TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Ticari Alım Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı ile birçok kez iletişime geçilmeye çalışılmasına rağmen çek bedeline ilişkin müvekkili şirket alacaklı olması nedeniyle işbu davanın açılması zaruriyeti hasıl olduğunu, davalının müvekkili şirket ile .....tarihinde yapılan anlaşma gereğince müvekkili şirket tarafından davalıya .....tarihinde nakit 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, .....bank.....Şubesine ait ....., .....ve .....Seri Numaralı ve toplam 400.000,00 TL bedelli avans çekleri teslim edildiğini, akabinde .....tarihinde 100.000,00 TL nakit avans ödemesi yapıldığını, müvekkili şirket tarafından toplam; peşin avans ödemesi ve avans çekleri kapsamında 700.000,00 TL kapsamında anlaşma yapıldığını, müvekkili şirket ile davalı ticari faaliyetleri kapsamında anlaşma yaparak peşin ödemeler ve avans çekleri karşılığında ürün alım/satımı konusunda anlaştığını, ancak davalı tarafından işbu hususa riayet edilmeyerek son ürün siparişinin teslim edilmeyeceği şifahen bildirildiğini müvekkili şirketin davalı adına keşide ettiği çekin tahsili yoluna gidildiğini ancak müvekkil şirket peşin ödemeler ve avans çekler kapsamında cari hesapta alacaklı konumda olup davalı tarafından ürün teslim edilmeyeceği bildirilmesine rağmen haksız olarak .....vade tarihli avans çekin-kıymetli evrakın tahsil yoluna gidildiğini olup müvekkil şirketin zararına neden olduğunu, arz ve izah olunan sebepler ile, davanın kabulüne, müvekkili şirketin .....bank.....Şb. ait .....vade tarihli 200.000,00 TL bedelli .....Seri Numaralı çekin 147.331,12 TL yönünden davalı tarafından tahsil edilmesi nedeniyle müvekkili şirket davalıdan 147.331,12 TL alacaklı olup davalı tarafından müvekkili şirkete 147.331,12 TL'nin ilgili çekin vade tarihinden itibaren ticari avans faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket dava dilekçesinde müvekkili şirket ile .....tarihinde yapılan anlaşma gereğince davacı şirketin müvekkili şirkete 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, .....Şubelerine ait .....ve .....Seri Numaralı toplam 400.000,00 TL bedelli avans çekleri teslim edildiğini belirtildiğini, kabinde 100.000,00 TL nakit avans ödemesi yapıldığını iddia ettiğini, sonraki süreçte müvekkili şirkette 147.331,12 TLlik bir bedel fazlalığı oluştuğunu dile getirdiğini, bu durum tamamen hakikat dışı ve mevcut durumu yansıtmadığını, hali hazırda müvekkili şirket ile davacının arasında taş ve mermer satışına yönelik bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan ilk anlaşmada müvekkil şirketin vereceği taş ve mermerlerin ödemelerinin %30 Nakit %70 çek olacak şekilde bir anlaşma olduğunu, davacı şirket verilen ödemeleri zamanında yerine getirmediğini, sonradan yaptığı ödemeye karşılık ise müvekkili şirket ile normal olarak yeni bir fiyat endeksine göre satış konuşulduğunu ve bu minvalde anlaşıldığını, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında görülen ticari ilişkide mallar teslim edildiğini herhangi bir alacak verecek ilişkisi kalmadığını arz ve izah edilen sebeplerde, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkil adına arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında gerçekleşen satış sözleşmesi gereğince davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan avans ödemelerinden kaynaklı davacı şirketin davalıdan bakiye alacak talep edilip edilemeyeceği faiz miktarı ve türü etrafında toplandığı anlaşıldı.
Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3)
Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır.
Bu kapsamda; Mahkememizin .....tarihli celse ara kararı gereğince ticari defterlerinin bulunduğu mahali bildiren davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılıp yapılmadığının dolayısı ile delil niteliğine haiz olup olmadığı, davaya konu edilen sözleşme kapsamında ödemelere ve faturalara istinaden davacının ticari defterlerinde ödeme kaydının olup olmadığının varsa ödeme miktarı ve ödeme tarihinin bildirilmesi var ise dayanak belgenin ibrazı, buradan varılacak sonuca göre davacının bakiye alacağı olup olmadığı, tarafların ticari defterleri arasında farklılık var ise farklılık arz eden kayıtların tespiti ve dayanaklarının ibrazı hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan .....tarihli raporda sonuç olarak; "Davacı tarafın ticari defterlerinde yapılan incelemeler sonucunda;
Davacının Ticari defterlerini usulüne uygun olarak e-defter olarak beyan ettiği,
envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabileceği,
davalı tarafından kesilen faturaların davacının resmi defterlerinde kayıtlı olduğu,
faturaların e-arşiv fatura olarak kesildiği,
davalının davacıya borcunun dava tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında 147.331,12
TL olduğu,
davalı tarafından kesilen toplam 4 fatura bedelinin toplam tutarı olan 552.668,88
TL karşılığı davalının eft ve çek olarak toplamda 700.000 TL ödeme yaptığı,
çeklerin bedellerinin davalı tarafından vadelerinde tahsilinin yapıldığı,
tarafların hukuki yorum gerektiren iddia, savunma ve delilleri ile diğer taleplerinin Mahkemeye ait
olacağı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. İlgili raoprdaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu gözetilerek ilgili tespitler hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce davalının borca itirazı nazara alınarak tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce HMK 220/3 ve 222 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı tarafa, karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari kayıtlarına itibar edileceği, davacının iddia ettiği hakkın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulacağı hususunda ihtar yapılmış, usulüne uygun ihtarata ve verilen süreye rağmen davalı taraf, ticari defterlerini bilirkişi incelemesine esas olmak üzere sunmamış, bulunduğu yeri de bildirmemiştir.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan SMM bilirkişisinin raporunun, yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle; davacının e-defterlerin açılış ve kapanış onayları yapıldığı görüldüğünden davacının uyuşmazlık dönemine ilişkin ticari e-defterlerinin davacı lehine delil
mahiyetinde olduğu, taraflar arasında alım satım sözleşmesi olduğuna ilişkin ihtilafın bulunmadığı, davalının yapılar avans ödemeleri sonrasındaki süreçte ilgili sözleşmedeki fiyat endeksinin güncellenmesi nedeniyle fazla yapılan bir ödemenin ve bu nedenle davacının bakiye alacağının bulunmadığına yönelik iddiasının davacı tarafından kabul edilmediği ve ilgili iddianın davalı tarafından sunulan deliller kapsamında ispat edilemediği ilgili fiyat güncellemesi hususunda uyuşmazlık miktarı itibariyle tanık dinletilemeyeceği, bu kapsamda fiyat güncellemesine ilişkin anlaşmanın davalı tarafından ispat edilmediği, davacının davalı arasında akdi ilişkiden kaynaklı bakiye alacağının mevcut olduğu, buna göre davacının davalıdan ödemiş olduğu avans ödemesine nedeniyle bakiye 147.331,12 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla asıl alacak miktarları üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
G.D:Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ İLE; 147.331,12 TL'nin .....tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2- Kabul edilen bedel 147.331,12 üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 10.064,18 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.516,05 TL harcın düşümü ile eksik kalan 7.548,13 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 2.516,05 TL peşin harç ve 427,60 başvuru harcı olmak üzere toplam 2.943,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından 78,00 TL tebligat ve posta masrafı ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 3.078,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim