TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/02/2024
KARAR TARİHİ : 06/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ait .....nolu police numarası ile Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunan, ruhsatı .....adına kayıtlı olup .....yönetimindeki .....plaka sayılı araç .....tarihinde saat .....sıralarında Diyarbakır ili, Bağlar İlçesi, Yenihal Caddesinde seyir halinde kontrolsüz bir şekilde önünde seyretmekte olan ruhsatı davacı .....adına kayıtlı, sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı araca arkadan çarpması sonucu maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın oluşumunda .....plakalı araç sürücüsü .....tramer sonucuna göre %100 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak olan araçta oluşan değer kaybının kaza tarihi itibari ile işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .....plakalı araç müvekkil şirket nezdinde .....poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile .....- .....tarihleri arasında sigortalıdır. Poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyalarından alınan raporlar hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığını, ayrıca ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurmak, Yargıtay tarafından hükmün eksik inceleme ürünü olarak değerlendirilmesine sebebiyet verdiğini, bu nedenle kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yukarıda arz olunan sebeplerle davanın reddi, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen aracın sürücüsünün kusuruna dayalı meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasara bağlı oluştuğu ileri sürülen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, poliçede araç başına maddi tazminat limitinin 120.000,00 TL olarak belirtildiği, dosya içeresinde yer alan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre .....tarihinde davaya konu kazanın meydana geldiği, dava açılmadan önce davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine değer kaybına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık;davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, gelmiş ise miktarı ile faiz türü ve başlangıcına ilişkin olduğu tespit edildi.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir.
Mahkememize sunulan .....tarihli trafik bilirkişi raporunda özetle; "Dosya muhteviyatında bulunan tüm bilgi, belge ile Olaya Dair İrdeleme, Analiz ve Tespitler başlığı altında yaptığım analiz çalışması doğrultusunda, tüm bu veriler birlikte kaza yerinin konumu ve mahal şartları nazara alınarak yukarıdaki hususlar muvacehesinde trafik kazası kusur oranı kapsamında değerlendirildiğinde; Kazalı .....(sürücü/.....): Yukarıda sayılan hususlar kapsamında 26700 (vüzde/yüz) oranında “KUSURLU” olduğu, Kazalı .....“KUSURSUZ" olduğu" mütalaa edilmiştir. Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan .....plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurla olduğu, davacının anılan kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun olmadığı kabul edilmiştir.
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir.
Anılan ilkeler doğrultusunda makine mühendisi tarafından hazırlanan raporda özetle; "Dava dosyası kapsamında yaptığı incelemelere göre; .....Plakalı .....Model ....Model Aracın , .....tarihli kazası sonrası
tamiratının mümkün olacağı anlaşılmış olup, tamirat, boya ve tramer
kaydı kaynaklı , aracın tamiratı sonrası ikinci el piyasa değerinden 40.000,00 TL değer kaybına
uğrayacağı" mütalaa edilmiştir. Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davacının değer kaybı zararının 40.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Davalı sigorta şirketi, sigortalısının kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, tespit edilen değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur. Buna göre tüm dosya kapsamı ile dava değer artırım dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacının talep edebileceği değer kaybı miktarının 40.000,00 TL olduğu, .....tarihli celsede davacı vekilinin dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğu gözetilerek belirlenen ve kabul edilen tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 40.000,00 TL değer kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2- Kabul edilen bedel 40.000,00 üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 2.732,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL ve sonradan yatırılan 682,00 TL ıslah harcın düşümü ile eksik kalan 1.622,8 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 427,60 başvuru harcı olmak üzere toplam 855,2 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından 66,00 TL tebligat ve posta masrafı ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 5.066,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim