sensörü, eksantrik mili sızdırmazlık hortumu, külbütör kapak contası, vakkum pompası, enjektör hortomu, yağ karteli, turbo geri dönüş hortumu, yeni motor, turbo borusu, yağ geri dönüş hortumu, enjektör hortumu, mazot pompası, egr elektro vanası, ray borusu ve vites dişli parçalarının ücretsiz olarak değiştirildiği ancak araçtaki arızaların hangi nedenlerden kaynaklandığına ilişkin servis kayıtlarında herhangi bir teknik açıklamaya yer verilmediği, halde mevcut aşamada aracın çalışır vaziyette olmadığı, arızalarının devam ettiği, aracın en son servisten çıktığı .....tarihinde .....km'de olduğu, .....tarihinde yapılan keşif esnasında ise .....km'de olduğu, keşif esnasında aracın çalışır durumda olmadığı, sonradan düzenlenen .....tarihli ve .....tarihli ile .....tarihli ek bilirkişi raporlarında da aracın .....km'de olduğunun belirtildiği, bu halde araçta ortaya çıkan arızaların imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu ve mevcut aşamada arızalarının devam ettiği, aracın çalışır durumda olmadığı dosya kapsamından ve makine mühendisi bilirkişiden alınan bilirkişi raporlarından sabittir.
TBK'nın 219. maddesine göre, satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur.
TBK'nın 223/1. maddesine göre, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir durum görür ise bunu uygun bir süre içinde bildirmekle yükümlüdür,
TBK'nın 227. maddesine göre, satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakları yanında genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı vardır. Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinden indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise, alıcı, ancak sözleşmeden dönme ve satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini talep edebilir.
TTK.'nun 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
TBK.'nın 223/2.maddesine göre, alıcı, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. düzenlemeleri mevcuttur.
TBK'nın 231.maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur.
7226 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi ile;
"a)Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde düzenleme yapılmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen sürelerin durdurulmasının 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı belirtilmiş, bu duruma göre durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren sürelerin tekrar işlemeye başlayacağı ve durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün daha uzamış sayılacağı, belirtilmiştir.
Davalının yerleşim yeri Diyarbakır İli sınırları içerisinde olup, 06.02.2023 tarihinde mahkememizin yetki alanının da bulunduğu bölgede yaşanan deprem afetleri nedeniyle 121 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi uyarınca 06.02.2023-06.04.2023 tarihleri arasında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin durduğuna ilişkin düzenleme getirilmiştir.
Yine, 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi gereğince arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlendiği hallerde arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin duracağına ilişkin yasal düzenleme getirilmiştir.
Davaya konu araçta meydana gelen arızalar imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğuna göre, ayıplı kabul edilen aracın ithalatçısı olan davalı .....A.Ş. garanti kitapçığında yer alan şartlarla davacıya karşı sorumludur. Davaya konu aracın mevcut arızalarından kaynaklı ilk olarak .....tarihinde yetkili servise tamir amaçlı götürüldüğü, aracın ilk servise götürüldüğü .....tarihi ile son servis kaydının oluşturulduğu .....tarihleri arasında 24 defa servis kaydının oluşturulduğu ve bu süreler arasında aracın 475 gün serviste kaldığı, davacı tarafından .....tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuru yapıldığı ve sürecin .....tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, elde ki davanın ise .....tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu araçtaki mevcut arızaların onarımı için serviste kaldığı sürelerin garanti süresine eklenmesi gerekir. Davaya konu aracın iki yıllık garanti süresi ilk alıcıya teslim tarihi olan .....tarihinde başlamıştır. Nitekim bu husus davalının da kabulündedir. İki yıllık garanti süresinin dolduğu tarih .....tarihidir. Bu süreye aracın serviste kaldığı 475 gün, Covid 19 salgını nedeniyle .....tarihinden .....tarihine kadar duran 93 gün, arabuluculuk başvurusunun yapıldığı.....tarihinden son tutanağın düzenlendiği .....tarihleri arasında duran 39 gün ile bu uzatma sürelerinin eklenmesi halinde .....tarihli deprem nedeniyle .....tarihinden .....tarihleri arasında duran 59 günlük süre ilave edildiğinde zamanaşımının .....tarihine kadar uzadığının kabulü gerekir. Davacı tarafından yetkili servise yapılan arıza bildirimleri ayıp ihbarı niteliğinde olup, süresinde ayıp ihbarı yapıldığının ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekir.
Davacı taraf, .....tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş, davalı vekili de ıslaha karşı süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, ıslah tarihi itibarıyle zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda yapılan açıklamar karşısında 2 yıllık zamanaşımı süresinin .....tarihine kadar uzamıştır. Davalı tarafça ıslahın yapıldığı tarih itibarıyle zamanaşımı süresinin dolduğu ileri sürülmüş ise, araçta meydana gelen arızalara ilişkin yetkili servis tarafından garanti kapsamında ücretsiz onarım işlemleri yapıldığı halde araçtaki mevcut arızaların giderilmediği, mahkememizce .....tarihinde yapılan keşif esnasında aracın çalışır durumda olmadığının tespit edildiği, sonrasında makine mühendisi tarafından düzenlenen ek bilirkişi raporlarında da aracın çalışır durumda olmadığının ve keşif esnasında tespit edilen km bilgisi ile son ek raporun düzenlendiği tarihteki km bilgilerinin aynı olduğunun belirtildiği, bu haliyle davacının davaya konu edilen aracı kullanamadığı ve beklenen faydayı sağlayamadığı gözetildiğinde, mahkememizce keşif tarihinden sonraki dönem için zamanaşımının işlemeyeceği kabul edilmiştir. Kaldı ki, davaya konu edilen araç garanti süresi içerisinde 24 defa servis kaydı oluşturulduğu ve yetkili servis tarafından garanti kapsamında ücretsiz onarım işlemleri gerçekleştirildiği halde mevcut aşamada arızaların giderilmesi noktasında devamlılığın sağlanamamış olması ve arızaların devam ediyor olması, arazıların ortaya çıkış nedenine ilişkin de teknik bir değerlendirmeye yer verilmemiş olduğu gözetildiğinde, TBK.'nın 231/2. maddesi gereğince davalının iki yıllık zamanaşımı süresinden faydalanamayacağı kabul edilmiştir.
1-Davacının aracın ayıpsız misli ile değişimine talebine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Davalı ithalatçı/distribütörün ayıptan kaynaklanan sorumluluğunun dosyaya bir örneği sunulan garanti kitapçığında yer verilen şartlar dahilinde değerlendirilmesi gerekir. Garanti kitapçığında üretim hatalarına karşı tüm parçalar için (bakım ve aşınma hariç) üretici garantisi verildiği ve arızalı olduğu belirlenen parçaların ücretsiz olarak değiştirilmesi yada onarılmasını ve aracın işler duruma getirilmesi için işçilik bedelini kapsadığına yer verilmiştir. Davacının garanti kapsamındaki aracı ikinci el olarak satın aldıktan kısa bir süre sonra yetkili servise götürüldüğü ve servis tarafından 24 defa iş emri oluşturulduğu ve garanti kapsamında ücretsiz onarım işlemleri gerçekleştirildiği halde arızalar kalıcı olarak giderilememiştir. Her ne kadar, garanti kitapçığında arızalı parçaların ücretsiz değiştirilmesi veya onarımı ile sınırlı olarak garanti verilmiş olsa da, benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/05/2023 tarih ve 2021/5378 E.-2023/2394 K. sayılı ilamında, garanti kapsamında bulunan aracın tamiri mümkün değil ise, TBK.'nun genel hükümlerine göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Davaya konu araçtaki mevcut ayıp, yetkili servis tarafından giderilememiş ve arızaların ortaya çıkış nedenine ilişkin teknik bir değerlendirme yapılmamıştır. Hayatın olağan akışı içerisinde, yetkili servisi tarafından onarımı kalıcı onarımı gerçekleştirilemeyen ve ortaya çıkış nedenine ilişkin somut tespit yapılamayan aracın onarımının davacı tarafından gerçekleştirilmesi ve davacının bu nitelikteki bir aracı kullanması kendisinden beklenemeyeceği gibi, aksine kabul, hakkaniyete de aykırıdır. Bu halde, davacının TBK.'nın 227. maddesindeki seçimlik haklarından ayıpsız misli ile değişim hakkını davalı ithalatçıya karşı da ileri sürebileceğinin kabulü gerekir. Tramer kayıtlarında, davaya konu araca ilişkin kayıt mevcut ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi ek raporunda, tramer kaydında yer alan kaza nedeniyle davaya konu araçta herhangi bir değer kaybı meydana gelmeyeceği mütalaa edilmiş, bu tespit mahkememizce de benimsenmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının davaya konu edilen aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacının araç kiralama bedeli ve kazanç kaybı istemine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Dosyaya celbedilen garanti kitapçığında davalı ithalatçının üretim hatalarına karşı tüm parçalar için (bakım ve aşınma hariç) üretici garantisi verildiği ve arızalı olduğu belirlenen parçaların ücretsiz olarak değiştirilmesi yada onarılmasını ve aracın işler duruma getirilmesi için işçilik bedelini kapsadığına yer verilmiş ve elde ki davada, imalattan kaynaklı arızanın çıkış nedeninin yetkili servis tarafından somut bir şekilde tespit edilememesi ve garanti kapsamında ücretsiz onarım işlemleri gerçekleştirildiği halde arızaların kalıcı olarak giderilememesi nedeniyle davacının TBK.'nın 227/1.maddesinde ki seçimlik hakları davalı ithalatçıya karşı da ileri sürebileceği kabul edilerek davacının davalı ithalatçıya yönelttiği misli ile değişim talebi kabul edilmiş ise de, davacının araç kiralama bedeli ile kazanç kaybı talepleri TBK.'nın 227.maddesinde sayılan seçimlik haklardan olmadığından davalı ithalatçının iraç kiralama bedeli ve kazanç kaybından sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu halde, davacının davalı ithalatçıya yönelttiği araç kiralama bedeli ve kazanç kaybı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
3-Davacının manevi tazminat istemine ilişkin yapılan değerlendirmede;
Kural olarak şirketlerin manevi tazminat talep etmesine engel hal yoktur. Ancak bu noktada önemli olan somutlaştırılmış vakıa ve delillerin ne olduğudur. Manevi tazminat isteminin yasal dayanağını dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 114/II. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 58. maddesi oluşturmaktadır. “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58. maddenin 1. bendinde aynen “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında ir miktar para ödenmesini isteyebilir.” denilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da açıklandığı üzere manevi tazminat talep edilebilmesi için kişinin şahsiyet hakkına hukuka aykırı olarak tecavüz edilmesi, manevi zarar doğması, manevi zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurunun bulunması gerekir. BK’nın 58. maddesi kapsamında korunan değerler, şahıs varlığı değerleri yani kişilik haklarıdır. Manevi zarar, kişinin şahıs varlığında uğradığı kayıpları ifade ettiğinden manevi tazminat ancak kişilik hakkı ihlal edildiğinde istenebilir. Malvarlığı değerleri 58. madde kapsamında korunan değerlerden olmadığından, malvarlığına dahil eşyaların zarar görmesi halinde manevi tazminat istenebileceğine dair yasal bir düzenleme de bulunmadığından sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle satıma konu aracın ayıplı imali veya malvarlığına dahil eşyaların zarar görmesi gibi hallerde kural olarak manevi tazminat talep edilemez. Ancak eşya ile hak sahibi arasında parayla ölçülemeyen duygusal bağlılık bulunması gibi istisnai hallerde eşyanın kişinin manevi kişilik değerleri arasında yer aldığı kabul edileceğinden manevi tazminat istenebilecektir. Ne var ki somut olay açısından iddia olunan üzüntünün kişilik haklarının ihlâlinden değil mal varlığı niteliğindeki araca verilen zarardan ve dolayısıyla mal varlığı hakkının ihlâlinden doğduğu, bu şartlarda ise manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargılama giderlerine ilişkin hesaplama yapılırken, davacının aracın ayıpsız misli ile değişimine ilişkin talebi yönünden harca esas değer, aracın bayi tarafından dava dışı dava dışı .....İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yapılan satışa ilişkin fatura değeri olan 119.775,00 olarak kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafından davaya konu edilen aracın ayıpsız misli ile değişimine yönelik açılan davanın KABULÜNE, dava konusu .....model, .....marka, .....tipi, kamyonet (BB Van) cinsi, .....sınıfı, dizel yakıt cinsli, .....şase ve .....motor nolu aracın davacı tarafından tüm takyidatlardan arındırılmış şekilde davalı .....Pazarlama A.Ş.'ye iade edilerek aracın bu davalı tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,
2-Davacı tarafından araç kiralama bedeli ve kazanç kaybı istemine ilişkin açılan davanın REDDİNE, ,
3-Davacı tarafından manevi tazminat istemine i.lişkin açılan davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.181,83 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 853,88 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 8.111,80 TL tamamlama harcının toplamı olan 8.965,68 TL'den mahsubu sonucu bakiye 783,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ve 853,88 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 8.111,80 TL tamamlama harcının toplamı olan 9.046,38 TL'den, hüküm fıkrasının (4) nolu bendi gereğince iadesine karar verilen 783,85 TL harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 8.262,53 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından 1.103,25 TL tebligat ve posta masrafı ve 4.800,00 TL bilirkişi ücreti ile 571,90 TL keşif harcı olarak sarf edilen toplamda 6.475,15 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 3.702,49 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının aracın ayıpsız misli ile değişim talebi yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacının reddedilen araç kiralama bedeli ve kazanç kaybı yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 754,77 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye kalan 565,23 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim