TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP:
DAVACI :
VEKİLLERİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA: Alacak (Ayıplı İmalattan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/06/2023
KARAR TARİHİ: 16/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ayıplı İmalattan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin .....tarihli noter satış sözleşmesi ile dava dışı .....satın aldığı hususi kullanım amaçlı .....plaka sayılı .....model .....(.....) marka aracı satın aldıktan sonraki dönemde aracın motor kaputunda, sol ön çamurlukta, sol direkte, sol ön kapıda, sol arka çamurlukta vernik atması olduğunu fark ettiğini, durumu araç üreticisi olan davalı .....Otomotiv yetkililerine bildirdiğini, bayii yetkilisinin böyle bir şeyin mümkün olmayacağını ve aracın servise getirilmesini istemeleri üzerine müvekkilinin .....tarihinde aracının Diyarbakır İlinde .....servis hizmeti veren ...... Tic. Ltd. Şti. servisine götürdüğünü ve burada aracın boya ölçümlerinin yapıldığını, yetkili servis temsilcisi yapılan müvekkiline yapılan boya ölçümlerinin .....Müdürlüğüne gönderilerek araçtaki vernik atmasının fabrikasyon hatasından kaynaklanıp kaynaklamadığı noktasında bilgi vereceklerini söylediğini, yapılan boya ölçümleri sonucu müvekkiline şifahen, araçta meydana gelen vernik atmalarının fabrika hatası olduğu, aracın boyanması sırasında boya karışımında bir eksikliğin olduğu, nitekim .....model arabaların çoğunda böyle bir sorunun mevcut olduğunun söylendiğini, bunun üzerine müvekkilinin de aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiğini, bayi yetkilileri tarafından ise, aracın garanti süresinin bittiği, bu ayıba karşılık olmak üzere ücretsiz boyama ve 5.000 TL değer kaybı ödeme teklifinde bulunduklarını, miktarın az olması nedeniyle müvekkili tarafından teklifin kabul edilmediğini, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve aracın ayıplı olmasının satın alınan bayiden ve üretici firmadan kaynaklandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, .....plaka sayılı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde aracın ücretsiz onarımı ile araçta oluşan değer kaybına denk gelen tazminatın araç satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı .....Pazarlama ve Ticaret A.Ş. vekili, davaya konu .....plaka sayılı aracın ikinci el olarak .....tarihinde davacı adına tescil ettirildiğini, aracın satıcısının müvekkili şirketin acentesi olduğunu, müvekkili şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle yetkili mahkememin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından davaya konu edilen aracın ikinci el olarak satın alındığını, müvekkilinin aracın satıcısı olmadığını, davacının aracın dördüncü sahibi olduğunu, davaya konu aracın yetkili satıcı/distribütörünün .....Ticaret A.Ş. Olduğunu, bu durumda dava konusu aracın, üreticisi ve satıcısı olmayan ve huzurdaki dava ile hiçbir ilişkisi bulunmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımının dolduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın ilk tescil sahibinin bir şirket olduğunu, aracın iki yıldan fazla süre ile şirket aracı olarak kullanıldığını ve bu nedenle normalden daha fazla yıpranmış olabileceğini, iddia edilen ayıbın kullanımdan kaynaklı olabileceğinin açık olduğunu beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı .....Araçlar Ticaret A.Ş. Vekili, davacının aracı ikinci el olarak satın aldığını, davalıların satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, davalıların taraf oldugu bir svtış sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkilinin ve yetkili satıcının satış sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle davada tüketici işleminden bahsedilemeyeceğini, bu nedenle davacının tüketici sıfatı bulunmadığını, görevli mahkememin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, itirazları bakı kalmak kaydıyla aracın ilk tescil tarihi .....olup garantisinin .....tarihinde dolduğunu, TKHK.’nun 12. maddesi ve Garanti Belgesi Yönetmeliğinin 6. maddesi gereğince davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkil şirketin 2 yıllık yasal garanti süresine ilave olarak araçlarında boya garantisi için 1 yıl daha sunarak toplam 3 yıl garanti süresi verdiğini, bu aracın ilk tescil tarihi .....olup garanti süresinin .....tarihinde sona erdiğini, araçtaki vernik atmasının dış etkenlerden kaynaklı meydana geldiğinin tespit edildiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davanın .....tarihinde Diyarbakır Tüketici Mahkemelerine hitaben açıldığı, Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesinin .....tarih ve .....E.-.....K. Sayılı ilamı ile, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı kararı ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E.-.....K. sayılı kararı kararı emsal alınarak, dava konusu aracın ilk sahibinin ticari şirket olduğu, aracı mesleki ve ticari amaç için satın alması nedeniyle 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince tüketici sıfatını taşımadığı, aracı ilk defa satın alan şirketin ve davalının tacir olması göz önüne alındığında davanın nispi ticari dava mahiyetinde olduğu ve tüketici işleminden kaynaklanmadığı, 6102 sayılı TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticarî dava sayıldığı, tacirin halefi olan davacının ayıba ilişkin davasının Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkememize verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği, dosyanın davacı vekilinin süresinde gönderme talebi üzerine mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Dava, davacının .....tarihli noter satış sözleşmesi ile dava dışı üçüncü kişiden satın aldığı .....model araçta meydana geldiği iddia edilen vernik atmasının imalat hatasından kaynaklandığından bahisle aracın ithalatçısı ve ilk satıcısı olduğu iddia edilen davalılara yöneltilmiş aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde ücretsiz onarım ve değer kaybı istemine ilişkindir.
Davaya konu edilen .....plaka sayılı aracın Noterler Birliğinden celbedilen tescil bilgileri incelendiğinde; aracın ilk olarak .....Kiralama .... Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen faturalı satışa istinaden .....tarihinde .....ve Tic. Ltd. Şti. adına trafik tescil işleminin yapıldığı, .....tarihli noterde gerçekleştirilen satış sözleşmesine işlemine istinaden .....adına tescilinin yapıldığı, .....tarihli noterde gerçekleştirilen satış sözleşmesine istinaden .....adına tescilinin yapıldığı ve .....tarihli noterde gerçekleştirilen satış sözleşmesine istinaden davacı adına tescilinin yapıldığı, trafik tescil bilgilerine göre aracın ilk tescil tarihinden itibaren her kayıt maliki nezdinde ki kullanım amacının hususi olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, aracın ilk sahibi ticari bir şirket olup, aracı mesleki ve ticari amaç için satın alması nedeni ile 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici sıfatını taşımamaktadır. Bundan sonraki temlikler tüketici sıfatını taşıyan kişilere yapılsa da tüketici sıfatını taşımayan temlik edenin kullanamayacağı hakkı temlik alan da kullanamaz. Aracı ilk defa satın alan şirket, aracı ticari ve mesleki amaçlı olarak satın aldığı ve haliyle 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici olmadığı için, aracı sonradan satın alan davacı da 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sayılamayacaktır. Nitekim Tüketici Mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi mahkememizce de benimsenmiştir. Öte yandan, davaya konu edilen aracın kullanım amacının hususi olduğu ve davacının satın aldığı aracı bireysel amaçlı kullandığı da dosya kapsamında sabittir. Davacının tacir olduğuna yönelikte dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu halde, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiden ikinci el olarak satın alınan aracın imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasıyla akidi olmayan ilk satıcı ile aracın ithalatçısı olduğu iddia edilen davalılar aleyhine açılan ve tüketici işlemi bulunmadığı, dolayısıyla Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığı kabul edilen davada, görevli mahkemenin tayininde, aracı ilk satın alan kişi ile satıcı bayi arasındaki ilişkiye göre mi, yoksa, elde ki davada tarafların sıfatına göre belirlenecek mahkememin mi esas alınması gerekir.
Her ne kadar davaya konu aracı ilk satın alan şirket ile satıcı bayinin tacir ve aralarındaki ilişkinin nisbi ticari dava olduğu kabul edilerek mahkememize görevsizlik kararı verilmiş ise de, eldeki davada mahkememizce uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkememin tayininde tarafların sıfatı esas alınarak, davaya konu aracın kullanım amacının hususi olduğu, davacının aracı bireysel amaçlı kullandığı ve davacının tacir olmadığı gözetilerek uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kabul edilmiştir.
Nitekim benzer uyuşmazlıklarda, Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin ilk itiraz olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine döndükten sonra verilen Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....E.-.....K. sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .....Dairesinin .....E.- .....K. sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin .....E......K. sayılı, .....E.-.....K. sayılı ve .....E.-.....K. sayılı ilamlarında, gerçek kişi tarafından ikinci el olarak satın alınan ve imalat hatasına dayalı ilk satıcı ive/veya ithalatçı aleyhine açılan davalarda, ilk satın alanın şirket olması nedeniyle sonraki maliklerin tüketici sıfatına haiz olamayacağı, bu nedenle de uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığı kabul edilen hallerde görevli mahkemenin tayininde tarafların sıfatı esas alınarak uyuşmazlıkların çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Aksine uygulama, örneğin; aracı bayiden bireysel kullanım amaçlı ilk satın alan gerçek kişi tarafından aracın tüzel kişi tacire satışının yapılması ve tüzel kişi tacir tarafından aracın kayıt maliki iken imalat hatasına dayalı olarak ilk satıcı ve ithalatçı aleyhine açtığı davalarda uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde yorum yapılmasına sebebiyet verecektir ki, bu da gerek 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesinde tanımlanan tüketici işleminin tanımı ile, gerekse tarafların sıfatı ile bağdaşmayacaktır. Açıklanan nedenlerle, tüketici işlemi bulunmayan ve malvarlığına ilişkin açılan davada, mahkememizce davaya konu aracın kullanım amacının hususi olduğu ve davacının tacir olmadığı, bu haliyle de davanın nisbi ticari davanın koşullarını taşımadığı gözetilerek uyuşmazlığın çözümünde Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmiş ve bu yönde görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
KatipHakim