T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA :
DAVA TARİHİ : 20/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf dava dilekçesinde, ... Sağlık...A.Ş'de pay sahibi olduğunu, pay sahibi olduğu mezkur şirketin genel kurullarının tümünün usul ve yasalara aykırı olarak yapıldığını ve bu kurullarda alınan kararlara dayanılarak şirket yönetim kurulu oluşturulduğunu, iş ve işlemler yapıldığı nedeni ile açılmış hukuk davaları ve sözde yönetim kurulu üyesi olan davalılar hakkında sahte imza, belge ve tutanaklar nedeniyle suç oluşturan eylemleri nedeniyle de ceza soruşturmaları bulunduğunu, Diyarbakır Asliye Ticarel Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükümle ... Sağlık...A.Ş'nin ... tarihli genel kurul ve kararlarının yok hükmünde olduğunun tespit edildiğini, karara göre sözde yönetim kurulu başkanı ve/veya şirketin vekili ünvanı ile davalı ...'un şirketin kuruluşu olan ... yılından bu yana, eşi ... ve ...'ın ise ... yılından bu yana iş ve işlemler nedeniyle ibra edildiğini, yine yok hükmündeki genel kurula 18 hissedardan sadece 5 kişi katıldığını, katılanların ise yukarda isimleri zikredilen şahıslar olduğunu ve bu şahısların ise şüpheli sıfatı ile mezkur şirket ile alakalı olarak, nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma vs şüpheli suçlar nedeni ile savcılıkta dosyaları bulunduğunu, bu kurulda alman kararlarda davalıların 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı oldukları belirlendiğini, ayrıca, söz konusu yok hükmündeki kararlarla da davalı ...'un şirkete borç para verdiği kabul edilerek adı geçen davalının şirkete verdiği sözde borcun, verildiği tarihteki dolar (USD) kuru üzerinden ödenmesine karar verildiğini, oysa davalı ...'un, şirkete herhangi bir borç vermediği gibi üzerinde bulunan hisselerin büyük bir çoğunluğunun karşılığını da şirketin banka hesaplarına (USD) yatırmadığını, ayrıca davalının, şirketin banka hesaplarında bulunan paraları çekip tekrardan kendi adına, şirket hesabına yatırdığı konusunda kuvvetli ve mantıklı şüphelerinin bulunduğunu, müteahhit ...'un, şirketin kuruluşundan bu yana sahte imza ve belgeler düzenlemek sureti ile kendini şirket üzerinde “hudutsuz yetkili” kıldığını ve şirketin tüm hesaplarını tek başına yönettiğini, davalı ...'un, ... yılında şirketin aktif hastanesini, şirketler grubuna kiraya verdikten sonra, kiracı ... şirketler grubundan beş yıllık kira bedeli olarak yaklaşık 5.000.000.00 TL ücreti peşin olarak aldığını, aynı yıl içerisinde SGK'dan şirket banka hesaplarına yaklaşık 3.000,000,00 TL, şirketin banka hesabına para aktarımı gerçekleştirildiğini, ayrıca aynı yıl hastane envanterinde yaklaşık 1.000.000,00 TL değerindeki medikal malzemelerden elde edilen gelirler ile birlikte, şirketin laşınmazı olan hastane binasını memorial şirketler grubuna verdikten ilk altı ay içerisinde ... şirketini banka hesabına girdiği kuvvetli bir şekilde tahmin edilen 9.000,000.00 TL hakkında, genel kurula ve şirket hissedarlarına hiçbir bilgi vermediğini, hisselerin artırılması için şirket hesabına yatırmış olduğu paralara rağmen şirket hisse devirleri de gerçekleştirilmeyerek tarafına da bizzat zarar verildiğini, gönderdiği bu paraların şirket hesabında ayrıntılı ve gerçeğe uygun olarak nedenleri ile belirtilmemek suretiyle usulsüzlükler yapıldığını, ödeme tarihleri itibariyle bu payların karşılıklarının da zararıyla birlikte faiziyle müteselsilen ödenmesinden davalıların sorumlu olduklarını beyan ederek TTK'nın 555/1 maddesi gereğince şirketin pay sahibi olarak şirketin uğradığı zararların tazmininini talep ve dava etmiştir.
DEĞERLENDİRME :
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5A/1 maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiştir.
Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olup, konusu bir miktar tazminatın ödenmesi olduğundan yukarıda yer verilen Kanun hükmü gereği dava şartı arabuluculuğa tabidir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2)Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi ile getirilen değişiklik ile 6325 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A.maddesi uyarınca davacı tarafça zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığının anlaşıldığı, yukarıda açıklandığı üzere davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, arabuluculuk yoluna başvurulduğuna dair bir ibarenin dava dilekçesinde yer almadığı, davacı vekilinin duruşmada alınan beyanında arabuluculuk yoluna başvurmadıklarını beyan ettiği; bu durumda davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, buradaki dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği, bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyeceği anlaşılmakla, davanın usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60.-TL harçtan, peşin alınan 269,85.-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 ve 7/1 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 10.000,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile 1/3'er oranında davalılara verilmesine,
4-Yargılama sırasında davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilleri ile davalı asil ...'un yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan Üye Üye Katip