TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, ..... adresindeki fabrikasında davalı şirketin .....tesisat numaralı ticarethane elektrik aboneliği olduğu, Müvekkil şirketin adresi yazılı işyerinde tekstil işiyle iştigal etmekte olup; dünyanın önde gelen markaları olan ....., ....., .....ve .....isimli markalar için üretim yapmakta olduğunu, müvekkil şirkete ait işyerinde bildirimsiz Savur ilçesinde, Savur yakınında bulunan Ömerli ilçesinde ve bu iki ilçeye bağlı köylerde, sayısız 2-3 saatlik elektrik kesintilerinin yanı sıra .....-.....-.....tarihlerinde tüm gün süreyle (24 saat ve bazı günler diğer güne sarkacak şekilde) davalı şirket tarafından hiçbir bildirim yapılmaksızın elektrik kesintisi yapıldığını, söz konusu kesintilerin davalı şirkete bildirilmiş olduğunu ancak hiçbir geri dönüş alınamadığını, elektrik kesintilerinin davalı şirket tarafından önceden bildirilmemesi ve müvekkil şirketin kesinti yapılacağından haberi olmaması sebebiyle tüm çalışanlar servisleriyle işyerine getirilmiş olduğunu ancak 24 saati aşacak sürede gerçekleşen elektrik kesintisi nedeniyle üretim yapılamadığından tüm işçilerin bu kez yeniden servislerle evlerine gönderildiğini, çalışmamalarına karşın ücretlerinin tam olarak ödenmiş olduğu, yurt dışından alınan siparişlerin yetiştirilmesi için fazla çalışma planlandığını ve işçilere zorunlu olarak fazla mesai ücreti ödenmiş olduğunu, müvekkil şirketin söz konusu kesintiler neticesinde büyük zarara uğradığını, fabrikanın 1 günlük maliyetinin 1.115.494,20 TL olduğundan, 3 günlük maliyeti (1.115.494,20 x 3) 3.346.482,60 TL olduğunu, elektrik kesintisi yukarıda belirtilen tarihlerde 3 kez 24 saati aşkın şekilde gerçekleşmiş olduğunu ve müvekkil şirketin zararının takriben belirtilen tutara ulaştığını, tazmin edilmesi gereken zararın bu hesaplama yöntemiyle yapılması gerektiğini, ayrıca, elektrik kesintisi sebebiyle teknik olarak zarar gören ve tamir edilen cihazların tamir masraflarının da davalı kurum tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkil şirkette çalışanların işe giriş çıkışları parmak okuyucu/kart okuyucu cihazlarla kaydedilmekte olduğunu, belirtilen günlerde yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle bu cihazların arızalanmış olduğunu, cihazların düzeltilmesi bir tamir süreci gerektirdiğini, cihazların tamir edilmesi için 15.447,68 TL tutarında ödeme yapıldığını, cihazlar, davalı kurumun bildirimsiz elektrik kesintisi nedeniyle arızalandığından, tamir bedelinin de davalı kurum tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın .....tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikli olarak müvekkil şirkete karşı açılan dava dosyasına konu kesintilerden müvekkil şirketin sorumlu olabilmesi için buna dayanak kesintilerin yalnızca müvekkilden kaynaklanması gerektiğini, ekte sunulan arıza kaydına ilişkin iş emirleri ve arıza kayıtlarından anlaşılacağı üzere oluşan kesintilerin tamamı kısa süreli kesintiler ve mücbir sebeple oluşan kesintiler olduğunu ayrıca davaya konu olan .....nolu abone özel trafo postası olduğunu, bilindiği üzere özel trafoların bakım ve her türlü onarımı ile tesis sahibi ilgilenmekte olduğunu, olay tutanaklarına göre olay tarihinde meydana gelen arıza mücbir sebeplerden dolayı meydana gelmiş olduğunu, izah ettiği üzere müvekkilimiz şirketçe yapılan kesintinin planlı ve müvekkil şirketin insiyatifinde olmadığı şüphesiz olduğunu, müvekkil şirket, enerji kesintisini mümkün olan en kısa sürede giderebilmek adına ciddi gayret sarf etmektedir. Müvekkilimiz şirket arıza ve çalışma yaparken kullanıcıları mağdur etmemek adına yukarıda belirttiğimiz üzere arıza, ihbar yoğunluğu ve sırasına göre mümkün olan en kısa sürede mutlaka ilgili abonelere enerji vermekte olduğunu, müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun ve haksız fiilinin bulunmadığının, bölgedeki kaçak elektrik kullanım oranı düşünüldüğünde öngörülenden aşırı bir yükün hatlara bindirilmesi sebebiyle ne yazık ki hatlarda zaman zaman bu tür büyük arızaların meydana geldiğini, öngürülemeyen bir olay nedeniyle müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesinin haksız ve hukuk düzenine aykırı olacağını, davacı tarafın ekonomik olarak faaliyet gösterdiği nazara alındığında bölge şartlarını öngörerek gerekli önlemleri alması gerekirken, jeneratör kullanmaması sebebiyle dava konusu zarar oluştuğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetince alınan raporda; Davacı işletmenin riskleri önce gördüğü, ancak kesintilerin bildirimsiz ve ardışık olması nedeniyle alınan önlemlerin yetersiz kaldığı kanaatine varılmıştır. Bu koşullar altında, elektrik kesintilerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından tehlike yaratabildiği, çalışanların can güvenliğini tehdit eden durumlar oluşabileceği DEDAŞ kaynaklı bildirimsiz kesintilerin riskleri artırdığı değerlendirilmektedir. Kesintilerin iş güvenliği açısından riskler Doğurduğu, Elektrik sağlayıcı kurumun (DEDAŞ) önceden bildirim yapmadan gerçekleştirdiği kesintilerin, iş güvenliğini doğrudan veya dolaylı olarak olumsuz etkileyebileceği kanaatine varılmıştır. Davaya konu işletmede elektrik kesintilerinin yaşandığı 2023 yılı Mart ayında, davacı tarafın çalışanları/işçileri için katlandığı Sgk işçilik prim maliyetinin günlük 68.747,60 TL, ücret/'maaş maliyetinin günlük 245.598,71 TL, yemek maliyetinin günlük 12.872,53 TL ve servis/yol/taşıma maliyetinin günlük 66.656,66 TL olduğu ve bunların günlük genel toplamının 393.875,50 TL olduğu ve de bu bağlamda elektrik kesintileri sebebiyle 2023 yılı Mart ayında davacı tarafça davalı taraftan talep konusu yapılabilecek katlanılan günlük işletme
maliyetinin/giderinin 393.875,50 TL olacağı tarafımdan hesaplanarak tespit edilmiş olup, kanaatim bu yönde hâsıl olmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, ticari sözleşmeden kaynaklı elektrik kesintileri nedeniyle oluşan zararın giderimi istemli tazminat davasıdır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın, elektrik hizmet sözleşmesinin başlangıç tarihinden dava tarihine kadar 2023 yılı mart ayında 3 gün içinde belli aralıklar ile yaşanılan elektrik kesintileri nedeniyle üretim faaliyetlerinin sekteye uğraması sonucunda uğradığı zarar ve elektrik kesintisi sebebiyle davalı DEDAŞ tarafından ödenmesi iddiasına dayalı eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının iddia ettiği elektrik kesintileri haksız fiil niteliğindedir. Yargıtay içtihatlarına göre, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Dolayısıyla burada davacı ancak gerçek zararını talep edebilir.
Ancak burada yapılacak başvurular veya davalar ile ilgili ikili bir ayrım sözkonusudur; 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca, davacı taraf ancak 2013 yılından tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği .....tarihine kadar olan zararını talep edebilir. Bundan sonraki tarihlerde yaşanılan zararlara ilişkin olarak ise öncelikle EPDK ya başvuru zorunluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda ise yaşanıldığı iddia edilen elektrik kesintileri .....te olup davacı tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği .....tarihinden sonraki bir tarihte meydana gelen zararını talep ettiğinden ve bu tarih aralığının bilirkişi raporları ile sabit olduğundan öncelikle EPDK ya başvuru ön dava şartı haline gelmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde bu husustan bahsettiği gibi davacı tarafça da dava öncesinde EPDK ya başvuru yapıldığına dair herhangi bir beyan veya belgeyi dosyaya sunmadığı anlaşılmıştır.
Emsal nitelikteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli 2017/451 Esas 2019/6095 Karar sayılı ilamı ile; "...Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Somut olaya gelince; davacı kurum, bakım ve onarım sorumluluğunda bulunan Bozüyük - Kovalıca köy yolunun davalıların ağır tonajlı araçlar ile geçişleri nedeniyle tahrip olduğunu belirterek talepte bulunmuş; mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak yukarıda açıklanan kanuni düzenleme uyarınca, maliyet bedeline %30 ilave yapılarak belirlenen zarar miktarına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 55. ve 56. maddeleri cezalar üst başlığı altında idari yaptırımlar bölümünde düzenlenmiş olup eski hale getirme masraflarının % 30 fazlasına ilişkin bölüm, başlığından da anlaşılacağı üzere idari yaptırım niteliğindedir. Eylem haksız fiil niteliğinde olup davacı kurumun belirlenecek gerçek zararına hükmedilmelidir. Şu durumda, mahkemece gerçek zararın hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, idari para cezasına ilişkin kanuni düzenleme esas alınarak zarar miktarının belirlenmiş olması doğru görülmemiş, hükmün davalılardan .....Ltd. Şti ile ...... Tic. A.Ş. yararına bozulmasını gerektirmiştir..." gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Emsal niteliğindeki Diyarbakır BAM 4. HD 2022/1277 Esas ve 2025/783 Karar sayılı ilamı ile de açıkça "...Mahkemece yapılması gereken, davacının ancak gerçek zararını ve 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca, davacı taraf ancak 2013 yılından tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 31/12/2015 tarihine kadar olan zararını talep edebileceği hususu da dikkate alınarak, dosyayı en son raporu sunan beş kişilik heyete tevdi ederek davacının talep edebileceği gerçek zararını hesaplatmak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." şeklinde bozma ilamı uyarınca tarih aralığının net bir şekilde ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenler ile davanın 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca dava tarihi öncesinde EPDK ya başvuru şartının yerine getirilmeksizin dava açılması nedeniyle davanın ön dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca, davanın ön dava şartı yokluğu nedeniyle Usulden Reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan başlangıçta yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile 345,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından karşılanan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 1.000 TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İrat Kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim